Bütün vatan evlatlarına!..

Son güncelleme: 19.05.2010 15:54
  • Bütün vatan evlatlarına!..


    Ülkemizde ki gelişen şu olaylara bakın ya. Ne iştir bunlar? İnanın hem utanıyorum hem ürküyorum. Düşman gelmiş yatak odanıza kadar girmiş ve siz bakınıyorsunuz ya. Düşmanın sizin bütün hayatınızı kontrol etmediğine emin misiniz? Yani sürünerek yaşamak yaşamaksa gelin hep birlikte sürünelim. Yoksa ayağa kalkıp insanca dövüşelim ya. Yapmayın ne olur. Bu yaşamak değil. Bu insanlık değil. Bunda hürriyetin zerresi söz konusu değil. Kurtlar Vadisi'ndeki Feller tipolojisini göz önüne getirin ve olayı tekrar düşünün.

    Bu ülke madden de manen de esir alınmıştır, şeytan ruhlarımızı kontrol etmektedir adeta. Bu ülke Başkanlık Sistemine geçecek muhtemelen ve her şey tek başkanın inisiyatifinde olacak. Peki, bu aşama nasıl olacak? Bu durumda Sayın Recep Tayip Erdoğan'ın fonksiyonu olacağına asla ihtimal vermiyorum bir şekilde ekarte edilecek gibime geliyor. Şimdi Tayip Erdoğan bir federasyona izin verir mi bence zor. Deniz Baykal zaten vermez ama onun çevresindekilerden bazılarından pek emin değilim.

    Devlet Bahçeli böyle bir şeye iki dünya arası kadar mesafelidir. Öyleyse bu durumda Deniz Baykal'dan sonra sıra sanki diğer iki liderde gibi görünüyor. Ne acizlik bu insanlık aşkına. Yani hayatımızı ve kaderimizi Siyonist şeytanın inisiyatifine terk etmişiz adeta. Peki, Siyonist ne istiyor? Derdi ne? Emrine amade olacak, bir dediğini iki etmeyecek, bütün kahpe planları tedricen fark ettirmeden uygulamaya koyacak bir alçak kukla arıyor. Ve biz öyle kuyruğunu kısmış kedi gibi bekleşiyoruz. Öylece kendimize biçilecek kaderi bekliyoruz boynu bükük. Eee O zaman bu işe evet diyecek bir başkan gerekir. Ayrıca ayrılığı daha da pekiştirecek biri. Bu ülke de bir senaryo sürekli işlemde. PKK'nın siyaseten bu ülkeyi yönetmesine yol açmak. Bu çok derin bir gaye. Bu plan, zevahirde bu ülkeye yönelik siyaset yapan bazıları da işin içine katılarak yapılacak. Nasıl? Şöyle: şimdi bu PKK sözcüsü ve kuyruğu olan güya parti olduğunu iddia eden DTP isimli tabela altında toplanmışlar tefsiye ediliyorlar ya ve demokratik mücadele onlarında hakkı ve silahtan da vazgeçtiler ya öyleyse bu ülkeyi bile yönetmeye hakları vardır ve onlarla ittifak kurulabilinir. Şimdi millet buna hazırlanıyor zihnen. Kanıksandığına inanıldığı an onlarla ittifaka kimse hayır demez artık değil mi? İşte o zaman her şey yerli yerine oturacak ve istenilen tahakkuk etmiş olacak. Ayrıca Kürt kardeşlerimizin nüfusunun artması adına çok tehlikeli planlar yapıldığı ve bunun için el altından çok ciddi finansman temin edildiği de bir gerçek. Yani çok netameli senaryolar var. Silahla yapılacak olanı yaptılar şimdi sıra siyaseten yapılması gerekende. Ve büyük hedef bu ülkede ülkenin kaderini tayin yetkisini ele geçirmek ifade ettiğimiz gibi. Samimi söylüyorum böyle bir derin hedef var. Bu olmazsa da bir iç savaşla bu ülkeyi ayırmayı düşünüyorlar muhtemelen. Ve bizim bir planımız yok. Ne acı bir şey bir devlet ve millet adına.

