18 yıl önce bugün; 26 Şubat 1992 yılında, ağır silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri, 366. Rus Motorize Birliğinin de desteğiyle, Hocalı'ya baskın düzenlemiş, tüm dünyanın gözü önünde insanlık dışı bir vahşet işlemiştir. Bu katliamda700 civarında masum insan, uyku esnasında tavuk boğazlanır gibi katledilmişti. Daha sonra Türk ve dünya basınında katliamla ilgili çıkan fotoğraflarda, işlenen insanlık dışı vahşetin tam bir "soykırıma yönelik olduğu" anlaşılmıştır. Özellikle kafasından kurşunlanarak infaz edilenler, gözleri oyulan, kafaları parçalanan çocuklar, aynı aileden guruplar halinde öldürülenler, canını kurtarmaya çalışırken topluca kurşunlananlar ve de tank paletleri altında ezilenler Esir alınanların ve kaybolanların sayısı ise tam olarak bugüne kadar bilinememektedir.
Hocalı; Azerbaycan'ın Karabağ bölgesinde Askeran ile Hankendi arasında bulunan ve stratejik önemi yüksek bir yerleşim bölgesidir. Aynı zamanda Fergani'den göçe zorlanan Acara Türkleri ile Ermenistan'dan şiddet kullanılarak çıkarılan Türklerinde yaşadığı bir yerdir. Karabağ bölgesindeki tek havaalanı burada olup, demiryolu da buradan geçmektedir.
Elbette ki, Hocalı başta olmak üzere dağlık Karabağ'daki Ermeni işgallerinin temel sebebi; bölgedeki hâkimiyet kavgasıdır. Ermenileri bugüne kadar maşa olarak kullanıp, Azerbaycan'ın stratejik ham madde kaynaklarını ele geçirmek isteyen ABD, Rusya ve Avrupa; bu cinayetlerin ve Dağlık Karabağ'daki işgalin gerçek sorumlusudurlar. Çünkü Kafkasya bölgesini, özellikle de Azerbaycan'ın stratejik mevkiini irdelediğimizde, "kapalı kapılar" ardındaki bu ittifak sahiplerinin hangi sebeple 150 yıldır Ermenileri kışkırttıkları ve Azerbaycan'ın başına bela ettikleri de ortaya çıkmış olur. Bugün ambalajı değişik fakat hedefleri değişmeyen, kendilerince tarihte yarım kalmış hesabı sonuçlandırmak isteyenler, bölgeyi ele geçirip, üzerinde askeri, ekonomik ve idari hâkimiyet sağlamak niyetindedirler.
Bu anlamda, Kafkasya'nın jeopolitik durumunu en iyi yansıtan ülke Azerbaycan'dır. Nedeni şu ki; Kuzeyde İran'la, güneyde Rusya ile sınırı olan Kafkasya; Hazar'ın kıyı komşusudur. Türkiye'yi doğu ve kuzey doğusunda olması, ayrıca Türkistan'a geçişte bir köprü konumunda olması, önemini bir kat daha artırmaktadır. Kafkasya'nın aynı zamanda Rusya'yı, İran'ı ve Çin'i kontrol eden konumunu en iyi yansıtan ülke ise; Azerbaycan'dır. Azerbaycan; Rusya, İran ve Türkiye'yle komşu olup, Hazar kıyısı ülkesi olarak özel bir jeopolitik öneme haizdir. Ayriyeten doğal kaynaklar itibariyle de, diğer cumhuriyetlerde olmayan stratejik üstünlüğe maliktir. Ermenistan'ın ise; Gürcistan, Azerbaycan ve Türkiye arasında sıkışması sebebiyle, bu üç ülkenin toprakları üzerinde "Büyük Ermenistan" ideolojisi gereğince toprak talep ettiği bilinmektedir. Bu hayati derecede önemli hususları göz önüne getirdiğimizde; Azerbaycan'ın uğradığı toprak işgalinin ve Hocalı'da olduğu gibi çeşitli köy ve kentlerde Azerbaycan Türklerine karşı işlenen soykırım vahşetinin, perde arkasını görmek mümkündür.
Hülasa; Unutmayalım ki bugün, Ermeniler tarafından yurdundan sürülmüş, bir milyon "kaçkın", her türlü sağlık ve eğitim imkânlarından yoksun, yokluk ve yoksulluk içinde perişan bir halde yaşamaktadır. Her fırsatta Ermenilerin Anadolu'da 1. Dünya savaşı esnasında soykırıma uğradığı yalanına başvuran Ermeniler; üzerinden henüz 18 sene geçmiş olan Hocalı soykırımını itiraf etmek, işgal ettikleri topraklardan çekilmek zorundadır. Ermenistan, Türkiye üzerindeki toprak taleplerinden, soykırım yalanından vazgeçmedikçe, işgal altında tuttukları Dağlık Karabağ'dan çekilmedikçe, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerde verilecek her bir taviz tamamen, "bir teslimiyet ve ihanettir."
26 Subat 1992 yilinda Azerbaycan'in Daglik Karabag Bölgesinde cok sayida Azerbaycanli soydasimiz öldürülmüstür..Bu kanli olay tarihe Hocali Soykirimi olarak gecmistir..Ermenilerin yaptigi bu insanlik disi katliam tarihe kanli sayfalarla yazilmis ve insanlarin beyninede kazinmistir..
Bu mesele sadece Azerbaycanimin degil Azerbaycan Türklerine degil Tüm Türklere yapilmis bir katliam ve kara lekedir...
Ve en önemlisi günümüzde catlak sesler cikarip ermeni soykirimindan bahsedeneler bunun savunmasina gecenler önce Hocali Soykiriminin hesabini vermelidirler!!
Hocalı da hayatini kaybetmis tüm soydaslarima Allah'tan rahmet diliyorum.
Ve duyarliligin icin tsk ediyorum Babacan abim...Ve azerbaycanli olarakta milletim adina bu hassasiyetinden dolayi tesekkürü borc bilirim
Hocalı katliamı ve Irak seçimleri
Rus-Ermeni işbirliği sonucu gerçekleştirilen Hocalı katliamı yapılalı 18 sene oldu. 26 Şubat 1992 gecesi resmi rakamlara göre 613 silâhsız Azeri kardeşimiz katledildi. Türke yapılan bütün soykırımları unutmamak ve unutturmamak zorundayız. Sözde soykırımlarla suçlandığımız ve belirli tarihlerde ısıtılıp ısıtılıp önümüze konan dayatmaları bertaraf edebilmek için asıl soykırımcıları teşhir etmek zorundayız. Dağlık Karabağ toprakları hâlâ Ermeni işgali altındadır. Türk söz konusu olduğunda insan hakları, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı hemen unutuluyor. Hıristiyan haçlı taassubu 2000'li yıllarda zirveye ulaşmış durumdadır.
Türke yönetilen bir soykırım da 1950'lerden itibaren Irak'ta Türkmen kardeşlerimize yöneltilmiştir. Yüzlerce kardeşimiz şehit edilmiştir. Şimdi Irak 5-7 Mart tarihleri arasında seçime gidiyor. Demokrasinin olmadığı, can ve mal güvenliğinin bulunmadığı, ABD işgali altındaki bu ülkede demokrasi yok ki seçim olabilsin. Bu seçim, oyalama ve ayrıştırma seçimidir. Irak'taki sorun Türkiye'nin güvenliği ile ilgilidir. Barış ve istikrarın dinamitlendiği, her gün onlarca insanın katledildiği bir yerde seçim anlamlı olamaz. Kerkük'ten zorla ayrılmak durumunda bırakılanlara da rey hakkı tanınmalıydı. Herhalde bizimkiler Amerikalılardan izin alamadı. TBMM bir gözlemci heyeti oraya gönderecek mi? Bu yolda bir teşebbüs var mı yok mu bilmiyoruz. Sözde insan hakları ile ilgili bazı kuruluşlar burası ile ilgilenmezler; çünkü orada Türk gerçeği var. Türk onlara batar.
Irak'a demokrasi gelecek ise; Türkmenleri ve Türkçe'yi hesaba katan eski anayasaya dönülmelidir. Türkiye demokrasinin gelmesini istiyor ise bugüne kadar yaptığı yanlışlardan vazgeçmelidir. Habur kapısını gerektiğinde kapatır. Yeni Ovacık kapısını açar. İncirli'yi ABD kontrolüne bırakmaz. Türkiye'nin iş dünyasını küçük hesaplar uğruna Kuzey Irak'a yatırım yapmaktan alıkoyar. Ancak, çıkarlarımıza uygun bir anlaşma olursa buna müsaade eder. Oraya elektrik satmaz, Süleymaniye ve Erbil'e uçak seferlerine müsaade etmez. Mersin'de ve diğer yerlerde faaliyet gösteren Barzani şirketlerini önler. Beylikdüzü'ndeki Tatilya Eğlence Merkezini Erbil'e götürmez. Çeşitli suç şebekelerini iyi takip ederdi. Irak politikasını başkalarına havale ederseniz bunların hiçbirini yapamazsınız. Beyan ve politikalarınız da devamlı değişir. Bir dönem Irak'ın toprak bütünlüğünü savunursunuz; ancak size dayatıldı mı Kuzey Irak yönetimini muhatap alırsınız. Bu takdirde, siyasi inisiyatif kullanamazsınız. İnisiyatif; kapasiteli, sahasında uzman, milli davalarına bağlı, ilkeli kimseler tarafından kullanılabilir. Eğer bunlardan yoksunsanız; size zaten bunu kullandırmazlar.
