
İbn Mes'ûd (ö.32/652), Mücahid, ibn Zeyd (ö.100/218), Ali, Übey İbn Ka'b, Mukatil, Dehhâk ve Süddî bu görüştedir. Bu kelimenin asıl/kök anlamı "meyletmek"tir. (Taberî, X, 15/135) Kurtubî (ö. 671/1272), "Dülûk'ün evveli zeval, sonu güneşin batmasıdır. Güneşin zeval vaktinden batmasına kadar olan zamana "dülûk" ismi verilir. Çünkü, bu zamanda güneş, meyil ve intikal hâlindedir." demiştir. (Kurtubî, X, 303-304) Bu kelime her iki anlamı da içerir. (Hâzin, IV, 59) "Ğasekı'l-leyl" ise, "gecenin karanlığı" demektir. (Beydâvî, IV, 59) Buna göre "dülûkü'ş-şems" ile murat; öğle, ikindi ve akşam (Kurtubî, X, 303-304) veya öğle ve ikindi (Nesefî, IV, 59; Hâzin, a.g.e., IV, 59) veya akşam (Taberî, X, 15/135-136) veya öğle namazlarıdır. (Taberî, X, 15/135-136. Taberî, bunu tercih etmiştir) "Ğasekı'l-leyl" ile murat; akşam ile yatsı (Hâzin, IV, 59) veya yatsı namazlarıdır. (Kurtubî, X, 303-304)