    Bugün zannetmeyin ki, dağdan inenler kaçarak iniyorlar, ya da teslim oluyorlar. Asla asla asla. Kürt kardeşlerimizi zihinsel olarak gelecekte ki soysuz plana hazırlamak için iniyorlar. Onlar hepsi birer zihin kontrol ajanıdırlar. Üstelik size bişey söyleyeyim mi: o inenler muhtemelen Siyonist şeytan tarafından eğitilmiş terörsitlerdir.

    Haddizatında 10 yıl önceleri bu konularda çok sık yazılmıştı ama dinleyen kim! Şimdi tabii ki çoğu gitti azı kaldı. Belki, biraz akıl, sorunu çözebilir ama yine de geç oldu gibi. Fakat taşları yerli yerine koyarsanız ve resmi ortaya çıkarıp boyamaya başlarsanız geç olmamış olur, geç kalmamış olununur. Silahla ciddi bir taban oluşturdular ve bazılarına güya illallah ettirdiler ve silahsızlığa ikna olmalarını sağladılar. Bu namussuz bir oyun. Sanki silahlı olunduğunda terörist olunuyor da silahsız olunduğunda vatana sadık olunuyor. Bunları geçiniz. Şimdi siyaset yolu denilecek. Ama onların bir şekilde tepeye oturtulacağı göz ardı ediliyor söylem üretilirken. Her şey verilecek. İnsan hakkı, özgürlük martavalı okunacak. Daha sonra da tepeye gelindiğinde hakkıdır kardeşim denecek. Hatta bendenize göre şu an şok olacağınız, olamaz bu diyeceğiniz bir şey de var: bu işi hiç ummadığınız bazı siyasiler ile ortaklığa giderek kotaracaklar sanki. Olmaz demeyin: dünya değişiyor bayım! Çünkü şartlar oluştuğunda kimse bundan çekinmeyecektir ki zira meşrudur, hak sahibidir! Artık kanıksanmıştır, ağır ağır uyuşma da başladı mı iş tamamdır. Yazık oluyor.

    Ey bu toprağın çocukları (Türk-Kürt kardeşler) inanmayın bu kahpe planlara, gelmeyin bu zehirli tuzaklara.

    Bir komünizm çıkarmış şeytan milleti takmış peşine, bir milliyetçilik çıkarmış milleti takmış peşine, bir İslamcılık çıkarmış milleti takmış peşine. Herkes bulunduğu çemberin içinde dönüp duruyor kime ne faydası var. Dönüp dururken farkında olmadan zaman geçiyor ve elde var sonsuz kayıp. Ne kendine, ne vatanına, ne özgürlüğe bir katkısı oluyor. Birde birbirlerine düşman ediliyorlar.

    Medya kadıları deseniz; ne milliyetçisi, ne İslamcısı yürekli. Yürekli olan varsa ya etkisiz, ya meydanda değil. Yani öyle bir oyun ki sormayın. Hadi söyleyin bana ortalıkta görünen hangi milliyetçi, hangi İslamcı yeri yerinden oynatacak bir eylemde ya da bir söylemde bulunuyorlar? Hiçbiri. Hepsi hükmettikleri kitleleri oyalayıp duruyorlar. Doğru yer bizim durduğumuz yer diye. Hangisi olacak olanı, olması gerekeni söylemeye cesaret edebiliyor? Hepsi olanları yorumluyor. Ne faydası var olanları yorumlamanın, olan zaten olmuş. Sen olması gerekeni, yapılması gerekeni söyle aslanım yürek varsa. Yani şöyle bir bakın ve söyleyin Allah için, hani nerede ciddi önerileri olan bir kalem? Nerede olması gerekeni erkekçe çıkıp söyleyen bir kalem? Hani nerede insanları ittifaka davet eden ve bu vatan, bu millet için tek fikir, tek can olmaya yönlendiren bir kalem? Hani nerede insanları en doğruya kanalize eden bir kalem? Hani nerede saf hakikati haykıran bir âlim, ilim adamı? Yok, yok, yok. Uyuyorlar. Günü kurtarma peşindeler. Kazandıklarını nasıl elde tutacaklarını düşünüyorlar. Dedikodu yapıyorlar. Bişeyler olsa da üzerine yazsak derdindeler. Yazımızı nasıl birilerine dokunmadan yazabiliriz diye akıl yürütüyorlar.