1987'de Kerkük'teki Türkmen nüfus şehir nüfusunun %73'ü idi. Türkiye ne ölçüde etkili olabildi ki bu nüfus bugün azınlığa düştü. Türkiye'de Türkmenlerin dernek ve vakıflarının sayısı oldukça fazladır. Yabancıların işine gelecek bir ufalanma söz konusudur. Ancak, Türkiye'nin de bunları ciddi bir birleştirme niyeti pek görülmemektedir.
Şimdi bunlar bir tarafa; Irak göstermelik bir seçime gidiyor. Türkmen kardeşlerimize düşen görev mutlaka sandığa gitmek ve küçük hesaplar peşinde koşmamaktır. Birlik ve bütünlüğü koruyabilmek ve duygusallıktan uzaklaşabilmektir. Türkiye'de yaklaşık 25.000 oy bulunmaktadır. Yurt dışı oyların Erbil'de değerlendirilecek olması da bir takım endişeleri davet etmektedir. Türkiye Erbil'de konsolosluk açarak Irak'ın toprak bütünlüğünü hiçe saymıştır. Şimdi yurtdışı oylar Erbil'de değerlendirilecektir. Türkiye aslında Kerkük'te bir konsolosluk açabilmeliydi. Herhalde izin çıkmadı. Irak'ta Türklerin varlığı tartıştırılıyor. Türkiye'nin gündemi değiştiriliyor. Sivil darbeler ve Türkiye'yi Türkiye yapan değerler sistemli bir şekilde tahrip edilip değiştirilirken garip açılımlar ve TSK karşıtı senaryolar gündeme oturtuluyor. Bizler başka işlerle uğraşırken dost ve müttefikler malı götürüyor, Orta Doğu'da kendi çıkarlarına uygun bir ortam yaratıyor.
Ermeni milislerin 25-26 Şubat 1992'de Yukarı Karabağ'ın Hocalı kentinde sivil halka yönelik yaptıkları katliamda hayatını kaybedenler, dünyanın dörtbir yanında törenlerle anıldı. ABD'nin New Yort eyaletindeki Birleşmiş Milletler (BM) binasının önünde protesto gösterisi düzenlendi. Amerika Azerbaycanlılar Derneği (ASA), Amerika Azerbaycanlılar Konseyi (AAC) ve Genç Türkler Derneği tarafından düzenlen gösteriye katılanlar Hocalı katliamını ellerindeki pankartlarla kınayıp kurbanları andılar. ASA Başkanı Tomris Azeri, "Hocalı'da adalet istiyoruz" dedi. Azeri, Hocalı'da Ermenilerin yaptıklarının Azerbaycan tarihinin en kara sayfalarından biri olduğunu belirtti.
Bakü büyükelçiliğinde anma
Hocalı'daki Ermeni zulmü Avusturya'nın başkenti Viyana'da da protesto edildi. Azerbaycan Diaspora Cemiyeti'nin kent merkezinde kurduğu bilgilendirme standında, Hocalı katliamına ilişkin belgeler dağıtıldı, katliamı protesto eden bir bildiri de ziyaretçilerin imzasına açıldı. Cemiyet başkanı Orhan Çiftçi, açtıkları bilgilendirme standında, katliama ilişkin görsel ve yazılı bilgileri Avusturya halkına iletmek istediklerini belirtti. Türkiye'nin Bakü Büyükelçiliğinde ise Hocalı katliamında hayatını kaybedenleri anma töreni düzenlendi. Törende, Bakü Devlet Üniversitesi öğretim üyesi Nesiman Yagublu, katliamda hayatını kaybedenler anısına hazırladığı sinevizyon gösterisini sundu. "Ermeniler Hocalı katliamında çocuk, kadın demeden masumları öldürdü" diyen Yagublu, yaşananların vahşet olduğunu vurguladı. Türkiye'nin Bakü Büyükelçisi Hulusi Kılıç da Hocalı katliamında yaşananların insanlık dışı olduğunu belirtti.