Bir Eylül günü Susmak için yazıyorum bu sefer
Şehrin ortasında kalan yanımdan bahsediyorum
yani, senden, yani bizsizlikten çoraklaşmış kelimelerimden
Yani buruşturulmus kirli bir peçete gibi burusturdugun adımdan,
yani sevdama ağıtlar yakan çocuk yüreğimden,
yani ellerimle mezara koydugu yanakları al al kızımdan,
yani gidişinin tamda eylül tadından
Kırgınım üstelik sana
Beni geceye mahkum eden her faniye olduğundan daha çok
Kendimi ararken kör karanlıkta,
elma dedim, ölüm çıktı karşıma
Oysa sen "işte bu sana ölümlerine bedel" dediğim "mucizemdin"
hafızamda aşk var,
karıştırıyorum galiba
Mucizeler güzel bitmez miydi?
Her hangi iki insanın karşılaşamayacağı gibi karşılaşmıştık seninle.
Birbirine kıyısı olmayan kentleri komşu yaptık önce.
Ve sonra daldım gözlerine.
Gri kentlerin beyaz çocukları kadar siyahtı gözlerin
ellerin üşürdü, ağlardım ellerin üşürdü, yanardım
Kırgınım sana
Bir oyunun tamda ortasındaydım.
Saklanıyordum içimden.
Kaçıyordum
Sobelemeye hiçte niyetim yoktu üstelik.
Adım geceydi ve gece saklıyordu yara izlerini.
Sonra gökyüzünden bir cemre düştü ışıl ışıl.
Aydınlandım, yakalandım, sobelendim
Artık yaralarım belli oluyordu
Gözyaşı ile karışık bir acıma tadında uzattın ellerini
Anne tarafına denk gelmiştim sanırım.
Kabuklarım vardı ya; kan oldu şimdi
Masal dedim, olsa olsa masal dedim sana.
Çünkü hiçbir şefkat bu kadar acıtmıyordu canımı
ve hiçbir şehir ben olmuyordu sen olmayınca.
Mekansızdım yani ama geceydim.
Bütün şehirlerin üstüne seriliyordum her günbatımında
ama senin şehrine gün olan başkaydı,
gün tadındaydı ve gece lüzumsuzdu
Kırgınım sana güzel insan
Bir tek sen bilirdin yarımlığımı.
Beni sahiden leyleklerin getirdiğini
ve en az bir leylek ailesi kadar yuvaya sahip olduğumu bir sen bilirdin.
Anne ve baba diyemeyişimi leyleklerin dilsizliğine verdiğimi bir sen bilirdin.
Gene saçmalıyorum sanırım.. öyle ya seni ne kadar sevdiğimi de bilirdin
Kırgınım sana işte
Neden deme
Kırılacak kadar olan hiçbir şeyim yokta onun için.
Beyaz sen kadar kimseye yakışmıyor ;
onun için, aynalar canımı acıtıyor,
gece artık beni saklamıyor ve kızım,
Kardelen'im ölüler ülkesinde karlar altında üşüyor onun için.
Hadi yüzüne o maskeyi tak şimdi.
Çehren değişsin.
Bana yabancı olduğun maskeyi tak.
Adım yine önemsiz bir harf dizilimi olsun.
Hadi tak o maskeyi şimdi.
Gözündeki izlerimi silsin.
Belki de kırgınım sana.
Öyle bir gittin, karanlık daha bir kör buralarda.
Faili belli bir intiharsın şimdi.
Avazım çıktığı kadar bağırsam ne değişir.
İç kanamalı susmalar düştü payıma.
Darağacındaki kelimelerim intikam peşinde yüreğimden
ve sen ne de olsa bir şehrin her hangi bir yerinde,
kimsenin görmediği kan izleriyle elindeki resmi yırtıp rüzgara bırakan,
gözyaşı Kızıldeniz bir yabancısın şimdi
Şairin dediği gibi : Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça