Tiyatro Senaryoları ve Hikayeler

Son güncelleme:
  • Tiyatro Senaryoları ve Hikayeler - Tiyatro Senaryoları - Tiyatro Hikayeleri

    KİŞİLER
    MUHTAR
    KÖY İMAMI(Hoca)
    ALİ AĞA(Bir köylü)
    DERVİŞ AĞA(Diğer bir köylü)
    ÇIRAK
    KAHVECİ
    ONBAŞI
    SIĞIRTMAÇ
    YABANCI
    ANA
    ÇOCUK I
    ÇOCUK II
    MÜFETTİŞ(Olay, zamanımızda geçer)
    I PERDE

    (Perde açılmadan önce,eski bir gramafonda çalınan eski bir şarkı duyulurBu şarkı,dedelerden kalma bir şarkıdırŞarkı devam ederken perde açılırSahnede,bir köy kahvesinin önündeki yazlık bahçe görülmektedirKahve yapısı sola düşerKahveci veya çırağı kahveleri getirirlerSağda,hemen dipte köyün bahçeleri yer alırKahve bahçesinin çevresi çitle çevrilidirSahnede ön sağda ve ön solda olmak üzere iki masa vardırSağdaki masada Hoca ve Muhtar oturup sohbet etmektedirlerSoldaki masada ise Ali Ağa,Derviş Ağa tavla oynamaktadırKahveci,bahçe çitinin önüne serili hasıra oturmuş,bütün piyes boyunca bitiremeyeceği bir ekmek kabuğunu kemirmektedirÇırak girip çıkarHer iki masada oturanlar,başkalarıyla ilgilenmezler)

