Güz Güftesi

Son güncelleme: 13.03.2010 13:10
  • Hicran makamında sözsüz bir şarkıyız biz seninle.
    Hayat aralarına upuzun esler konmuş, ufacık mutluluklardan bestelediği bir şarkıyı yapıyor yıllar içinde hepimize. Her notada uzuyor yalnızlığımız. Öksüzlüğümüz sol anahtarı oluyor hayatın seyir defterine.

    Kime ait olduğu bilinmeyen, anonim bir keder dolanmış dilimize. Göğsümüzün en ücra yerinde çığırıp duruyor geçmiş zaman aşıkları. Çocukken içimize kazınmış bir bozlakla, yurttan sesler korosundayız adeta. Avaz avaz yırtılıyor ciğerlerimiz Ayyy Dost! Diye

    Ve biz, hep kırık bir sesle seviyoruz birbirimizi. Yoksulun yoksulu sevdiği gibi.
    Bir mızrab değiyor yaralı yerlerimize, şarkının en ağlamaklı bölümü başlıyor o zaman. Ağrı, elle tutulur, gözle görünür oluyor bedenimizde. Dilimizin ucuna geliyor, oradan sevişmelerimize. Öyledir çünkü, hicran makamında ağrılı sevişilir.

    Buğulu bir ses, ara taksim yapıyor sarıldığı şarkıya. Derin bir hüzne geçiriyor dinleyicisini. Denizin dibini seyretmek gibi büyülü, içimizi seyredeceğiz az sonra. SevişeceğizÇünkü birtanem, sevişmek birbirinin içini seyretmektir.

    Eski türk filmlerinden çalıntı bir sahne düşüyor aklıma. Oyundan atılmış çocuk gibi, atıldığı aşktan çıkıp geliyor bir kadın odamın loşluğuna. Adını bilmiyorum. Öyle kadınların adı olmaz zaten gerçek hayatta. Anladığım, bana benzediği Biri gitmiş içindeneşyasız evler gibi, yankılı ve soğuk.

    Yetim kalmış gecem, ut çalıyor kulağımda. Çaldıkca göğsüme hattat inceliğinde çilingir sofrası çiziyor Ay Sen, ben ve aç çocuklar oturuyoruz göğsüme. Hayatın tüm ağırlığını hissediyorum.

    Kanıyorum kadınlığımı kanıtlamak istercesine geceye. Bacaklarımın arasından kırmızı bir nehir akıyor. İçinde ölüçocuklar Sonra çocuklardan biri kocaman kahkaya atıyor sofraya. Kapışıyoruz aç kuşlar gibi ondan dökülenleri. Ebemkuşağı çıkıyor yüzümde. En kalın teli kopuyor acının. Hüznümü seyreltiyor çocuklarİyi ki varlar



    Nazan Kutlu, Mart 2010, İstanbul

    (güzaltı) Yazın "DÜNYA"sı
#13.03.2010 13:10 0 0 0