Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Süt Annesi Halime

Son güncelleme: 03.04.2010 21:52
  • Resulüllah (s.a.v.) süt annesi - Peygamber Efendimiz'in süt kardeşleri - Peygamberimizin ilk süt annesi - Peygamber Efendimiz'in Süt Anneye Verilişi - Peygamberimizin süt annesi hakkinda
    Resulüllah (s.a.v.) Hazretleri'nin süt annesi olan Halime Hatun şöyle anlatır: Beni Sa'd kabilesinden bazı hanımlar ile beraber küçük çocukları alıp emzirmek, süt annelik yapmak için Mekke-i Mükerreme'ye geldim. Benimle gelen hanımların hepsine Resulüllah (s.a.v.) Hazretleri'ni emzirmeleri söylendi. "Yetimdir", diye kimse emzirmek istemedi. Her biri bir oğlan bulup aldılar. Ben de Resulüllah'tan başkasını bulamadım. Zevcime; "Bizimle gelen hanımların her biri bir çocuk bulup aldı. Benim çocuk bulmadan dönmem zoruma gider", dedim ve Muhammed Mustafa'yı (s.a.v.) almaya karar verdim.
    Mübarek vücudunu yeşil bir ipeğe sarmışlar, üstüne de sütten beyaz ve misk rayihalı beyaz bir yün örtmüşlerdi. Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.) mübarek arkası üstüne yatırmışlardı. Uyuyordu. Cemal-i şerifine baktım, uyandırmaya kıyamadım. Yavaş yavaş yanına vardım. Elimi göğsünün üstüne koydum. Mübarek gözlerini açıp yüzüme baktı, güldü ve gözlerinden çıkan nurun ta göklere eriştiğini gördüm. Onu, iki gözlerinin arasından öptüm ve sağ mememi verdim, aldı ve istediği kadar emdi. Sonra sol mememi verdim, almadı. Ondan sonra daima bu şekilde yaptı. Sağ taraftan emdi, hiç sol taraftan emmedi.


    Bazı ulema bunu şöyle izah ettiler: Sol memenin sahibi Halime'nin kendi oğlu idi. Allah Teâlâ bunu ona bildirmişti. Onun için adalet edip kendi sağ memeden ve sütkardeşi sol memeden emmişlerdi.
    Sonra Halime Hatun dedi ki: "Bir dişi devemiz vardı, oğlumuza gıda olacak kadar süt vermez idi. Muhammed Mustafa'yı (s.a.v.) evimize getirdiğimiz zaman, zevcem deveyi sağmaya gitti. Gördü ki devenin memeleri dopdolu süt olmuş. Onu sağıp sütünü getirdi. Ondan içtik. Bu olanlar üzerine zevcim, "Ya Halime, aldığın yetimin ayakları mübarek imiş. Gelir gelmez bereketi zahir oldu ve gecemiz bir başka oldu.' dedi."


    Bir Hadis :


    "Kanaatkar olunuz. Zira kanaat tükenmez bir servettir." (Hadis-i Şerif, Taberani, el-Mu'cemü'l-Evsat)


    Peygamberimizin ilk süt annesi kimdir?

    Hazret-i Âmine huzurlu ve sürurlu idi.Nurtopu yavrusu tatlı tebessümleriyle, kocasının vefât acısını bir nebze unutturduğu gibi, istikbale ümit ile bakmasını da sağlayan tek tesellî idi. Bahtiyar Âmine, şerefli yavrusunu ancak bir hafta kadar emzirebildi.Bundan sonra Ebû Lehebin cariyesi Süveybe Hâtun Kâinatın Efendisine sütanne oldu ve onu günlerce emzirdi.Süveybe Hâtun daha önce de Hazret-i Hamzayı emzirmişti.Böylece Resûl-i Kibriya Efendimizle muhterem amcası arasında bir de süt kardeşliği bağının kurulmasına vasıta olmak gibi bir bahtiyarlık ve şerefe erişmiş oluyordu.Kendisine yapılan iyiliklerin en küçüğünü dahi unutmayacak ve onu karşılıksız bırakmayacak kadar büyük bir fazilet ve yüksek bir vefa duygusunun sahibi olan Fahr-i Âlem Efendimiz, zâtına bir müddet süt annelik yaptığı için Süveybe Hâtunu hayatı boyunca unutmadı. Onu sık sık ziyaret eder, her gördüğünde kendisine bol ihsan, iltifat ve ikramda bulunurdu.Evet, vefâ, Fahr-i Âlem Efendimizin dünya yüzüne getirdiği güzel ahlâkın temeli idi.Onun ter temiz, nezih hayatında vefâsızlığı ihsas eden en ufak bir davranışa rastlanamaz. Onun fazilet ve vefa duygusundan ders alan muhterem zevceleri Hatice-i Kübrâda evine sık sık gelip giden Süveybe Hâtunu hürriyetine kavuşturmak için bir ara satın almak istediyse de, Ebû Leheb buna yanaşmadı.Ancak, Resûl-i Kibriya Efendimiz Medineye hicretinden sonra, Ebû Leheb, Süveybeyi kendiliğinden azad etti.Ebû Leheb Peygamberimizin öz amcası idi.Sonraları Resûl-i Ekrem'in risâletini tasdik ve ikrar etmediği gibi, hayatı boyunca da putperestlikten vazgeçemeyerek karşısına en büyük bir düşman olarak dikilmekten geri durmadı.Bu sebeple Allahın lânetine mâruz kaldı ve cariyesi Süveybe Hâtunun bir tırnağı kadar değer kazanamadı.Hattâ, Süveybe Hâtun sebebiyle âhirette bir nebze lûtfa mazhar olduğu anlatılmıştır.Onu ölümünden sonra rüyâda görmüşlerdi. Cehennemin şiddetli azabı içinde feryad edip duruyordu.Kendisine sordular:
    - Neden feryad ediyorsun? Neyin var?
    Ebû Leheb,
    - Neyim olacak; susuzluk beni ateşten kavuruyor.Hayatımda hiçbir hayır görmedim.Sadece bir tek hayır buldum.Muhammedi emziren Süveybeyi âzâd ettiğim için bana da şuradan emip sulanmak imkânı bağışlandı diyerek şehâdet parmağını gösterdi.Hâdise gerçekten ibret vericidir. Kâinatın Efendisine hayatı boyunca kötülük, eziyet ve hakaret etmekten geri durmayan Ebû Leheb gibi azılı bir İslâm düşmanı, sadece onu emziren Süveybe Hâtunu âzâd ettiği için böylesine İlâhî bir kerem ve lütfa mazhar oluyor ve Cehennemde azabı bir nebze hafifliyordu.Demekki, sadece sevgili Peygamberinin zâtına değil, zâtına hizmet etmiş olanlara yapılan iyilikleride Cenâb-ı Hak lütuf ve keremiyle karşılıksız bırakmıyordu.Bunun yanında, dünyada Kâinatın Efendisini kendilerine her hususta mutlak imam ve rehber kabul edip, sünnet-i seniyyesine ittiba etmekten şeref duyan gerçek müminlere ebedî âlemde ne büyük ikram ve İlâhî ihsanların hazırlanmış olduğu düşünülsün.