    MUHTAR — İşte böyle,hoca efendi,akşam bir sıtmadır tutturduBilâder,kaç yıldır çekerim bu haltıBu köyde doğdum,büyüdüm,kendimi bildim bileli dişlerim birbirine vurur vurur tambura gibi
    HOCA — Beni de yakalar,beni de,muhtarEn korktuğum şeydir mubarekYaz gelir,vallâhi,ağzıma bir meyva koyamamE,sen söyle baklava hakkı için sen söyle,dünya taamını tadmaya mezun olan bizlere bu komaz mı?
    MUHTAR — Öyle,hoca efendi,öyleHâlbukim ben ava gitmeye niyetlenirdimNerden gidersin?Sonra üzerinize afiyet,bizim köpek de pek hastalandıAğzına bir şeyler koyabilirsen aşk olsunÇok fena,çok fena canım sıkılıyor
    (Konuşmaları sessizce devam ederken soldaki masadan)
    ALİ AĞA — Dervişçiğim,efendime söyliyeyim,sen marsa doğru gidiyorsun,efendime söyliyeyim,yani kahveler senden yani
    DERVİŞ AĞA — ("r" leri söyleyemez;kızgın) Zay zay değil ki,kemik payçasıAtaysın,biy tüylü denk getiyemezsin
    ALİ AĞA — (Oynamaya devam eder) Efendime söyliyeyim,yani şu birinci pul;şeş yek miydi?Efendime söyliyeyim,yani neydi?Düşeş mi?Demiryolu yavrumEfendime söyliyeyim,al bu da senin için(Onun tarafından atar) (Devam ederler)
    MUHTAR — İşte böyle,hocaefendiNe avdı o,ne av vik vik diye bizim köpek seğirtiyordu
    HOCA — Of karnım,çok fenaGeçen akşam bizim kaşık düşmanı bir mugaddi taam yapmış(Esner) Çaldım kaşığı,çaldım kaşığı (Sessizce devam ederler)
    DERVİŞ — Ah,Aliciğim zay zay değil kiBiliysin sen,fena oyuncu değilimKabahat hep zaydaBiliysin bu haltı iyi beceyiyim (Devam eder)
    HOCA — Ah,muhtar,şöyle bir sini pilâv olsa şimdiÇalsak kaşığıArkadan bir hoşaf ya da ayranAhhhhh
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,bu oyun da böylece biter (Tavlayı kapar)
    DERVİŞ AĞA — Ah Aliciğim,vallahi biliysin,bu oyun benim için kolaydıy ama suç hep zaydaKaç el bekledim duydum
    MUHTAR — (Yan masaya dönüp) Ne oldu Derviş Ağa,yine oyunlar sende mi?Koç kaç oldu bu?
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,Dervişcik yani,efendime söyliyeyim,dörde karşı sıfırdı,sonra efendime söyliyeyim yediye karşı yani bir oldu (Hoca ve Muhtar,sandalyelerini alıp bu tarafa yanaşırlar)
    HOCA — Desene kahveler yine Derviş Ağadan,ha?
    MUHTAR — (Kahveciye bağırır) Hayri Ağa,hey Hayri AğaSağar adam ne olacak?Sana diyorumHayri AğaİşitmezOğlum,ustana söyle gelsinŞu tavlayı da kaldır
    ÇIRAK — (Yaklaşır) Tavlayı mı? (Tavlayı alırken lokumu da almak ister)
    HOCA — (Atılır) Bak kerataya!Bırak bakalım o cennet taamı lokumuBurada tavla gürültüsünü lokumun hatırı için dinleriz (Lokumu ağzına atar) Of,içim bayılıyordu açlıktan (Sakalına dökülen lokum unlarını eliyle temizler)
    ÇIRAK — (Ustasının yanına gitmiştirEkmeği yemekte olan kahveciyi itekler) Haydi kalk,seni sesliyorlar
    KAHVECİ — Dün akşam mı?Evet ne olacak üç tebeşirli çizdim
    ÇIRAK — Değil usta,değilMuhtar emmi,seni çağırıyor
    KAHVECİ — Evet,hep tebeşirliNe edeceğiz şu adamlarla?
    ÇIRAK — (Kolundan tutarak) Gel usta,gelMuhtar seni, seslendi (Çekerek götürür)
    KAHVECİ — Ne çekersin beni manda güder gibi?
    MUHTAR — Gel sağarım,gelİçtiğimiz kahvelerin hepsi Derviş AğadanAnladın mı?HepsiParti ona kaldı
    KAHVECİ — Bizim parti mi?Ona lâf yok
    MUHTAR — Hay Allah iyliğini versinNe partisi?Onu da nerden çıkardın?
    KAHVECİ — Yaa,ak koyun,kara koyun seçimlerde belli olacakGörürüz kim kazanacak
    MUHTAR — Canım usta,dinleİçtiğimiz kahveler var ya?
    KAHVECİ — İçtiğiniz,evet
    ALİ AĞA — Bak dört tane
    KAHVECİ — Evet,beş tane;ne olacak?
    DERVİŞ AĞA — Dört,Hayri Ağa,dört
    KAHVECİ — İşte kendi de diyorsun,beş
    MUHTAR — Canın cehenneme,haydi git,(Bağırır) onlar Derviş Ağadan (Kahveci,"beş", "beş", "beş" diye sayıklayarak gider)
    HOCA — Vallâhi,bu sizin oyunuzdan bir şey anlamam,baklava hakkı için anlamam
    ALİ AĞA — Yoo,efendime söyliyeyyim,yani,bunun lezzeti başkaBaşka,efendime söyliyeyimBaşka lezzet
    HOCA — (Keser) Sus,sus günaha girersin "Lezzet" kelimesinin böyle şeyler için ağza almak günahtırCanım yemeklere,o tatlı ve mugatti taamlara karşı hakarettit bu (Ağzını şapırdatır) Lezzet,evet lezzetNasılı tatlı lâfız değil mi?Lezzet,mülezzim,izaz hep aynı
    MUHTAR — Yemek lafı açılmaya görsün,hemen başlarsın
    DERVİŞ AĞA — Ya,sahih,demiyvey,hemen başlay
    HOCA — Bırakın anlatayımLâfı bile hoşturYemek vesselâmDünyaya niçin geldin?Yemek içinDemin bir nebze muhtara da anlattım ya
    MUHTAR — Evet,yarıda kaldı
    HOCA — 8Arada sırada geğirir,koca göbeğini okşar) Akşam yemeğinde bizim köroğlu,erişte yaptıHem de yoğurtluYağ akıyor mübarektenOnu mideye indirdik,yanında hoşaf,arkadan,Hamdi Ağanın ölümüne yaptıkları helvayı sofraya koydularO da indi mideyeÇal kaşığı,çal kaşığıEh,göbek burnuma vardıYatsı namazını kılarken
    DERVİŞ AĞA — Hoca efendi,"yatsı" dedin de aklıma geldiŞu yatsıyılayı niçin camide kılmayız cemaatle?
    HOCA — Dur Allah'ını seversen,durBaklava hakkı için,durMuhabbetimiz tam revani gibi kıvamına gelmiştiNe kesersin?Böyle dersiniz de hiçbiriniz gelmiyverirsinizHa,dediğim gibiHay aksi şeytan şaşırttırdın beni,Derviş AğaEvet yatsı namazını zor kıldım
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,gözlerin yani,efendime söyliyeyim,ha kapandı,ha kapanacak
    HOCA — Dur be, adamEvet,gözler,ha kapandı,ha kapanacakEli kulağında,şöyle bir soyundumKaşık düşmanı yatağı serivermiştiYastığa koyduğumu hatırlıyorum başımıİşte o kadarBaklava hakkı için doğru söylüyorum,hemen sızıvermişim
    MUHTAR — (Eğlenerek) Sarhoş gibi
    HOCA — NeûzübillâhBaktım kapı çalınıyor"Güm,güm!" diyeUyandım
    MUHTAR — İyi uyanabilmişsinGeçenlerde beni ava çağırırlarken kapıyı yarım saat dövmüşler de ben uyanmadımİyi geçti avTilki,hani kuyruğu alacalıydı ya,işte oÖnümde kıç kıç kaçı
    DERVİŞ AĞA — Şu tahsildaya veydiğin tilki mi?Sen onu vuymamışsın kiSenin yanaşma vuymuş
    MUHTAR — Yanaşma mı?Hadi canım,silâh bile alamaz eline
    DERVİŞ AĞA — Öyle deme,muhtay,öyle demeBen biliyim onun avcılığınıGeçenleyde beyabey gitmiştik ya
    MUHTAR — Sen mi?
    HOCA — Süphanâllah,on defa süphanâllahCanım,şimdi kim konuşuyordu?
    MUHTAR ve DERVİŞ AĞA — Ben
    HOCA — Sizden evvel?
    MUHTAR ve DERVİŞ AĞA — Sen
    HOCA — Öyleyse bırakın konuşayım;lâfı ağzıma tıkıyorsunuz
    KAHVECİ — (Yerinden fırlayarak gelir) Ne beni mi çağırdın,hoca efendi?
    HOCA — Al sanaBir de sen eksiktin
    KAHVECİ — Dört çay mı?Ha?
    HOCA — Ey ümmeti Muhammet'in sağırı,seni kim çağırdı?Vallâhi çıldıracağımHey Allah'ım,git,efendim git,çay filân istemiyoruz
    KAHVECİ — Filcan mı?Filcanda çayı sen nerde gördün,hoca efendi?Ha?Çay mı?Ha?
    HOCA — Hay batasın yerin dibineGit Allah'ım git,baklava hakkı için git
    KAHVECİ— Baklva gibi mi olsun?Ha?Yandan şekerli içerdin ya?
    ÇIRAK — (Atılır) Gel,gel,çay istemiyorlar
    KAHVECİ — Yo,bir şey dediğim yokÇay isterler sonra cayarlar (Söylene söylene yerine oturur,gevelemeye devam eder)
    HOCA — Ne baş belâsı bu böyleYere batasıcaAllah'ım
    MUHTAR — (Fırsattan istifade ederek) Ha,tilkiden bahsediyorduk,şu alaca,kuyruktanNe kuyruktu sen gördün,Aliciğim
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyimGörmeye gördüm amma,efendime söyliyeyim,yani
    öyle alaca filân değildi,efendime söy
    HOCA — Vallâhi çıldıracağım,bırakın anlatayım,canımNe olacak hep aynı döl bunlar (Kızar ve sandalyede geriye döner) Sakallıymış,hocaymış,hürmet yok,efendinYok efendim,yokNe bilirlerLâf anlatıyoruz
    ALİ AĞA — Ha,"lâf" dedin de aklıma geldiEfendime söyliyeyim,yâni efendime söyliyeyim,şu Arslan Ağanın bana ettiği doğru mu?Efendime söyliyeyeyim,tarlamı bilirsiniz,efendime söyliyeyim,taşı koyduk onun tarlayla benimki arasınaEfendime söyliyeyim,sürmüş ta içerden,bir şey dedim de beni mahkemeye vermiş,efendime söyliyeyim
    HOCA — (Alayla) Efendime söyliyeyim,yâni,efendime söyliyeyim yâniÇıldıracağım yahuDurun anlatayımNe demiş Hazreti Muhammet?Ne demiş bilir misiniz?Nerden bileceksiniz? (Yerinden fırlar,vaaz verir gibi) Ey Ümmeti Muhammet,senden gayri kişi lâ ederken sen dinle lâf etme,ancak, "İzâca Neydi o?İzâcaunutturdunuz,vallâhi
    MUHTAR — Hoca,bir şey deyiver,biz anlamayız
    HOCA — Her ne ise
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,beni mahkemeye vermiş yani,efendime söyliyeyim
    MUHTAR — (Hemen katılıracı acı) Benim köpek de çok fena hasta olduİştahtan kesildiAğzını bıçaklar açmıyor
    HOCA — Bir taraftan karnım ağrıyor,bir taraftan sizin köpekleriniz,tarlalarınızBırakın,lâfı ağzıma tıkamayınKarnımAkşamki hamur aşı yapıyor bu işiEpeyce de yedimHa anlatıyordumKapı "güm" "güm" diye vuruldu (Masaya vurur) Hemen kalktım
    KAHVECİ — (Yerinden fırlar) Ha?Çay mı?Yeni demledim ya,yeni
    HOCA — Hay Allah'ımYine bu adam mı?Git,git,git haydi
    KAHVECİ — Ha?
    HOCA — "Git" diyorum(Bağırır) Git,git
    KAHVECİ — Hoca olacak,hem çağırır,hem de "git" derTaze demledim(Geçer oturur)
    HOCA — (Nefes alır) Nerde kaldık?Ey YârabbiEvet kapı "güm" "güm" diye vuruldu(Yine elini vuracak olur,muhtar tutar ve kahveciyi gösterir)Baktım üzerim giyinikHem de yenileri giymişim"Vay" dedim kendi kendime"Yenilerle yatmışım" Kapıda bir palabıyıkUşak kılıklı adam"Ne istersin?" dedim"Efendi sizi ziyafete çağırıyor" dediZiyafet mi?Hemen fırladımA,a,a yollar tertemizKoca koca saraylar
    MUHTAR — Sonra?Rüya,vallâhi,rüya
    HOCA — Bir konağa geldikGirdik içeriA,a,aBir sofra,amma alafranga"Geç,başa otur"dediler,"Sen hocasın" Geçtik kurulduk"E,başlıyalım"dediler"Hemen"diye cevap
    verdimBeni oraya götüren uşak kılıklı adam yanıma yaklaştı"Çorbadan mı?" dedi"Eee,tabii" dedim"Peki" dedi,"Hangi çorbadan istersiniz?" "Hangi çorbadan mı?"
    Dur muhtar,sen kaç çeşit çorba bilirsin?
    MUHTAR — Ben mi,hiç,sanki işteÇok bilirimSayayım(Oradakilerin hepsi parmaklarıyla kendi kendilerine saymaya başlarlar) Bir pirinç çorbası,keklikle olur,tavşanlısı daha iyidirSonra şehriye,tarhanasonra?Çok bilirim şimdi aklıma gelmiyor
    HOCA — Var mı daha bilen ?
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,un çorbası yani
    DERVİŞ AĞA — Tayhana çoybasıAma muhtay söyledi
    HOCA — Yo bilemezsiniz,bilemezsinizBakın,o uşak kılıklı adam bana neler dedi (Hoca,bu ikili konuşmlaraı sesini değiştirerek belirtir) "Hangi çorbadan istersiniz?" (Kaykılır) "Hangileri var?" "Efendim,pirinç çorbası,şehriye çorbası,şehriye çorbası çeşit çeşittit,tel,gül,sümbül şehriye,sonra işkembe,düğün çorbası,midye çorbası,balık çorbası,sebze çorbası,terbiyeli terbiyesiz tavuk çorbası
    MUHTAR — Ne çokmuş be?
    DERVİŞ AĞA — Peki hoca,sen hangisini getiydin?
    HOCA — Ben mi?Aşçıbaşına haber saldımBüyükçe bir tabağın,kâsenin yâni,içine hepsinden biraz koydurdumSeçemedim de onun için,sizim anlıyacağınızYaÇorbayı içtik,şöyle sandaliyeye bir dayandımKâseyi ittimBizim uşak hemen yanaştı"E hoca efendi,etlilerden?" "Etlilerden mi?Hangileri var?" "Vallâhi efendim,çeşitimiz azcaSayayım" Başladı saymaya"Tas kebabı,tencere kebabı,orman kebabı,yoğurtlu kebap,çömlek kebabı,talâş kebabı,yufkalı kebap,döner kebabı,rende kebabı,şiş kebabı"Baktım daha da sayacak, "Getir,dedim yoğurtlu bir dönerŞöyle yağlı yağlı,bol biberli,üzerinde iki üç şiş" Hemen getirdilerÇaldım kaşığı,çok yağlıymış beHey sağar,bir su al gelBu döner kebabı pek yağlı
    MUHTAR — Hakikaten yağlı
    DERVİŞ AĞA — Buynuma kokmaya başladı
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,yalan da olsa dinliyoruz
    HOCA — Baklava hakkı için lâfımı hiç kesmeyin,dinleyinSıra böreklere geldiBizim palabıyık yanaştı"Böreklerden hangisini istersiniz?" "Hangileri var?" "Efendim,su böreği,puf böreği,fincan,midye,nemse,el böreği" "Sigara böreğinden getir?" "Peynirli,sade,kıymalı,hangisinden olsun?" "Hangisinden mi?Üçünden de biraz biraz olsun" "Yanına hoşaf,komposto,bir şey istemez misiniz?" "Komposto mu?Hangileri var?" "Çilek,al" "Peki,yeterçok koyun da getirin" Börek geldiKomposto da geldi
    DERVİŞ AĞA — Hoca,mendilin vay mı?
    HOCA — Baklava hakkı için lâfımı yarılamaArkadan tatlılar, "Efendim hangisini istersiniz? "Hangileri var?" "Efendim çeşidimiz azHanım göbeği,tulumba,vezir parmağı,has lokma,saray lokma,bal lokma,samsa tatlısı,bohça tatlısı,Giresun tatlısı,revani,tel,ekmek kadayıfı,sonra sütlüler,en sonra,baklava Aman getirGetir baklavaBir dersin iki dersin lüp,üç dersin,şup,dört dersin,şupSizin anlıyacağınızham hup,şaralop
    MUHTAR— Sonra?
    HOCA — Sonra,bana bir torba altınDuaya başladım(Duayı sessiz mırıldanırSonra ellerini açıp yüksek sesle Allah ziyafet sahibinin kesesine bereket,bizim ağzımıza da daimî lezzet lütfeyleye
    HEPSİ — Amin,aminnnnn
    MUHTAR — "Amin" dedik ama bir şey yiyemedik biz
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,yani,bizim hoca delirmişNerde bu ziyafet hoca,nerde?
    DERVİŞ AĞA — Kim veymiş bu ziyafeti?Neyde?Ne zaman?
    HOCA — Bilmiyorum
    MUHTAR — Nasıl olur?
    HOCA — Baklava hakkı için bilmiyorum
    DERVİŞ AĞA —Peki sen neyeye gittin ziyafet diye?
    HOCA — Bilmem
    MUHTAR — Şaştım kaldım
    HOCA — Bir söz vardır bilir misiniz?Aç horoz kendini arpa ambarında sanırmışİşte öyle
    MUHTAR — Yine anamadım
    DERVİŞ AĞA — Annadıysam,arap olayım
    HOCA — Canım,rüya görmüşümYuya,Deyviş Ağa,yuya göymüşüm
    DERVİŞ AĞA — Niçin "yuya" diyoysun?"Yuya" de,"Yuya
    MUHTAR — Ruya mı?Ben de hakikat sanmıştım
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,fakat yani nasıl oluyor da hoca o kadar,efendime söyliyeyim,yemek adı biliyorsun,yaniEfendime
    (Resmî giyimli jandarma onbaşısı girerTerlidirKasketi elindedirKasabadan geldiği bellidir)
    ONBAŞI — Selâmualeyk
    HEPSİ — Ve aleyküm selâm,hoş geldin onbaşı
    MUHTAR — Hoş geldin onbaşı
    ONBAŞI — Cümleten,ne derler ona,hoş bulduk
    MUHTAR — Çok kaldın kasabada onbaşı?
    DREVİŞ AĞA — Sahih,onbaşı,neyede kaldın?Meyak
    ONBAŞI — Hiç,vallâhi,bizim şeye,kaymakama,sonra,şeye,şey maarif memuruna filân uğradım da
    MUHTAR — (Kendi kendine) "Bizim kaymakam" Boyun kopsun
    ONBAŞI — Sonra da mal müdürünü ziyaret ettim "Artık bizim,şeyleri anlayıverin,vergileri versinler" diyorTahsildarı dayıyacak kapıya
    MUHTAR — TopluyoruzDaha ekin gelmediBankanot kesmiyoruz ya
    ONBAŞI — Size bir haberim de var
    HOCA — Hayrola,"Hayırlı olsun" deyin
    ONBAŞI — Köye bir muallim veriyorlar,maarif memuru söyledi;şöyle bir çıtlatıverdi
    MUHTAR — Oh,ne iyi
    HOCA — (Keser) Malimi nidecek,elli altmış haneli köyPara para;mektep yaptılarBizim hoca parasını zor veriyorlarPara veren yok yaAl sana bir batman buğday,biraz da fasulye"Peki para?" "Ha, o yok" Bir de malim besleyecekler "Malim,malim,öğle namazı kaç rekattır?"desem,apışıp kalır
    DERVİŞ AĞA — Duy,hoca,sahih,onbaşı ne zaman veyecekler?
    ONBAŞI — Durun söyliyeceğim,şu şey memuru,neydi o muhtar,dilimin ucunda,ha,evet,maarif memuru var ya,burnundan konuşan adam,dedi kiLBurundan konuşarak taklidini yaoar) "Şey sizin köye yeni bir öğretmen veriyoruz"
    KAHVECİ — (Yanaşarak) Onbaşı,çayı yeni demledim?
    HEPSİ — Aman
    KAHVECİ — Ha?Yeni demledim,vallâhi
    ONBAŞI — Dur konuşuyoruz,şey görüyorsun
    KAHVECİ — Taze değil mi?Demin attım çayıKan gibim,tavşan kanı,muhtarTavşan kanı(Gider)
    MUHTAR — Peki,pekiGetir bir çayTavşan gibimSen tavşanı nerde gördün?Sanki
    ONBAŞI — Evet,kaymakam dedi kişey,ben de şeyini şey yaptımMal müdürütüfİyice şey oldum
    MUHTAR — Evet,maarif memuru?
    ONBAŞI — Hey babana rahmetMaarif şeyiöğretmen,yani malim gelecek dediSizin şeye,köye
    ALİ AĞA — Anladık,efendime söyliyeyimGeçSonra?
    ONBAŞI — İşte,o şey,malim,şey,daha mektebinden yeni mezunmuş
    HEPSİ — Yeni mi mezunmuş?
    ONBAŞI — Şey,maarif şeyi dedi ki "Çekeceğiniz varo şeyden"
    HOCA — İşte buna "hoşafın yağı kesilmek" denir
    ONBAŞI — Hem bu köydenmiş
    MUHTAR — Bu köyden mi?Yo,yoöğretmen mektebine bizim uşaklardan kimsecik gitmedi
    ONBAŞI — Şeyini,neydi o?Şeyini muhtar,ismini söyledi maarif şeyi amma unuttum
    MUHTAR — Bizim köyden kimse gitmedi oraya
    ONBAŞI — Adını dedi,unuttum
    DERVİŞ AĞA — OnbaşımHatıylamaya çalış,onbaşım
