Hababam Sınıfı Askerde Sinema Metni

Son güncelleme: 22.03.2010 17:26
  • Hababam Sınıfı Askerde sinema filmi - Hababam Sınıfı Askerde skeçleri
    HABABAM SINIFI

    Askerde

    Eser
    RIFAT ILGAZ

    Senaryo : Kemal Kenan Ergen


    SAHNE 1 OKUL BAHÇESİ / DIŞ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Sabah Bahçe kapısı genel
    Öğrenciler, ikişerli, üçerli gruplar halinde okul bahçesine girmektedirler
    Fondan, maç yapmakta olan Hababamcılar'ın sesleri duyulmaktadır
    RABARBA SES - Bırak, bana bırak!.. İleri, ileri abicim!.. Burdayım! Hüoop!..
    BEBERUHİ SES - Bana da pas verin lan, ayrımcılık yapmayın!..
    Bahçeyi genel görürüz
    Hababamcılar maç yapmakta, kalabalık bir öğrenci ve öğretmen topluluğu ise ilgiyle onları izlemektedir Bu arada Din Öğretmeni Niyazi Bayır'ın hakemlik yaptığı görülür.
    Diğer kalede ise Kimya Öğretmeni Sazan Kamil vardır
    Takım arkadaşları (Kenan, Psiko, Sebastian), Beberuhi'ye yok muamelesi yaparak kendi aralarında paslaşmakta, diğer takımdakiler (Emre, Ercüment, Kermit) ise topu kapmaya çalışmaktadırlar
    Bu sırada Beberuhi ısrarla takım arkadaşlarından pas istemeye devam etmektedir
    BEBERUHİ - Bi pas verin be!.. Pas bi bee!.. Boştayım galiba lan, versenize!.. Burdayım lan pas verin Bi pas verin beya!..
    Bi pas bee!.. Pas bi be!.. Pas bee!..
    Bir süre sonra Kenan bıkkın bir sinirle topu Beberuhi'ye atarak
    KENAN - Al ulan al! Pas pas pas, poker oynuyoruz sanki!..
    Beberuhi, topu zar zor stop eder ve topa bakmaya devam ederek, sevinçle
    BEBERUHİ - Aaa teşekkürler!.. (Kenan'a) Hayatımda ilk kez bir pas alıyorum
    Emre'nin topu kapmak için Beberuhi'ye doğru hareketlendiğini gören Kenan, telaşla
    KENAN - Tamam lan, ver şimdi geri!..
    BEBERUHİ - Neyi?..
    KENAN - Versene oğlum! Bak geliyo, kapıcak lavuk!..
    BEBERUHİ - Hangi lavuk?..
    KENAN - (Sinirlice) Laaan!..
    Beberuhi paniklemiştir, Emre'nin iyice yaklaşmasının da etkisiyle paniği artar
    ve eğilip, topu eline aldıktan sonra telaşla Kenan'ın yanına götürür
    BEBERUHİ - Tamam kızma Kenan Abi. Getiriyodum zaten
    Beberuhi topu Kenan'ın eline tutuştururken, Niyazi düdüğü çalar ve penaltı noktasını işaret ederek
    NİYAZİ - Tövbe estağfrullah, penaltı!..
    Rakip takımdakilerle birlikte Beberuhi'nin de sevindiği görülür
    Bu sırada Emre gülerek yanlarına gelir ve topu Kenan'ın elinden alarak
    EMRE - Ver abi ver. Mersi
    Emre penaltı atışını kullanmaya giderken, Kenan, neşe içindeki Beberuhi'ye tokat atar
    KENAN - Sen ne seviniyosun angut?..
    Bu sırada Psiko araya girer ve Kenan'ın elini tutarak
    PSİKO - Dur lan, vurma çocuğa
    Ve sonra Beberuhi'nin boğazına yapışıp, sıkmaya başlar. Sakince
    PSİKO - Boğul bakiim!.. Boğul, boğul...
    Emre topu penaltı noktasına dikerken, kaledeki Sazan Kamil'in pozisyon aldığı görülür
    Ercüment, penaltı atmaya hazırlanan Emre'nin yanına gelerek
    Bu arada arka planda Psiko'nun Beberuhi'yi boğazlamaya devam ettiği görülür
    ERCÜMENT - Matkap bırak ben atıyım lan, riske girmeyelim.
    EMRE - Ne diyosun oğlum, ne riski?..
    ERCÜMENT - Bebek yüzlü futbolcular penaltı atamıyo abi. Devid Bekım'ın halini hatırlasana.
    EMRE - Saçmalama lan çekil şurdan Sazan Hoca'ya da penaltıdan gol atamıyosak bırakalım bu işleri
    Emre birkaç adım geri gider ve sonra yukarı doğru bakıp, Kamil'i kandırmaya çalışır
    EMRE - Aaa o ne öyle, kuş mu geçiyo?!.
    Kamil durması gereken yöne arkasını döner ve merakla yukarı bakarak
    KAMİL - Kuş mu? Hani nerde?..
    Ve bu sırada Emre koşarak gelir, topa vurur... Ancak top kalenin oldukça üzerinden auta gitmiştir
    Seyirci alkışlar Sazan Kamil ve Kenan birbirlerine sarılırlar
    Psiko, Beberuhi'yi boğazlamayı bırakır ve onlar da sevinçle birbirlerine sarılırlar
    Ercüment ise Emre'nin yüzüne tükürür gibi yaparak, sinirle
    ERCÜMENT - Tüh! Allahın beybi feysi!..
    Bu arada seyircilerden biri topu Sazan Kamil'e atmıştır Kamil topu alıp aut atışı yapacağı yere koyar ve gerilirken, takım arkadaşlarına eliyle ileri gitmelerini işaret eder
    KAMİL - İleri! İlerii!..

    SAHNE 2 BEDRİ ODA / İÇ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Bedri masasında oturmuş, bir yandan manikür, bir yandan da cilt bakımı yaptırmaktadır;
    hemen arkasında ayakta duran CB. Kız, yüzüne beyaz bir maske sürmektedir.
    Bedri'nin başı arkaya yaslanmıştır ve gözlerinin üstünde birer dilim salatalık olduğu görülür
    Kısa süre sonra eline belli ki törpü batar ve acıyla elini çekerek, M.Kız'a
    BEDRİ - Aağh! Yavaş olsana be manikürcü kız!
    M. KIZ - Ay afedersiniz Bedri Bey. İsteyerek olmadı.
    BEDRİ - Bi daha olmasın. (Tehtidkar) Valla pediküre geçeriz haa!
    Manikürcü Kız telaşlanır ve manikürü daha dikkatli yapar Bedri diğer Kız'a
    BEDRİ - Bana bak cildiyeci, kırışıklıklar gidecek değil mi?
    CB. KIZ - Zamanla hepsi gidecek Bedri Bey merak etmeyin.
    BEDRİ - Zamanla oluşacak yeni kırışıklıklar ne zaman gidecek peki?..
    CB. Kız, donuk bir ifadeyle Bedri'ye bakarken, top camı kırarak içeri girer, Bedri'nin başına çarpar.
    BEDRİ - Ağh! Kafam!..
    Bedri'nin başından seken top, odada ne kadar kırılacak şey varsa hepsini kırar ve sonra
    Bedri'nin kucağına gelir, konar

    SAHNE 3 OKUL BAHÇESİ / DIŞ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Bedri'nin oda penceresini dışarıdan görürüz Cam kırıktır
    Bedri, elinde topla ve yüzünde beyaz maskeyle pencerede belirir Öfkeyle
    BEDRİ - Kim attı ulan bunu?!.
    Pencereye bakmakta olan bahçedekileri görürüz
    EMRE - Aaa Bedri Bey, yüzünüze nooldu?!.
    BEDRİ - Önce ben sordum, kim attı bu topu?!.
    ERCÜMENT - Valla biz atmadık babacım.
    BEDRİ - Yalan söyleme zangoç!.. Kim attı bunu diyorum?!.
    Kamil ürkek bir ifadeyle elini kaldırarak
    KAMİL - Zangoç doğru söylüyor Bedri Bey, ben attım.
    BEDRİ - (Şaşkın) Sazan Hoca?!.
    KAMİL - Evet efenim, maalesef benim.
    Bedri bu sırada Niyazi Bayır'ı da görür ve daha şaşkın
    BEDRİ - Anaa! Niyazi Hoca?!.
    NİYAZİ - (Elini kaldırarak) Burdaa!..
    BEDRİ - E pes yani! Yuh yani. Valla bravo yani! Ne diyeceğimi bilemiyorum
    PSİKO - Belli oluyo
    Habbamcılar güler Bedri sinirle
    BEDRİ - Kapa çeneni manyak herif!.. (Diğerlerine) Siz de kesin gülmeyi aptallar! Hayatınız kaydı haberiniz yok.
    KENAN - Niye yaa?!. Camı biz kırmadık ki
    BEDRİ - Ne farkeder hayvanat? Siz kırmadınız ama sizin yüzünüzden kırıldı!.. Bahçede top oynamayı yasaklamadım mı lan ben size?!. Haa?!. Yasaklamadım mı?!.
    BEBERUHİ - O-hoo hem de kaç kere yasakladın Bedri Bey Amca.
    Hababamcılar yine güler
    BEDRİ - Madem yasakladım o zaman ne işiniz var ulan bahçede?!. Dersiniz yok mu sizin?..
    EMRE - Var canım, olmaz mı. Zaten o yüzden bahçedeyiz.
    ERCÜMENT - Dersimiz Beden Eğitimi babacım. Fakat biliyosun ki öğretmenimiz geçen hafta firar ettiydi.
    BEDRİ - Eee?
    PSİKO - Eesi, biz de mecburen kendi bedenimizi kendimiz eğitiyoruz işte Bedricim.
    Hababamcılar güler
    BEDRİ - Yaa demek öyle?!.

