Sana sevmeyi öğrettim… Ama sen beni sevmedin

Son güncelleme: 07.04.2010 14:44
  • Sana sevmeyi öğrettim Ama sen beni sevmedin

    Bir Eylül günü Susmak için yazıyorum bu sefer
    Şehrin ortasında kalan yanımdan bahsediyorum
    yani, senden, yani bizsizlikten çoraklaşmış kelimelerimden
    Yani buruşturulmus kirli bir peçete gibi burusturdugun adımdan,
    yani sevdama ağıtlar yakan çocuk yüreğimden,
    yani ellerimle mezara koydugu yanakları al al kızımdan,
    yani gidişinin tamda eylül tadından

    Kırgınım üstelik sana

    Beni geceye mahkum eden her faniye olduğundan daha çok
    Kendimi ararken kör karanlıkta,
    elma dedim, ölüm çıktı karşıma
    Oysa sen "işte bu sana ölümlerine bedel" dediğim "mucizemdin"
    hafızamda aşk var,
    karıştırıyorum galiba
    Mucizeler güzel bitmez miydi?

    Her hangi iki insanın karşılaşamayacağı gibi karşılaşmıştık seninle.
    Birbirine kıyısı olmayan kentleri komşu yaptık önce.
    Ve sonra daldım gözlerine.
    Gri kentlerin beyaz çocukları kadar siyahtı gözlerin
    ellerin üşürdü, ağlardım ellerin üşürdü, yanardım

    Kırgınım sana

    Bir oyunun tamda ortasındaydım.
    Saklanıyordum içimden.
    Kaçıyordum
    Sobelemeye hiçte niyetim yoktu üstelik.
    Adım geceydi ve gece saklıyordu yara izlerini.
    Sonra gökyüzünden bir cemre düştü ışıl ışıl.
    Aydınlandım, yakalandım, sobelendim
    Artık yaralarım belli oluyordu

    Gözyaşı ile karışık bir acıma tadında uzattın ellerini
    Anne tarafına denk gelmiştim sanırım.
    Kabuklarım vardı ya; kan oldu şimdi

    Masal dedim, olsa olsa masal dedim sana.
    Çünkü hiçbir şefkat bu kadar acıtmıyordu canımı
    ve hiçbir şehir ben olmuyordu sen olmayınca.
    Mekansızdım yani ama geceydim.
    Bütün şehirlerin üstüne seriliyordum her günbatımında
    ama senin şehrine gün olan başkaydı,
    gün tadındaydı ve gece lüzumsuzdu

    Kırgınım sana güzel insan

    Bir tek sen bilirdin yarımlığımı.
    Beni sahiden leyleklerin getirdiğini
    ve en az bir leylek ailesi kadar yuvaya sahip olduğumu bir sen bilirdin.
    Anne ve baba diyemeyişimi leyleklerin dilsizliğine verdiğimi bir sen bilirdin.

    Gene saçmalıyorum sanırım.. öyle ya seni ne kadar sevdiğimi de bilirdin

    Hani koşarak, kaçarak gelirdin bazen
    Neden demezdim; öylesine derdin.
    Anlat derdim; Susardın.
    Susma derdim; ağlardın.
    Ağlama derdim. Niye derdin.
    Boğuluyorum derdim; Susardın
    Niye sustuğunu bilirdim, ağlardım
    çaresizdim.

    Kırgınım sana işte
    Neden deme
    Kırılacak kadar olan hiçbir şeyim yokta onun için.
    Beyaz sen kadar kimseye yakışmıyor ;
    onun için, aynalar canımı acıtıyor,
    gece artık beni saklamıyor ve kızım,
    Kardelen'im ölüler ülkesinde karlar altında üşüyor onun için.

    Hadi yüzüne o maskeyi tak şimdi.
    Çehren değişsin.
    Bana yabancı olduğun maskeyi tak.
    Adım yine önemsiz bir harf dizilimi olsun.
    Hadi tak o maskeyi şimdi.
    Gözündeki izlerimi silsin.

    Belki de kırgınım sana.

    Öyle bir gittin, karanlık daha bir kör buralarda.
    Faili belli bir intiharsın şimdi.
    Avazım çıktığı kadar bağırsam ne değişir.
    İç kanamalı susmalar düştü payıma.
    Darağacındaki kelimelerim intikam peşinde yüreğimden
    ve sen ne de olsa bir şehrin her hangi bir yerinde,
    kimsenin görmediği kan izleriyle elindeki resmi yırtıp rüzgara bırakan,
    gözyaşı Kızıldeniz bir yabancısın şimdi

    Şairin dediği gibi : Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça

    Ve yazacaklarım bitmedi Ölürsem belki!!

    K.Tazeoğlu
#07.04.2010 14:44 0 0 0