    Burada zamane üstatlarından, düşünürlerinden -gerçekten çok okuyan ve düşünen şerefli bir aydındır zat-ı âlileri Yusuf Kaplan'ın şu sözünü iktibas yapmadan geçmem sonsuz haksızlık olur. Üstat diyor ki: ''hayata aktarılmayan, hayata hayat katamayan, hayatiyet kazandıramayan bir düşüncenin kıymeti harbiyesi yoktur. En derinlikli düşünce, hayattan kopuk olan düşünce değildir; aksine, hayatı, hayatta yaşanan temel sorunları, sıkıntıları, açmazları en derinden kavrayan düşüncedir. Büyük düşünürleri büyük kılan şey, hayatı, hayatta karşılaşılan sorunları başkalarından daha derinlikli, daha sarsıcı, daha çarpıcı, daha kuşatıcı bir şekilde kavrayabilmeleri ve insanların ayaklarını sağlam şekilde basabilecekleri muhkem bir zemin bulabilmeleri ve sunabilmeleridir.'' Üstat şu an ''ozgundurus.com'' sitesinde yazmaktadır bilgilerinize sunarım sevgili dostlarım. Ayrıca bu sitedeki birbirinden değerli aydınları da takip etmenizi öneririm âcizane.

    Evet, söyleyin Allah aşkına, bugün medyada ki hangi yazarımız böyle bir yazı kaleme alabiliyor. Hepsi de fasaryadan şeyler yazıyor. Hadi malum yazılı paçavraları geçiyorum, zira onlar görevlerini yapıyorlar ama ya bizden dediklerimiz ya da öyle gördüklerimiz. Yani bu vatana, bu millete sahip çıkıyor zannettiklerimiz. Birbirlerini izleyip birbirlerini yazıyorlar aynı magazinciler gibi. Ya da saftirikten şeyler. Hangisi gerçekçi ve sarsıcı bir şey yazdı bugüne kadar? Olan biteni yorumlamaktan başka hangi işleri var? Yapılacak olan ya da yapılması gereken konusunda güçlü bir çözüm önerisi olan kim var ya da bunu yazan kim çıkıyor? Yani boş işlerle iştigal ediyorlar.

    Bu toprağın çocuklarının maddi-manevi dinamikler ekseninde yeniden diriliş ve direniş ruhunu kuşanmalarına ihtiyacı var. Vatana sadakatten şaşmadan, ahlak sınırlarını aşmadan, adaletsizliğe bulaşmadan yol almaları ve güçlü bir ittifak cephesi kurmaları iktiza ediyor yekpare olarak. Artık bu toprakların her köşesinde öz evlatlarının seslerinin daha gür çıkacağı bir diriliş ve direniş hareketi gerekiyor. Bütün hain planları deşifre edecek ve yok edecek bir keskin irade gerekiyor. Kimlik bilincinin temiz gövdelerde yeniden yeşertilmesi gerekiyor. Yeniden güçlü bir ahlak aşısının yapılması gerekiyor. Yeniden toplumsal adaleti sağlayacak bir yumruğun ekonomi masasına hâkim olan soysuzların tepesine inmesi gerekiyor. Son tahlilde; yeniden bu toprağın çocuklarının önderliğinde, yerli uşakları tavassutu ile içimize sızmış dış düşmanla ve bizden görünen ama dış düşmanın köpekliğini yapan, sözcülüğünü yapan yerli maskeli düşmana karşı gerçek bir kurtuluş savaşı başlatılması gerekiyor. Öyle değişim, küresellik, dünyaya açılma falan hikâye dostlar. O zaman oldu olacak kökümüze bir balta vuralım ve tam değişelim bari. Böyle şeyler laftır, boştur, safsatadır. Özümüze sadık kalacaz ve öylece kendimizi sunacaz, kabul eden eder etmeyen şerefsiz defolur gider.