    SAHNE 4 BEDEN ODASI / İÇ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Hababamcılar yanyana dizilmiş, sırıtarak Bedri'ye doğru bakmaktadırlar
    Kiminin üzerinde eşofman, kiminin üzerinde ise FB forması olduğu görülür
    BEDRİ SES - Bundan sonra Beden Eğitimi derslerinize ben giricem
    Ercüment sırıtmaya devam ederek, hafif endişeli
    ERCÜMENT - Böyle girmiyceksin heralde dimi Baba?
    Bedri, Hababamcılar'ın önünde sağa sola volta atarak konuşmaktadır
    Üstünde aerobik taytı, streç kolsuz tişört vs vardır
    BEDRİ - Ne var, beğenemedin mi gerizekalı?..
    Ercüment sırıtmaya devam ederek
    ERCÜMENT - Yok canım, estağfrullah
    KERMİT - Tam tersine, fazla bile beğendik hocam.
    KENAN - Evet yani taş gibisiniz maaşallah.
    Gülerler
    SEBASTİAN - Keşke sırtınız da açık olsaydı.
    Yine gülerler Bedri, Sebastian'ı kulağından tutar ve kapıya doğru götürerek
    BEDRİ - Keşke sen kendi sınıfında olsaydın şopar (Kıçına tekme atar) Hadi bakiim yürü! Go hom!..
    Sebastian kaçarak giderken Hababamcılar gülmeye devam etmektedir
    Bedri umursamaz bir ifadeyle volta atmaya ve konuşmaya devam eder
    BEDRİ - Siz de açın, kıçınızla alay edin ahmaklar Şu halinize bakın. Doğu Bloku ülkelerinden kaçmış atletlere benziyosunuz Biraz akıllı olun evladım. Dünya değişti. Duvarlar yıkıldı. Zamanı yakalamak lazım. Böyle Macar gülleciler gibi dolaşarak bi yere varamazsınız
    Emre, Ercüment'in kulağına eğilerek
    EMRE - Yakında tanga da giyer lan bu.
    ERCÜMENT - Giyiyo ki zaten.
    EMRE - Hadi len atma.
    ERCÜMENT - Valla giyiyo oğlum. Elegan takılıcam diye hepten sapıttı haberiniz yok.
    Bu sırada Bedri, spor aletlerinin yanına gelmiştir
    BEDRİ - Evet, değişim başlıyor yamyam herifler. Futbolu unutun. Artık cim modası var.
    PSİKO - Bu cim, Cimbom'un cim'i değildir inşallah?..
    BEDRİ - Ne alakası var Antoni Hopkins. Futbolu unutun dedik dimi. Bundan sonra aletli jimnastiğe takılacaksınız
    Birbirinden asortik spor aletlerini göstererek
    BEDRİ - Eşşek yüküyle para verdim bu cihazlara. Gerçi kendim için almıştım ama bari sizin de işinize yarasın
    KENAN - Cim mim bize gelmez be hocam. Böyle frapan aletler delikanlıyı bozar
    BEBERUHİ - Ayrıca biz de onları bozarız zaten. Nasıl kullanacağımızı bile bilmiyoruz.
    Gülerler
    BEDRİ - Merak etmeyin cahil herifler. Nasıl kullanacağınızı ben size göstericem
    Hemen yanında duran çok fonksiyonlu ağırlık aletini işaret ederek
    BEDRİ - Mesela bu görmüş olduğunuz alet, ağırlık çalışması içindir (Alete oturur) Buraya oturulur, (Kollarını açıp, iki yandaki yerlere sokup, tutar) buradan tutulur, (Kollarını zar zor kapatır) böyle kapatılır
    Fakat bu sırada alet hızla geri gidince, Bedri'nin kolları hızla iki yana doğru açılıp, geriye yapışır
    BEDRİ - Aaağh!.. Ve böyle aniden geri açılır
    Hababamcılar güler Bedri telaşla aletten kalkarak bir başkasının yanına giderken,
    kolları anormal bir şekilde geriye doğru durmaktadır (Klasik Aydemir Akbaş yürüyüşü gibi)
    BEDRİ - Evet, bu kadar ağırlık çalışması kafi Biraz da kros treyning yapalım
    BEBERUHİ - Kros neyning?
    BEDRİ - Treyning cüheyla, treyning
    Bedri aletin üzerine çıkarak
    BEDRİ - Söylemesi zor ama kullanması kolay bir alettir
    Aletin didon kısımlarını tutar ve sağ eliyle sağ ayağını ileri itmek ister
    BEDRİ - Böyle yapıyorsunuz
    Ancak dengesini kaybeder ve iki elini birden ileri iter. Doğal olarak ayakları da geriye kaymış, öne doğru ve yere paralele yakın bir şekilde kalakalmıştır
    BEDRİ - Ağh! Böyle kalıyorsunuz
    Hababamcılar gülerken Bedri aletten inmeyi zar zor başarır ve ayağa kalkarken pişkin bir ifadeyle.
    BEDRİ - Neyse bu kadar gülmece yeter. Hadi şimdi biraz da spor yapalım
    Bu kez pencerenin önünde durmakta olan koşu bantının yanına gelmiştir
    Koşu bantının arkası pencereye doğru durmaktadır
    BEDRİ - Unutmayın hımbıl herifler, sporun temeli koşmaktır. (Banta çıkar) Koşamayan bir sporcu, coşamayan klabıra benzer.
    Aletin kumanda göstergelerine bakarak
    BEDRİ - Burdan bi yerden açılıyo olması lazım.
    Emre yanına gelir ve aletin düğmesine basarak, çalıştırır
    EMRE - Siz daha iyi bilirsiniz ama şu düğme galiba.
    Bant yavaşça dönmeye, Bedri de ufaktan koşmaya başlar
    BEDRİ - Hah. Evet. Afferim
    Aleti kullanabilmenin verdiği sevinçle
    BEDRİ - İşte bu kadar basit... Ne demiş atalarımız, ran Forıst ran!.. Hehehe!..
    Bu sırada Hababamcılar çaktırmadan yaklaşır ve koşu bantının iki yanına dizilirler
    ERCÜMENT - En fazla kaç yapıyo bu alet babacım?..
    BEDRİ - Sen kaç yaparsan o da o kadar yapıyo yavrucum.
    KENAN - Peki siz en fazla kaç yapıyosunuz Hocam?
    BEDRİ - Valla gençliğimde seksenle viraja girdiğimi bilirim.
    KERMİT - Hadi yaa, şu anda kaç yapıyosunuz peki?..
    Bedri yine bilinçsizce göstergelere bakınır
    BEDRİ - Bilmem, burada bi yerde yazıyo olması lazım.
    Emre göstergeye bakarak, hafif alaycı
    EMRE - Vay be, saatte sekiz kilometre.
    Diğerleri güler
    ERCÜMENT - Eh bu yaşta gene fena değil valla.
    BEBERUHİ - Duran bi arabadan çok daha hızlı.
    Yine gülerler Bedri bozulmuştur. Sinirle, Beberuhi'ye
    BEDRİ - Size göstermek için yavaş koşuyorum heralde angut. İstesem burda patinaj bile çekerim
    PSİKO - Afedersiniz ama bok çekersiniz.
    Hababamcılar yine güler Bedri hırslanmıştır
    BEDRİ - Tamam ulan. (Emre'ye) Aç bakim şunu
    Emre hız düğmesini çevirebildiği kadar çevirirken
    EMRE - Hay hay, memnuniyetle
    Daha Emre'nin lafı bitmemiştir ki bant aniden hızlanır
    ve Bedri neye uğradığını bile anlamadan geriye doğru hızla fırlayıp, bantın üzerinden uçar
    BEDRİ - Allahıım!..
    Bedri'nin geri geri uçarak çerçeveden çıktığını görürüz
    Hemen ardından cam kırılma sesi duyulur
    Diğerleri gülerken, Beberuhi takdir eden bir ifadeyle pencereye bakarak
    BEBERUHİ - Vay be, hakketten seksen yapabiliyomuş
    Son karede, insan şeklinde kırılmış haldeki cam vardır. Çizgifilmlerdeki gibi
    Ve fondan Hababamcılar'ın güldüğü duyulur

    SAHNE 5 OKUL BAHÇESİ / DIŞ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Beden odasının penceresi yakın Camcı ve çırağı pencereye yeni bir cam takmaktadırlar
    Fondan Bacaksız'ın sesi duyulmaktadır
    BACAKSIZ SES - Hihehehe!..
    Hababamcılar bahçenin ortasında, yanyana duran sandalyelerde oturmaktadırlar; soldan sağa, Kenan, Ercüment, Emre, Psiko ve Beberuhi şeklinde Üstlerinde birer berber önlüğü vardır
    ve her birinin arkasında bir Berber durmaktadır. Bizimkiler endişeli ve keyifsizdir Bacaksız karşılarında durmuş, pis pis gülmeye devam etmektedir
    Derken Bedri hafif topallayarak görüntüye girer. Sadist bir keyifle gülerek
    BEDRİ - İntikam vakti geldi kelaynaklar!..
    ERCÜMENT - Baba bu yaptığın yasal değil biliyosun dimi?..
    BEDRİ - Yasa mı? Hahaha! Sen yasalardan ne anlarsın kriminal herif?!.
    EMRE - Bak sonra uyarmadı deme Bedri Bey. Saçıma dokunursan seni Milli Eğitim Bakanlığı'na şikayet ederim.
    Diğer Hababamcılar da onaylar
    RABARBA - Ben de!.. Ben de!.. Ben de!.. Ben de!..
    BEBERUHİ - Ben de şikayet ederim!..
    BEDRİ - Kimi kime şikayet ediyosunuz ulan?
    BEBERUHİ - Seniii (Emre'ye) Hangi bakanlıktı lan?..
    Bedri cebinden sepya - eski bir kağıt çıkararak
    BEDRİ - Be aptal adamlar, be cahil adamlar, böyle mükemmel bir intikam tezgahladıysak, yasal zeminini de hazırlamışızdır heralde dimi?
    KERMİT - O da nedir?..
    BEDRİ - Tevhid-i Tedrisat Kanunu'dur. Ne şirin öyle değil mi?.. Bakın üstelik tam da size göre bir maddesi var. (Kağıttan okuyarak) Mekteplerdeki erkek talebelerin saçları üç numara kesilecektir
    ERCÜMENT - Üç numara ne demek ki?
    BEDRİ - Eşşek traşı demek. Hehehe. (Berberlere) Hadi bakiim berberler, Allah ne verdiyse dalın arkadaşlara!..
    Berberler ellerindeki traş makinelerini kaldırır ve tam traşa başlayacakları sırada fondan Sebastian'ın sesiyle duraksarlar
    SEBASTİAN - Duruun!..
    Herkes Sebastian'a doğru bakar Sebastian koşarak Bedri'nin yanına gelir
    SEBASTİAN - Benim de saçımı kesemezsiniz!..
    BEDRİ - Senin saçını kesmiyoruz ki zaten salak.
    SEBASTİAN - (Ağlamaklı) Ama haksızlık bu!..
    BEDRİ - Sebastian defol git başımdan evladım, valla saçını başını yolarım senin
    Bedri yine topallayarak Hababamcılar'a doğru yaklaşır ve berberlere
    BEDRİ - Kesim başlasın. Hücuuum!..
    Berberler Hababamcılar'ın saçlarını kesmeye başlar Bedri okula doğru döner ve yüksek sesle
    BEDRİ - Hani alkış?!. Hani alkış?!.
    Pencerelere doluşmuş halde olayı izlemekte olan diğer öğrencileri ve öğretmenler alkışlamaya başlarlar Bu arada Bedri de alkışlamakta ve berberleri gaza getirmektedir
    BEDRİ - Kesin kesin! Elinizi korkak alıştırmayın!.. Hehehehe!..
    Berberler hunharca saçlarını keserken bazı Hababamcılar'ın ağlamakta olduğu görülür
    Kenan hem ağlamaklı hem öfkelidir Yüksek sesle Bedri'ye
    KENAN - Bunun intikamını almazsam bana da Kötü Kenan demesinler!..
    BEDRİ - Merak etme demezler zaten. Bundan sonra sana dense dense en fazla Keltoş Kenan denebilir. Hehehehe!..
    Bedri cebinden bir puro çıkarır ve keyifle yakarken, tekrar Hababamcılar'ı görürüz
    Kenan ağlamaya başlamıştır Ercüment de ağlamaklı bir ifadeyle Kenan'a
    ERCÜMENT - Ağlama lan. Zaten yeterince madara olduk herkese
    Lafı biterken o da ağlamaya başlar ve diğer yanındaki Emre'ye dönerek
    ERCÜMENT - Naapıcaz lan Matkap?!.
    EMRE - Dehşet verici bi intikam alıcaz. Başka şansımız yok.
    PSİKO - Kulağına kaşık sokalım. Anca ödeşiriz
    Beberuhi dehşetle Psiko'ya bakarak
    BEBERUHİ - Çorba kaşığı mı?!.
    PSİKO - Farketmez çay kaşığı da olur.
    EMRE - Saçmalamayın lan psikopat mıyız biz?..
    PSİKO - (Şaşkın) Değil miyiz?..

    SAHNE 6 KİMYA LABORATUARI / İÇ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Sazan Kamil deney setinin önünde durmuş, tüpleri birbirine boşaltmakta, güya deney yapmaktadır.
    Kapı açılır, içeri Ercüment, Emre, Kenan ve Beberuhi girerler Saçları üç numaradır
    ERCÜMENT - Kolay gelsin Hocam.
    KAMİL - Ooo çocuklar. Hoşgeldiniz.
    EMRE - Hoşbulduk Hocam.
    KAMİL - (Kafalarına bakarak) Sanki daha iyi oldu böyle yahu. Vallahi yüzünüz gözünüz açıldı haa
    KENAN - Noolur bari siz dalga geçmeyin Hocam yaa.
    KAMİL - Dalga geçmiyorum evladım. Kısa saç iyidir. Bak mesela ben yirmibeş senedir kelim ama şimdiye kadar hiç bi sakıncasını görmedim.
    ERCÜMENT - (İmalı) Olmuştur bi sakıncası da, belki sen farkında değilsindir Hocam.
    Diğerleri gülünce Kamil de güler
    KAMİL - Eee hayırdır?.. Bayram değil seyran değil, niye geldiniz siz kimya laboratuarına?..
    EMRE - Kimyasal bi problemimiz var da, size danışalım dedik Hocam.
    KAMİL - (İlgiyle) Kimyasal mı? Ne gibi?..
    Ercüment cebinden kravatını çıkarıp, gösterir. Kravatın ortasında büyükçe bir delik vardır
    ERCÜMENT - Buyrun, bunun gibi
    KAMİL - Aaa, nooldu bu kravata böyle?
    ERCÜMENT - Reçel döküldü.
    KAMİL - Reçel mi? Haydaa, ne biçim reçelmiş o öyle?..
    BEBERUHİ - Çilek reçeli.
    Kamil şaşkınca Beberuhi'ye bakarken, Emre kravatı alır ve Ercüment'i işaret ederek
    EMRE - Bu salak kahvaltı ederken üstüne reçel döktü de. Biz de leke çıksın diye ilaç sürdük Hocam.
    Kamil artan bir ilgi ve merakla kravatı alıp, bakarak
    KAMİL - Leke ilacı mı yaptı bunu?
    ERCÜMENT - He yaa ne saçma dimi?..
    KAMİL - Niye saçma olsun evladım. Her kimyasal şeyin mantıklı bir şeyi vardır. (Kravata bakarak) Nasıl bir ilaçtı bu? Rengi, kokusu filan?..
    ERCÜMENT - Renksiz, kokusuz, tatsız, tuzsuz, tipsiz bişeydi.
    Kamil mikroskoba gözünü dayayarak
    KAMİL - Hımm. Folifolik asittir. İyi ki elinize filan dökülmedi.
    EMRE - Döküldü Hocam, bişey yapmadı kendisi.
    KAMİL - Hadi yaa, o zaman hümonik asittir.
    KENAN - Hümonik mi?
    KAMİL - Evet, daha insancıldır. Sadece kumaşa zarar verir, deriye bişey yapmaz
    Hababamcılar sevinçle birbirlerine bakarken Beberuhi gülerek
    BEBERUHİ - Afferim, delikanlı asitmiş