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyimbu yeni yetişme malimler de çok tuhaf,efendime söyliyeyimÇocuklara bir şey öğretmezler
    ONBAŞI — (Kendini zorlamaktadır) Adını hatırlayamadımŞey,,,şeye,yere batsın şeyiMuhtar,bana şeyli,mimli bir isim söyleşeyli
    ALİ AĞA — Mimli isim mi?Efendime söyliyeyimO da ne demek?
    MUHTAR — Mehmet,Mahmut
    HOCA — Muhammet
    MUHTAR — Macit,şu meşhur bir avcı var ya
    DERVİŞ AĞA — Bildim,biliyim ben onu
    HOCA — Mevlût
    KAHVECİ — (Yerinden fırlar) Suya gitti Ne edeceksiniz?
    HOCA — Kimi?
    KAHVECİ — Suya gittiNe edeceksiniz?Mevlût suya gitti
    MUHTAR — Kim çağırdı,Hayri Ağa?
    KAHVECİ — Suya gittiNe edeceksiniz?Mevlût suya gitti
    HOCA — Haydi git,otur,gitMevlût'ü filan çağıran yok
    KAHVECİ — Suya gitti(Diye söylenerek yerine oturur)
    ONBAŞI — Şey mimli isimleri sayardık
    MUHTAR — Evet,Mehmet,Muhammet
    HOCA — Mahmut,Mevlût
    KAHVECİ — (Yerinden,kızgın) Suya gitti
    ONBAŞI — Değil,şey,durun şeyinin,neydi muhtar,babasının ismini de deyiverdiŞey Veli mi dedi,deli mi dediŞeymiş,çoban,ebet çobanmış şeyde
    MUHTAR — Kör Veli mi?
    DERVİŞ AĞA — Evet,onun biy oğlu vaydıAdı Muyat,evetMuyat
    MUHTAR — Tamam,ben de hatırladım,bir gün ava çıkarken torbayı unutmuştum da alıp getirmişti evdenFakat o bacak kadar çocuktur be
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,yani Kör Veli öldüğü zaman çocuk,efendim söyliyeyim,pek ufaktı,yani,onu bir tahsildar aldı gitti kasabaya
    MUHTAR — Evet,hatırladımBir gün avda bizim köpek,vik vik tavşanı kovalıyorduTavşan kulaklarını şöyle dikmişTam önüme geldiÇifteyi omuzladımBir de ne göreyim?O dediğiniz çocuk çiftenin ucunda görünüyorTavşanı da kaçırdık
    ALİ AĞA — Vay anasını,demek o çocuk gelecekO hırsızın biridirKala kala,efendime söyliyeyim,koca köy ona mı kaldı?
    ONBAŞI — Ben kör şeyi,neydi o?Şey
    MUHTAR — Veli
    ONBAŞI — Evet,ben kör Veli'yi filân bilmemYalnız şunu bilirimŞu çiçeği şeyinde,burnunda yeni öğretmenler nereye giderlerse şey yapıyorlarmış,şey kök söktürüyorlarmışYa
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,ben şimdi iyi hatırladım,efendime söyliyeyim,o çocuğu
    DERVİŞ AĞA — Tüh canına beBen neden hatıylamıyum
    MUHTAR — Derviş Ağa,nasıl hatırlamazsınHani çoban Kör Veli vardıBir gözü sakattıKöyün davarını güderdi
    ALİ AĞA — Şöyle böyle on beş yıl önce,efendime söyliyeyim
    DERVİŞ AĞA — (Kendini zorlar) Köy VeliKöy VeliHah!BildimKâzım Ağanın çobanı idi önce
    MUHTAR — Hah,ayağını bastın,kaldır
    DERVİŞ AĞA —Çocuğu da hatıyladımAmanın,bu hükûmet ne ettiğini bilmiyoyYahu o çocuk öğretmen olayak buyaya göndeyiliy mi?
    Ali AĞA — Efendime söyliyeyim,buraya gönderilmesini bırakOnu örtmen yapanlarda kabahat
    HOCA — Ağalar,deminden beri dinlerimHele bana da çıtladın da şu malim denen adamın cemazülevvelini biz de öğrenelimDeğil mi ya?Biraz sonra köye gelecek,caminin karşısındaki mektebinde bizim gibi kâmil bir hoca ile aşık atmaya kalkacakAtamaz ya,baklava hakkı için,atamaz ya,sözün gelişiBiz nerde,malim nerde?
    MUHTAR — Çok güzel söyledin,hocaHele böylesine malim(Kızgın) Ne malimi canım,öğretmenEvet,dediğim gibiBunun ne anasında ne babasında hayır vardıBaba içkici,sarhoş,eli uzunun biriAnayı hiç sormaKöyden atacaktık da araya ölüm girdiBizi bu rezillikten kurtardıAva giderken,kaç kez,kaldır çifteyi vur şu kadını,diye düşünmüşümdür
    HOCA — Vay vay,demek böyle?
    DERVİŞ AĞA — Böyle yaÇocuğa ne deysin?Aymut dibime düşeyAtalay sözü bu
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,köyde biraz daha kalsaydı,efendime söyliyeyim,bütün çocukları da kendisi gibi yapacaktıİmdada o şişman tahsildar yetişti,aldı götürdüEfendime söyliyeyim,çocuklarımız kurtuldu
    DERVİŞ AĞA — Yanlış söyledinKuytulmadıİşte şimdi kapana giydi çocuklayımız
    DİĞER ÜÇÜ — Çok doğru dedin
    HOCA — Vay,vayBöyle bir adamı buraya malim veriyorlarTüh,tühKıyamet ağalar,kıyametEvvelki gece bizim kaşık düşmanı,tavuklu bir pilâv yapmıştıMevlût okumuştum yaSabrilerdeBir tavuk göndermişlerBakkala da yasin okuduk;bir yarım okka pirinçPilâv yerkenBudu şöyle yakaladımDerken "Kadın,kalk bir su ver" dedimSofraya otururken suyu almaz yanınaNe derse beyenirsiniz? "Görüyorsun yemek yiyeceğim,sabreyleYemek yerken su içilmez" Dünya değiştiKıyametŞuna bak,hırsız,uğursuz bir ananın,hırsız uğursuz oğlunu böyle namuslu bir köye malim veriyorlarSonra da malim dikilir başınaNeBen öğretmeninÖğretmen değil,oyuncu bunlarMasum sabü sübyana köçeklikten başka bir şey öğretmezler
    MUHTAR — Ne oyunlar,hoca,görsen
    HOCA — Allah göstermesin!
    MUHTAR — Zımbırtı etmekten başka bir şey bilmezlerBilselerAmenna,başımızın üstünde yerleri varNe gezer onlarda bilgiMektep dediğin sessiz gerekBunlar da öyle şey arama,Bir gürültü bir patırdıÇalgılar,davullarBakın geçenlerde kaynatamın köyüne gittim yaBeraber ava gidecektik olmadıO köyde bir mektep varBir de kıranta bir malimMalim değil tam malim begMektepte tek gürültü yokÇocuk tıs der,yapıştırırmış tokadıYana yattın tokatÇamura battın tokatBizim kaynata dedi ki çocukları dövmek için öyle kabahatler yüklüyormuş kiKaynatam bile bulamazmış o kabahatleriBilirsiniz ne keskin avcı olduğunu hâlbukiE,köylü memnunÇocuk dediğin dayakla terbiye edilirBunlarda öyle mi ya?Talebesi çalar,malimi,müdürü oynar
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyimMuhtar,yâni,efendime söyliyeyim,çok doğru lâf ettinMektep dediğin yerden çıt çıkmaz
    HOCA — Öyle,baklava hakkı için söyleMektepte şöyle bir değnek bulunurBabası çocuğu elinden tutar,getirir hocanın önüne,çocuk zırıl zırıl titrerBabası: "Al,der,hoca efendiAl,eti senin,kemiği benim" "Et" dedim de aklıma geldiNe iyi
    ONBAŞI — (Keser) Ağalar,ne diyecektim,tam dilimin ucundaydıLâfa boğuldukNe edelim de şu şey,malim bu köye gelmesinGeldi mi,şey,şeyi gürültüyü sen seyret o zaman
    DERVİŞ AĞA — Öyle,öyle yaYayın bizim oğlan: "Baba" deyecek, "E?Bak ben çalıyoyumSen kalk da oyanayıvey" Öyle malimin yetiştiymesi böyle oluy,istemeyizO malimi
    MUHTAR — İstemeyiz yaFakat ne edelim de şu adamı sokmayalım köye?
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,kaymakam,yani bir istida pulluyalım16 kuruşluk bir pul,efendime söyliyeyim
    MUHTAR,ONBAŞI — Kaymakama mı?
    MUHTAR — Yooo,olmazGelir buraya vermeyiz çocukları okula
0 0 0
  • DERVİŞ AĞA — Sen deme muhtay,böyleZoyla alıylayHapse atıyoylay,sen biliysin
    ONBAŞI — Durun,ne diyecektim?Ha,Ali Ağanın dediği doğruBenim şeyime,aklıma da hoş geliyorŞeye bir istida verelim,kaymakama
    MUHTAR — Ne yazacağız?
    HOCA — "Kötü bir adam olma ve aynı zamanda köy ehalisi tarafından böyle tanınma hasebiyle buraya tayin edilmemesi" Filân yazarız
    MUHTAR — Peki kim yazacak?
    HEPSİ — Kim mi yazacak?Ya
    MUHTAR — Hiçbirimizin eli kalem tutmaz
    ALİ AĞA — Çok kötü,efendime söyliyeyimKoskoca köyde yani,efendime söyliyeyim,bir eli kalem tutanımız yok
    MUHTAR — Kasabaya inince bu işi yapalımOrada bir arzuhalci var,topalHükûmet dairesinin yanındaOna götürürüz bir tavuk,biraz da yumurta;olur biter
    ONBAŞI — Şey,ne diyecektim?Hepsini yazarız,vallâhi"Şey deriz,şeyli onu şey yapmıyor,istemiyor köylü"
    MUHTAR — Onları uydurmak kolay
    ONBAŞI — Bakın ben size şey yaptım söylemeyi unuttumŞey,öğ malim ne demiş maarif memuruna biliyor musunuz?
    MUHTAR — Ne demiş?
    ONBAŞI — "Bilirim,şey o köyde bataklık vardırŞey sıtımadan,ehali kırılırEvleri berbattırÇocukları,şeydir,haydutturBen hepsini şey yaparım" demiş,islâh edecekmiş
    HOCA — Şu zıpçıktıların lâfına bakEğer gelirse,çocuklar,baklava hakkı için,camiyi taşlarlarNamazda rükûya vardığımızda: "Bak,bak şu adamlar ne yapıyorlar?" deye arkamızdan alay ederler
    MUHTAR — Öyle olurO öğretmenin yetiştireceği çocuk da kendi gibi olurDediğimiz gibi,yapalımİstemiyoruz,vesselâmİstemiyoruzAz derdimiz var,bir de onunla mı uğraşacağız?Sonra çocuklar okumuş okumamış ne olacak?
    DERVİŞ AĞA — Dağda koşulacak öküz,kıyda otlatılacak koyunlay olduktan sonya çocuklay bize gerek
    (Koşa koşa sığırtmaç içeri girerSoluk soluğadır)
    SIĞIRTMAÇ — Aman muhtar emmi,koşun koşun
    MUHTAR — Ne oldu?
    SIĞIRTMAÇ — Oh,yoruldum,çok koştum
    HOCA — Ne,de bakalım?Meraktayız?
    SIĞIRTMAÇ — Benim kara koç var yaBilirsiniz delikanlı gibidirOnunla Şükrü'nünkünü dövüştürüyordukBenimki bir kalktıBöyle bir gerindi
    MUHTAR — Amma da uzattınKısa kes
    SIĞIRTMAÇ — AnlatıyorumBenim delikanlıŞöyle bir gerindiGeçen sene Memiş'inkini de böyle yere sermişti
    HOCA — Ey,senin koyunun da,sen deAnlat,anlatSonra ne oldu?
    SIĞIRTMAÇ — Anlatıyorum yaBenimki gerindiDelikanlıdır be"Heyt arslanım!" dedim
    HEPSİ — Anlat!
    SIĞIRTMAÇ — Deliçay taştı!Nu tarafa doğru geliyor!
    HEPSİ — Deliçay mı?
    SIĞIRTMAÇ — Evet yaO kazdığınız hendekleri,benim delikanlı gibi kolayca aşıverdi
    MUHTAR — Bir bu eksikti
    DERVİŞ AĞA — Geçen yıl ne kaday çok uğyaşmıştık
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,su gelmez deye köylü oraları hep ektiNe ziyan,ne zarar
    MUHTAR — O hendekler için çok uğraşmıştık
    ALİ AĞA — Şimdi ne yapacağız?
    HOCA — Ovayı su basacakEvker yine göçecek,yazın da ısıtma,sazlıkBak oğlum,bizim yoğurt ne oldu?Sizin köyde hep "Getireceğiz" derler de getirmezler mi?Böyle olmaz
    MUHTAR — Haydi ağalar,şöyle gidelim de bakalım,köye gelmesi yakın mıdır?
    HOCADAN GAYRİSİ — Haydi
    DERVİŞ AĞA — Bakayız tabiiAma bakmakla usta olunsaydı,köpekley hep kasap oluydu
    (ÇıkarlarHoca yalnız kalırBir iki kere gerinirÖğürür,esner)
    HOCA — İhtiyarlıkBenim o yerlerde ne işim var?Of,mis gibi bir şey koktuNeymiş bu acaba?Of,ne koku,ne kokuOğlum Mevlût,Mevlût oğlum,Mevlût
    ÇIRAK — Efemdim,hoca efendi?
    HOCA — Oğlum,bak bakalım bu koku nerden geliyor?Ne kokusu desemTereyağ değilSovan,hadi canım o da değilHelvaya benziyorHelva kavuruyorlarGit,oğlum,bak,kim kavuruyor?
    ÇIRAK — Hoca efendi,bir yerin mi
    HOCA — Bak edepsize,git oğlum,git dediğimi yap(Çırak çıkar)
    HOCA — Baklava hakkı için,bu koku pek hoşFakat bu karnım bir türlü aman derman vermiyorOf,of burgu burgu dönüp duruyorÖÖÖHey körr şeytan,nerden yersin o kadar
    (Çırakla yabancı içeri girerlerÇırak yabancının elinden tutmaktadır)
    ÇIRAK — Hoca efendi,bak
    HOCA — Ne oğlum?Hemen gönderdiler mi?(Arkası dönük) ÖÖYaladın mı yolda?ÖÖHelva mı imiş?
    ÇIRAK — Hoca efendi,bak,bak
    HOCA — Peki,anladıkÖÖÖAman zaman vermiyor şu öğürtüHelva mı,oğul?
    ÇIRAK — Hoca efendi,bak kim
    HOCA — (Döner) Vay,arslanım,buyrun
    YABANCI — Rahatsız etmiyeyim?
    HOCA — EstağfurullahBuyrunSandalyeyi çek,Mevlût
    ÇIRAK — Buradan geçiyordu,muhtar emmiyi sordu da getirdim(Sandalyeyi çeker)
    YABANCI — (Elindeki bavulu yere,kenara bırakır,sandalyeye oturur) Selâmualeyküm
    HOCA — Vealeyküm selâmMuhtarı mı aradın,oğul?Onlar ağalarla beraber,suya gittilerSorma bu günlerde başımız dertte
    YABANCI — Hayrola?
    HOCA — Sorma,oğul,sormaBizim bir Deliçayımız vardırBoyna taşarBaharın suya boğar,yazın da sıtmayaBu dert yetmiyormuş gibi ikinci bir dert daha çıktı başımıza
    YABANCI — Dertlerin devası da vardır
    HOCA — (Kendi kendine) Ne kokuydu?Nerden geldi bu da?(Açıktan) Tabiî oğulSenin anlıyacağın köye bir malim vermişlerSık boğaz ettiler,bir mektep yaptırdılarCami yıkılacakmış kime ne?
    YABANCI — Derdinizin muallimle ne alâkası var?
    HOCA — Anlatacağım,sen şehirli bir kişiye benzersin
    YABANCI — Ya
    HOCA — Şimdi köylü kaymakama istida pulluyacak,"Gönderdiğiniz malimi istemeyiz" deye
    YABANCI — İstida mı?
    HOCA — Öyle yaÖyle kişilerin böyle namuslu köylerde işi ne? (Yabancı önüne bakar)
    YABANCI — Yazık
    HOCA — Ne dedin,oğul?
    YABANCI — Hiç, "İyi karşılayacaksınız adamı" diyorum
    HOCA — Lâyıktır,oğul,onlar her şeye lâyıktırSürülmeye de sövülmeye de(Sükût) Ha,oğul,unuttumbakma kusuraSen nerden geliyorsun?Hiç sormadan muhabbete daldık
    YABANCI — Ben mi?Hiçbir garip kişiŞu civar köylerde(Durur)
    HOCA — İşçi misin?Kıyafetin benzemiyor ya
    YABANCI — İşçi mi? (Bu buluşla sevinir) Evet işçiydimİş kapandı, "Şöyle bir aranayım" dedim
    HOCA — Bizim köye yolun düştü?
    YABANCI — (Açılır) İyi bildinizSizin köyde iş bulabilir miyim acaba?
    HOCA — Vallâhi,bilmem,işine ve adamına bakarNe iş yaparsınBen iyi bilmem ama
    YABANCI — Ne mi yaparım? (Durur) Her iş yaparım
    HOCA — Valî oğul,bakma buralarda duruyorumAllah veya kader attı beni buralaraYedi seneden beri bu köyde hocalık yaparım,fakat hâlini beğenmem bu köyünTembel hep bu köylüBk şu Deliçay,bunların değil dedelerinin bile başlarını yemişBunlar kahvede pineklerlerKarıları da tarlalarda çalışırTavla,iskambilBen bunları hep görürüm ama söylememİlk geldiğimde Cuma hutbelerinde söyledim durdumGüldülerBen de bıraktım dananın kuyruğunu,kimin elinde koparsa kopsun (Sükût) Sana iş bulunur buradaAğalar gelsin de,onlar daha iyi bilirler
    YABANCI — Her iş yaparımAz çok anlarım
    HOCA — Bizim caminin duvarları çökecekCuma namazına bir iki ihtiyar gelir,onlara söyliye söyliye dilimde tüy bittiBu Allah evi,çökecek kim dinler
    YABANCI — Ben kalırsam,tamir ederim,hoca efendi
    HOCA — Eder misin?Hay sağolasınÖÖÖ(Öğürür) Sonra oğul,benim karnımda bir hâl varPek o kadar bir şey yemem amaİşte böyleÖÖPek fena olurum
    YABANCI — Çoktan beri mi efendim?
    HOCA — Kendimi bildim bileliYapmadığım halt kalmadı
    YABANCI — Ben size bir ilâç vereyim,birebir gelir
    HOCA — Sahih mi?Deme Allah aşkına?Çok sevaba girersin,çokBu garibi sevindirirsin
    YABANCI — Estağfurullah
    (Bu sırada dışardan çocuk sesleri ve boğuşma gürültüleri işitilirAğlamalar,yuhalarVurlar)
    HOCA — Bizim köyün çocukları böyledirHep kavgaBir işleri yokturAnaları da başa çıkamaz onlarla
    YABANCI — Ya öyle mi?Çok fena
    (Çocuk sesleri,ağlamalar devam ederken,gürültü sahneye yaklaşır)
    Ananın sesi — (İçerden) Vay,evlâdıma,vay
    HOCA — İşte,yine bir şeyler oldu
    ÇOCUK — (İçerden) Ah bacağım,ah anam
    YABANCI — Bir çocuk ağlıyorAcaba ne oldu? (Ana kucağında çocukla içeri girerÇocuğun bacağı sıyrık,kan akarEtraflarında kalabalık çocuk kütlesi)
    ANA — Aman,hoca efendiÇocuğa bir hal olduBacağı kırıldı galibaAh evlâdımah
    ÇOCUK — Ah,bacağım,ah,bacağım
    HOCA — Ne oldu,ne oldu yine?
    ANA — Ne olacak,giiti çocuğumDerviş Ağanın koca oğluyla atışmışlarKoca çocuk,ne ister benim masumdan "Çeşmeden yok sen,yok ben dolduracağım"derken,itmiş bizim oğlanı aşağıİşte bacağı kırılmış
    YABANCI — Kırılmış mı?
    ÇOCUK — Ah bacağım,dayanamıcam
    ANA — Öyle yaBak çocuğun hâline
    HOCA — Sus bakayım,oğlum,bak bu delikanlı doktor
    YABANCI — Durun ben bakayım
    ANA — Doktor mu?Allah gönderdi
    YABANCI — Açılın şöyle (Çantasını kaparÇocuğu muayene eder) Azıcık kırıklık varÇantamda tendürdiyotla sargı bezi olacakBir de tahta olsa(Temizler,sarmaya başlarÇocuk ağlamakta ve bağırmaktadırSonra zayıflar) Hani tahta verecektinizYarın bunu alçılarızTaze kemik,hoca efendi,hemen kaynar birbirine (Kahvenin masalarından iki tahta sökerler) Yumurta da koymak lâzımDurun,şöyle sıkıca bağlıyayımTam da ne güzel yerleştiVerin tahtalarıKadınım,şöyle tut bakayımSıkSıkBak keratanın nasıl sesi kesildi?
    (Muhtar,ağalar girerler,şaşırırlar)
    MUHTAR — Ne var,hoca,ne oldu?
    ONBAŞI — Bir vukuat mı var?
    HOCA — Ayşe Kadının oğlunun bacağı kırılmış da
    MUHTAR — Bu yabancı da kim?
    ANA — Doktor,muhtar,doktor
    YABANCI — Tamam,oldu,iyileşir gider
    HOCA — Bu delikanlı mı,iş arıyorBir garipBuraya yolu düşmüş deÇok iyi bir delikanlı
    ONBAŞI — Peki kimmiş?
    HOCA — Bir garip zahir
    MUHTAR — Nasıl,delikanlı,iyileşebilecek mi?
    YABANCI — İyi oldu bileYirmi gün sonra,yürümeye başlar
    ALİ AĞA — Yâni,efendime söyliyeyim,yâni bacak kırılmış mı?
    MUHTAR — Kırılmış da,delikanlı tedavi etmiş bile
    YABANCI — Haydi,kadınım,sen gitÇocuğu götürBacağını oynatmasınTam yerini buldum,çıkartırYarın ben gelir görürüm çocuğuEvinizi hoca bilir değil mi?
    ANA — Sağolasın doktor beg,sağolasınBir tek evlâttır bu yumurcakHoca bilir evimiHerkes gösterir sanaAyşe Kadın,dedikten gayriE,oğul kaç ölçek buğday

    istersin el emeğiBaşka bir şey mi istersin yoksa?Para isteme,yoktur paramızHoca olsaydı;üç tavuk,yumurta,bir okka yağ isterdiSenin piyasan nasıldır,bilmem
    YABANCI — Bana mı diyorsun?Üzülme,benim piyasam çok düşükYok canım,böyle işler için para almamParanın ne hükmü var?Sizin çocuğunuz iyi oldu yaHaydi kalın sağlıcakla
    HOCA — (Kendi kendine) Para istemiyor,bir şey de almadı,vay
    ANA — Sağolasın oğulEllerin dert görmesinİyi insanlar varmış daha dünyada (Çıkar,gider;kalabalık da çıkar)
    MUHTAR — E, delikanlı,şöyle buyurun oturalımYorulmuşsundur(Otururlar)
    ALİ ve DERVİŞ AĞA — Hoş geldiniz
    ONBAŞI — Sefalar getirdin
    YABANCI — Hepinize hoş bulduk
    ONBAŞI — Buradan geçen bir yolcusunuz galiba
    YABANCI — DeğilŞöyle iş arıyorum daSizin köyü sağlık verdilerHocaya anlattım yaEtraf köyler beni buraya gönderdi
    MUHTAR — Becerikli adama iş çokturNasıl delikanlı okumuşluğun?
    YABANCI — Az buçuk vardır
    MUHTAR — Çok iyiTuhaf canım,seni gözüm ısırıyor gibi
    YABANCI — OlabilirDerler ya insanlar çift yaratılırmış (Susar,sonra) Siz suya bakmaya gitmişsinizHoca efendi dediNe oldu?
    MUHTAR — Su mu?O Ezrail çok fenaŞimdilik bir şey yok ammaYakında basacak ovayı
    ALİ AĞA — Hep tohum ekmiştik
    DERVİŞ AĞA — Yazın da ısıtma bıyakmaz yakamızı biy tüylü
    YABANCI — Hendek filân kazmadınız mı?
    MUHTAR — Kazdık,kazdık ammaGel sen onu bizim Deliçay'a hendek et,edebilirsen
    YABANCI — Nerde açtınız hendekleri?
    MUHTAR — Nereye olacak,suyun ovaya erdiği yere
    YABANCI — İşte onun için Deliçay böyle basar durur ovanızı
    MUHTAR — Ya nasıl etmeliydik?
    YABANCI — Suyu başından çevirmek veya inzibat altına almak lâzımdıTürkçe'de bir söz vardır: "Balık baştan kokar" Siz,ovada hendek kazıyorsunuzYukardan hızla gelen su hendek dinler mi?Hâlbuki yukardan,bir vadiye,meselâ Hasanköy vadisine yarısını çevirseydiniz,hem siz istifade ederdiniz,hem de onlarAyrıca,böyle baskınlar,sıtmalar olmazdı
    MUHTAR — Sahih beVallâhi hiç aklımıza gelmediBen kendimi bildim bileliO hendekler oradadırBiz her yıl şöyle,içindeki milleri temizleriz,olur biter
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,siz mahendis misiniz?
    DERVİŞ AĞA — Yok,fen memuyu gaiba
    YABANCI — Hayır,hiçbiri değilim
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,öyle bir okkalı,şöyle efendime söyliyeyim,kafalı konuşuyorsunuz da(Sükût)
    YABANCI — Yoldan gelirken gördüm,o köprünüz çok kötü
    MUHTAR — Ha,körpü mü?Kullanmayız ki onu
    YABANCI — Ya nasıl oluyor?
    HOCA — Nasıl olacak?Yazın incelen dereden,köprü altından geçerler
    YABANCI — Yazın öyle,ya kışın?
    MUHTAR — Kışın da geçmiveriyoruz o tarafa veya at sırtında geçerizKöprü tehlikeli
    YABANCI — Tamir ediverin
    HEPSİ — Tamir mi?
    MUHTAR — Ben kendimi bildim bileli o köprü öyledir
    YABANCI — Onu da tamir etmek lâzımSonra çocuklarınızın benizlerine baktımLimon gibi
    DERVİŞ AĞA — Isıtmadan
    YABANCI — Kinin?
    MUHTAR — Kinin mi?YoBen kendimi bildim bileli zangır zangır titreriz ısıtmadan
    (Sükût)
    MUHTAR — Bak delikanlı,benim bir köpeğim varİştahtan kesildiBir şey yemezYarın bir bakıversen,derdi nedir?Olur mu?
    YABANCI — Köpek mi?Olur bakayım
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,bizim evin merdivenleri çok kötüHep aşınmışefendime söyliyeyimSabahleyin düştüm,efendime söyliyeyim,şu dalım,çok ağrır,çok
    YABANCI — (Güler) Peki sizin dalınızı da tedavi ederizMerdivenlerinizi de tamirBu köyde bize çok iş var galiba
    MUHTAR — Bilgili,elinden iş gelir adam olduktan sonra tabiî
    DERVİŞ AĞA — (Yabancıya yaklaşır) Size biy şey diyeceğimGizlice
    YABANCI — Bana mı?Buyrun
    DERVİŞ AĞA — (Gizlice) Bu köyde ipek kozası yetiştiysem,oluy mu acaba?
    YABANCI — Burada mı?Tabiîİklim müsaitDut da var
    DERVİŞ AĞA — Aman kimseye deyiveyme
    ONBAŞI — (Gizlice) Okuma yazman var değil mi? (Yabancı evetler)
    ONBAŞI — Şey askerdeyken,şey yapamadımYazıyı öğrenemedimTezkere şey edince burakınca,buraya verdiler beniJandarma komutanı,şeyi bilirim sanır,yazıyıŞeyleri,evrakları gönderirÜç aylık evrak varŞey yapamadım,cevap veremedimKöyden biri geçer de cevapları,şey yapar,yazargönderirimŞunları yazıverir misin?
    YABANCI — Tabiî yazarım(Güler)
    MUHTAR — Bir derdimiz daha varHoca deyivermiştir sanaBir malim gelecek bize
    ALİ AĞA — Ama ne malimi
    HOCA — Malimlerin şahı tersinden
    DERVİŞ AĞA — Cahilin,ahlâksızın biri
    ONBAŞI — Her fenalık onda imiş
    MUHTAR — İşte biz o malimi istemiyoruzBir istida pullayıp kaymakama vereceğiz
    HOCA — İşte bu pulluyu yazacak adamları yok
    YABANCI — Peki niçin istemiyorsunuz o öğretmeni?
    MUHTAR — Niçin mi?Baştan beri saydık ya delikanlıAdı Murat'mışBizim Kör Veli'nin oğluÇobanın oğlu,bize malimlik mi yapacak?O kadar düşmedi köyümüz
    YABANCI — Bu Murat'ın hiçbir kötülüğünü kendiniz gördünüz mü?
    HEPSİ — (Tek tek,dağınık) Biz mi şeyYo
    MUHTAR — Görmedik ammaİşte bütün köylü öyle söylüyorİnanmazsan dağa taşa sorBunca ehali yalan demez yaAdı çıkmış dokuz,inmez sekize
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,böylesinin ne anası,ne babası,ne de kendi iyi idi
    ONBAŞI — Şey olmazsa koku çıkmaz ya
    MUHTAR — Ha,ha,onbaşım kendini unuttunŞu "şey" lâfın kırk yılda bir kere işe yaradı
    (Sükût)
    YABANCI — Peki olsun yazarız
    (Sükût)
    YABANCI — Demin hoca efendiye de sordumSizin çocuklar hep böyle sokaklarda gezerlermişİstidadan sonra size bu yıl öğretmen vermezlerİsterseniz,onları haftanın bir iki günü okulda toplıyayım da okuma yazma öğrensinler hiç olmazsaBir daha dilekçe yazmak isterseniz onlar yazarlarKoca okul binanız da boş kalmaz
    MUHTAR — Niçin olmasın?Tabii olur
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,çok iyi olur
    HOCA — Şu delikanlıya bakınca,şaşkına dönüyorumDoktordur,yapı ustasıdır,mühendistir,işte malim de olmak istiyor
    MUHTAR — Hepsini yapabilecekGözleri insana itimat veriyorZiraatten de anlıyor
    DERVİŞ AĞA — Lâfı bıyakalımDelikanlı bu akşam bana misafiydiy
    MUHTAR — Yok bende
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,bendeHem de iyi yemekler var
    HOCA — İyi yemekler varsa beni çağır
    MUHTAR — Anlaşıldı,kavga edeceğizEn iyisi delikanlı mektepte yatsınHepimiz yine yemekleri gönderirizNasıl olsa hep köyde kalacak
    HOCA — Biz onu hiç salar mıyız?
    MUHTAR — Öyle ya işte okulda yerleşsin
    HOCA — Allah'ın işiŞu gelecek malim hiçbir şey bilmez,o nimete lâyık;böyle pırlanta gibi delikanlı işsiz,gezerAllah'ın işi,kimine kürk giydirir,kimine kolsuz yelek
    YABANCI — Öyleyse gidelimbeylerHava kararıyorBir an evvel yerleşeyimYarın işe başlamak gerek
    MUHTAR — Evet,işte başlamak gerek
    DERVİŞ AĞA — O malim gelmesinİşte bizim istediğimiz malim buyadadıy
    HOCA — Evet buradaOnu bize Allah gönderdi,tam istediğimiz adam
    MUHTAR — Doğru dedin,hoca efendi,Onu bize Allah gönderdi
    HEPSİ — Evet,Allah gönderdiAllah
    (PERDE KAPANIR)
0 0 0
  • II PERDE