    Kimliğimiz belli, dinimiz belli, yerimiz belli, yurdumuz belli. Biz bin yıllık bir çınarın dalıyız. O çınarı kestiğiniz zaman bu dal nasıl yeşil kalacak, nasıl sağlam kalacak, nasıl ayakta duracak hiç düşündünüz mü Allah aşkına? Herkes haddini bilecek!

    Şerefli bir mazinin mirasçılarıyız, necip ecdadın torunlarıyız. Nice zorluklarla, çaresizliklerle savaşmışız ve elimizde kala kala bu vatan kalmış. Nice koçyiğitler toprağa düşmüş, nice analar oğulsuz, nice kadınlar dul kalmış. Ne kanlar akmış uğruna. Ama gelmiş Siyonist şimdi hükmediyor adeta. Bu ne yaman bir çelişkidir aklı alan beri gelsin. Biz ölelim onlar gülsün. Biz savaşalım onlar oynaşsın. Biz bakalım onlar yesin. Allah aşkına bunda ki adaletin zerresini gösterin bana.

    Son tahlilde; Bizim gibi, tarihinden gelen çaresizliklerle alacaklı kalmış cemiyetlerde, tarihi ve vatanı kurmuş olan asıl kütlenin, çoğunluğun, siyasetçe, iktisatça, kültürce ön safta bulunmaması, o topluluğu yıkacak, yok edecek şeydir. Bunu asla unutmayın. Bir milleti kuranlar, o millete katılanlar arasında geri, örnek arayan hale düşerse, düşürülürse; o milletten gelen ve onu idare edenlerin ilk işi, bu uygunsuzluğu gidermek, o çoğunluğu ön safa çıkarmak olması çaresizdir. İşte bu çaresizlik, bu toprağın gerçek çocuklarının; ileri ve yeni bir yaşamanın, büyük hamlelerin, yüksek ideallerin, kalıcı başarıların tarafını tutmasını izah eder.

    Ey vatan evladı! Ayağa kalk ve diril, geril, diren. Kendini bil, haddini bil, görevini bil!...
#17.05.2010 13:34 0 0 0
#17.05.2010 18:59 0 0 0
  • Vatanımızın bölünmesine hiçbir kimse razı olmaz.Ancak vatan hainleri buna razı olurlar..Ben size şimdi bir şey anlatacağım ki hayretler içinde kalacaksınız...

    Bu Kürdistan meselesi son yıllara ait değildir.Bu senaryolar taa Sultan 4.Murat'tan beri süregelmiştir.Şimdi sıkı durun da izah edeyim..

    Çanakkale harbinden evvel bu plan mevcuttu ve uygulanacaktı.Allah'tan ki Çanakkale harbini bu asil millet kazanınca hain emelleri suya düştü.Bundan sonra bu işin savaşmakla hal olmayacağını anlayınca masabaşında işi yürütmeye koyuldular..

    Suriye'de, Güney Irak'ın bir bölümünde, Mısır'da,Ürdün'de mevcut tahrimen 6 milyon yahudi Kürtleri vardır.Bu Kürtler İstiklal Harbinde Ermeni çetesi olan azılı Taşnak Cephelerini kurmuşlar ve Doğuyu Ruslarla işbirliği yapıp işgale kalkmışlardır.Allah'ın izniyle Giresunlu Topal Osman Ağa yiğidimiz çıkınca Doğu'yu alamadılar ve gerisin geriye kaçmak mecburiyetinde kalmışlardır...Topal Osman Ağa Giresunludur ve rahmetli gazi dedemin komutanıdır.Topal Osman Ağa'nın hayatını internetten öğrenebilirsiniz.Bu yiğit komutan aynı zamanda Kuvvay-ı Milliye'nin ilk başkanıdır.Aynı zamanda Atatürk'ün muhafız birliği alay komutanıdır.Giriştiği hiçbir savaşta yenilmemiştir. Ülkemizde tek kurtuluş günü olmayan ilimiz Giresun'dur.Çünkü Giresun Rus veErmenileri toprağına adım attırmamıştır.Ruslar ve Ermeniler Topla Osman Ağa'dan çok korktukları için Giresun'u işgal edememişlerdir.Allah Topal Osman Ağa'ya rahmet eylesin...