    SAHNE 7 BEDRİ ODA / İÇ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Oda kapısı genel Fondan kapı tıklaması Kısa bir es ve sonra tekrar kapı tıklaması
    Ardından kapı yavaşça açılır ve Ercüment başını içeri uzatarak
    ERCÜMENT - Babacım?!. (Sırıtarak) Aaa demek burada değilsin.
    Kapıyı tamamen açar ve arkasındakilere girmelerini işaret ederek
    ERCÜMENT - Buyrun, hoşgeldiniz
    Ercüment önde, Emre, Kenan ve Beberuhi arkasında içeri girerler ve sessiz adımlarla masanın arkasına geçerler Emre cebinden asit şişesini çıkarırken, heyecanlı bir sevinçle
    EMRE - Bir insana bundan daha büyük pislik yapılamaz heralde.
    Asiti koltuğa dökmek üzereyken Ercüment telaşla
    ERCÜMENT - Dur!..
    EMRE - (Durur) Ne? Nooldu?!.
    ERCÜMENT - Ya koltuğu eritirse?..
    EMRE - Eritmez oğlum, görmüyo musun deri bu
    Asiti koltuğa dökerken bu kez Kenan'ın sesiyle duraksar
    KENAN - Dur!..
    EMRE - Gene ne var be?!.
    KENAN - Ben dökeyim mi lan noolur? İntikam için yemin etmiştim.
    EMRE - Tamam, al dök hadi
    Kenan asit şişesini alır, büyük bir keyifle koltuğa dökecekken bu kez Beberuhi
    BEBERUHİ - Dur!..
    KENAN - (Duraksar) Ne?!.
    BEBERUHİ - Bakalım duracak mısın diye merak ettim.
    Kenan ürkütücü bir ifadeyle Beberuhi'ye öfkeyle bakarken, Emre sabırsız bir telaşla
    EMRE - (Kenan'a) Oğlum döksene şunu artık. Yakalanıcaz lan
    Kenan asiti koltuğa dökmeye başlar
    KENAN - Oooh! Artık ölsem de gam yemem
    Kenan asiti koltuğa dökmeye devam ederken, Sebastian koşarak odaya girer
    ve hiç duraksamadan açık haldeki pencereye doğru giderken
    SEBASTİAN - Deli Bedri geliyo desem ya!..
    Sebastian pencereden çıkarken, diğerleri de telaşla onun peşinden gider ve pencereden çıkarlar
    RABARBA - Aha sıçtık!.. Eyvah!.. Kaç abi kaç!.. Çabuk, çabuk!..
    En son Beberuhi de çıkar
    Hemen ardından Bedri ve Camcı odaya girerler İkisi de pek keyiflidir
    BEDRİ - Gel bakalım camgöz Hüseyin. Bu benden alacağın son haraç olucak.
    CAMCI - (Yalandan) İnşallah Bedri Abi.
    Bedri masanın arkasına geçer ve koltuğuna otururken
    BEDRİ - Asilere öyle bi ceza vermişim ki artık bırak cam kırmayı, pencereden bakmaya bile cesaret edemezler. Hahaha
    Pencereden içeriye bakmakta olan Hababamcılar'ın kafalarını görürüz. Pervaza tutunmuşlardır
    CAMCI SES - Valla ne diyim, senden korkulur Bedri Abi.
    Son karede Bedri'nin oturduğu koltuğu yakın plan görürüz
    BEDRİ SES - Korkulur tabi. Bize haybeden Deli Bedri demiyolar. Hehehe. Buyur, al yüzelli kaymeni.
    CAMCI SES - Bereket versiin!..
    BEDRİ SES - Gözüne dizine dursuun!..

    SAHNE 8 OKUL BAHÇESİ / DIŞ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Akşam Okul çıkışı Öğrenciler ve öğretmenler okuldan çıkmaktadırlar
    Hababamcılar'ın yatakhane penceresinde beklemekte olduklarını görürüz
    Derken Sebastian bina kapısından koşarak çıkar ve pencerenin altına gelip, Hababacılar'a.
    SEBASTİAN - Efil efil geliyo der mişim!..
    Sebastian bir ağacın arakasına saklanırken, Hababamcılar güler ve heyecanlı bir merakla kapıya doğru bakmaya başlarlar Bedri kapıdan çıkmaktadır O'nun arkasından gelenlerin gülmekte olduğu görülür Bedri'nin keyfi yerindedir ve arkasından gelip, gülerek yanından geçenlere o da sırıtarak selam vermektedir Yatakhane penceresinin altında bulunan arabasının yanına giderken Bedri'yi arkadan görürüz; ceketinin alt kısmı ve pantalonu daire şeklinde erimiştir, tanga giymiş olduğu görülmektedir
    Bu sırada fondan neşeli bir darbuka solo başlar
    Arabasının kapısını açarken, yanından geçenlerin fazlaca gülmekte olduğunu farkeder.
    Önce kendi üstüne başına, daha sonra "Neye gülüyor bunlar?" diye arkasına dönüp, bakar ve penceredeki Hababamcılar'ı görünce, herkesin onlara güldüğünü zannedip, aklınca dalga geçer...
    BEDRİ - Afferim ulan dazlaklar. Sayenizde bütün okul biraz eylenmiş oldu. Hahaha!..
    Hababamcılar'ın da gülmesi üzerine aynı alaycı ifadeyle söylenerek arabasına biner
    BEDRİ - Yazık. Bir de gülüyolar pişkin pişkin. Ben olsam intiharın eşiğine gelirdim vallahi. Hehehe!..
    Bedri arabasıyla giderken, okul bahçesindekiler ona bakıp gülmeye devam etmekte,
    o da sırıtarak (ve eliyle) onlara selam vermektedir

    SAHNE 9 OKUL - YATAKHAN / İÇ / GECE
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Bir önceki sahnedeki darbuka solo devam etmektedir
    İstanbullu Sedat darbuka çalmakta, Dozer göbek atmaktadır
    Diğerleri yataklarında uzanmış -ya da oturmuş- keyifle izlemektedirler
    Darbuka solo biter, Dozer alkışlar arasında yatağına yığılır.
    RABARBA - Helal İstanbullu!.. Bravo Dozer!.. Oynak Dozer!..
    PSİKO - Allah razı olsun Bedri kardeşimizden. Gene güzel eylendik sayesinde.
    ERCÜMENT - Babam diye söylemiyorum, bu kez gerçekten çok güzel madara oldu adamcağız.
    EMRE - Eee, öyle her bulduğu modaya uyarsa böyle olur işte.
    Gülerler
    EMRE - Ne zaman farketti acaba çok merak ediyorum.
    KENAN - İnşallah eve girdikten sonra farketmiştir.
    ERCÜMENT - Şimdi yatağına yüzüstü uzanmış, ağlıyodur denyo.
    Gülerler Ercüment endişeli bir ifadeyle devam eder
    ERCÜMENT - Bu arada bi de intikam yeminleri ediyodur tabi.
    KERMİT - (Daha endişeli) Yarın ağzımıza sıçacak.
    KENAN - (Keyifle) Ne güzel, işimize gelir.
    BEBERUHİ - (Şaşkın) Hakketten mi?..
    KENAN - Tabi oğlum, misilleme yapsın ki, bizim de daha büyük bi intikam almak için fırsatımız olsun.
    EMRE - (Keyifle) Sonra o bize bi pislik daha yapsın, sonra biz daha iğrenç bişey yapalım
    PSİKO - (Daha keyifli) Bu böyle sonsuza dek sürüp gitsin
    Gülerler
    ERCÜMENT - (Hafif endişeli) Hadi yatıp uyuyalım artık lan. Yarın kimbilir ne ceza vericek lavuk. Bari biraz dinlenmiş oluruz.
    KENAN - Doğru valla. En kötüsüne hazırlıklı olmak lazım.
    Emre kendisine en uzaktaki yatağın arkasında - yerde yatmakta olan Sebastian'a
    EMRE - Sebastian şimdi hiç uğraşamıycam, şu ışığı kapatsana be gülüm.
    SEBASTİAN - Hay hay, kapatayım gitsin.
    Diğerleri yatma hazırlığı yaparken, Sebastian kalkar ve Emre'nin yanına gelip,
    (Emre'nin hemen yanındaki) düğmeye basarken geçme

    SAHNE 10 OKUL BAHÇESİ / DIŞ / GECE
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Yatakhane penceresi genel Işık söner
    BEBERUHİ SES - Herkese iyi uykulaar!..
    Fondan bir horlama sesi duymaya başlarız
    BEBERUHİ SES - İyi uykulaar dedik lan, kereste misiniz?
    Fondaki horlama sesine yenileri katılır
    BEBERUHİ SES - Uyudunuz mu lan hakketten?
    Işık yanar ve Psiko'nun sakin ama ürkütücü sesini duyarız
    PSİKO SES - Abi şu çay kaşığını versene!..
    BEBERUHİ SES - (Panikle) Kızma Psiko Abi, ben de uyukluyodum zaten.
    Işık tekrar söner Fondaki horlama seslerine yenileri eklenir ve volüm yavaş yavaş artar
    Bir süre sonra gece güne döner; sabah olmuştur Horlama sesleri devam etmektedir

    SAHNE 11 OKUL - YATAKHANE / İÇ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Hababamcılar horlaya horlaya uyumaktadırlar Ercüment'i yakın görürüz; kan ter içinde uyumakta, sanki kabus görüyormuş gibi mimikler yapmaktadır Kısa süre sonra fondan kapının sertçe açıldığını duyarız. Hemen ardından Askeri İnzibat Subayı'ın sert sesi
    SUBAY SES - Koğuuuş kaaaalk!
    ERCÜMENT - (Panikle uyanır) Haa?!. Ne?!. Annecim!..
    Kapıya doğru bakar ve dehşetle irkilir
    ERCÜMENT - Aman ya Rabbicim!..
    İnzibat Subayı kapının girişinde durmuş, sert bir ifadeyle bakmaktadır Elinde telsiz vardır
    İçeri dalmış olan inzibat erleri ise uyumakta olan Hababamcılar'ı uyandırmaktadırlar
    AS.İZ. RABARBA - Kalk!.. Kalk!.. Hoop uyanın beyler!..
    Hababamcılar uyanmaya başlar Şaşkındırlar
    HB. RABARBA - Aaaa!.. Bu da nedir?!. Nooluyo yaa?!. Aman diyim?!.
    AS.İZ. RABARBA - Kalkın!.. Toparlanın!.. Herkes giyinsin! Çabuk!..
    Hababamcılar neye uğradıklarını şaşırmışlardır
    Subay, telsizle daha üst rütbeli bir başka subayla konuşur
    SUBAY - Toplu halde askerlikten kaçan şahısları yakaladık Komutanım. Tamam.
    Telsizden üst rütbeli 2.Subay'ın sert sesi duyulur
    2.SUBAY SES - Getirin. Tamam.
    SUBAY - Emredersiniz . Tamam.
    2.SUBAY SES - Tamam. Tamam.
    SUBAY - Tamam tamam tamam
    Ercüment ağlamaklı bir ifadeyle Subay'a
    ERCÜMENT - Hocam bi saniye yaa, biz daha öğrenci sayılırız
    Subay, Ercüment'i kaale bile almaz ve erlerden birine Ercüment'i işaret ederek
    SUBAY - Şunu susturun. Sonra da kaldırın, giyinsin
    ASKER - Emredersin Komutanım!.. (Ercüment'i kolundan tutup, kaldırarak) Sus! Kalk! Giyin! Oyalanma!..
    Ercüment telaşla kalkarken, Emre ağlamaklı bir sinirle yanındakilere
    EMRE - Ulan Bedri, yaktın bizi.
    BEBERUHİ - (Aynı ifadeyle) Bizi de

