Kaçan ve kovalayan Hangisi olmak istersiniz.. Aslında çok sıkıcı. Yani tüm ilişkilerin düğümünü böyle mi çözmemiz gerekiyor? Şimdi düşündüğümüzde insanları ikiye ayırmamız gerekiyor. Kaçanlar ve kovalayanlar!.. Peki, ya benim gibi kaçmak ya da kovalamak istemeyenler ne yapsın? Bir arkadaşımla deniz kenarında bir yerde oturup, keyifle kahve içelim dedik. Şöyle baş başa bir muhabbet olmalı diye düşündük.. Keyfim yerinde anlayacağınız. Ya bazen diyorum. Ben de mıknatıs var.. Nereye gitsem, bir şekilde ilişkilerin veya sevdanın orta yerine düşüyorum. Hani bazen beni anlamayanlar oluyor ya işte buyurun!.. Bir örnek daha.. Ne yapayım duyuyorum işte.. Görüyorum işte.. Şahit oluyorum işte.. Ötesi yok. Yan masada iki bayan oturuyor. Malum, bazen çok müşteri sığdırabilmek için masaları dip dibe koyuyorlar. Eee bu durumda da özel sohbet etmem ne mümkün.. Neyse, o iki bayanın aralarındaki konuşmaya istemeden kulak misafiri oldum. Yine bir gönül işi elbette!. Sarışın olan, kumral olana öğüt veriyor. "Sana kaçan kovalanır diyorum dinlemiyorsun! Çek kendini biraz, bak nasıl peşinden koşacak göreceksin!" Buna benzeyen daha birçok cümle kurdu sarışın bayan. Diğeri ise başını sallayarak onaylıyordu. Dönüp konuya girmek istedim ama tuttum kendimi. Ya "sana ne be kadın!" derlerse ne cevap veririm? İçimden söyleniyorum tabi "kim bulduysa şu kovalama, kaçma oyununu" diye.
Kadın ve erkek, hepimizin aklına sokmuşlar bu yargıyı. Böyle duymuşuz, görmüşüz, öğrenmişiz. Hiç önünü, arkasını düşünmeden uyguluyoruz. Bazen işe de yarıyor hani!.. Bu daha da acı tabi ki Benim kafamı kurcalayan ise şu: Biz kaçtık, onlar kovaladı. Peki, ya sonra? Yakalandık! Eee ya sonra?
Bir şeyin peşine düşmek için, ona değer vermen gerekmiyor mu? Bence en önemli nokta bu. Onca kovalamanın ardından, kovalanmaya değecek bir durum olmadığı ortaya çıkarsa, o zaman ne yapacağız? Meraklandım doğrusu! İstediğimiz kişi de, bizde neyin çok özel ve paha biçilmez olduğunu anlayamadı, peşimizden koştu. Bir gün elbette bir yerde yakalanacağız. Karşımızdakinin de amacı o zaten, öyle değil mi? Eh, yakalandık diyelim gönüllü olarak.. Ya sonra? Sonra, o kovalayan aslında kovalamanın ne kadar gereksiz olduğunu fark edecek, bu sefer o kaçmaya başlayacak.. İşte o an itibariyle, bir türlü neden peşimizi bıraktığını anlayamadığımız kovalayanımızın, kovalayanı olacağız. Buyur işte bir ilişki karmaşası daha..
Şimdi mantıklı düşünelim!.. Bu oyunlara girmesek daha güzel olmaz mı? Tüm sadeliğimiz ve özgüvenimizle, olduğumuz gibi çıksak ortaya, bizi biz olduğumuz için seven ve beğenen insanlarla daha sağlıklı ve keyifli bir ilişki yürütmeyi denesek? Sonuçta sadece ruhumuzu ve aklımızı karıştıran onca kovalamaca oyunu yerine, sakin olup, doğru zamanı ve insanı bekleyerek, çok mutlu olacağımız bir aşka yelken açsak daha güzel olmaz mı? Yine sözüm meclisten dışarı diyeceğim ama ben bu kaçma-kovalama oyunundan çok önce vazgeçtim. Bence hiiiiçç gerek yok Hemen toplayın misketlerinizi verin karşıya.. Karşıdan da alın gitsin.. Küsün...
Tüm sadeliğimiz ve özgüvenimizle, olduğumuz gibi çıksak ortaya, bizi biz olduğumuz için seven ve beğenen insanlarla daha sağlıklı ve keyifli bir ilişki yürütmeyi denesek?
Aslında maalesef bi bakıma da doğru kaçan kovalanıyo keşke böyle saçmalıklar hiç olmasa
bizi biz olduğumuz için seven ve beğenen insanlarla daha sağlıklı ve keyifli bir ilişki yürütmeyi denesek? Sonuçta sadece ruhumuzu ve aklımızı karıştıran onca kovalamaca oyunu yerine, sakin olup, doğru zamanı ve insanı bekleyerek, çok mutlu olacağımız bir aşka yelken açsak daha güzel olmaz mı?
bencede en güzeli buu galiba
zaten gerçekten seven insan niye kaçsınki kaçmaz bence sahiplenir sevdiğinide üzmek istemez güzel konu açmışsın sylar abla aslında önemli olan sevmek değil galiba kendini çok seveni bulmak önemli tabii ondanda kaçmamak