    (I perdenin aynı dekoruYalnız ortalık düzeltilmiştirSandalye ve masalar düzgünKahve ve çitler badana edilmişSahnedekilerin giyimleri bile değişmişMeselâ Muhtar kravat takmıştır
    Perde açılmadan önce çocukların söylediği Onuncu Yıl Marşı duyulurPerde marş söylenirken yavaş yavaş açılır
    Sahnede Hoca,Muhtar,Derviş ve Ali Ağalar vardırKulisten gelen marş sesini oturdukları yerden dinlerlerYalnız,Derviş Ağa elini ve yağını marşa uydurarak yürüme talimi yaparDiğerleri,önlerindeki kitabı okumakta ve deftere bir şeyler yazmaktadırlar) (Marş bitince

    DERVİŞ AĞA — (Elini çocuklara doğru sallayarak) Yaşayın siz,çocuklay,çok yaşayın emiNe güzel söylüyoylayAh,ah,vallâhi bayıldım (Masaya oturur)
    HOCA — (Elindeki kalemi ağzına batırarak yazmaya çalışırKâğıdı ta burnuna yanaştırmıştır) İşte bu benimkine "kırkından sonra saz çalmak" denirBaklava hakkı için öyle denirAİşte ortasında çizgisiNe çizgisi be"Merdiven ayağı" de şuna
    ALİ AĞA — (Başını kaldırmadan) O senin dediğinH harfidir,hoca,efendime söyliyeyim
    HOCA — Şuna bak,dünkü yayalar bugün atlı kesildiler başıma"H" ne oluyor?Onun adı "hh" dır "hh"
    DERVİŞ AĞA — Bıyak,hoca bıyakEski çamlay baydak olduOna şimdi he diyoylay
    HOCA — Peki,peki anladık Deyviş Ağa
    DERVİŞ AĞA — A,bana Deyviş diyor
    MUHTAR — Yahu,kesin gürültüyü beAva gitmekten vazgeçtim,şu elifbeyi sökmek içinSiz tutmuş gürültü yapıyorsunuzHâlbuki Söğütlü avcıları haber salmışlarMısırlara bir domuzlar geliyormuşDeme gitsin
    HOCA — NeuzübillâhGitseydin ya!
    MUHTAR — Nerde gidersin?Evde çocukların tümü,bizim çifte köroğlular hep okumayı söktürdüler de bir ben kaldım

    ALİ AĞA — YaEfendime söyliyeyim,çok doğru dersin,Bizim evde en küçük kız benimle alay ediyor

    MUHTAR — Bak hasbaya,bak
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,bizi beğenmiyor"Siz efendime söyliyeyim,okumasını bilmiyorsunuz
    " dermiş anasına
    HOCA — Bacak kadar çocuklar bizi beğenmiyor
    MUHTAR — Yo,hoca,gam yemeHakları var
    DERVİŞ AĞA — Vay,vay ya
    HOCA — Bizim delikanlı nerde kaldı?
    MUHTAR — Unuttum hoca,soracaktım daCaminin dış sıvaları bitmişÇatıdan sonra içerisini mi yapacaklar?
    HOCA — Mihrap yıkılacaktı yaŞimdi onu yapıyorlar

    DERVİŞ AĞA — Ayanına Y geliyseneydi? Ha, ayEvet gökte aypaypaylay
    HOCA — Şu delikanlının karşısında parmağım ağzımda kalıyor
    ALİ AĞA — Bizim tarla meselesini,efendime söyliyeyim,bir istida ile hallediverdi
    MUHTAR — Ya bizim köpeğe ne dersin?Geöenki avda bir görseydiniz haspamıKeklikleri torbaya dolduracak vakit bulamıyordumNe yaptı,nasıl etti,köpek ayaklandı
    HOCA — Karnım(Karnını okşar
    ) Değirmen gibi şimdiMaşallahAkşam hatun bir oturtma yapmışDeme gitsin,vallâhi
    Rüyada bizim palabıyık karşıma çıktı"Hoca,kaç çeşit patlıcan yemeği bilirsin?" dedi
    Şöyle durakladımAklımı evirdim çevirdim
    "Tavası,yağlı yoğurdu da dökersin üzerine,bol sarımsaklıSonrakarnıyarıkimambayıldı,mücverhün kârbeğendisilkmepatlıcan kebabıpatlıcanlı orman kebabısahan kebabıya salatası
    " Çöyle fırına verirsin patlıcanı
    pişer

    Sonrakabuğunu çekersinMübarekKendi kendine kalkarsirkedir,sarımsaktır,zeytinyağıdır
    Dur şu mendilimi çıkarıyım
    MUHTAR — Bırak hoca,bırakBunları anlattıkça ben de evdeki kötü yemekleri düşünüyorumŞu delikanlı evleri,sokakları temizlemeyi,yattığımız odadan,davarları ayırmayı öğrettiiyibir de kadınlarımıza yemek çeşitleri öğretse
    DERVİŞ AĞA — O zaman deme gitsinVallâhi bizimki öğlende biy yemeği önüme koyuyoyakşama yineosabaha yine o"Yaz vakti bu yemek kokmaz mı?" deyim de "Ben onu yeni pişiydim" dey
    "Her zaman aynı yemek oluy mu ya?" deyim de "Ben anamdan böyle göydüm
    " deye kayşılık veyiy
    ALİ AĞA — Ya,efendime söyliyeyim neydi o sokakların hâli,leşHaşa sizden,haşa hâkipayinden
    (Bu sırada sıra hâlinde çocukların ayak sesleri ve söyledikleri bir okul marşı duyulur
    Ve sahnedekiler,kalkar ve gözleriyle takip eder
    )
    MUHTAR — Nasıl da kuruluyorlar

    HOCA — Köy değil arı kovanı,maşallah
    DERVİŞ AĞA — Bizimki evde ilk olayak çamaşıyı sabunla yıkadıKülle anası ağlaydı çamaşıylayın

    HOCA — Bir kişi,canım,bir kişiNe işler yaptıBilmediğimiz neler varmış
    MUHTAR — Her şeyi bırakın şu su meselesi az değil
    Topladı köylüyü,üç günün içinde suyun yarısını çevirdi o tarafaBunca ehalinin ekini kurtulduBir daha sel olmaz
    (Onbaşı oflaya puflaya girer
    )
    ONBAŞI — Selâmünaleyk
    HEPSİ — Ve aleyküm selâm,onbaşım

    MUHTAR — İyi,çabuk döndün

    ONBAŞI — Şey,kasabaya dün önleyin vardımŞey yaptım,gezdim
    Alacakları aldım
    Şeyin siparişleri vardı,delikanlının
    Onları şey yaptım
    Defter,kalem,kâğıt,bir de şey,silgiBir de şey,neydi o muhtar,çınarın yanında söylemiştiniz

    MUHTAR — Önlüklük
    ONBAŞI — Hah,tamamOf çok şey yaptımyoruldumSağır,bir kahve al gel bakalımSize,şeyim var;havadisim
    MUHTAR — Ne havadisi yineGider gelir kara kara bir şeyler getirirsin
    HOCA — Kaymakam mı denişmiş yine?
    MUHTAR — Kaymakam dedin de aklıma geldiGönderdiğim postu,tilki postunu almış mı?
    HOCA — Hey,babana rahmetSabret anlatsın bakalım neymiş havadisi
    ONBAŞI — Bize gelecek şu malim yok muydu?Şu şey,ahlâksız malimİşte o yok olmuş beKasabadan Buraya gidiyorum
    " deye çıkmış,burada da yok,orada da yok
    MUHTAR — Buraya geleğim deye,çıkmış mı?
    DERVİŞ AĞA — Peki,neyeye gitmiş?
    ONBAŞI — Onu kim bilir?
    DERVİŞ AĞA — Yâni yey yayılmış,oyaya giymiş
    ONBAŞI — Tam öyleGeçenlerde şeye indiğim zaman kasabaya,işye o gün o ayrılmışMaarif şeyine,memuruna söyledim de şaşırdı