    SAHNE 12 OKUL BAHÇESİ / DIŞ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Askeri inzibatlar, Hababamcılar'ı büyükçe bir askeri kamyonun arkasına bindirmektedirler
    Hababamcılar'ın arasında henüz tamamen giyinememiş olanlar vardır
    Bu arada diğer öğrenciler, öğretmenler ve Deli Bedri olayı izlemektedirler
    Bedri çok keyiflidir Yanında durmakta olan öğretmenlere (Kamil, Yusuf ve Niyazi)...
    BEDRİ - Hehehe!.. Bizde bu ordu varken memlekete hiç bişey olmaz vallahi arkadaşlar.
    NİYAZİ - Amin efenim.
    YUSUF - Çok şükür.
    Sebastian da Hababamcılar'la birlikte kamyona doğru yürümektedir. Kendikendine
    SEBASTİAN - Allahım nedir bu başımıza gelenler!..
    Bedri, Sebastian'ı işaret ederek, Subay'a
    BEDRİ - Şurdakinin askerlik çağı henüz gelmedi komutanım. Kendini yaşlı zannediyo gerzek
    Subay, Sebastian'ın yakınındaki askerlerden birine, Sebastian'ı işaret ederek
    SUBAY - Şunu ayırın!..
    ASKER - Emredersin Komutanım (Sebastian'ı kolundan tutup, diğerlerinden ayırır) Ayrıl! Serbestsin!..
    Sebastian daha ağlamaklı (Bu sahnede Sebastian'ı bir daha hiç görmeyiz)
    SEBASTİAN - Allahım nedir bu başıma gelen!..
    Kamyona doğru götürülmekte olan Ercüment, ağlamaklı bir sinirle Bedri'ye
    ERCÜMENT - Baba niye yaptın bunu?!.
    BEDRİ - Şimdi anlatması uzun sürer evladım. Yemin töreninde fotoğrafını çekmeye gelirim, o zaman konuşuruz.
    Hababamcılar ağlamaklı ifadelerle kamyona binerlerken,
    Bedri, pencerelere doluşmuş halde olayı izlemekte olan diğer öğrencilere
    BEDRİ - Hani tezahürat?!. Hani tezahürat?!.
    Öğrenciler ve öğretmenler hep birlikte tezahürata başlarlar
    KORO - En büyük askerler bizim askerler! En büyük askerler bizim askerler! En büyük askerler bizim askerler!
    Hababamcılar ağlayarak kamyona binerlerken, Bedri'nin de tezahürata katıldığını,
    Yusuf'un bu sesten ürktüğünü, Kamil'in duygulanıp ağladığını, Bayır Niyazi'nin ise
    dua ettiğini görürüz

    SAHNE 13 ASKERİ KAMYON ARKASI / İÇ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Fondan, Özgün Film Müziği'nin askeri bandoyla çalınmış versiyonu
    Askeri kamyonun arkasında oturmakta olan Hababamcılar'ın gözünden,
    kamyonun açık kısmını ve arka planda okul binasını - kalabalığı görürüz
    Çerçevenin iki yanında birer askeri inzibat durmaktadır
    Okul binası yavaş yavaş uzaklaşırken, Bedri ve diğerleri kameraya doğru elsallamaktadırlar
    Araç okul bahçesinden çıkarken, Bacaksız'ın kapının yanında durmuş gülmekte olduğu görülür
    O da kameraya doğru elsallayarak
    BACAKSIZ - Hihehehe! Hayırlı teskereler!.. Genel Kurmay Başkanım'a selam söyleyin. Hihehehe!..
    Hababamcılar askeri kamyonun arkasında karşılıklı oturmaktadırlar
    Berbat bir haldedirler
    KENAN - Adi Bedri, resmen ispiyon etmiş bizi.
    ERCÜMENT - Demek saçlarımızı o yüzden kestirdi alçak. Meğerse askere gönderecekmiş
    EMRE - Bu kadar ileri gidebildiğine inanamıyorum.
    BEBERUHİ - (Gülerek) Onaltı ay sonra okkalı bi intikam alırız artık dimi lan?!.
    Kenan ağlamaklı bir ifadeyle yutkunarak
    KENAN - Onaltı ay mı?!.
    BEBERUHİ - Yoksa onsekiz miydi?
    Kenan ve diğerleri ağlamaya başlarlar
    Ercüment ağlamaya devam ederek, kamyonun girişinde durmakta olan askerlerden birine
    ERCÜMENT - Asker Abi nereye götürüyosunuz bizi?
    ASKER - Adam etmeye
    Ercüment ve diğerleri daha çok ağlamaya başlarlar

    SAHNE 14 OTOYOL / DIŞ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Fondan bir önceki sahnedeki müzik ve Hababamcılar'ın ağlama sesleri devam eder
    Önde Subay'ın ve askerlerin bulunduğu diğer araç, hemen arkasında ise Hababamcılar'ın bulunduğu kamyon, askeri bölge boyunca uzanmakta olan şehirlerarası yolda ilerlemektedirler
    Derken nizamiye görüntüye girer Araçlar nizamiyenin kapısından askeri bölgeye girerler

    SAHNE 15 KARARGAH BİNASI ÖNÜ / DIŞ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Fondan bir önceki sahnedeki müzik ve Hababamcılar'ın ağlama sesleri devam eder
    Er Dursun'un gözünden, askeri araçların karargah binası önüne gelişini görürüz Araçlar Dursun'un yanında durur Subay arabadan inip, giderken, kamyonu işaret ederek Dursun'a
    SUBAY - Sabit'e götür. Gereğini yapsın
    DURSUN - Emredersin Komutanım!..
    Kamyonun arkasından önce askerler iner, sonra Hababamcılar'a inmeye başlar
    Kamyondan inenler şaşkın ve ürkek ifadelerle etrafa bakınırlarken yanlarına Dursun gelir
    DURSUN - İkili sıra olun bakem!..
    Hababamcılar şaşkın bir telaşla ikili sıra olurlarken, Sebastian'ın kamyonun altından çıktığı
    ve sıraya geçtiği görülür Dursun bunu görmüştür
    DURSUN - Aha! Kaçak var!.. (Askerlere) Tutun şunu! Tutun!..
    Askerler, Sebastian'ı iki kolundan yakalarlar Sebastian yalvarırcasına, askerlere
    SEBASTİAN - Noolur tutmayın abi. Ben de ekiptenim
    DURSUN - (Askerlere) Nöbetçi Subayı'na götürün. Deyin, "Kaçak girmiş, naapalım?"
    Askerler Sebastian'ı götürürlerken Hababamcılar kamyondan inmeye devam etmektedirler
    Dursun, kamyondan yeni inenleri sıraya sokmaya çalışmaktadır
    DURSUN - Sıraya geçin!.. Sıraya geç hemşerim!.. Sen de geç!.. Geç, geç, geç!..
    Sıranın önüne geçer ve eliyle kendisini takip etmelerini işaret ederek
    DURSUN - Haydi bakem, takılın peşime!.. Sırayı bozmayın!..
    Hababamcılar, Dursun'un peşinden giderken, meraklı ve endişeli ifadelerle etrafa bakınmaktadırlar.
    Derken yanlarından koşmakta olan bir takım asker geçer. Önlerinde Takım Çavuşu vardır Birağızdan bağırmakta, sert ifadelerle ileri doğru bakmaktadırlar
    AS. KORO - Her şey vatan için!.. Her şey vatan için!.. Her şey vatan için!..

    SAHNE 16 MALZEME DEPOSU / İÇ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Sabit masasında oturmuş, bir yandan Kumsal okumakta, bir yandan da sakin sakin cep telefonuyla konuşmaktadır Masanın üzerinde Gala, Şamdan, Dolçe,vb magazin dergileri durmaktadır
    SABİT - Bırak şimdi budunu yiyim ayaklarını Nuri Abi. Mallar nerde diyorum sana? (es) Sakın bi daha bana "bugün yarın gelir" deme Nuri Abi!.. (es) Çünkü dün de "bugün yarın gelir" demiştin, dün bugün oldu hala gelen giden yok. Şimdi yarın arıycam, gene "bugün yarın gelir" diyeceksin
    Bu sırada kapı açılır ve önde Dursun, arkasında Hababamcılar içeri girerler
    DURSUN - Bunlar yeni geldi Sabit Abi.
    Sabit eliyle beklemelerini işaret ederek telefonla konuşmaya devam eder
    Bu sırada bir yandan da, aval aval etrafa bakınan Haebabamcılar'ı süzmektedir
    SABİT - Bak Abi güzel gülüyosun da, müşteri bir haftadır kontür kontür diye inliyo o noolucak Nuri Abi? Biraz ayıp olmuyo mu sence de?..
    Sayfa çevirerek dergi okumaya devam eder Gayrıihtiyari
    SABİT - Üff! Amma kilo almış lan bu kızcağız... (Telefona) Sana demedim Abi. (es) Ne biliyim, yüzelli, ikiyüzbin göndersen şimdilik beni keser. (es) Tamam, yüzbin olsun. (es) Gerek yok, asistanımı gönderir aldırırım. (es) Sağolasın. Hadi öpüyorum seni. Bay
    Telefonu kapatır ve masanın üzerine koyarken gayrıihtiyari mırıldanır
    SABİT - Şerefsizipne!..
    Tesbihini çıkarır ve seri bir şekilde çevirerek, Hababamcılar'ı tekrar süzmeye başlar
    DURSUN - Bunlar ekistradan çıktı Sabit Abi.
    Sabit hafif alaycı bir tebessümle
    SABİT - Bakaya mısınız lan siz?
    BEBERUHİ - Hayır, Fenerbahçeliyiz.
    Sabit parmağıyla gelmesini işaret eder
    SABİT - Yaklaş bakim. Adın ne senin?
    Beberuhi, Sabit'in masasına yaklaşarak
    BEBERUHİ - Ruhi. Ama dostlarım kısaca Beberuhi der.
    SABİT - Ekibin salağı sensin yani?
    Herkes gülünce Beberuhi yüz bulur ve salak salak sırıtarak masanın kenarına oturur
    BEBERUHİ - Eh, öyle de denebilir. (Etrafa bakınarak) Güzel ofismiş. Senin mi?..
    SABİT - Yok, ordunun
    Elindeki tesbihle Beberuhi'nin kıçına fiske atar Hafif sert ve imalı
    SABİT - Masa da ordunun masası
    Beberuhi ürkek bir ifadeyle kalkarken, Sabit biraz daha sertçe ve imalı devam eder
    SABİT - Şu saatten itibaren sen de ordunun malısın. Bilmem anlatabildim mi?..
    Beberuhi artan bir korkuyla, yutkunarak
    BEBERUHİ - Hem de süper anlattınız Albayım.
    SABİT - (Tebessümle) Ne albayı lan. Geç yerine Yedi senedir burdayım ben daha Albay göremedim
    Beberuhi panikle diğerlerinin yanına giderken, Ercüment telaşla yanındakilere
    ERCÜMENT - Duydunuz mu lan, yedi senedir askermiş lavuk.
    KENAN - (Ağlamaklı) Bittik oğlum biz.
    EMRE - Burda yaşlanıcaz.
    Sabit masanın üzerinden yeni bir magazin dergisi alır ve açarken
    SABİT - Dursun, ne duruyosun oğlum, cep telefonlarını toplasana.
    Dursun, Hababamcılar'ın yanına gelerek
    DURSUN - Hadi bakem pambuk eller cebe!..
    Hababamcılar cep telefonlarını çıkarıp Dursun'a vermeye başlarlar Sedat darbukasını verir
    Dolabın kapağı açıldığında içeride bir sürü cep telefonu, fotoğraf makinesi, walkman ve benzeri kişisel elektronik alet olduğu görülür Sabit cep telefonlarını dolabın içine koymaya başlar...
    Ercüment parmak kaldırarak
    ERCÜMENT - Bişey sorucam Sabit Abi.
    SABİT - Sor bakim.
    ERCÜMENT - Şimdi sen bizim telefonları aldın ya.
    Sabit dolabın kapağını kapatır ve kitlerken
    SABİT - Eee?
    ERCÜMENT - Telefon etmemiz gerekirse ne halt edicez? Yani ayıptır sorması.
    SABİT - Nizamiyede arkesönlü var, ordan edersin.
    BEBERUHİ - Mesaj da çekiliyo mu bu ankastreden?
    SABİT - Tabi, fotoğraf da çekiliyo.
    BEBERUHİ - Hakketten mi? Renkli mi?
    Diğer Hababamcılar'la birlikte Sabit ve Dursun da gülerler Ortam biraz yumuşamıştır
    DURSUN - Resmileri veriyim mi Sabit Abi?
    SABİT - Yok verme, böyle palyanço gibi dolaşsınlar
    DURSUN - (Ciddiye alır) Harbi mi?..
    Sabit, Dursun'a eliyle gitmesini işaret ederek, ayaklarını masanın üzerine uzatır ve dergi okumaya devam eder
    SABİT - Lan oğlum geyik yapma benle Hadi ikileyin, işimiz gücümüz var
    Dursun, Hababamcılar'a eliyle gelmelerini işaret ederek, elbise tezgahının arkasına geçer
    DURSUN - Gelin hele
    Ve tezgahın üzerine, postalları yan yana dizmeye başlar
    DURUN - Alın bakem, bunlar postallar
    EMRE - Benimki kırkbeş numara olucak hocam.
    DURSUN - Hepisi kırkbeş numara zaten, al birini.
    ERCÜMENT - Ama benim ayağım kırkiki numara.
    DURSUN - Bi haftaya kalmaz kırkbeş olur o merak etme
    Hababamcılar şaşkın ve endişeli ifadelerle postallarını alırken, Dursun arkasındaki dolaptan asker giysilerini çıkarmaya başlar Bu sırada Sabit dergiye bakmaya devam ederek
    SABİT - Alara Şerbetçi'yle Burçin Terso barışmışlar lan Dursun.
    DURSUN - Hee, biliyom. Okudum
    Giysileri tezgahın üzerine koyarak
    DURSUN - Aha bunlar pantollar, bunlar da göynekler
    Emre gömleklerden birini alıp üstüne tutar ve beğenmemiş bir ifadeyle
    EMRE - Bunun başka rengi yok mu?
    DURSUN - (Alaycı) Pembe var idi, taze bitti
    Diğerleri gülerken, Dursun tezgahın üzerine kepleri koyar
    DURSUN - Keplerin içine adınızı yazın
    PSİKO - Palaska olayına da giricez mi baba?..
    Dursun kemerleri de tezgahın üzerine koyarak
    DURSUN - Al sana palaska.
    Psiko palaskalardan birini alır ve fetişist bir keyifle
    PSİKO - Vaaay!.. (Dursun'a) Kasatura filan da veriyo musunuz?
    DURSUN - (Alaycı) Yok, elektrinkli testere dağıtıyoz
    Diğerleri gülerken, Dursun, soyunma odasının kapısına gelir ve eliyle girmelerini işaret ederek
    DURSUN - Hadi bakem, geçin içeri giyinin.
    Hababamcılar ellerinde asker giysileriyle odaya girerlerken, Emre, merakla Sabit'e
    EMRE - Giyindikten sonra naapıcaz Sabit Abi?
    Sabit dergiye bakmaya devam ederek
    SABİT - Kafanıza göre takılın. Bugün serbestsiniz
    Emre ve diğerleri soyunma odasına girerlerken keyiflidirler
    Dursun kapının girişinde durmuş, Hababamcılar'ı odaya sokmaktadır
    DURSUN - Sallanmayın bakem! Hadi! Çabuk giyiniyosunuz.
    Bu sırada Sabit yine dergiden bakarak
    SABİT - Lan Dursun, bil bakim Melisa İbrikçi kimlen çıkıyomuş?
    DURSUN - Nusret Holdenberg'len.
    SABİT - He yaa. Angut bu kız.

