İnönü'ye öyle yakışırdı ki kar - Yılmaz Erdoğan

Son güncelleme:
  • İnönü'ye öyle yakışırdı ki kar - Yılmaz Erdoğan - İnönü'ye öyle yakışırdı ki kar Yılmaz Erdoğan - Yılmaz erdoğan Beşiktaş Şiiri - Beşiktaş Şiirleri - Beşiktaş Yazıları


    Çimenler ışıldar, buz tutardı kapalıdaki taraftarlar...

    Kimse davul çalmaz belki ama
    Çok davul çalınsın kapalıda
    Diye yapılmış
    Siyah beyaz davullar...
    Alnının ortasında
    Ciddi bir holigan asabiyeti.
    Çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
    Bu cefa, bu sevdayla bitmezmiş sevmek.
    Bir takımı sevmekse aşk, o zaman sevmekmiş!
    (biz bir şeyi delicesine severiz
    Ama Tanrım neyi?)
    Kazanın önü çatlak mozaik.
    Bel kemiğine tehdit.
    Tahta masalar üstünde
    Çok sigara içen taraftarlar.
    Bir daha asla yaşayamayacağı
    Günleri teğet geçerken
    Hep onu sevmeyen oyuncuları severek
    Hep onları sevenlerin gözlerinden
    Kalabalıklara kaçarak,
    Karışarak holiganizm ruhundan yalnızlıklara,
    Soğuk maçlarda çatlamış ellerini
    Kanyak şişesine dayatmak varken
    (hep kardeş olacak değiliz ya,
    Yaşasın Çarşı'nın sevgililiği!)
    Soyut bir sevdaya beşik kertilmiş olan.
    Tribünde kartal,
    Şehirde çapulcu sayılan,
    Kazan'ın büyük Efesleri
    Köyiçi'nin sıcak nefesi,
    Abbasağa'nın soğuk geceleri,
    Hülasa kente hukuk mukuk okumaya
    Mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
    Tribün çocukları.



    İnönü'ye öyle yakışırdı ki kar
    Çimenler ışıldar,
    Buz tutardı tribündeki taraftarlar...
    (belki locaya kar seyretmeye çıkar diye
    Kodamanlar)
    Çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
    "kar da maça gitme" mevzuu
    Ultra Japonlara yeterince ilginç gelmemiştir.
    Hiçbir şey kapalı bir stad kadar
    Hüzünlü gelmez insana İstanbul'da.
    "yoksa bugün bir maç olmayacak mı" duygusu çöker bütün Beşiktaş'a.
    Kimse davul çalmaz belki.
    Belki bu maç hiçbir zaman o kadar fiyakalı olmayacak ama
    Hiçbir köfte ekmekte, o stad yolundaki üçüncü sınıf tezgâhın
    Tadını vermeyecek bir daha.
    Çok daha iyilerini yedim sonra,
    Bizzat restaurantlarda hatta.
    Ama hiçbirinde o kadar aç oturmadım sofraya.


    İnönü'ye Öyle yakışırdı ki kar.
    Çok yabancı bir soluk duyulur bazı
    Kendini bilinmez bir kaç beş binin dilinin ıslığından.
    Anla ki sıkıldı bizim yönetimdeki lavuklar.
    Öyle deme!
    Beşiktaş'ı sevmeyene bir zulümdür!
    Bu kadar insanın neden Beşiktaş'ı sevdiğini anlamadan,
    Beşiktaş'ta yaşamak.
    Yollarına hep sevdiğimiz futbolcuların (Pascal Nouma) adlarını vermediler ama biz her duvara
    Bilvesile onların adını yazarak yaşadık.
    Siyah ve Beyazdan bir dünya.
    Yaşadıkça yaşanılası gelen
    O tuhaf meşale kokusunda!


    İnönü'ye öyle yakışırdı ki kar
    Çimenler ışıldar,
    Buz tutardı kapalıdaki taraftarlar...
    Biz, şimdi sabah erkenden kapalı bir kuruyemişçi
    Dükkânının -ki bütün plan Kazan'ın yanında
    Tuzsuz ay çekirdeği çitleyip
    Yanı sıra alkol içmektir-
    Kötü ışıklandırılmış vitrininden umutsuzca içeri bakan,
    Kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
    Merhabadan çok "çıkar ulan kimliğini" denmiş,
    —yani sistem kendi verdiği kimliği
    Zırt pırt geri istemektedir-
    Oturduğu semt yüzünden
    Doğuştan kavgacı zannedilen ama
    Pek çoğu kavgadan nefret eden
    Kavgacı, esmer, cesur, korkak
    Çoğu fanatik çoğu holigan çocuklardık...


    İnönü'ye öyle yakışırdı ki kar
    Çimenler ışıldar,
    Taraftarlar...
    Şimdi ve sonra ne zaman semtime kar yağsa
    Elim gönlüm, çocukluğum buz tutar...


    YILMAZ ERDOĞAN
0 0 0