    MUHTAR — Bizim istida işini deyiverdin mi?
    ONBAŞI — Dedim ya"Biz hırsız,hem uğursuz o malimi istemeyiz,kaymakama pullu vereceğiz
    " dedim
    Şey,dedi,iyi olurmuşAma adam olmadıktan kelli
    Ha,imza basacağız dedim
    MUHTAR — İmza deyince şaştı mı?
    DERVİŞ AĞA — Doğru söyle;ne dedi?
    ONBAŞI — Şaştı"Siz şey basarsınız dediparmakimza felan bilmezsiniz"
    ALİ AĞA — Sen ne dedin o zaman?
    ONBAŞI — Elifbeleri gösterdim
    "İşte,köye iletiyorum
    " deyince,şey yaptı,şaşırdı
    DERVİŞ AĞA — Yaşa be,onbaşı;vay ol!
    ONBAŞI — Bütün kasabada şu şeye,su işine şaşıyorlar"Biz bildik bileli,deyorlar,sizin şeyde,köyde su baskını vardır" Zor inandırdım
    MUHTAR — Şaşarlar,şaşarlar
    ONBAŞI — Sonra şeye,uğradım,şunun ismini deyiver,şeye canım,ha,sıtma mücadeleye uğradımHemen"Kinin verin!" deyince hekim şaşırdı"Köyümüze" dedim; "Haydi,dedi,sizin köy kinin içmez" İmzalı şeyi gösterince,kâğıdıYarım okka kinin verd"Daha da gönderirim" dedi
    HOCA — Bizim delikanlı için ne diyorlar oralarda?
    ONBAŞI — Parmak ısırıyorlar"Okutuyor" deyorum;"Malimdir" deyorlar,"Yok" deyorum "Köprüyü onardı" derken;"Mühendistir" deyorlar"Yok" "Camiyi tamir etti" "Öyleyse yapıcıdır" "Değil" "Peki?" "Arabalara çember taktı" "Ha,anladık demircidir" "Değil" deyorum "Peki" "Isıtmanın köküne kiprit suyu" derken, "Şey,diyorlar,doktor" "Değil" deye karşılıyorum"Yeni yeni şeyler ektik,sebzeyi turfanda biz vereceği" "Ha,anladık,ziraat malimi" "DEĞİL" "e,PEKİ,NEDİR?" diyorlar "Bilmiyorumİş arayan garip bir kişi" diyorumGüldülerBen de onlara şey,şeyli bir lâf ettim,okkalıDedim ki: "Biz istediğimiz adamı bulduk,siz iki mum yakın da derdinize yanın"
    HEPSİ — Aferin,onbaşı
    ONBAŞI — Jandarma komutanının yanına vardım "Şuraya şey at" dedi"İmza"
    Hiç" Elim ağrıyor,filan" demedim,çakıştırdım şeyi,imzayı
    MUHTAR — Sen elifbayı bitirdin mi?
    ONBAŞI — Bitirdim yaDurun lâfım bitmedi,neydi o diteceğim?Tam dilimin ucundaHa,şey gelecekmiş buraya,şey canımAdını unuttum "Gönderdiğimiz malim gitmemiş git,rapor et" diye birine,şeye telefon ettiler
    MUHTAR — Kime?
    DERVİŞ AĞA — Valiye mi?
    ONBAŞI — DeğilHey canına,yolda ta şuraya gelinceye kadar hep tekrarladım
    MUHTAR — Ne dedin?
    ONBAŞI — Ne mi dedim?Sayıklıyordum işteHep "müfettiş,müfettiş" diyordum da,unutuverdimTam buraya gelince unuttum
    MUHTAR ve DİĞERLERİ — (Gülerler)
    MUHTAR — İlâhi onbaşı,tuhaf adamsınAllah cezanı vermesin,"müfettiş" diyorsun ya
    ONBAŞI — Hah,tam buldun muhtarEvet,müfettiş gelecek
    HEPSİ — Müfettiş mi?
    ONBAŞI — Evet,müfettiş gelecek"Gönderdiğimiz öğretmen gelmedi mi?" deyecek"Hayır" O zaman bir rapor yazacak vilayete,altını imza ettirecek
    MUHTAR — Peki,o malimi ne ederler bulunca?
    ONBAŞI — Ne mi ederler,şey yaparlar be,asarlar

    (Sükût)
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,aklıma bir şey geldiŞu müfettiş geldiği zaman,"Biz o malimi istemiyoruz
    Burada bir delikanlımız var,onu malim yapalım
    " diyelim

    DERVİŞ AĞA — Diyelim,vallâhi yapaylay da

    MUHTAR — Yapmazlar
    ONBAŞI — Onun şeyi yok,neydi o?
    MUHTAR — Diploması yok
    HOCA — Diploma da ne olacak?Bak bu kadar işi beceriyor bu adam

    ALİ AĞA — İşe bakmazlar,diploma gerek

    KAHVECİ — (Yanaşır
    ) Çay mı?Ha,ne dediniz?
    MUHTAR — Taze mi?
    KAHVECİ — Çay mı?
    HOCA — SüphanallahÇay taze mi?
    KAHVECİ — Çay mı?
    HEPSİ — Çay
    KAHVECİ — Yeni demledim

    MUHTAR — Git getir haydi

    KAHVECİ — Çay mı?
    ONBAŞI — Haydi git
    Çay getir
    (Kahveci gider
    )
    MUHTAR — Köyde herkes düzeldi,bir şu kaldı

    DERVİŞ AĞA — Bizim delikanlı neyeleyde?
    ALİ AĞA — Şu köprüye bakmaya gitti
    Efendime söyliyeyim,üç yıldan beri kapalı olan köprüyü,efendime söyliyeyim,bir de gidin şimdi görün

    ONBAŞI — Aşağı yoldan geldim,on beş kadar,köy şeyi,geliyordu,delikanlısı,ellerinde kazmalar,kürekler

    MUHTAR — Ha,onlar mı?Onlar yukarki suya taştan set çekmeye gitmişlerdi
    Kanal açıldı ya,etrafına duvar yapıyorlar
    Dolmasın toprakla deye

    ALİ AĞA — Çok memnunum
    Efendime söyliyeyim
    Neydi o sıtmadan,selden hâlimiz
    Şimdi şu ovaya bakın,efendime söyliyeyim,nasıl yeşermiş
    Daha da yeşerirNerde o sazlar?



    HOCA — Bataklık,muhtara yarardıİyi ördek avlanırdıKümen yıkılmış muhtar(Sükût)
    MUHTAR — Ben bir şeyden korkuyorum
    Bu delikanlıya iyi alıştıkYarın çekecek gidecek
    Her iş yarım kalacak

    HOCA — Gitse yâni,sağ kolumu kaybetmiş kadar acırım,vallâhiİşte karşıdan geçiyorŞu yiğide bak,nasıl da salınıyor
    MUHTAR — (Dışarıya) Delikanlım,delikanlım

    YABANCI — (Dışardan) Beni mi çağırdın,muhtar?
    MUHTAR — Gel bir acı kahvemi
    YABANCI — (Dışardan)İşim var ama,geleyim

    MUHTAR — İşte geliyor,Hep güler

    HOCA — İyi kuş amma,kafesten kaçırmasak

    DERVİŞ AĞA — Ya çok yazık oluy

    HOCA — Benim aklıma bir şey geliyor

    ALİ AĞA — Neymiş?
    HOCA — Evermeli,beyimOndan âlâ demir kazık olur mu?Boynundan başlı dana gibi bir yere gidemez

    ONBAŞI — Everelim mi?Vallâhi çok,şey olur
    İyi

    DERVİŞ AĞA — İyi ama ona lâyık biy kız bulmak zoy
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,çoktan beri düşünürüm "yani" derim kendi kendimeMuhtar,kızma amaefendime söy
    MUHTAR — De bakalım neymiş

    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,söyliyeceğim şuKızma muhtar
    Senin Gülsüm ile şu yiğidi şöyle baş göz ediversek
    HEPSİ — Gülsüm'le mi?
    ALİ AĞA — Niçin olmasın?Gülsüm iyi kız yani

    HOCA — Baklava hakkı için,çok iyi olur
    Fakat bakalım kız ne diyecek?Muhtar ne diyecek?Delikanlı ne diyecek?
    YABANCI — (Girerek) Selâmünaleyküm!Yine muhabbeti koyulaştırmışsınız

    HEPSİ — Ve aleykum selâm,buyrun
    HOCA — Muhabbet,şöyle revani gibim koyulaştıİşin ucunda da zaten revani var ya
    MUHTAR — Otur bakalım,yine nerdeydin?
    YABANCI — Okulda çocuklara ders ve iş verdim de,"Şöyle köprüye bakayım" dedimNe hâle gelmişİş epeyce ilerlemişOnbaşım,hoş geldiniz
    ONBAŞI — Hoş bulduk
    YABANCI — Siparişler geldi,değil mi?
    ONBAŞI — Ne demek,sen emredersin de biz şey yapmaz mıyız?
    DERVİŞ AĞA — Ben bizim ipek böcekleyini yine dutladımMeşeye de hazıylanacağım
    YABANCI — Yo,daha vakit varBilirsin kırk beş gündür
    HOCA — Aferin,Derviş Ağa,gözü açık çıktın
    MUHTAR — Kimse düşünmedi
    DERVİŞ AĞA — Bana kalsaydı kıyk sene cesayet edemezdim;delikanlı yaptı
    MUHTAR — Ha bilir misin?Sana unuttuk söylemeyiBize gelecek malim ortadan kaybolmuş
    DERVİŞ AĞA — Sıy oluveymiş
    ONBAŞI — On beş gün evvel şeyden çıkmış,kasabadanGidiş,o gidiş
    Kasabada bir tiyatrocu şeyle,kızla kaçtığını söylüyorlar
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,onların öylesinden bu beklenir
    Çobanın oğlu değil mi?Anasına bak,kızını al
    ONBAŞI — Şimdi köye,şey neydi o,şey gelecek

    ALİ AĞA — Müfettiş

    YABANCI — Müfettiş mi?
    HOCA — Malimiz gelip gelmediğine bakacakmış

    (Sükût)
    MUHTAR — (Yabancıya) Niçin sustun?Bir şey söylemedin?Bilirsin,sen bizim akıl hocamızsın
    Geçen gün ava giderken,çulluk mu,keklik mi vurayım deye sana akıl danıştım
    O istidayı pullamakta geçe mi kaldık,ne dersin?
    YABANCI — (Düşünceli) Yo,olmaz bir şeyDemek müfettiş gelecekmiş öyle mi?Kimmiş bu müfettiş?
    ONBAŞI — Şu müfettişHani var yaBu bölgeye bakarmışHani konuşurken hep eliyle işaret ederBoyna ellerini oynatırGeçenlerde,nerdeydi o,ha,kasabada belediye kahvesindebir köylüye bir şeyler anlatırdı"Kalem" dedi,böyle yaptı"Kitap" dedi,böyle yaptıHiç konuşmasa,neydi o,insan ne demek istediğini anlar
    YABANCI — Halit Bey bu
    MUHTAR — Halit Bey mi?Evet,evet Halit Bey(Sükût)
    (Yabancı yavaş yavaş düşüncelerini atar)
    HOCA —Ne oldu,delikanlı,memnun olmadın?Korkma,biz seni köyden salıvermeyizMemur filân gelince olur ya çekinirsin
    MUHTAR — Yok canım,niçin çekinsin?Köyün taşına sorsan,ondan memnundurBenim köpek
    ALİ AĞA — Çobanlar bile,efendime söyliyeyim, "B
    DERVİŞ AĞA — Herks sevey onu
    ONBAŞI — (Gizlice hocaya) Açalım mı?
    HOCA — (Gizli) Erken değil mi?
    ONBAŞI — Şey,yo
    HOCA — Oğul,bak biz ne düşündük
    "Seni baş göz ediversek
    " diyoruz
    Mektep köşelerinde tek başına oturmak iyi değildir
    Er kişiye bir hatun gerek