    SAHNE 17 MALZEME DEPOSU ÖNÜ / DIŞ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Deponun kapısı açılır, Hababamcılar birer ikişer ve ürkek adımlarla dışarı çıkıp, ne yapacaklarını bilemeyen bir halde etrafa bakınmaya başlarlar Üstlerinde resmi giysiler ve başlarında kepleri vardır Derken sınıfın azılıları da dışarı çıkar
    ERCÜMENT - Vay be. Bu askerlik zannettiğimiz kadar zor bişey değil galiba lan, dimi?
    EMRE - Tabi oğlum, bu işler böyle. Bütün ızdırabı başlayana kadardır
    KENAN - Bu Sabit Abi de güzel bi insana benziyo.
    PSİKO - (Takdirle) Evet. Manyağın teki
    Emre, depodan çıkmakta olan diğer Hababamcılar'a
    EMRE - Bugünlük mesai bitti arkadaşlar. Kafanıza göre takılın. Akşama gene burada buluşuruz
    Diğerleri ikişerli üçerli gruplar halinde ve neşe içinde, değişik yönlere giderlerken, sadece Dozer bizimkilerin yanında kalmıştır. Onlar konuşurken Dozer (çok acıkmış olduğu bellidir) sürekli lafa girer ama kimse onu kaale almaz
    KENAN - Eee biz naapıyoruz beyler?
    DOZER - Yemek yiyelim mi?..
    ERCÜMENT - (Kenan'a) Canımız ne isterse onu yapıyoruz anam. Sabit Abim'i duydun, bugün serbestiz
    KERMİT - Harbiden mi?.. Taksim'e gidelim mi? Karı kız bakarız
    DOZER - Harika! Yemek de yeriz.
    ERCÜMENT - (Kermit'e) Çüş ne Taksim'i lan? Serbestiz dediysek o kadar da değilizdir heralde.
    EMRE - Ben de sanmıyorum Hem şimdilik buralarda takılsak daha iyi olur.
    Dozer yine birşey söyleyecek olur, ancak belli ki açlıktan konuşacak hali kalmamıştır.
    O acıklı bir ifadeyle midesini tutarken, Ercüment, diğerlerine
    ERCÜMENT - Gidip bişeyler mi yesek acaba?
    Dozer aşırı bir sevinçle Ercüment'e bakar ve fakat birşey diyemeden düşüp, bayılır
    Diğerleri şaşkınca Dozer'e bakarlar Beberuhi alaycı bir ifadeyle gülerek
    BEBERUHİ - Anaaa! Yemek lafını duyunca sevinçten bayıldı mandakasa!..

    SAHNE 18 SUBAY ORDUEVİ - YEMEK SALONU / İÇ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Yemek salonunun kapısı yakın açarız
    Hababamcılar kendi aralarında konuşarak içeri girerler; önde Emre, Ercüment,
    Beberuhi ve Kermit vardır. Arkada ise Kenan ve Psiko, Dozer'in koluna girmişlerdir
    EMRE - Oh be niyayet lokantayı bulduk.
    KENAN - Dayan kız Dozer. Geldik...
    Gülerler Bu sırada salonu genel görürüz; masalarda çeşitli rütbelerde subaylar oturmaktadır
    ve şaşkınlığın verdiği ifadesizlikle (beton gibi) bizimkilere bakmaktadırlar
    ERCÜMENT - Açlıktan ölüyorum lan. İnşallah yemekler güzeldir.
    EMRE - Delisin, askeriye yemekleriyle meşhurdur oğlum. Lezzetlidir, porsiyonlar büyüktür
    Psiko, Dozer'in oturmasına yardımcı olurken, Kenan da oturur ve tamamlarcasına
    KENAN - Üstelik beleştir. Hehehe Benim Teyzoğlu 50 kilo gittiydi askere, döndüğünde 100 kiloydu.
    BEBERUHİ - Niye, yanında arkadaşıyla mı dönmüş?..
    Gülerler Bu arada Psiko, iki subayın oturmakta olduğu yan masadaki sandalyelerden birini alarak, subaylara.
    PSİKO - Mersi
    Psiko masaya otururken, diğerleri yemek hazırlıkları yapmaktadırlar; peçeteler açılır, bardaklara su koyulur vs Bu sırada Emre garsonlara doğru, gayrıihtiyari elini kaldırarak
    EMRE - Garson! Menü versene be anam!.. (Tekrar masaya dönerek) Ne yiycen Dozer?!.
    Dozer masadaki ekmek sepetine elini daldırır ve ekmeklerin tamamını alarak
    DOZER - Ne varsa
    Gülerler Ercüment salona gözgezdirir, subayların kendilerine bakmakta olduğunu farkeder ve gülerek masadakilere
    ERCÜMENT - Oğlum Dozer'i görünce adamların iştahı kaçtı lan.
    Diğerleri de subaylara bakar ve gülerler Ercüment, Dozer'e dönerek
    ERCÜMENT - Yavaş ye ayu. Yemeğe de yer kalsın.
    Gülerler Yakın planda Emre, söylenerek garsonlara doğru döner ve elini kaldırarak seslenir
    EMRE - Buranın da servisi ağırmış haa Garsoon!..
    Ve masanın yanına gelmiş olan iki askeri inzibatla burun buruna gelmiştir
    Fakat onları garson zannedip, devam eder
    EMRE - Baba menü vericen mi be. Açlıktan gebermek üzereyiz.
    Askerlerin buz gibi bakmaya devam etmesi üzerine durumda bir gariplik olduğunu farkeder
    ve fakat gayrıihtiyari konuşmaya devam eder
    EMRE - Ya da boşver menüyü. Sen yiyecekleri say, biz acilen seçelim.
    Askerlerin aynı ürkütücü ifadeyle bakmaya devam etmesi üzerine bizimkilerde nihayet jeton düşer. Salona gözgezdirirler ve yemek yiyenlerin subay olduğunu farkederler
    PSİKO - Bu kötü oldu işte
    Beberuhi ise herşeyden habersiz, garson zannettiği inzibatlarla iletişim kurmaya çalışmaktadır
    BEBERUHİ - Lavabo ne tarafta acaba?..
    Askerlerin aynı ürkütücü ifadeyle bakmaya devam etmesi üzerine
    BEBERUHİ - Peki kolanyalı mendil var mı?..
    Ağlamaklı ifadelerle bakmakta olan diğerlerine dönerek, kısık sesle
    BEBERUHİ - Oğlum çaktırmayın da, bu garsonlarda hafif bi bönlük var galiba lan


    SAHNE 19 ER GAZİNOSU ÖNÜ / DIŞ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Sabit önde, Hababamcılar arkasında yürümektedirler
    SABİT - (Sinirle) Lan oğlum kafayı mı yediniz, ne işiniz var orduevinde be?!.
    ERCÜMENT - Ordu lafını görünce, üstümüze alındık Sabit Abi.
    EMRE - Bi de sen kafanıza göre takılın demiştin ya, ona istinaden.
    SABİT - Gülüm ben ne bileyim sizin orduevine takılacağınızı
    KENAN - Buralarda nereye takılabiliriz peki? Yani problem çıkarmadan
    Bu sırada er gazinosunun önüne gelmişlerdir Sabit kapıyı açar ve içeri girerken
    SABİT - Buyur, buraya
    Hababamcılar durur ve kapıdaki "Er Gazinosu" yazısını görünce, sevinirler
    KERMİT - Aha, yaşadık!..
    ERCÜMENT - Vay bee. Adamlar gazino bile yapmışlar.
    KENAN - Şansa bak. Biz sivilde gidemiyoduk gazinoya lan.
    BEBERUHİ - (Endişeli) İnşallah garsonlar aksi değildir
    Gülerler Ve neşe içinde içeri girerlerken keseriz

    SAHNE 20 ER GAZİNOSU / İÇ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Hababamcılar keyifle içeri girerler
    En öndeki Ercüment, bir iki adım attıktan sonra içeriyi görür ve dehşetle irkilip, hızla geri döner
    Ercüment'in kendilerine çarpmasıyla gülüşmeyi kesen diğerleri de gazinoya bakar ve aynı dehşetli ifadeyle irkilirler
    RABARBA - Allahım!.. Bu ne lan?!. Oyyy!..
    Sigara dumanıyla sislenmiş gazinoyu genel görürüz; içerisi askerle doludur. Yukarıda duran, büyükçe bir elevizyona doğru oturmuş, bağırıp çağırmakta, arada birbirlerine küfür edip, kesme şeker, kep, çay kaşığı filan fırlatmaktadırlar Bu arada televizyonun sesi o kadar açıktır ki görüntüdeki insanların söyledikleri kesinlikle anlaşılmamaktadır
    İlerde çay ocağını ve kantini görürüz. Dursun'un askerlere çay vermekte, Sabit ise kantin tezgahının arka tarafına geçmektedir Dursun, bizimkileri görünce sevinir ve eliyle gelmelerini işaret ederek.
    DURSUN - Lan çemişler!.. Gelin hele, tam vaktinde geldiniz
    Salondaki askerler birden susar ve kapı girişindeki Hababamcılar'a bakmaya başlarlar
    Sadece televizyonun bangır bangır sesi kalmıştır
    Kapı girişinde durmakta olan Hababamcılar'ı görürüz. Ürkek bir koyun sürüsü gibi birbirlerine sokularak bekleşmektedirler Bu kez Sabit çağırır
    SABİT - Oğlum gelsenize lan!.. Ne bakıyosunuz güvercim gibi?!.
    Hababamcılar ürkek adımlarla ve sürüden kopmamaya çalışarak kantine doğru giderlerken,
    diğer askerler bunlara iş buyurmaya başlamışlardır
    RABARBA - Artiiz! Bi çay getirsene bana!.. İki de buraya, biri açık olsun!.. Hüoop Kepçee! Bi tost yap bakiim. İyi pişsin!.. Şişman! Bana bi gofret kap gel be abisi!.. Buraya da su verin lan kuruduk!..
    Hababamcılar'ın acıklı ifadelerinde keseriz

    SAHNE 21 ER KOĞUŞU / İÇ / GECE
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Büyük ve uzun bir er koğuşu Uyumakta olan çeşit çeşit asker manzaraları
    Koğuşun en sonundaki bölümde Hababamcılar'ı görürüz. Perişan haldedirler; yataklarına
    oturmuş ya da uzannmış halde inlemekte, her biri ayrı bir yerini ovuşturup durmaktadır
    Kenan, yatağının duvarına bir çentik atmaktadır Hafif kısık sesle konuşurlar
    KENAN - Şafak kaç gündü lan bizim?!.
    PSİKO - Dörtyüzyetmişaltı.
    KENAN - O-hooo! Biz zaten ölmüşüz ki. Haybeye cançekişiyoruz
    Gülerler Ve hemen ardından fondan diğer askerlerin sinirli sesi
    1.ASKER SES - Susun uleaan!..
    2.ASKER SES - Konuşmayın hemşerim! Bak sıçacam haaa!..
    3.ASKER SES - Küfretmeyin uleaan!..
    4.ASKER SES - Bağırmayın uleaaan!..
    5.ASKER SES - Lan hemşerim bi sus bak!..
    6.ASKER SES - Lanlı manlı konuşmayın uleaan!..
    Hababamcılar korkudan büzülmüştür. Kendi aralarında daha kısık sesle konuşmaya devam ederler.
    EMRE - Hadi uyuyalım artık lan. Başımıza iş alıcaz.
    KERMİT - Bu saatte uyunur mu lan, tavuk gibi?
    ERCÜMENT - Oğlum bak konuşmayın, sese geliyolar bak!..
    Ve hemen ardından fondan yine diğer askerlerin sinirli sesi
    1.ASKER SES - Susun uleaan!..
    2.ASKER SES - Konuşmayın hemşerim! Bak sıçacam haaa!..
    3.ASKER SES - Küfretmeyin uleaan!..
    4.ASKER SES - Bağırmayın uleaaan!..
    5.ASKER SES - Lan hemşerim bi sus bak!..
    6.ASKER SES - Lanlı manlı konuşmayın uleaan!..
    Hababamcılar yattıkları yerde biraz daha büzülerek ve esneyerek uyuma pozisyonuna geçerler
    Ve tam uyumak üzeredirler ki fondan sertçe açılan kapının sesiyle irkilirler
    Demir Çavuş kapının girişinde durmuş, bağırmaktadır
    DEMİR - Koğuuuuş! Kaaaaalk!..
    Hababamcılar şaşkın ve ağlamaklı ifadelerle Demir'e doğru bakarlarken keseriz

    SAHNE 22 İÇTİMA ALANI / DIŞ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    İçtima alanı genel Askerler takımlar halinde sıralanmışlardır
    En sondaki takım Hababam Sınıfı'dır
    Demir Çavuş, elleri belinde durmuş, sertçe Hababamcılar'a bakmaktadır
    Kısa süren bir bekleyişin ardından, sertçe konuşur
    DEMİR - Demek, askerden kaçmak için liseyi bitirmeyen şahıslar sizsiniz?.. Sadece mide bulandırıcı değil, aynı zamanda utanç verici bir durum. Yerinizde olmak istemezdim
    Ercüment hafif endişeli bir ifadeyle yanındakilere
    ERCÜMENT - Bizim patron buysa var ya yandık demektir.
    EMRE - Bişey olmaz lan korkma. Efendi bi çocuğa benziyo.
    BEBERUHİ - (Gülerek) Evet, ayvayı yedi!..
    DEMİR - Evet, yerinizde olmak gerçekten istemezdim, çünkü takım çavuşunuz benim Adım Demir. Soyadım İçbükey. Yorulan ya da acıkan bir insan değilimdir. Ayrıca kesinlikle üşümem ve uyumam
    KENAN - (Endişeli) Aha herif androit çıktı
    DEMİR - Karşımdaki de bana öyle davransın isterim. Yorulandan, acıkandan, üşüyenden ve uyuyandan nefret ederim.
    BEBERUHİ - (Endişeli) Ayvayı yedik!..
    EMRE - (Daha endişeli) Çocuk orjinal bi manyak.
    PSİKO - (Takdirle) Afferim
    Bu sırada Ercüment, çerçeve dışına bakarak, şaşkınca
    ERCÜMENT - Aaa, Sazan Kamil değil mi lan bu?
    Diğerleri de şaşkınca aynı yöne bakarlar
    RABARBA - Aaaa!.. Bu ne yaa?!. Haydaa?!.
    Sazan Kamil'e benzemekte olan Kamil Astsubay'ın geldiğini görürüz
    Demir onu görünce döner ve selam vererek
    DEMİR - Yüzkırkaltıncı takım, kırk mevcuduyla emir ve görüşlerinize hazırdır Komutanım!..
    Kamil de ona selam verir ve hafif ekşi bir suratla Hababamcılar'a bakarak
    KAMİL - Askere gelmemek için lise sıralarını fuzuli yere işgal edenler bunlar mı?..
    DEMİR - Evet komutanım.
    Kamil acıyan bir ifadeyle Hababamcılar'ı süzerek
    KAMİL - Tembellik ve korkaklık bir insanın başına gelebilecek en büyük müsibetlerdir Ama merak etmeyin evladım, hepiniz iyileşeceksiniz.
    Ercüment artan bir şaşkınlıkla yanındakilere
    ERCÜMENT - Lan oğlum, bunun sesi de aynı.
    KENAN - Şansa bak. Sazan Hoca'nın ruh ikizini bulduk.
    Gülerler
    PSİKO - Hatta yuh ikizini bulduk da denebilir.
    EMRE - Vay be. İnsanlar harbiden çift yaratılıyo demek ki.
    Beberuhi çerçeve dışına bakarak, hafif şaşkınca
    BEBERUHİ - Bu kaç kişi için geçerli acaba?
    EMRE - (Beberuhi'ye dönerek) Ne diyosun lan?
    Beberuhi başıyla çerçeve dışını işaret edince, o yöne bakarlar ve şaşkın bir dehşetle
    RABARBA - Oha!.. Çüş!.. Yuh!..
    ERCÜMENT - Anaa!.. Nooluyo yaa?!.
    Deli Bedri'nin aynısı bir subay, kendi kullandığı, üstü açık bir jiple bizimkilere doğru gelmektedir Yanında ise Niyazi Bayır'ın aynısı bir Astsubay vardır
    Kamil ve Demir, Bedri'nin geldiğini görünce hazırola geçerler ve selam verirler Jip durur
    KAMİL - Günaydın Komutanım.
    Bedri ve Niyazi de onlara selam vererek, jipten inerler
    BEDRİ - Günaydın Astsubayım. (Bizimkilere bakar) Bunlar mı?
    KAMİL - Evet efenim.
    Niyazi ayıplayan ve aşağılayan bir ifadeyle Hababamcılar'a bakarak söylenir
    NİYAZİ - Yazıklar olsun
    Bedri de aşağılayan ve soğuk bir ifadeyle Hababamcılar'ı süzmeye başlar
    Hababamcılar şaşkınlık içerisindedir Ercüment şaşkınca mırıldanarak yanındakilere
    ERCÜMENT - Oğlum bu ne lan, şaka filan mı?!.
    EMRE - Bilmiyorum abi. Çok acayip şeyler olmaya başladı.
    BEBERUHİ - Ben korkuyorum.
    BEDRİ - Demek askerden kaçan serseriler sizsiniz?!.
    ERCÜMENT - Ne serserisi yaa?!. Tanımadın mı babacım, biziz?!.
    BEDRİ - Babacım ne demek zevzek?!. (Demir'e) Bunlara rütbeleri öğretmedin mi Çavuş?!.
    DEMİR - Henüz vakit bulamadım komutanım.
    BEDRİ - Çabuk öğret. Bi daha böyle bi laubalilik görmek istemiyorum.
    Ercüment sıradan çıkar ve gülerek, Bedri'ye doğru yaklaşır
    ERCÜMENT - Baba valla çok komik olmuşsunuz haa. Hehehe. Ne yalan söyliyim, bi ara harbiden yutuyoduk (Hababamcılar'a) Dimi lan?!.
    Bedri, Kamil, Niyazi ve Demir buz gibi ifadelerle Ercüment'e bakmaktadırlar
    Ercüment sırıtmaya devam ederek, bıkkınca
    ERCÜMENT - Hadi uzatmayın artık daa. Tamam, eylendik işte.
    Bedri aynı soğuk ifadeyle
    BEDRİ - Adın ne senin asker?!.
    Ercüment alaycı bir sinirle
    ERCÜMENT - Semiramis!.. Baba dalga mı geçiyosun sen benle ya?!.
    Bedri, Ercüment'i ensesinden sertçe tutar ve yerine götürürken, sakin ama sert bir ifadeyle
    BEDRİ - Semiramis bak evladım, şimdi beni iyi dinle. Bir, bana komutanım diyeceksin, baba değil. İki, soru sorulmadan konuşmayacaksın. Ve üç, çağırılmadan gelmeyeceksin Anlaşıldı mı?..
    Ercüment yine bıkkınca sırıtarak söylenir
    ERCÜMENT - Hey Allahım yaa!..
    BEDRİ - (Çok sert) Anlaşıldı mı diyorum asker?!.
    Ercüment tırsar ve korkuyla yutkunarak
    ERCÜMENT - A-anlaşıldı komutanım!..
    Bu sırada fondan (uzaktan) bir düdük sesi duyulur
    NİYAZİ - (Bedri'ye) Komutan geliyo Komutanım!..
    Bedri telaşlıca Kamil ve diğerlerinin yanına gelir. Hazırol pozisyonuna geçerler
    ERCÜMENT - (Diğerlerine) Kafa buluyolar oğlum bizle valla bak.
    Bedri, Ercüment'i kastederek yanındaki Niyazi'ye
    BEDRİ - Susturun şunu!..
    NİYAZİ - (Kamil'e) Susturun şunu!..
    KAMİL - (Demir'e) Sustur şunu!..
    Ve Demir de Ercüment'e döner ve parmağıyla sus işareti yaparak, sertçe
    DEMİR - Şşşşt!..
    General'in makam arabası görüntüye girip, durur ve arka cam yavaşca inmeye başlar
    Arka koltukta oturmakta olan General'in de Güdük Necmi'nin aynısı olduğu görülür
    Bedri ve diğerleri General'i selamlarken, Hababamcılar şaşkınlık içerisinde gülmeye başlarlar
    ERCÜMENT - Aha işte. Dedim size oğlum. Hepsini Güdük Abi tezgahlamış
    Hababamcılar gülerek General Necmi'ye el sallamaya başlarlar
    RABARBA - Necmi Abi!.. Hahaha!.. Tebrik ediyoruz abi!.. Araba güzelmiş!..
    Demir panikle Hababamcılar'ı susturur
    DEMİR - Şşşt!.. Manyaklaşmayın!.. Susun!
    Biraz uzakta olduğu için Necmi Paşa bizimkilerin ne dediğini duymaz
    Şaşkın bir ifadeyle Hababamcılar'ı, hafifçe selamlar Bedri'ye
    NECMİ - Disiplin problemi olan çocuklar bunlar mı?..
    BEDRİ - Evet Komutanım!..
    NECMİ - Belli oluyo
    Kendisine elsallayan, imalı imalı kaş göz yaparak sırıtan Hababamcılar'ı biraz daha süzer
    NECMİ - İlk defa general görüyorlar heralde
    BEDRİ - Biraz şaşkınlar Komutanım. Az önce de bi tanesi bana baba dedi.
    NECMİ - (Tebessümle) Adam edebilecek miyiz peki?..
    BEDRİ - Kesinlikle Komutanım!..
    NECMİ - E hadi bakalım. Allah kolaylık versin.
    Arabanın camı yine yavaşca kapanırken, Bedri ve diğerleri Necmi Paşa'ya selam verirler
    BEDRİ - Sağolun Komutanım!..
    Necmi Paşa'nın arabası ağır ağır giderken, Bedri, Kamil'e döner ve Hababamcılar'ı işaret ederek
    BEDRİ - Bu zirzoplar sana emanet Kamil Astsubayım. Ne gerekiyosa yapılsın.
    KAMİL - (Selam verir) Emredersiniz
    Bedri ve Niyazi jipe doğru giderken, Kamil, Demir'e döner
    KAMİL - Arkadaşla
#09.03.2010 14:30 0 0 0
  • SAHNE 42 MUTFAK / İÇ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Hababamcılar mutfakta çalışmaya devam etmektedirler
    Perişan bir halde patates soymaya devam eden Psiko, Emre, Beberuhi ve Kenan'ı görürüz
    KENAN - Ercüment de delirdim ayaklarına iyi yırttı ha.
    EMRE - Ne ayağı oğlum, çocuk hakikaten delirdi ki.
    PSİKO - Biraz daha patates soyarsam ben de deliricem.
    Kermit elinde yeni bir patates çuvalıyla gelir ve çuvalı tam Psiko'nun yanına boşaltarak
    KERMİT - Aşcıbaşı'ndan sevgilerle
    Psiko, Kermit'in yakasına yapışarak
    PSİKO - Bu ne biçim sevmek ulan?!.
    Bu sırada Ercüment heyecanlı bir sevinçle mutfağa dalar ve diğerlerinin yanına gelerek
    ERCÜMENT - Kızlaaar!.. Kızlaaar geldi kızlaar!.. Bıcır bıcır, kımıl kımıl kızlaar!..
    Diğerleri şaşkınca Ercüment'e bakarlar
    BEBERUHİ - Anaaa, tımarhaneden de kaçmış ruh hastası.
    ERCÜMENT - Ne bakıyosunuz hıyar gibi oğlum? Kızlar geldi diyorum lan! Manitalar geldi! Yavrular geldi!..
    Emre'nin yakasına yapışıp, kaldırarak
    ERCÜMENT - Of be, bu ne be abi'ler geldi diyorum abi!.. Anlamıyo musun beni lan?!.
    Emre, Ercüment'in başını okşayarak yatıştırmaya çalışır
    EMRE - Anlıyorum Ercüment, sakin ol, hepsi geçicek abicim
    Ercüment, Emre'nin yakasını bırakır ve Kenan'ın yakasını tutup kaldırarak
    ERCÜMENT - Bir otobüs dolusu kızdan bahsediyorum Kötü Kenan!.. Koca bi otobüs!..
    KENAN - (Diğerlerine) Anayola mı çıkmış ne bok yemiş lan bu?..

