- CUMHURİYET FAZİLET-İ AHLAKİYE'ye müstenit bir idaredir. CUMHURİYET fazilettir. CUMHURİYET FİKREN İLMEN BEDENEN KUVVETLİ ve YÜKSEK muhafızlar ister.
(14.10.1925)
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
Elbette ki halkın sözüne itibar etmenin en iyi temsilcisi ATATÜRK'tür.
ATATÜRKCumhuriyetçidir!..
TÜRK insanı'nı zaten DEMOKRAT görür.
Onu "demokratlaştırmak" gibi bir derdi yoktur.
Batılılar onun anladığı DEMOKRAT OLMA'nın daha "D"sine bile ulaşamamışlardır!..
O böyle üstün vasıflı bir MİLLET'e CUMHURİYET'ten başka rejimi lâyık görmez.
Nedir CUMHURİYET'in TEMEL PRENSİPLER'i?..
Birincisi MİLLET İŞLERİ'ni MİLLET'in KARARLARI'na uygun yapmaktır!..
Bu KARARLAR her zaman "OY" ile REFERANDUM ile ortaya çıkmamış olabilir.
Ama GERÇEK bir DEVLET ADAMI MİLLET'İN DUYGULARI'nı sezer
MİLLET'in ne istediğini bilir.
Bilmeyene de zaten DEVLET ADAMI denmez!..
Öyleleri CUMHURİYET sistemi içinde YÖNETİCİ KADRO'da zaten yer alamaz.
Şimdi elinizi vicdanınıza koyup cevap verin:
Bu MİLLET HIRİSTİYAN BATI DÜNYASI'na bu kadar yakın olmak istiyor mu?..
AVRUPA BİRLİĞİ'ne girmek istiyor mu?..
Özelleştirmeyi yabancıya toprak satışını uygun görüyor mu?..
Yurdumuzda gavur sermayesinin gavur mallarının yerli sanayii silip süpürmesine seviniyor mu?..
Azerbaycan yerine Ermenistan'a yiyecek yardımı yapıp ta;
Buna "komşusu açken kendi tok yatan müslüman değildir" diye kılıf bulan Demirel'i.
Sözde soykırım anıtı Ermenistan'ın göbeğinde dikili iken Ermenistan'a giden Gül'ü
"AB'nin yolu Diyarbakır'dan geçer" diyen Mesut Yılmaz'ı.
"Ben ülkeyi pazarlamakla mükellefim" diyen Erdoğan'ı.
"Büyük Ortadoğu Projesi'nde ABD ile birlikte hareket ediyoruz" diyen Erdoğan'ı-Gül'ü destekliyor mu?..
MİLLET VEKİLİ DOKUNULMAZLIKLARININ kalkmasını istemiyor mu?..
MİLLET'in bu konulardaki duygularını bilmek için DEVLET ADAMI olmaya gerek yok TÜRK OLMAK yeter!..
DEMOKRASİ diye ortalığı toza dumana boğanlar;
Taklit ettikleri BATI dünyasındaki gibi neden bu konularda REFERANDUM'a başvurmazlar...
Vurmazlar çünkü aslında onlar da bilirler MİLLET'İN DUYGULARI'nın ne yönde olduğunu!..
Ve MİLLET'LE YÜZLEŞMEKTEN KORKARLAR!
Fakat "GENEL SEÇİM"lere 1 yıl kala ülkeyi dönüşü olmayan KARA ESVAP bir yola sokmak için;
PARASI...
DAYISI...
ÇETESİ...
SİLAHI...
AŞİRETİ...
TARİKATI...
CEMAATİ...
DOKUNULMAZLIK ZIRHINDA YÜZLERCE DAVASI...
CUMHURİYET-LAİKLİK KARŞITI EYLEMLERİN ODAĞI OLDUĞU TESCİLLENMİŞ olan bir HÜKÜMET';
MADUR-MAZLUM EDEBİYATI ile...
Yine HALKIN VİCDANİ DUYGULARINI SÖMÜREREK bir oldu bittiye getirip;
Boylarını aşan ANA YASA değişikliği için REFERANDUM'a başvururlar.
"GENEL SEÇİM"lere 1 yıl kala bir REFERANDUM SEÇİMİ;
GAYRİ AHLAKİ "ART NİYET"li bir yaklaşım olmak ile birlikte ülke ekonomisinede vurulan bir darbedir.