    YABANCI — Beni mi evlendireceksiniz?
    ONBAŞI — Seni yaHem de biliyor musun kiminle?Şeyle,neydi onun adı?SöyleMuhtar neydi o?
    MUHTAR — (Başını önüne eğer)
    DERVİŞ AĞA — Muhtayın kızı Gülsüm'le
    YABANCI — Gülsüm'le mi?(Başını eğer)
    HOCA — Her ikisi de başını eğdiİyi,çok iyiEh,muhtar,uzun etme gayriZiyafet sana düşerÇil çil altınları çıkar gömüdenŞöyle okkalı bir düğünDernekli filânYemeklerini de iyi yapÇoktan beri etlisiyle,tuzlusuyla,tatlısıyla yemek yiyemedim
    MUHTAR — Vallâhi,delikanlıyı beğenirimfakat
    HOCA — Fakatı ne?
    DERVİŞ AĞA — Bıyakın biyaz nazlansın
    MUHTAR — Demem o deme değilBizimkinin,yani hanımın,aklını kurcalarmış bu meseleKıza açmış bir günAğzını yoklamışKız "Olmaz" filân demiş,nihayet baklayı ağzından çıkarmış"Öğretmen olsaydı varırdım" Demiş,dayatmışKabahat bende değil
    HOCA — Malim mi istiyormuş?Zamane kızı
    MUHTAR — Ben bilmem,bir şeycik de demem,anası öyle diyor
    DERVİŞ AĞA — Ah,şu kadın milleti
    HOCA — Demek bu iş olmayacakKız malim istiyormuş,nerden buluruz malimiBizim ziyafet suya düştü desenize
    DERVİŞ AĞA — Bu olmadı işte
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,kızın lâfına bakmamalıOnları bırakırsan ya davulcuya,ya zurnacıya kaçar
    YABANCI — Ağalar,sizi kırmamak için bu işi kabul edebilirdim,fakat kız istemedikten sonra,bu işi bırakalımOlmayacak duaya amin denmez
    (Ağlayarak Çocuk II girer)
    ÇOCUK II — Kalem benimdi
    YABANCI — Ne oldu,Ali?
    ÇOCUK II — Ver kalemimi,kalem benim
    MUHTAR — Ne oldu buna?
    YABANCI — Kim bilir?Yine dövüşmüşlerdirSöyle,Ali
    ÇOCUK II — Ahmet kalemimi aldı,istedim vermedi
    YABANCI — Hangi Ahmet?
    ÇOCUK II — Koca AhmetSonra bana vurduVer kalemimi,kalem benim
    YABANCI — (Çocuğun omzunu tutup) Haydi gidip bakalım
    ÇOCUK II — Muhtar emmi, "J" nin üzerine nokta konur mu?
    MUHTAR — Nokta mı?Şey,vallâhi
    ÇOCUK II — Akşam yolda sordun ya,öğrendin mi?
    MUHTAR — (Kendi kendine) Bak yumurcuğa (Açık) Ha,Ali,öğrenmedim
    YABANCI — Haydi Ali gidelimAğalar,ben biraz sonra gelirimSiz buradasınız değil mi?Şunlara bakayımBir vazife veriyorsun,şaşırıyorum,hemen bitiriyorlarSonra gelsin yaramazlık
    (Çocuk II ile çıkarlar)
    HOCA — E,muhtar,demek yollarda çocuklara soruyorsun artık?
    MUHTAR — Yok,şöyle imtihan için sordum
    ONBAŞI — Fakat sen şey veremedin,cevapNasıl imtihan?
    MUHTAR — Aman siz de
    MÜFETTİŞ — (Dışardan) Oğlum atı gezdir de öyle bağla
    MUHTAR — Bu kim?
    ONBAŞI — Müfettiş geldi galiba?
    MÜFETTİŞ — (Dışardan) Yem mi?Heybede var yaHaydi oğlum
    DERVİŞ AĞA — Dananın kuyyuğu kopacak
    MÜFETTİŞ — (Girerek) Ağalar,selâmaleyküm
    HEPSİ — (Kalkarak) Ve aleyküm selâmBuyrun
    MÜFETTİŞ — Ha şöyle oturayımÇok yoruldumBittim vallâhi
    MUHTAR — Öyledir at üstünde yorulur insan
    ALİ AĞA — E,efendime söyliyeyim,hoş geldiniz
    MÜFETTİŞ — Hoş bulduk,efendim
    ONBAŞI — Ne diyecektim?Ha,hoş geldin beyefendi
    MÜFETTİŞ — Hoş bulduk,hoş bulduk
    MUHTAR — Hoş geldin,müfettiş bey
    MÜFETTİŞ — Hoş bulduk,hoş bulduk,muhtar
    HOCA — E,müfettiş bey,baklava hakkı için hoş geldin
    MÜFETTİŞ — Hoş bulduk,hoca efendi
    DERVİŞ AĞA — Hoş geldiniz,sefalay getiydiniz
    MÜFETTİŞ — Hoş bulduk(Terini siler) Of,of
    KAHVECİ — (Yanaşır) Efendi,hoş geldin,çaydan,kahveden?
    MÜFETTİŞ — Hoş bulduk
    KAHVECİ — (Ağzından kapar
    ) Hoş geldin,hoş geldin
    MÜFETTİŞ — (Sinirli) Hoş bulduk!Hoş

    KAHVECİ — Hoş geldin,çay mı,kahve mi?
    MÜFETTİŞ — Haydi,kahve olsun

    KAHVECİ — (Sorar
    ) Çay?Şekeri yanda mı,içinde mi?
    MÜFETTİŞ — Hey,Yarabbim,çay değil,kahve,kahve(Kahveci "peki peki" diyerek gider
    )
    ÇIRAK — Müfettiş emmi,hoş geldinBunu da delikanlı öğretti bana
    MÜFETTİŞ — Hey,Yarabbim,hoş bulduk,başka yok mu?Üstüm böyle vıcık vıcık olduAt nallarını yere vurup durdu (Her söylediğini şeyin hareketini elleriyle yapacaktır) Baktım,yavaşladı,vurdum kırbacıŞak,şakBaşladı o zaman koşmayaTakır takırtakır
    (Kahvedekiler etrafa bakınırlar,başka kimse kalmadığına karar kılınca)
    MUHTAR — Merhaba,müfettiş bey
    MÜFETTİŞ — (Sözüne devam etmektedir) Tekrar çaldım kırHa,merhaba,şak şak
    HOCA — (Keser) Merhaba,beyefendi
    MÜFETTİŞ — (Sinirli) Merhabaşak şak kırbacı
    ONBAŞI — (Keser) E,şey merhaba,merhaba
    MÜFETTİŞ — (Sinirli) MerhabaSuya geldik şırıl şırıl,kıvrım kıvrım ak
    DERVİŞ AĞA — (Keser) Meyaba,müfettiş bey
    MÜFETTİŞ — Böyle böyle akıyorduHa,merhaba,ağa,merhaba
    ALİ AĞA — (Keser) Efendime söyliyeyim,merhaba
    MÜFETTİŞ — Köye yaklaştık,at başladı uflayıp puflamayaMerhaba,merhabaŞöyle şöyle okşadım
    ÇIRAK — Merhaba,müfettiş bey
    MÜFETTİŞ — (Kızar) MerhabaBey birader,hâlâ bitmedi mi?Derken,efendim,at şöyle düşer gibi olur,çekerim dizginleri(Tarif ederken,oturduğu sandalyede düşer gibi olurTutarlar) Hop,tutun!Oh
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,yani efendim,merhaba
    MÜFETTİŞ — Merhaba,merhaba
    KAHVECİ — (Yanaşmıştır,çay getirir) Buyrun beyefendi,E,merhaba
    MÜFETTİŞ — Yine sen mi?Merhaba
    KAHVECİ — Bir şey demedim,"merhaba" dedim de
    MÜFETTİŞ — Peki(Kahveci gider)
    DERVİŞ AĞA — Nasıl oldu da gitti hemen
    ÇIRAK — Merhaba,bayımBizim delikanlı öğretti de
    MÜFETTİŞ — MerhabaÇıldırmamak imkânsızEfendim,at,şöyle vıcık vıcık terlemiş
    (Kahvedekiler, "merhaba" diyecek başka adam kaldı mı,kalmadı mı diye bakarlar sonra)
    MUHTAR — Nasılsın müfettiş bey,çoluk çocuk?
    MÜFETTİŞ — Ha,hamdolsun,ellerinizden öperler
    DERVİŞ AĞA — İyisiniz inşallah?
    MÜFETTİŞ — Ben mi?Çok iyiyim
    DEVİŞ AĞA — Çoluk çocuk?
    MÜFETTİŞ — Onlar da iyiSuyunuz ne soğuk,içtim de dişlerim zangır zangır
    HOCA — E,müfettiş bey,hatırı âlinizi sual eylemek bize de nasip ola
    MÜFETTİŞ — Bendenizin mi?Çok iyiyimYoksa acayip hâlim mi var?
    HOCA — Allah,afiyet versin
    MÜFETTİŞ — Ya sudan bahsediyorumEfendim,insanın dişleri zangır zan
    ALİ AĞA — (Hemen keser) Efendime söyliyeyimİyisiniz inşallah
    MÜFETTİŞ — Hey Allah'ım,çok şükürSüphanallahne diyecektim?
    ONBAŞI — Müfettiş bey,afiyetesiniz,şey,inşallah?
    MÜFETTİŞ — Afiyetim mi?Yerinde canım,yerindeÜçten dokuza şart olsun,bırakın yakamı artık
    MUHTAR — Yo müfettiş bey,âdettir bizde buBir cigara içmez misin?
    MÜFETTİŞ — Haydi içeyim,pek kullanmam daNefes darlığı yapar,efendim,bendeYokuş filân çıkarken başlar bir tıkanıklık(Nefes darlığı taklidi)
    DERVİŞ AĞA — Müfettiş beg,biy cigaya mı?
    MÜFETTİŞ — Sağol,mersi,aldım
    DERVİŞ AĞA — Dayılıyım
    MÜFETTİŞ — Haydi,hatırın için (Alır) Şuraya takalım (Bir kulağına takar) Ya,dediğim gibi tıkar gider
    ONBAŞI — (Kalkar) Yak bir sigaramı
    MÜFETTİŞ — (Az alıngan) Yaktık yaTeşekkür
    ONBAŞI — Şey şey ederim,darılırım
    MÜFETTİŞ — Haydi bakalım,senin de hatırın kalmasın (Alır) Şunu da şuraya (Öteki kulağına takar) Nefes darlığı çok kötü
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,bir cigara içer misiniz?Buyrun yani
    MÜFETTİŞ — (Çileden çıkmış) VallâhiHey yarabbi,âdet,âdetbu da âdet ha(Alır ateş için ceplerini ararken,hepsi kibritleri yakıp uzatırlar)
    HEPSİ — Yak,müfettiş bey
    MUHTAR — Buyrun
    DERVİŞ AĞA — Buyadan
    ALİ AĞA — Yakar mısın?
    MÜFETTİŞ — TuhafVallâhi tuhafSizin bu köy âdetleriniz
    KAHVECİ — (Elinde maşa ve ucunda ateşle gözükür) Yakacak mısın?
    MÜFETTİŞ — Yaktım,sağol
    KAHVECİ — Ha,sonra mı?Yakacak mısın?
    MÜFETTİŞ — Yanıyor
    KAHVECİ — Ateş mi?İşte
    MÜFETTİŞ — (Yerinden fırlar ve kahvecinin yüzüne üfürürBakyanıyor
    KAHVECİ — Peki yakmaNe bağırıyorsun?Karşında sağır mı var?
    MÜFETTİŞ — (Oturur) Ne misafirperverlik(Sükût) Niçin geldiğimi biliyorsunuz"Malim gelmemiş de onu rapor et" diye telefon ettiler banaÖteki köydeydim,karakoldan istedilerSonra,bir de bir istida mı,ne pullamışsınız(Pul yapıştırma taklidi) İmza da ettiniz mi? (İmza taklidi)
    MUHTAR — Demek bunun için geldiniz?
    MÜFETTİŞ — Öyle yaGelmeme sebep hem raporu yazmak,hem de sizin dilekçeyi soruşturmakKöy bu düşüncede mi?
    MUHTAR — Vallâhi müfettiş beg,biz istemiyoruz bu malimiÇünkü
    MÜFETTİŞ — Çünkü?
    MUHTAR — Bu köyden gitme ahlâksızım biridir
    HOCA — Onun ne adam olduğunu biliyorlar hep
    MÜFETTİŞ — Yok,bildiğiniz gibi değildir
    HOCA — Biliriz bu yeni yetişme öğretmenleriOn para etmezlerOnların okuttuğu elifbe elifbe olmuyor da başka şey oluyor
    ALİ AĞA —Sonra efendime söyliyeyim,biz köyümüze uygun adam buldukEfendime söyliyeyim,çok çalışkan,bilgili,ahlâklı bir delikanlı
    ONBAŞI — Ya,yaNeydi o,şeyköyümüzü onardıBak çocuklar,şeyde,mektepte okuyor
    MÜFETTİŞ — Sahih,bütün köyler ağızlarının suyunu şöyle akıtarak,hep bu köyü anlatıyorla "Şöyle iyi,böyle iyi" diyorlarSonra da ağızlarından delikanlıyı düşürmüyorlar
    MUHTAR — Benim av köpeğimi de iyileştirdiGeçen günkü avdadelikanlıyla beraber gitmiştiktruv truvpır pır dökülüyor avlar
    HOCA — (Keser) Fazla lâfa ne hacetBir muallimin yaptığı her şeyi bu delikanlı yapıyor
    DERVİŞ AĞA — Fazlasiyle
    HOCA — Malim o,doktor omidemi iyi ettiMühendis,usta,demirciMüfettiş beg,siz şu mektep işinden anlarsınızBizim köylere malim verecekseniz,bu delikanlı gibi malim yetiştirin de verinDelikanlıyı örnek tutun
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,müfettiş bey,sen bilirsin,şunu bize malim yapıverHem hayırlı bir iş de varEfendime söyliyeyim,muhtarın kızı Gülsüm
    MÜFETTİŞ — AnladımFakat nasıl olur?O mektep medrese mezunu değilDiploması yok
    MUHTAR — Çok şey biliyor,mal meydandaSenin mektebinden kapı kadar diploması olan bunları bilmez,değil mi?
    ONBAŞI — Müfettiş beg haklıYapamaz onu,şey,malimSonra adamın elini şey yapıp bağlayıp atarlar dam altına
    MUHTAR — Peki,netsek şu gelecek adamı?
    MÜFETTİŞ — Bu düşünülecek bir iş değilMademki öğretmen gelmedi,tebellüğ ve meyil müddetini de geçirmiştirMüstafi addedilirAyrıca,siz "Bizim köylüdür,tanırız,iyi adam değildirKöye gelirse verimli olmaz" dye dilekçe yazarsınız,olur biterYenisini verirler
    HOCA — Al sanaYağmurdan kaçarken doluya tutulmak buna derler(Sükût)
    MÜFETTİŞ — Bu yeni adamınız çocukları okutuyor mu?
    MUHTAR — "Çocukları" ne demeBizi bile okutuyorBen alifbeyi öğreneli on gün oldu
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,yalnız muhtar,efendime söyliyeyim,"j"nin üzerine nokta konulup konulmıyacağını bilmiyor
    MUHTAR — YoooBilirimGün doğusundan rüzgâr eserken gün batsından tavşana doğru gidersin;ördek sürüsü uçarken,önündeki ördeğe nişan alırsın;arkadakine değilBunları nasıl bilirsem o dediğini de bilirim
    MÜFETTİŞ — Beyler,şimdi ben raporu yazarım,tabiî "gelmemiş" diye bildiririmSonra sizin istidayı kaleme alırız,pullarız(yazı ve pul taklidi) Kaymakam beye veririzO da muameleye koyarKendisine de söyleriz,size iyi bir öğretmen verirlerÇalışırız
    MUHTAR — Hey sağolasınYalnız iyi öğretmen versinlerBirader,bizde bilgi yok,onlarda cim karnında bir nokta
    ONBAŞI — Neydi o?Bir söz vardı canım?Tam dilimin ucundaydıHa,durOf yine kaçırdım,ha tuttum" İki,iki çıplak bir şeye hamama gerek" Öyle değil mi?
    MÜFETTİŞ — Ben bu akşam döneyimSiz şu kağıdın altına "Öğretmen gelmedi" diye imza ediverinSonra üzerini doldururumDört kişi yeterŞu kâğıda da imza atınBunu da öğretmeni istemiyoruz diye imzalayın(Ağalar,verilen kalemi yalaya yalaya iki kağıda da imza atarlarİmza atarken,imzaların harflerini acemi acemi kekelerler) (Sonra onlar imza ederken kulisten yabancının sesi duyulur)
    YABANCI — Hey çoban,koyunlara yemden evvel su verilirPatlatırsın hayvanları
    MUHTAR — Bizim delikanlı
    ONBAŞI — Şey,bizim delikanlı,hani söylemiştik ya
    MÜFETTİŞ — Görsek bari(Kâğıtları cebine kor)
    YABANCI — (Dışardan) O koyunun bacağı nasıl oldu?İyi mi?(Sükût) PekiYarın öbürünü de getirKelebek olmuş galibaKara koyun yem yemiyor mu?Dedim ya kelebektir (Sahneye girmiştir,yarı yarıya arkası dönüktür;konuşur)
    MÜFETTİŞ — Bu mu?
    MUHTAR — Evet,köyün peygamberiMeteliksiz geldiOn beş gündür yüz bin bankonot yapabilirdiYine meteliği yokturİyi nişancı da
    (Yabancı döner,ayağında lâstik çizme ve sırtında işçi tulumu vardır)
    MÜFETTİŞ — A,a,a
    DERVİŞ AĞA — (Farkında değildir) A'dan sonra B geliy,müfettiş bey
    MÜFETTİŞ — AAAA
    MUHTAR — Küçük A mı,büyük A mı?
    MÜFETTİŞ — Vay,siz burada ha?
    MUHTAR — Ne oldu müfettiş bey?
    HOCA — (Döner) Şaşırdın,bey,tanışır mıydınız?
    YABANCI — (Başını yere eğmiştir) Böyle olacağını biliyordumMızrak çuvala sığmaz
    MÜFETTİŞ — Gözlerime inanamıyorum
    HOCA — Ne oluyor size,Allah'ınızı severseniz?
    MÜFETTİŞ — Ne olacakSiz böylesiniz vallâhi (Elleriyle tereli işareti yapar) Deli yani,öğretmen burada işte
    HEPSİ — Ne öğretmeni?
    MÜFETTİŞ — İstemediğiniz öğretmen
    MUHTAR — Vallâhi,anlamıyorumNe söylüyorsunuz?
    MÜFETTİŞ — Sizin köye bir öğretmen gelecekti ya?
    HEPSİ — Evet
    ONBAŞI — Şu ahlâksız Murat
    MÜFETTİŞ — Evet,öğretmen işte bu
    HEPSİ — Yapma
    MÜFETTİŞ — Kısmet ayağınıza gelmiş ve farkında değilsiniz(Hepsi şaşkın ve mahçuptur)
    MUHTAR — (Kendi kendine) Vallâhi yüzümü kaldırıp da bakamıyorumAmma atıp tutmuştum(Arkasını döner,yerin dibine batmıştır)
    ONBAŞI — VayÖldümNeler söylemiştim(Döner mahçuptur)
    ALİ AĞA — Efendime söyliyeyim,ben ne ettim,neler söylemiştimTuh(Döner)
    DERVİŞ AĞA — Ya ben ne heyzeley yemiştim(Döner)
    HOCA — Ya,ben nasıl bakayın malim beyin yüzüne?(Döner)
    (Sahneye bir üzüntü çökmüştür,köylüler mahçupluktan,diğerleri bu durumdan sıkıntılıdır)
    MÜFETTİŞ — Eee,merhaba,Murat BeyKasabadan bir ayrıldınızArabanız tıkır tıkır gittiBen sizi gitti,vazifeye başladı sanıyordumHalbuki kasabadan telefonla sizin için,pır kaçmış dediler
    YABANCI — Bakın yine buradayım
    MÜFETTİŞ — YaaHem buradasınız,hem burada değilsiniz
    YABANCI — (Güler) Gölgem
    MÜFETTİŞ — Bunlara iyi oyun oynamışsınız(Sükût)
    YABANCI — AğalarHepiniz yüzünüzü döndünüz
    MUHTAR — Sus,malim bey,biz ne aldanmışızUtanıyorum,utanıyorum