    Peygamber Efendimiz'in Süt Anneye Verilişi.

    Yeni doğan çocukları süt anneye vermek; Kureyş ve sair Arap eşrafının adeti idi
    Peygamber Efendimiz'in Süt Anneye Verilişi..
    Bu da; kadınların kocaları ile daha iyi meşgul olmalarını ve çocuklarında ,özellikle ,havasının güzelliği, rutubetinin azlığı ve suyunun tatlılığı ile tanınan yerlerde yasayan şerefli kabileler arasında, sağlam vücutlu,siki etli, cesaretli yetişmelerini ve düzgün, pürüzsüz konuşmayı öğrenmelerini sağlamak içindi

    Mekke çevresinde ve Harem içinde oturan kabilelerden Süt annesi olanlar, her yıl iki defa, yaz ve güz olmak üzere Mekke`ye gelirler,çocukları alıp götürürlerdi

    Peygamber efendimizi(AS) Ben`i Sa`d bBekr kabilesinden Süt annesi Halime hatun götürdü

    Peygamberimizin Süt kardeşleri

    Abdullah b Haris,Üneyse bintiHaris,Şeyma bint-i Haris

    Peygamberimizi Yetim olduğu için Arap kadınları kabul etmemiş; sadece kabilesine götürecek çocuk bulamayan Halime, eli bos gitmemesi için peygamberimizi kabul etmiştiPeygamberimizi aldıktan sonra Halime ve Ailesinin yaşam tarzı bir anda değişti

    Bunlardan bazılarını Halimenin dilinden dinleyecek olursak; Halime Hatun der ki;`` İçinde bulunduğumuz kuraklık ve kıtlık yılında hiç bir şeyimiz kalmamıştı Ben, kır merkebimin üzerinde idimYanımızda, yaşlı bir devemiz vardı,bize bir damla süt vermiyordu

    Üzerinde bulunduğum merkebin ağır yürümesi yol arkadaşlarımı çileden cıkartıyorduNihayet Mekke'ye varıp emdirilecek oğlan çocukları aramaya başladık İçimizden hiç bir kadın Muhammedi almak istemiyor,ondan uzak duruyorduk Çünkü, bizler emdireceğimiz çoçuğun babasından bahisse kavuşmayı ve ondan armağanlar almayı bekliyorduk

    Bir ara Muhammed in dedesi Abdulmuttaliple karşılaştım,bana; İsmin nedir ?diye sordu

    Halime dedim Bana;Ey Halime! Benim yanımda bir yetim çocuğum var onu emzirmek için Beni Sa`d kabilesi kadınlarına teklif ettim öksüz olduğu için kabul etmediler Sen kabul eder misin? Ben ,``bana biraz müsaade ette kocama bir danışayım``dedim

    Hemen kocamın yanına döndüm,ona haber verdim Kocam izin verince Muhammedi aldım

    Muhammed bize gelince,evimiz öyle bereketlendi ki kocam la hayretler içinde kaldikSütü çekilmiş olan devemizde sütler fazlaca akmaya, zayıf olan merkebimizi,yolda başka hiç bir binek hayvan geçememeğe,davarlarımıza inen süt hiç bir davara inmemeye başladı

    Peygamberin Çocukluğu daha değişikti Daha iki Aylık iken,her tarafa yuvarlanmaya çalışıyorduÜç Aylık olunca Day durmaya çalışıyorduDört Aylık olunca, duvara tutunup yürüyorduBeş Aylık olunca bir yere tutunmadan yürüyebiliyorduAltı Ayı tamamlayınca, yürümeyi hızlandırmıştıYedi Aylık iken her tarafa gidebiliyor,koşabiliyordu Sekiz Aylık iken,konuşuyor,konuşulanı anlayabiliyorduOn Aylık iken Ok atabiliyordu İki Yılı doldurduğu zaman,oldukça, iri ve gösterişli bir çocuk olmuştuOnu Annesine götürdük, Amma,biz,Onun yüzünden gördüğümüz hayır ve bereketten dolayı, Yanımızda bir müddet daha tutmaya çok istekli bulunuyorduk.

    Kaynaklar:
    * Tabakât, 1/108
    * Ensâb, 1/42
    * Tabakât, 1/108
    * Tabakât, 1/108
#03.04.2010 21:52 0 0 0