Kağıttan Mermiler

Son güncelleme: 15.05.2010 09:49


  • noimage


    toprak yolların tozunda öğrendik yürümeyi
    dizimiz yara, elimiz bere içindeyken
    hiç oyuncak küreklerimiz olmadı bizim
    ha babam tırnak sallardık derecik kumlarına
    naylon pabuçlarımız sevkıyat kamyonlarımızdı
    üç adım öteye vızır vızır işleyen.

    boyumuzun yettiği çatılardan aşırdığımız
    kiremitlerden inşa ederdik "tombik" kulelerini
    mahallenin en büyük tümseğini ÒkaleÓden sayardık
    "kale benim"der zaptederdik tepedekilerin "kale"lerini
    "kızdı kızdı"larımız vardı saklı kemerlerin şaklayan sesiyle
    silahlarımız tahtadandı, ölmemek için "kıpırdama"yeterdi.
    makaradan "okatan"lar, lastikten sapanlarımız vardı
    birde üfleme borularımız...
    mermileri kağıttandı.

    marifetti eline batırmadan soymak "şeker dikeni"ni
    bedavadan şeker bulmuşcasına sevinirdik
    gün boyu kolay kolay girmezdik evlere
    körpe sarmaşık yapraklarıyla bastırırdık açlığımızı
    çağlasını talanla tükettiğimiz zerdali ağacının
    gövdesinden sızan "bal"a üşüşürdük
    aç bebelerin memeye saldırması gibi.

    sundurmalardan yürüttüğümüz naylon terlikler
    ya yüz gram kırık leblebi ederdi
    yahut elli gram keçiboynuzu
    parası olanlar beş miskete
    bazen bir elmalı şeker ısmarlardı
    bazen de tornavida ucunda şeker macunu.

    hiç eskimezdi katmerli naylon toplarımız
    "yakan top" "tek vuruş", "tek kale"
    ve tek top ile oynanırdı bütün bu oyunlarımız

    "aşık" atardık, malzemesi koyun dizinin eklem yerinden
    "ilik" oynardık gazoz kapaklarıyla
    gazoz kapaklarının bir değeri vardı o zaman
    yani paramız yoktu ama oyun çoktu bizde
    "kuyu kazmaca", "uzun eşek" filan
    bir çocuk dünyamız vardı ki bizim
    biz küçücüktük, o dünya kocaman.


    Nevzat Bayramoğlu
#15.05.2010 09:49 0 0 0