Duygusal > BİR SEVDA TÜRKÜSÜ

    Sokul yanıma,
    çığlıklar dolarken kentin sokaklarına
    yirmidört ayar yankılar düşer dağlardan.
    Üşürüm kar giyinmiş ağaçlar gibi
    sımsıkı tut ellerimi
    ki,
    bir kır çiçeği
    korkusuzluğuna ulaşayım.
    Tuz ekmek ve şarap kadar kutsal,
    okunması düşlenen bir kitabın
    el değmemiş koyakları kadar gizemli,
    sevdaya ait ne varsa içimde
    sırtımda taşıyorum akşamları.
    Rüzgarın baştan çıkarıcı çağrısına kapılıp
    ipini koparan uçurtma gibi
    çılgın olmak istiyorum,
    bu yüzden,
    görmüyor musun kollarım
    sana uzanıyor savaş alanının
    tam ortasından
    Peşimde kanıma susamış canavarlar var,
    gecenin sabaha yakın olan kısmında
    çalı ol
    yapraklarının arasına al beni,
    dikenlerin batmasın ama.
    Çocuklar kadar berrak pınarlar
    olsun avuçlarında,
    bir yudum içtiğimde
    ay kanatlarını tak
    gözlerime gözlerinle
    yak beni yüreğindeki ateşle.
    Karınca gölgesi olsan bir öğle üstü,
    uyusam uykuların en derininde,
    mermer yontular görsem düşümde,
    kılıfından çıkarsam ölümü
    rasgele öpsem ağustos gibi yanan göğsünden,
    uyandığımda sen yoksan
    haykırsam, haykırsam, haykırsam...