Adımı Ağzında Unuttuğum Adam

Son güncelleme: 30.03.2010 19:24
  • Aylardan MART Günlerden belki SALI, belki HİÇ
    Kalbim ne vakittir bitmez bir yatılı okul yalnızlığında
    Cemrelerde alamadı bozkırın ayazını. Güneş, hükmünü gösteremiyor ne üşüyen şehre, ne etime Her daim soğuk hükümdardır, havası, memur nefesi bu kente

    Yazsam, YAZ gelir mi acaba? Düşer mi içimi ısıtacak son cemre dudaklarıma? Tırnak içine alabilir miyim baharı? Altını çizebilir miyim altın sarısı güneşin, kırmızı bir kalemle? Taze badem ağacı dalına, aşılayabilir miyim kurumuş bedenimi? Yenilmekten yorulmuş kalbim, yenilenebilir mi? Ve sen sevgili, tutabilir misin yeniden ellerimi?

    Ey hayat! Ya cevap ver sorularıma, ya da bana bir hikaye bırak giderken. Üzerine aşk bulaşmış hikaye olsun ama Bırak ki yazabileyim;
    Bir zamanlar, gür ağaçlarla kaplı orman misali göğsünde, korkusuzca uyuduğumu
    Bir ömrü, bir ömre ekler gibi öpüşmelerimizi uzun soluklu
    Birazdan ölecekmiş gibi canhıraş sevişmelerimizi

    Ah adımı ağzında unuttuğum adam! Bilir misin senden sonra çağıramaz kimse beni. Kaybolurum! sürüsünden ayrılmış kuş gibi
    Susarım! insana susar gibi
    Vurulurum! Yaralı bir ceylan iner yüzüme. Her gün ölü çocukların üzerini örter gibi kapanır kirpiklerim. Kederin bodrum katında, öksüz bir aşk büyütmekteyim.

    Hadi son kez seviş benimle sızılı Mart gecesinde. Sonra git! Giderken kapıma bir hikaye bırak! Bırak ki ölürken kendimi affedebileyim.



    Nazan Kutlu (güzaltı), 29.03.2010, Ankara
#30.03.2010 19:24 0 0 0