    SAHNE 43 MALZEME DEPOSU / İÇ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Dursun tezgahın arkasındadır, kızlara askeri giysileri vermektedir
    DURSUN - Aha buyrun bacım, bunlar da palaska
    RABARBA - Teşekkürler Mersi Sağol Eyvallah Ay çok mersi
    Sabit'in masasının olduğu yerde, Zehra elindeki listeye gözgezdirmekte, Sabit ise yanında durmuş, dalgın bir sevinçle kızlara doğru bakmakta, Dursun ise kızlara kepleri vermektedir
    DURSUN - Keplere adınızı yazın da kaybolursa kolay bulasınız...
    1.KIZ - İçine mi dışına mı?
    DURSUN - İçerlik yazacan bacım. (Gösterir) Şu cenaha
    2.KIZ - Soyadımızı da yazıyo muyuz?
    DURSUN - Tabi... Herkeş kendi soyadını yazsın
    3.KIZ - Göbek adımızı yazıyo muyuz peki?
    Dursun, sanki pornografik birşey duymuşcasına, utanarak ve gülerek
    DURSUN - Göbek mi?!. Tövbe estağfrunlah
    Bu sırada Zehra, Sabit'e
    ZEHRA - Bir ihtiyaç listesi yapalım.
    Sabit yine kızlara bakmaktadır, gayrıihtiyari bir tavırla kalemini çıkarıp, açar ve Zehra'ya uzatarak
    SABİT - Yapalım Komutanım.
    ZEHRA - Birlikte yapmıcaz evladım, sen yapıcaksın!..
    Sabit irkilir ve Zehra'ya döner
    ZEHRA - ...Bir ihtiyaçları olursa not alırsın, gerekeni temin ederiz.
    SABİT - Anlaşıldı Komutanım.
    ZEHRA - (Kızlara) Kıyafetlerinizi aldınız mı kızım?..
    RABARBA - Aldık Komutanım Evet, aldık Alıyoruz
    ZEHRA - Tamam, giyinin hadi. (Dursun'a) Sen kapının önünde bekliyosun. Kendin de dahil kimseyi içeri sokmuyosun.
    DURSUN - Emredersin Komutanım
    Eliyle gelmelerini işaret ederek kızları soyunma odasına sokar
    DURSUN - Aha burada giyiniyosunuz bacım. Kapıda ben varım, merak etmeyin.
    Kızlar ellerinde çantaları ve asker giysileriyle soyunma odasına girerlerken geçme

    SAHNE 44 MALZEME DEPOSU - SOYUNMA ODASI / İÇ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Kızlar soyunma odasına girmektedirler
    Son kız da girdiğinde Dursun kapıyı kapatır Fondan kapıyı kitlediğini duyarız
    Bu sırada kızlar çantalarını ve eşyalarını bırakırlar ve soyunmaya başlarlar
    1.Kız gülerek Dursun'un taklidini yapar
    1.KIZ - Aha burada giyiniyosunuz bacım.
    Gülerler
    2.KIZ - Bi de kapıda ben varım diyo. Sanki tuvalete getirdi
    Gülerler
    4.KIZ - Ay evet ya, çok iyi bi çocuğa benziyo.
    3.KIZ - Sabit de yakışıklıymış haa.
    1.KIZ - Aman. Yiyecek gibi bakıyodu.
    2.KIZ - Dışarıdakiler nasıl bakıyodu peki?..
    Gülerler
    4.KIZ - Ay yazık, naapsınlar. Kimbilir kaç zamandır kadın görmüyolar
    Kamera yavaşça yukarı kayarken kızların konuşmalarını ve gülüşmelerini duymaya devam ederiz
    3.KIZ SES - Tabi canım. O Sabit olan en az bir yıldır buradadır heralde.
    1.KIZ SES - Belki de o yüzden sabit diyolardır.
    Gülerler
    2.KIZ SES - Kimbilir daha ne sabitler görücez kızlar.
    Gülerler Yüksekteki pencerede Kenan'ı görürüz. Cama yapışmış, kızları seyretmektedir
    3.KIZ SES - Ben sana söyliyim, üçbin tane
    4.KIZ SES - Ay yazık, tavşan adası gibi
    Gülerler
    3.KIZ - (Umutlu) Üçbin kişiden enteresan birileri çıkar heralde.
    1.KIZ SES - (Küstah) Aman. Hiç sanmıyorum.

    SAHNE 45 DEPO ÖNÜ / DIŞ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Kenan'ın, Hababamcılar'dan oluşan insan kulesininin en üstünde olduğunu görürüz
    Oldukça yüksekteki pencerenin pervazına tutunmuş, kızları röntgenlemeye devam ederek
    KENAN - Oof bee!.. Of be aabi!.. Of be, bu e be abi!..
    Kulenin en altındakilerden Ercüment haklı çıkmanın verdiği keyifle, Kenan'a seslenir
    ERCÜMENT - Nooldu ayu?!. Dediğim kadar var mıymış?!.
    KENAN - Ercüment, senden binlerce kez özür diliyorum abi!.. Ooyyy!..
    Kenan'ın hemen altında Emre, Psiko ve Beberuhi durmaktadır. Emre heyecanlı bir merakla
    EMRE - Ne diyosun be? Kelimeler kifayetsiz mi kalıyo yani?
    KENAN - Aynen öyle Matkabım. Ay ay ayyy!..
    Emre'nin yanındaki Psiko, sabırsız bir heyecanla
    PSİKO - Hadi in artık lan. Sıra bizde
    BEBERUHİ - (Şaşkın) Neeğ?!. Biz de mi soyunucaz?..
    Gülerler En alttaki Ercüment gülmeye devam eder ve yukarı doğru bakarak
    ERCÜMENT - Askerlik de fena mavra diilmiş lan aslında. Hehehe
    Bu sırada Zehra'nın depodan çıkar ve Ercümentle gözgöze gelirler
    ZEHRA - Aman Allahım!..
    Ercüment pişkin bir ifadeyle sırıtmaya devam ederek, selam verir
    ERCÜMEN - Aa selam Komutanım. Biz de tam kule yapmıştık, size göstermeye geliyoduk
    ZEHRA - Kapa çeneni!.. (Hepsine) Dikkaaaat!..
    Ercüment panikle hazırola geçince kule yıkılır
    Kenan, pencerenin pervazına tutunup, orada asılı kalmıştır Ağlamaklı bir telaşla Zehra'ya.
    KENAN - Komutanım inanmıyacaksınız ama hiç bişey görünmüyo diyebilirim!..

    SAHNE 46 EĞİTİM ALANI / DIŞ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Hababamcılar takım halinde ve endişeli ifadelerle durmakta, Bedri ise onları azarlamaktadır
    BEDRİ - Ahlaksız herifler!.. Haysiyetsiz adamlar!.. İnsanın silah arkadaşını röntgenlediği nerede görülmüş ulan şerefsiz tospağalar?!.
    EMRE - Estağfrullah Komutanım. Röntgenleyemedik vallahi.
    BEBERUHİ - Evet, Zehra Abla vaktinden önce çıkageldi.
    BEDRİ - (Beberuhi'ye) Abla ne demek geridenzekalı?!. Mahalle dizisi mi çekiyoruz burada?!.
    Uzakta, Zehra'nın oda penceresinden dürbünle kendilerini seyrettiğini görür ve artan bir sinirle
    BEDRİ -Kepaze herifler! Rezil ettiniz beni Binbaşı'ya. Dua edin sizi mahkemeye vermedi.
    KENAN - (Şaşkın ve mutlu) Ne yani şimdi yırttık mı Komutanım?
    BEDRİ - Hapisten evet. Ama cezadan asla Size gelmiş geçmiş en ağır cezayı vericem. Övünmek gibi olmasın kendi icadımdır
    Ercüment endişeli bir ifadeyle yanındakilere Kısık sesle
    ERCÜMENT - İşte şimdi boku yedik gibime geliyo
    BEDRİ - Evet, şimdi pozisyon alın bakalım, tam beş tane şnav çekeceksiniz.
    Hababamcılar şaşkın ve mutludurlar
    EMRE - Emin misiniz Komutanım? Sadece beş tane mi?
    BEDRİ - Kapa çeneni sırık, yat yere!.. (Diğerlerine) Siz de!..
    Şnav için pozisyon alın, çabuk!..
    Hababamcılar yere yatıp şnav çekme pozisyonu alırlar Kendi aralarında, sevinçle konuşurlar
    KENAN - Hehehe kurban olurum ben böyle cezaya.
    ERCÜMENT - Dimi lan. Beş tane şnavı ben bile çekerim.
    BEBERUHİ - Ben bi keresinde 6 tane çektim.
    BEDRİ - Dikkaat!.. Başla! Biiir!..
    Bedri yavaş yavaş saymaya, Hababamcılar da o saydıkça şnav çekmeye başlarlar
    Dörde kadar keyifleri yerindedir Ancak sonra neye uğradıklarını şaşırırlar
    BEDRİ - İkiii!.. Üüüüç!.. Dööört!.. Biiir!.. İkiiii!.. Üüüüç!.. Dööört!.. Biiiir!.. İkiiii!.. Üüüüüç!.. Dööört!.. Biiir!.. İkiii!..
    Bu sırada Beberuhi yüzüstü yere yığılmıştır Bedri sesini yükselterek devam eder
    BEDRİ - Yatan beş tane daha çeker! Üüüç!.. Dööört!..
    Beberuhi panikle kalkar ve şnav çekmeye (ızdırap çeke çeke) devam eder
    BEDRİ - Biiir!.. İkiii!.. Üüüüç!.. Dööört!.. Biiir!.. İkiiii!.. Üüüüç!.. Dööört!..
    Bu sırada kızlar, başlarında bir Çavuş olduğu halde koşarak bizimkilerin yanından geçer
    Şnav çektikleri için Hababacmcılar'ın yüzleri görünmemektedir

    SAHNE 47 KOĞUŞ / İÇ / GECE
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Hababamcılar perişan bir halde yataklarında yatmış (ya da uzun oturmuş) inlemektedirler
    KERMİT - Abicim adam resmen öldürüyodu bizi lan
    EMRE - Bi ara hiç beş demiyecek zannettim.
    ERCÜMENT - Gene insaflı adammış. Babam olsa şu an hala dörtteydik.
    KENAN - (Keyifle iççekerek) Biraz hırpalandık filan ama değdi lan çocuklar Manitalar o kadar güzeldi ki
    EMRE - Pis herif. Kızları sen seyrettin cezasını biz çektik.
    KENAN - Saçmalama oğlum. Bugün bana, yarın sana. Hehehe. Manitalar kaçmıyo ki
    ERCÜMENT - Evet lan, düşünsenize beyler, şu an yirmi metre ötemizde kırk tane kız uyuyo.
    BEBERUHİ - (Acır) Yazık, onlar da yorulmuş demek ki.
    ERCÜMENT - Konumuz o değil aptal (Diğerlerine) Ne diyosunuz lan, bi ziyaretlerine gidelim mi arkadaşların?..
    EMRE - Manyaklaşma oğlum, beş şnav daha çekemem ben.
    KENAN - Valla ben çekerim aga. Gerekirse ellibeş tane daha çekerim.
    Beberuhi, Kenan'ı işaret ederek, diğerlerine Alaycı
    BEBERUHİ - Enayiye bak. Binbaşı ellidörtte gene başa döndürecek haberi yok.
    Gülerler
    ERCÜMENT - Eee ne diyosunuz? Şansımızı bi deneyelim mi?.. Kırk tane birbirinden güzel kızdan bahsediyoruz burda.
    EMRE - Tamam da, bu saatte nasıl giricez kız koğuşuna abicim?.. Kapıda nöbetçi var.
    ERCÜMENT - Eh mecburen kandırıcaz nöbetçiyi demek ki.
    KENAN - Naapıcaz, kız kılığına mı giricez?..
    BEBRUHİ - Saçmalama lan, rujumuz yok ki.
    PSİKO - Rujumuz olsa oluyo mu sanki salak?..
    BEBERUHİ - (Panikle) Evet abi kesinlikle olmaz... (Ercüment'e) Kız kılığına filan giremeyiz, unut sen bu işi.
    ERCÜMENT - Tamam, o zaman biz de subay kılığına gireriz güzelim.
    EMRE - Subay mı?.. Bak bu olabilir işte. Peki subay kıyafetini nerden bulucaz?..
    Bu sırada önde Sabit, hemen arkasında Dursun gelirler. Dursun'un elinde büyükçe bir poşet vardır.
    SABİT - Geçmiş olsun beyler!.. Bişey lazım mı? Pomat, ağrı kesici, kas gevşetici, vesaire?..
    Sabit'i görünce diğerlerinin yüzü aydınlanmıştır
    ERCÜMENT - Aaa Sabit Abim!..
    EMRE - Biz de tam senden bahsetmek üzereydik.