İkincisi CUMHURİYET'te FİKİR SERBESTİYETİ vardır!
Ama bu FİKİR SERBESTİSİ DEMOKRASİ'de olduğu gibi;
İYİ-KÖTÜ..
YERLİ-YERSİZ...
Her şeyin söylenmesi anlamına gelmez!..
Bir defa FİKR'in SAMİMİ DOĞRU ve MEŞRU olması gerekir...
MİLLET'İN DUYGULARI'na UYGUN ve KARARLAR'ına SAYGILI olması gerekir.
Yani CUMHURİYET rejiminde FAİZ'e çatarken FAİZ'le zengin olmak yoktur!
MİLLET'in ekmeğini yerken MİLLET'i bölmek yoktur!
Çünkü MİLLET'in bu konulardaki DUYGUSU ve KARARI açıktır.
Aynı şekilde asker vurmayı öven bir dergi "basın özgürlüğü" adına yayınına devam edemez!
Ülkenin bir RESMİ DİL'i TÜRKÇE var iken kürtçe(!) sözlü propaganda yapılamaz...
Bu demokrasi değil bölücülüktür...
Bir müddet sonra başkalarıda ister...
Yazılı propaganda istenir...
Millet bölünür.
Bu MEŞRU olmadığı gibi İNSANÎ de değildir!..
Doğrudan doğruya "İHANET"tir!..
Bir de elindeki BASIN-YAYIN imkânlarını kullanarak kendi fikirlerini "kamuoyunun tercihi" gibi yutturmaya çalışanlar vardır...
ATATÜRK bu gibi sun'i fikirlere ancak "şahsi görüş" kadar değer verilmesini söyler...
Onlara uyma mecburiyetini duymaz!..
Kısacası CUMHURİYET demokrasinin "DALAĞINI YARMAZ"...
HAK VAZİFEDEN AYRI DÜŞÜNÜLMEZ!...
DEVLET KÜÇÜK DÜŞÜRÜLEMEZ!..
VERMEDEN BİR ŞEY ALINAMAZ!..
TÜRKLER'İN MÜSAMAHAKÂR KARAKTERİ...
RUHEN DEMOKRAT OLUŞU...
KENDİ ALEYHİNE KULLANILAMAZ!..
Üçüncüsü CUMHURİYET AHLÂK REJİMİDİR!..
CUMHURİYET ancak;
SAMİMİ...
ÜSTÜN FİKİRLİ...
ÜSTÜN AHLÂKLI...
İLİM SAHİBİ...
BEDENEN SAĞLIKLI...
Ve son derece ÇALIŞKAN insanlar elinde yeşerir...
MEMLEKET'i ancak bunlar idare edebilir
DEVLET ancak böyle insanlara teslim edilebilir.
Yani CUMHURİYET'te SEÇİM değil ELEME vardır...
Üstün vasıflara sahip olmayanların DEVLET kademelerinde yükselmelerine...
Hele ülkenin idaresinde söz sahibi olmalarına asla izin verilmez!...
HAİN...
SUÇLU...
ARTNİYETLİ...
BECERİKSİZ...
SECİYESİZ...
KARAKTERSİZ...
AHLAKSIZ kişiler elenir ayıklanır.
Milletvekilleri arasında bu ayıklamaya engel teşkil eden "DOKUNULMAZLIK" zırhı CUMHURİYET'te yoktur...
YALANCILAR...
TEMBELLER...
PARAZİTLER...
HIRSIZLAR...
SATILMIŞLAR...
Bırakınız DEVLET'İ İDARE etmeyi;
ÂMİR olmayı;
MEMUR bile olamazlar!..
Onlar durumlarını değiştirmedikleri sürece;
Aşağılık birer varlık olarak görülür...
Toplumun en alt tabakalarına itilirler!...
Yine toplumda hiç bir kesime hiç bir elit tabakaya imtiyaz tanınmaz!..
Yurtdışında tedavi...
Bedava bilet...
Okul süresinin hizmete sayılması...
Vergiden muafiyet...
Beleş lojman...
Yurtdışında müşavirlik...
Emekli olunca üç-beş özel yakın koruma ve otomobil...
