olgunluk diyorlar adına

Son güncelleme: 23.05.2010 10:53
  • 20 li yaşlara kadar iyilikle kötülüğün ülkesi,
    kalın sinir çizgileriyle ayrılıyor birbirinden. Sıkı
    dostları ve düşmanları oluyor insanin. Onları ölesiye
    seviyor ya da ölesiye nefret ediyor onlardan.

    30 ların da yalanı hakikatten ayırt etmeye başlıyor. İyi
    sandıklarının hıyanetiyle tanışıyor, sırtında dost isi
    hançer darbeleriyle ve en kötü zannettiği şefkatle
    imdadına yetişiveriyor.

    Zaman kanatlanıp da 40 in ayaklaştığında insan, iyiyi
    kötüden ayıran hudut çizgilerini birbirine karıştırıyor.
    İyilere nakşolmuş kötüyü ve kötülerin içindeki iyiliği de
    keşfediyor âdemoğlu. Anlıyor ki, iyi insan/kötü insan yok,

    insan'in içinde iyilik ve kötülük var, kötüyle iyi panzehiri
    değil birbirinin; kan kardeşi. İyilerle kötüler
    çekiştirmiyor ipi. İyilik ve kötülükten örülmüş ibrişimin
    kendisi.

    Bunu anlayınca şaşmıyorsun nefretin birden şehvete
    dönüşmesine; acı girdaplarının içinde hazzın raksetmesine.



    Tevazuuyla gurur, haysiyetsizlikle onur el ele yürüyor.
    İnsan, şuuraltındaki isyankârla sahtekâr'ı, günahkârla
    tövbekârı bir arada fark ediyor. Benim, hükmeden ve boyun
    egen, zulmeden ve acı çeken.

    Bunca şiddet kadar onca
    merhamet de benim eserim. Minneti nefrete, korkuyu
    cesarete, zaferi hezimete bulayan benim. Kundak bezime
    tıpatıp benziyor kefenim, hayatim muhteşem ve sefil, mağrur
    ve rezil, hayâsız ve asil.

    İşte bu kesif kolaylaştırıyor yaşamı.. Anlıyorsun ki
    toplumlar gibi insanlar da kanlı iç savaşlarına borçlu
    ilerlemesini..
    O zaman, iyileri kötülerden ayırmak gibi nafile bir uğrası
    bırakıp -başta kendin olmak üzere- insanların içindeki
    iyiliğin peşine düşüyorsun; kıymet bilmeyi ve -yine başta
    kendin olmak üzere- herkesi hoş görmeyi öğreniyorsun.



    Tükendikçe pahalanıyor zaman; günler azaldıkça uzuyor.
    Saçların gibi, seyreldikçe değerleniyor dostların.
    Günahları ve zaaflarıyla da övünüyor insanlar; sevapları ve
    zaferleri kadar.

    Önemli değil kaç kez yenildiğin; önemli olan, kaç
    yenilgiden sonra yeniden doğrulabildiğin.
    Bu paramparça ruhlardan, çelişkili duygulardan, çatışmanın
    açtığı yaralardan mucizevi bir ahenk çıkıyor ortaya ki
    olgunluk diyorlar adına....
#02.05.2010 23:29 0 0 0
  • Önemli değil kaç kez yenildiğin; önemli olan, kaç
    yenilgiden sonra yeniden doğrulabildiğin.
    Bu paramparça ruhlardan, çelişkili duygulardan, çatışmanın
    açtığı yaralardan mucizevi bir ahenk çıkıyor ortaya ki
    olgunluk diyorlar adına....

    Çok gsl bir söz
#22.05.2010 00:12 0 0 0
  • 30 ların da yalanı hakikatten ayırt etmeye başlıyor. İyi
    sandıklarının hıyanetiyle tanışıyor, sırtında dost isi
    hançer darbeleriyle ve en kötü zannettiği şefkatle
    imdadına yetişiveriyorçok güzell teşekkürler
#22.05.2010 14:16 0 0 0
  • çok güzeldi emeklerine sağlık
#23.05.2010 10:53 0 0 0