    SAHNE 48 KIZ KOĞUŞU ÖNÜ / DIŞ / GECE
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Sahne 38'deki Nöbetçi Asker, koğuş binasının kapısında nöbet tutmaktadır
    Cebinden bir sigara çıkarır ve tam yaktığı sırada fondan Kenan'ın sesi
    KENAN SES - Naapıyosun burada Asker?
    N.Asker sesin geldiği yöne bakar şaşkın bir dehşetle irkilir
    N.ASKER - Abariii!..
    Hababamcılar'ı görürüz; Ercüment karacı, Kenan havacı general, Emre ise amiral üniforması giymiştir. Psiko'nun sas komandosu, Beberuhi'nin ise bando şefi gibi giyinmiş olduğunu görürüz
    BEBRUHİ - Yoksa nöbette sigara mı içiyosun bakiim?!.
    N.Asker düşer bayılır Emre acıyan bir ifadeyle ve fakat tebessümle
    EMRE - Yazık lan çocuğa. Aklı çıktı
    ERCÜMENT - İyi oldu. Ben tanıyorum bu lavuğu.

    SAHNE 49 KIZ KOĞUŞU / İÇ / GECE
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Kızlar yataklarında uyumaktadırlar
    Kısa süre sonra kapı sertçe açılır ve içeri Hababamcılar girer
    ERCÜMENT - Koğuuuuş kaaalk!..
    Kızlar uyanırlar ve bizimkileri görünce şaşkın bir telaşla
    RABARBA - Kalk mı? Ne kalkı ayol?!. Ay nooluyo?!. Aman Tanrım!..
    PSİKO - Kalkın bakiim!.. Çabuk!.. Bu bir teftiştir!..
    Kızlar neye uğradıklarını şaşırmış halde kalkarlar ve yataklarının önünde hazırola geçerler
    BEBERUHİ - Demek gönüllü olarak askere gelen kızlar sizsiniz?..
    1.KIZ - Evet Komutanım!
    Emre çapkın bir ifadeyle 1.Kız'ı süzerek
    EMRE - Adın ne yavrum senin?..
    1.KIZ - (Tam künyesini okuyarak adının Nihan olduğunu söyler)
    EMRE - Nihan, telefon numaran kaç kızım?..
    1.KIZ - (Şaşkın) Pardon?..
    EMRE - (Sert) Telefon numaran kaç diyorum asker?!.
    1.KIZ - Beşyüzkırkdört ikiyüzotuzbir altmışaltı altmışaltı Komutanım!
    Emre'nin telefon numarasını ezberlemeye çalıştığını anlarız
    EMRE - Afferim
    Bu sırada Ercüment gözüne 2.Kız'ı kestirmiştir Sertçe
    ERCÜMENT - Senin adın ne evladım?..
    2.KIZ - (Tam künyesini okuyarak adının Gül olduğunu söyler)
    ERCÜMENT - Güzelmiş Peki burcun ne?..
    2.KIZ - (Şaşkın) Balık Komutanım.
    Kenan gayrıihtiyari lafa girer 2.Kız'a
    KENAN - Harbi mi? Benim de.
    Hababamcılar telaşlıca Kenan'a bakarlarken, 3.Kız gayrıihtiyari lafa girer
    3.KIZ - Ay inanmıyorum benim de!.. (İlgiyle) Yükseleniniz ne Komutanım?..
    3.Kız'ın ilgisi Kenan'ı heyecanlandırmıştır. Gayrıihtiyari diğer Hababamcılar'a dönerek
    KENAN - Yükselenim ne lan benim?..
    4.KIZ - (Acır) Ay yazık, yükselenini bilmiyo.
    BEBERUHİ - Ne var. Ona bakarsan ben yükselmeyenimi de bilmiyorum ki.

    SAHNE 50 KIZ KOĞUŞU ÖNÜ / DIŞ / GECE
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Nöbetçi Asker koğuş binasının kapısında baygın halde yatmaya devam etmektedir
    Derken görüntüye Kamil girer ve baygın haldeki Nöbetçi Asker'i görünce şaşkınca
    KAMİL - Haydaa!.. (Kapıya bakarak) Noolmuş burda böyle?..

    SAHNE 51 KIZ KOĞUŞU / İÇ / GECE
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Hababamcılar, kızları kafaya almaya devam etmektedirler
    Beberuhi, belli ki 4.Kız'dan hoşlanmıştır
    BEBERUHİ - Demek adın Arzu?..
    4.KIZ - Evet Komutanım.
    BEBERUHİ - Peki şu şarkıyı biliyo musun? (Söyler) A benim Ar zu kızım, A bee niim Arzu Kızım Ar zuu kıızıım!..
    Kızlar güler Kızların numarayı çakmasından endişelenen Psiko, Beberuhi'yi çaktırmadan -sertçe- dirsekleyerek susturur ve güya sert bir ifadeyle kızlara çıkışır
    PSİKO - Dikkaaat!.. İzin almadan gülme!..
    Kızlar telaşla gülmeyi keserlerken, arka planda Kamil'in -yarı açık haldeki kapıdan- içeri
    baktığı görülür Şaşkın ve telaşlı Kamil'in gözünden koğuşu görürüz. Hababamcılar arkadan görünmektedir Psiko güya kızları azarlamaya devam eder
    PSİKO - Bir asker komutanına gülmez. Hele teftiş sırasında hiç gülmez!..
    Kamil'in şaşkın bir telaşla gittiğini görürüz
    4.KIZ - (Ağlamaklı) Ama Komutanımız şaka yaptı Komutanım.
    PSİKO - Olabilir. Gene de izinsiz gülmeyeceksin!..
    Beberuhi gayrıihtiyari Psiko'ya çıkışır 4.Kız'dan hoşlandığını anlarız
    BEBERUHİ - Bağırma kızcağıza lan!..
    Psiko tırsmış, diğer Hababamcılar ve tabi kızlar şaşırmıştır

    SAHNE 52 NİZAMİYE / DIŞ / GECE
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Kamil ve nöbetçi askerler kapıda beklemektedirler Derken düdükler çalar, Kamil ve askerler hazırol pozisyonuna geçerler vs Ardından Necmi'nin makam arabası görüntüye girer ve Kamil'in önünde durur Arka cam iner ve Necmi merakla Kamil'e
    NECMİ - Nerdeler?..
    KAMİL - Kız koğuşunu teftiş ediyolar Komutanım.
    NECMİ - Kaç kişilik bir heyet bu?
    KAMİL - Beş kişi sayabildim Komutanım (Parmaklarıyla sayarak) Biri karacı, diğeri havacı olmak üzere iki general, eee bir amiral, bir sas komandosu ve bir de bando şefi var efenim
    NECMİ - (Şaşkın) Bu ne biçim bi heyetmiş yahu?1.

    SAHNE 53 KIZ KOĞUŞU / İÇ / GECE
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Hababamcılar kızlarla muhabbeti ilerletmişlerdir Her biri koğuşun ayrı bir köşesindedir
    Önce Kenan'ı görürüz. Yanında 3.Kız ve birkaç ilgili kız daha vardır
    KENAN - Hiç unutmam bi gün gene tatbikattayız. Bi ara bizim dost mavi kuvvetler epey bi sıkıntıya düştü Çağırdım emir subayını, dedim hücum
    Hemen yanda Ercüment, 2.Kız ve birkaç kız daha görürüz
    ERCÜMENT - Bi dönem emekli olmayı bile düşündüm aslında. Ama sonra vazgeçtim. Bu genç yaşta general olmuşum, bari tadını çıkarıyım hesabı takılmaya karar verdim.
    Bu sırada yarı açık haldeki kapıda Necmi ve Kamil belirirler
    Necmi şaşkın bir ifadeyle koğuşta olup biteni seyretmeye başlar
    2.KIZ - (Şüpheci) Sahi, bu yaşta nasıl general oldunuz Komutanım?
    ERCÜMENT - Tabi ki çalışarak yavrucum. Çalışkanın önde gideni olduğu için biraz hızlı terfi ettim. Bak mesela bizim Bedri, neredeyse babam olucak yaşta ama hala binbaşı
    Bu sırada yanda, Emre, 1.Kız'ı yalnız yakalamış, tavlamaya çalışmaktadır
    EMRE - Peki ne tarz müzik dinliyosun Nihancım?
    1.KIZ - (Bıkkınca) Aynı tarz müzikten hoşlandığımızı sanmıyorum Komutanım.
    EMRE - (Sertçe) Sana ne tür müzik dinliyosun dedim Asker?!.
    1.KIZ - (Tırsar) Türkçe popu tercih ederim Komutanım!..
    EMRE - Afferim, ben de Bak bir ortak yönümüz daha varmış, gördün mü?..
    Kamera yana kayar, Psiko'nun birkaç kıza yakın dövüş öğrettiğini görürüz
    Kızlardan birinin üzerinde deneyerek gösterir Kız'ın canının acıdığı aşikardır
    PSİKO - Sonra böyle bilekten tutuyosunuz, böyle çevirdiniz mi çıt diye kırılır
    Kız bağırır
    Son olarak, 4.Kız'a, parmağını koparıyormuş numarası yapmakta olan Beberuhi'yi görürüz
    Kız da salak olduğu için hayretler içerisinde seyretmektedir
    BEBERUHİ - Bak şimdi, hooop, kopardım bak.
    4.KIZ - Ay inanmıyorum!..
    BEBERUHİ - İlk gördüğümde ben de inanamamıştım
    Sonunda Necmi olaya müdahale etmeye karar verir
    NECMİ - Nooluyo burada?!.
    Hababamcılar şaşkın bir dehşetle irkilirler
    1.KIZ - (Bıkkınca) Eyvah bi tane daha geldi
    Necmi artan bir sinirle devam eder. Hababamcılar'a
    NECMİ - Nooluyo dedim evladım?!. Ne bu haliniz?!.
    Hababamcılar panikle hazırol pozisyonuna geçerler Ercüment de selam verir ama sırıtarak
    ERCÜMENT - Arkadaşlara hoşgeldin şakası yapıyoduk Güdük Abi. Hehehe!..
    Necmi'nin sinirli ve donuk bir ifadeyle bakmaya devam etmesi üzerine sırıtmayı keser
    Necmi, Ercüment'i işaret ederek, diğerlerine Sinirlidir
    NECMİ - Hadi bu diyelim ki deli Peki ya size nooluyo?!. Haa?!. Ne bu rezalet?!. Asker ocağında bu ne yılışıklık?!. Kendinizi hala okulda mı zannediyosunuz yoksa?!.
    Ercüment askerde olduklarına kesin olarak ikna olmuştur Ağlamaklı
    ERCÜMENT - Şahsen ben artık zannetmiyorum Komutanım
    der ve bayılır Necmi giderken Kamil'e
    NECMİ - Üniformaları nasıl ve nereden temin ettikleri bulunsun, gereği yapılsın.
    KAMİL - (Selam verir) Emredersiniz Komutanım.

    SAHNE 54 EĞİTİM ALANI / DIŞ / GÜN
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    İki askeri inzibat Sabit'i tutuklamış götürmektedirler Sabit'in keyifli olduğu görülür
    Fondan Bedri'nin sinirli sesini duyarız; Hababamcılar'ı azarlamaktadır
    BEDRİ SES - Hayvan herifler!.. Kontrolsuz eşşekler!.. Utanmaz, arlanmaz, ıslah olmaz mikroplar!..
    Zehra'nın, oda penceresinden yine dürbünle bizimkileri seyrettiğini görürüz
    Fondan Bedri, Hababamcılar'ı azarlamaya devam etmektedir
    BEDRİ SES - Yazıklar olsun size be! Yazıklar olsun!.. Artık söyleyecek laf bulamıyorum!..
    Hababamcılar ise ikili sıra halinde durmaktadırlar İki sıranın arasında bir metrelik açıklık olduğu görülür. Birbirine yakın duran iki tekli sıra gibi... Bedri bu aradaki boşlukta, sıranın arkasından önüne doğru yürüyerek konuşmaya devam etmektedir
    BEDRİ - Ama ne ceza vereceğimi çok iyi biliyorum o ayrı tabi.
    ERCÜMENT - Eyvah beş şnav geliyo.
    BEDRİ - Hayır aptal. Bugünkü cezamızın adı al gülüm ver gülüm.
    BEBERUHİ - Aaa ne güzelmiş. Peki soyadı ne Komutanım?..
    BEDRİ - Kes sesini avarel! İzin almadan espri yapma!.
#09.03.2010 14:31 0 0 0
  • bnde bunun kitabı var çook güzelll

    teşekkürler paylaşım için....
#22.03.2010 17:26 0 0 0