Liseyi yurt dışında okuyana üniversiteye sınavsız giriş....
Bedelli askerlik gibi millet vicdanında yara açan imtiyazlar hiç bir kişiye tanınmaz.
CUMHURİYET'te PARTİ şart değildir!..
Parti fırka hizip hep BÖLÜNME-AYRI OLMA anlamı taşır.
Şart olan MİLLİ HAKİMİYET'in şu veya bu şekilde yönetenler üzerinde DENETİM ve MEŞVERET fonksiyonunu ifa etmesidir...
PARTİ AMAÇ DEĞİL "ARAÇ"TIR.
Eğer PARTİ varsa asla "BİZ-SİZ" ayırımına girmemelidir!..
Sadece ülkenin daha iyi idare edilmesi için;
Kendisinin daha iyi projeler hazırladığını...
Daha iyi elemanları aday gösterdiğini halka anlatmalıdır
Yani PARTİ adaylarını halkın karşısına çıkarmadan önce;
Adaylarını kendisi ELEME'ye tabi tutar...
DÜRÜST...
NAMUSLU...
AKILLI...
ÇALIŞKAN...
TAHSİLLİ...
AHLAK FEYZ SAHİBİ...
CESUR kimseleri üye olarak alır.
Bu "ADAY"ları;
TARİH...
DİL...
İKTİSAT...
SOSYOLOJİ...
TAKTİK...
STRATEJİ...
MİLLİ SİYASET...
PROTOKOL...
ULUSLARASI İLİŞKİLER...
HİTABET...
SIR SAKLAMA konularında yoğun bir eğitime tabi tutar...
Ancak başarılı olanlara görev ve parti kadrolarında yükselme imkânı verilir.
Geldiği mevkiyi hazmedemeyen veya görevini SUİSTİMAL edenler derhal ayıklanır.
Bu partilerin ASLÎ görevidir.
Eğer partiler böyle bir ELEME'yi yapmaz ise;
kaç tane parti olursa olsun halkın karşısına hep;
AHLAKSIZ...
BECERİKSİZ...
ÜÇ KAĞITÇI adaylar çıkacağı için;
Oylar MİLLET'İN TERCİHİ'ni yansıtmayacaktır...
Seçimden sonra "HALK BİZE OY VERDİ" diye AKLINA ESENİ YAPMAK;
Belki "BATI USULÜ DEMOKRASİ" olur...
Ama CUMHURİYET olmaz!..
Yani "DEMOKRASİNİN VAZGEÇİLMEZ UNSURU" diye yutturulan PARTİLER...
ANCAK ve SADECE MİLLET'İN KARŞISINA;
EN MİLLİYETÇİ...
EN SECİYELİ...
EN BİLGİLİ...
EN AHLÂKLI...
EN FEDAKÂR İNSANLARI ADAY OLARAK ÇIKARIRLARSA;
SİYASİ BİR KURUM HÜVİYETİ KAZANIRLAR!...
Yoksa MAFYA TEŞKİLATI'ndan farkları kalmaz!..
Şimdi sadece bizi idare edenlere değil; ortalıkta dolaşan bütün "dDEMOKRASİ HAVARİLERİ"ne bir bakın.
Bu tarife uyan kaç kişi var?..
Yok!..
Çünkü EĞİTİM'in herkes için geçerli olduğu kişinin mevki ve sorumlulukları yükseldikçe daha fazla EĞİTİM'e muhtaç olduğu gibi bir anlayış hiç bir partinin tüzüğünde yer almaz...
Halbuki ATATÜRK tek parti döneminde bile TÜRK OCAKLARI'nı HALKEVLERİ'ni bu amaçla devreye sokmuş en ücra köşelere bile ulaşmaya çalışmıştı...
KADRO DERGİSİ ile hem parti hem de DEVLET kademelerine yetişkinlerden eleman eğitmeyi amaçlamıştı...
O dönemdeki milletvekili ve memur kalitesi öyle yüksekti ki şimdiki milletvekilleri yanlarında "ODACI"statüsünde bile yer alamazdı.
Burada bir hatıramızı nakletmek isteriz...
Bir toplantıda bir kendini bilmezin "LİON yalan söylemez" diye övündüğünü gördük!..
Bu kişi İNSAN olarak yalan söylemekten utanmıyor!.
