Karadeniz'in bir köyünde köy halkı toplanmışlar ve bu köyde okumuş, yetişmiş bir insanımız yok, hep beraber el ele verip Temelle Dursun'u okutalım demişler.
Temeli İstanbul'a, Dursunu da İngiltere'ye göndermişler. Bir müddet sonra köyde ilginç bir olay olmuş. Öküz kafasını boş bir küpün içine soktmuş fakat geri çıkaramamış. Köylüler ne kadar uğraştılarsa da öküzün kafasını küpten çıkaramadılar, ne yapacaklarını şaşırdılar. En sonunda akıllarına Temelle Dursunu aramak geldi. Onlar yıllardır okuyorlar, bu işin çözümünü daha iyi bilirler dediler.
Önce Temele mektup yazdılar ve durumu anlattılar. Öküz kafasını küpe soktu fakat çıkaramadı, biz de çıkarmak için uğraştık ama bir türlü çıkaramadık. Sen bu işe ne dersin dediler. 1 hafta sonra Temelden mektupla cevap geldi. Bundan kolay ne var, hemen öküzü kesin .
Köylüler hemen öküzün kafasını kestiler, öküzün bedeni bir tarafa gitti ama kafası hala küpün içindeydi. Köylüler, eyvah gitti öküz dediler, ama yapacak bir şey yoktu.
Bu sefer de Dursunu arayalım dediler, Belki o bir çare söyler. Hemen Dursuna mektup yazdılar. Durumu anlattılar. 1 hafta sonra Dursun'un cevabı geldi.
Bundan kolay ne var, küpü kırın, öküzün kafasını çıkarın.
Köylüler küpü kırdılar ve öküzün kafasını çıkardılar. Ama eyvah dediler. Küp te gitti.
Öküzün kafasını küpten kurtaralım derken hem öküzden hem de küpten oldular.