    Kürdistan hayali bugüne kadar gelmesi tesadüf değildir.İsrail ve ABD büyük Armania devleti yani bir bakıma Kürdistan devleti kurmak için bizden taviz bekliyorlar.

    Buradan herkese sesleniyorum.Ülkemizde ki müslüman Kürt vatandaşlarımız şimdi PKK terör örgütüne izin ve imkan verirlerse Doğu'da Kürdistan devletinin kurulması kaçınılmazdır.Hem sonra Kürdistan devleti kurulmuş olsa bile oralara yerleştirilecek olan yahudi Kürtleri büyük katliamlar yaparak müslüman Kürtlerin canına okuyacaktır.Bu mesele hayli uzundur..Gidişat hiç de iyi değildir.

    Bu anlattıklarımın hiçbirisi hayal palavra değildir ve gerçektir.Ben size hikaye olsun diye anlatmadım bunları...


    Söylenecek daha çook sözüm var...Yorumlarımıza devam edelim İnşaallah..
#17.05.2010 23:01 0 0 0
  • Terakkiperver
    Kürdistan hayali bugüne kadar gelmesi tesadüf değildir.İsrail ve ABD büyük Armania devleti yani bir bakıma Kürdistan devleti kurmak için bizden taviz bekliyorlar

    Emeğinize sağlık.Yukarıda alıntı içerisindeki düşüncenize tamamen katılıyorum fakat artık taviz istemiyorlar,istediklerini zaten ziyadesi ile aldılar.Kürdistan kuruldu sadece ismi konmadı.Bölgeler arası kalkınma ajansı adı altında valilerini kaymakamlarını oluşturdular.Hatta Irak sınırından girişlerde pasabortlara Kürdistan mührü vuruluyormuş.
#18.05.2010 12:43 0 0 0
  • İLBEYİ ŞAMAN kardeşim.Görüşlerinize katılıyorum ama bunu ispatlamanız gerekiyor.Aksi takdirde mesajınız yalandan ibaret olur.Kürdistan Devleti kurulmuşsa ne gibi tavizler verildi?.Bir internet istesinden aldığım habere göre, ABD başkanı Obama'nın; "Kürdistan Devletini kurdurmak için Türkiye'ye baskı yapacağım." demiş.Belki senin dediğin buna benzer de olabilir.

    Orada bulunan siyasi parti teşkilatları bundan haberdar olmalı ki kamuoyuna yansısın.
    Bu konuyu biraz ben inceleyeceğim.Uyuyanı uyandırma vakti geçti artık...Elimizi çabuk tutalım..
#19.05.2010 10:38 0 0 0
  • Lütfen sonuna kadar seyredelim




    Irak'ın kuzeyi ve Türkiyenin Güneyi Amerikanın desteği ile yahudi soyundan gelen kürtlerin kontrolündedir.Müslüman olan yani bizim vatandaşımız olan Kürt kardeşlerimiz bu bölgelerde söz sahibi değil ve olaya direkt olarak müdahil değildirler.Türkiyede bulunan Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde halen Türkiye Çumhuriyetinin ototritesi vardır.Fakat Türkiyenin otoritesinin orada yaptırım gücü yoktur.Sadece bayraklarını çekip biz artık bağımsız bir Kürt devletiyiz demeleri kaldı. Kürt olmayan Tır şöförleri için o bölgede seyahat etmek imkansızdır.Bu manada önceki yorumumu yazmıştır.Banu AVAR üstteki videoda birşeyler anlatıyor ama o belgeselde yasaklandı
#19.05.2010 15:54 0 0 0