TÜRK olarak yalan söylemekten utanmıyor...
MÜSLÜMAN olarak yalan söylemekten utanmıyor da;
"Doğru"yu ancak HIRİSTİYAN BATI ÖRGÜTLENMESİ'nin MASONLUK ÖN EĞİTİMİ aracı olarak kullandığı "LİON" derneğine üye olduktan sonra bulmuş utanmaya başlamış!..
Sevsinler!..
İşte biz DEMOKRASİ BUDALALARINI bu kendini "arslan" zanneden "SIÇAN YAVRUSU"na benzetiyoruz...
Adam TÜRK olarak milletine refah veremiyor.
MÜSLÜMAN olarak onun hakkını koruyamıyor.
CUMHURİYET gelmiş doğru yolu bulamıyor da;
Şaşı gözlerini BATI'ya dikmiş DEMOKRASİ gelirse işler tıkırında gidecek sanıyor!..
Bizim ilerlememiz..
MUASIR MEDENİYET SEVİYESİ'ne ulaşmamız...
Zengin ülkeleri geçmemiz;
"Lion"lar...
"Rotaryen"ler...
Uyduruk "insan hakları"...
"Özelleştirme" falan ile değil;
Ancak ve ancak AHLÂK REFORMU ile mümkündür!..
Eğer AHLÂKLI İNSAN yetiştirmezsek;
Özelleştirdiğiniz kurumlar "ÜÇ KAĞITÇI"ların eline geçer.
Avukatlar para aldığı için kaatilleri hırsızları suçsuz gösterir!..
Doktorlar para almak için gerekmediği halde insanı bıçak altına yatırır
Öğretmen rüşvetle not verir!
Güvenlik güçleri kaçakçıyla işbirliği yapar...
Hatta kendisine emanet edilen silahları çalıp satar politikacı da ülkesini!..
Çoğu kimsenin bilmediği husus;
Biz SALTANAT'ı kaldırıp CUMHURİYET'i kurduğumuz zaman AVRUPA'da sadece İKİ ülkede CUMHURİYET olduğudur!..
Yani ATATÜRK BATI'ya benzemek için CUMHURİYET'i getirmedi...
Üstelik SALTANAT'ı kaldırır kaldırmaz da CUMHURİYET'i ilan etmedi...
Arada tam bir yıl boşluk vardır...
CUMHURİYET'i açıklarken de "Bu sistemin BATILILAR'a örnek olacağını" söyledi!..
Onun için biz "DEMOKRAT" olmaktan istifa ettik!..
DEMOKRASİ istemiyoruz BATI STANDARTLARI istemiyoruz!...
"YÜKSELEN EVRENSEL DEĞERLER" palavrasını da yutmayız!..
Biz TÜRK olmayı.
MÜSLÜMAN olmayı
Ve CUMHURİYET'i istiyoruz!..
Çünkü bunların üçü de AHLAKLI KAMİL İNSAN'ı hedefler!..
ATATÜRK de bunu dile getirmiş...
Ve çok önemli bir hususu eklemiş:
Devletler ve milletler ZENGİN ve KALKINMIŞ olabilirler...
Ancak AHLAK ile teçhiz edilmemiş fertlerden oluşan toplumlar ne kadar kudretli görünürlerse görünsünler FEYZ sahibi olamazlar!..
Nasıl ki AHLAK ve FEYZ sahibi orta halli bir öğretmen esrar satan zengin kabadayıdan daha makbulse...
Ve geleceği daha aydınlık ise;
AHLAK sahibi "MİLLET"ler geleceğe zengin ve DEJENERE olmuş "MİLLET"den daha umutla bakmaktadırlar.
abi baya uzun bi anlatım güzel bi paylaşim olmuş yalnız burda yazilanların hiç biri ülkemizde gecerli değil ülkemizde gecerli olanlar para tanınmak söhret olmak yani milletvekili bakan tanıdığın varsa işe girersin yoksa işsizsin bi suç işlemişsen savci tanıdığın varsa veya akrabansa az ceza alirsin yoksa verilen cezaya razi olacaksin askerliğini rahat yapmak istiyorsan paşa dayın olsun yeter yani bu ülkede 1. sınıf insan 2. sınıf insan muamelesine daha verilecek cok örnekler var