    ONBAŞI — Fakat,neydi o?Böyle aldanmak çok acı
    ALİ AĞA — Biz,efendime söyliyeyim,yâni,ne umduk,ne bulduk
    HOCA — Yer yarılsa da dibine girsemSenin nene gerek âlemin adamı hakkında konuşmak
    DERVİŞ AĞA — Neyden lâf ettimDilim kopsaydı
    YABANCI — Böyle demeyin,ağalarBen kabahati sizde bulmuyorum
    MUHTAR — Ya kimde kabahat?
    YABANCI — Kabahat sizde değilZamanda,evet zamandaGördüğünle değil de,işittiğinle düşünen,dedikoducu zamandaO işitilen şeylerin içinde bir kırıntı bile doğru yokturHer ağız uydurduğu yalana biraz sonra,diğer sokak başında kendi inanırBenim annem de,babam da temiz insanlardıBunu sizlere delilleriyle ispat edeceğim
    HOCA — Bak bu doğruBiz şu malim beyi nasıl biliyorduk,karşımıza nasıl çıktı
    MUHTAR — Boğazıma bir şeyler tıkanıyorçNeler söyledik,neler söyledik senin içinUtanıyorum
    DİĞERLERİ — Utanıyoruz,vallâhi
    YABANCI — Ben bu sözü,yani şu "utanıyoruz" sözünü,sizin değil de bizi kötüleyenlerin hepsinin ağzından çıkmış sayıyorumSizin geri dönüşünüz ve utanışınız,bana istikbâl için bir ışık gibi görünüyor
    ONBAŞI — (Güler) Neydi o?Hani bir söz vardıYanlış hesap,neydi muhtar?
    MUHTAR — Yanlış hesap Bağdat'tan döner
    HOCA — Gel,oğul,ben başlıyayımBenden yaşlı olsun,vallâhi,elini öperim,gel öpeyim alnınıKusura bakma,bilmeden söyledik
    (Öper)
    ALİ AĞA —Efendime söyliyeyim,bundan sonra şu gözlerimle görmeden,elimle dokunmadan,efendime söyliyeyim,bir şey söylersem,söylenenlere inanırsam,kafam kopsun
    (Yabancıyı öperMuhtar,Derviş ve onbaşı da öper)
    MÜFETTİŞ — Sevinçten bir şey söyleyemiyorumKöylerimiz,evet,köylerimizböyle kalkınıyorİşte raporu yırtıyorumYa o imza ettiğiniz diğer kâğıdı ne yapayım?
    MUHTAR — Ne mi edeceksin?Onu da yırt
    HOCA — (Atılır)Yoooo,yooo,yoooYırtmaİmzalarımızın üst tarafına şöyle yaz,baklava hakkı için şöyle yazŞöyle: "Kaymakamlık Ulu Makamına" Bakma müfettiş beg,biz eskiyiz,sonra pek o kadar da mürekkep yalamadık,sen uydur gayriEvet, "Kaymakamlık Ulu Makamına,biz Derecik Köyü ehalisi,yeni gönderdiğiniz malimden pek memnunuzBiz istediğimize kavuştuk,darısı diğer köylerin başına" İmzalar zaten varNasıl?
    HEPSİ — Yaşa hoca
    HOCA — Baklava hakkı için bunları böyle yazYazmazsan,öteki dünyada yakanda olur on parmağım
    YABANCI — Hoca,bu fazla
    HOCA — Yo bu fazla değilDaha eksikBitmediAğzımı tükürük boğdu (Muhtarın önüne dururArkasını verir,eğikti) Şu arkama bir yumruk vur
    MUHTAR — Niçin?
    HOCA — Vur canım,tıkandım
    MUHTAR — (Vururken) Ne yedin de tıkandın?
    HOCA — Bir daha
    MUHTAR — Hey,hocam,al bir daha
    ALİ AĞA — Hoca ne yedin de tıkandın böyle?
    HOCA — Daha yemedik,yiyeceğizHem de böyle lenger lenger pilâvlar,tepsi tepsi börekler,sini sini baklavalarEtlerOh,yine tıkanıyorum(Yutkunur) Bir daha vur muhtarBir daha,şöyle pekçepekçe
    DERVİŞ AĞA — Hoca,neyde yedin?
    HOCA — ZiyafetteDaha doğrusu düğünde
    HEPSİ — Hangi düğünde?
    HOCA — Tuh beBen size ziyafetten söz ederim de ,niçin olduğunu dememMuhtarın kızı ne demiş?
    MÜFETTİŞ — Ne demiş?
    HOCA — "Delikanlı,malim olsaydı,ona varırdım" dememiş mi?
    HEPSİ — Ya,sahih
    MÜFETTİŞ — Delikanlı da malim çıkıverince
    HOCA — Bize de ziyafet gözüküyorÖyle değil mi,muhtar?
    MUHTAR — (Cevap vermez,başını eğer)
    HOCA — Ha,anladımKız babasıNaza çekiyor kendiniÇek bakalımHakkındırGülsüm,çiğdem gibi kızPeki(Cübbesini toplar,gayet itinalı olarak muhtarın önüne gider,eğilip selâm verir) Muhtar Bey,Allah'ın emri,Peygamber'in kavliyle kızımız Gülsüm'ü,oğlumuz Murat'a istiyoruzDesti izdivacına talibiz
    MUHTAR — (Sıkılgan) Şey bilmem kiNe diyeyim?
    HOCA — Ne mi diyeceksin?Aklın varsa şöyle dersin muhtar: "Verdim" Böyle de,çünkü Murat gibi kısmet,ancak kırk yılda gözükürKuyruklu yıldız gibi
    MUHTAR — Peki,hocaBen de kızımı kuyruklu yıldız veriyorum
    HEPSİ — Yaşa,muhtar,yaşa
    HOCA — Bu iş de bitti,işin bitmesi demek,bizim yemeklerin gözükmesi,demektir (Durur) Yalnız,şaka bir tarafa,ben hâlâ kendime gelemedimYahu amma da aldanmışızTüh tüh
    DİĞERLERİ — YaaaaAmma da aldanmışız!
    (Bu söz tekrar edilirken perde kapanır)
0 0 0