Bin Düşün Bir Konuş

Son güncelleme: 04.03.2006 03:58
  • Bin düşün .. bir söyle...

    Bir acelesi olduğunu, onu görür görmez anlamıştım.
    Sağanak hâlinde yağan yağmura aldırış bile etmiyor
    ve bükülmüş beline rağmen sağa sola koşuşuyordu.
    Yanına sokularak:
    - Hayrola teyzeciğim, dedim. Bir derdiniz mi var?
    Sıcak bir tebessümle:
    -Buraların yabancısıyım evlâdım, dedi. Hastahane tarafına gidecek
    bir araba arıyorum.
    -Biraz beklerseniz aynı dolmuşa binebiliriz, dedim
    Oraya geldiğimizde size haber veririm.
    Teşekkür ederek yanıma yaklaştı ve küçük bir çocuk gibi şemsiyemin
    altına girdi.
    Nurlu yüzü yağmur damlacıklarıyla ıslanmış ve yanacıkları
    pembe pembe olmuştu.
    - Torunlarımdan biri menenjit geçirdi, diye devam etti.
    -Ziyaret saati bitmeden dolaşmak istemiştim.
    Saatime baktıktan sonra:
    -20 dakikanız var, dedim
    -Hastahane yakın ama, bu havada pek araba bulunmuyor.
    Durağa herkesten önce geldiğimiz için dolmuşa da rahatça bineceğimizi
    zannediyordum
    Ancak araba yanaştığında, arkamızda duran 4-5 kişinin bir
    anda hücum ettiğini gördüm.
    İçeriye doluşan ve arkadaş oldukları anlaşılan adamlara:
    -İlk önce biz gelmiştik, dedim. Sırayı bozmaya hakkınız var mı?
    Ön koltukta oturanı:
    -Hak istiyorsan Hakkâri'ye gideceksin arkadaşım, dedi.
    -Hem oradaki haklardan K.D.V. de alınmıyormuş.
    Bu lâf üzerine attıkları kahkahalarla bindikleri araba sarsılmış ve
    sinirlerim allak bullak olmuştu.
    Sakinleşmeye çalışarak:
    -Ben biraz daha bekleyebilirim, dedim.
    Ama şu ihtiyar teyzenin hastahaneye yetişmesi gerekiyor.
    Bu defa şoför lâfa karışıp:
    -Teyzenin arabaya falan ihtiyacı yok be kardeşim, dedi.
    -Okuyup üfledi mi hastahaneye uçuverir.
    Tekrar kopan kahkahalarla birlikte araba uzaklaşıp gitti.
    Yaşlı kadına baktım, tevekkülle susuyordu.
    5-10 dakika sonra gelen bir başka dolmuşa onunla beraber bindim ve
    şoföre, teyzeyi hastahanede indirmesini söyledim.
    Yaşlı kadın, yapacağı ziyaretten ümitsiz görünmesine rağmen şikâyet
    etmiyordu.
    Üstelik trafik de yarı yolda tıkanıp kalmıştı.
    Şoför:
    -Yolun bu durumu hayra alâmet değil, dedi.
    -Sebebini anlasam iyi olacak.
    Arabayı çalışır vaziyette bırakıp ileriye doğru yürüdü ve biraz sonra
    döndüğünde:
    -Kısmete bak yahu, dedi. Bizden önce kalkan dolmuşa kamyon çarpmış.
    Heyecanla:
    -Bir şey olmuş mu, diye atıldım. Yâni yaralı falan var mı?
    - Herhalde, diye cevap verdi. Dolmuşta bulunanları, teyzenin gideceği
    hastahaneye kaldırmışlar.
    Göz ucuyla yaşlı kadına baktım. Solgun dudaklarıyla birşeyler
    mırıldanıyor ve sanki onlar için dua ediyordu.
    Şoför, koltuğuna yavaşça otururken:
    -Kısmet işte, diye tekrarlayıp duruyordu. Sen kalk koca bir kamyonla
    çarpış.
    -Hem de Türkiye'nin öbür ucundan gelen Hakkâri plâkalı bir kamyonla...

    İyi Düşünmek Lazım, Konuşmadan Düşünmek Lazım...
#02.03.2006 17:10 0 0 0
  • gerçekten bin düşün bi konuş çok güzel bir yazı ellerine sağlık
#03.03.2006 21:40 0 0 0
  • Harika. Gercekten cok harika. Tesekkurler arkadasim.
#03.03.2006 22:46 0 0 0
  • Çok güzel yaaa yüreğine sağlık...
#04.03.2006 03:58 0 0 0