Eğer bir insan merak duygusundan dolayı kendisinin ne zaman öleceğine merak salar ve ölüm gününü merak etmeye başlarsa bu kişinin merakı kendi başına dert olur.
Bir adam vardı, yaşamı her şeyi merak etmekle geçiyordu. Her şeyi kendince anlamlandırıyor, eşya ve hadiseler arasında olmadık bağlantılar kurmaya çalışıyordu.
Bu adam bir gün bir rüya gördü. Rüyasında çok güzel bir yerdeydi. Birbirinden güzel ve mübarek zatlar oturmuş sohbet ediyorlardı. Rüya sahibi şahıs, bu yaşlı ve nurani yüzlü şahısları bulmuş olmanın heyecanı ile bir şeyi merak etti: "Acaba kendisi ne zaman ölecekti?" Hep merak ettiği bu sorunun cevabını alabilmek için tam da fırsattı. Bir fırsatını kollayıp yanında bulunan bembeyaz saçlı, bembeyaz sakallı nurani yüzlü şahsa döndü ve "Biliyorum çok uygun bir soru değil ama ben çok merak ediyorum, acaba ben ne zaman öleceğim" diye sordu
Yaşlı zat, "Evladım biz bu konuda sır vermeyiz, sen kendi işine bak, Azrail kendi işine baksın" dedi. Adam bu cevaptan çok memnun olmadı ve ısrar etti. "Tamam ne zaman öleceğimi söylemiyorsunuz ama hiç olmazsa benim nasıl öleceğimi söyler misiniz?" diye yeni bir soru yöneltti. Yaşlı zat, kendisinden ısrarla bir şey duymak isteyen bu şahıstan kurtulamayacağını anlayınca "Senin ölümün sudan olacak" diye cevap verdi.
Adam bu cevabı duyunca birden irkildi ve uyandı. Şaşkın ve korku içinde "Estağfirullah" çekti. Çünkü bugün bir deniz yolculuğuna çıkacaktı. Vapur ile yolculuk yapacaktı. Önce tebessüm etti ve o yaşlı zata dua etti. Demek ki kendisinin bugün bineceği vapur kaza geçirecekti ki o nurani yüzlü şahıs kendisini uyarmıştı. Güne sevinçle başladı ve vapurla yapacağı seyahati iptal etti, yolculuğu uzun da sürse araç ile yapmaya karar verdi. Bütün gün kulağını da haberlere verdi. "Bineceğim vapur acaba kaza yapacak mı, içindekiler suda boğulacak mı?" diye merak içinde bütün gün radyoları dinledi. Ama herhangi bir kaza haberi gelmedi. Endişe duydu, korktu
Başka bir suda öleceğini düşündü ve aklına bir süre sonra yapacağı uçak yolculuğu geldi. Yolculuğun bir kısmında uçak denizin üzerinde uçacaktı. Bir oh çekti ve bu yolculuğu hatırladığı için sevindi. Hemen telefona sarıldı ve uçak biletini iptal etti. Günler geçti ve yolculuk yapacağı uçağın uçuş saati geldiğinde hemen haberlerin karşısına geçti ve uçağın düşüp düşmediğini öğrenmeye verdi kendisini. Ama hiçbir haber alamadı. Uçak düşmemiş, kimse de suda boğulmamıştı. Ama içindeki merak duygusu hâlâ sönmemişti. Acaba hangi su onun ölümüne neden olacaktı?
Belki de banyo yaparken ayağı kayacak ve düşecek banyoda ölecekti. Bu korku ile banyo yapamaz oldu. Ya da belki sabah yüzünü yıkarken şebeke suyuna karışmış olan bir kimyasal madde ile su zehirlenmiş olabilir ve o su ile yüzünü yıkarken ya da tıraş olurken ölüm gelecekti. O yüzden de yüzünü yıkamamaya tıraş olmamaya başladı. Haftalarca ve aylarca banyo yapmadan ve saçını sakalını kesmeden dolaştı.
Bir gün "Acaba ben su içerken su boğazımda takılı kalacak ve öyle mi öleceğim" diye düşündü ve su içemez hale geldi. Günler geçti susuzluk çekti ama eline aldığı bardağı dudaklarına götüremedi. Susuzluktan zayıfladı, kir ve pasaktan yatalak hale geldi. Komşuları ona yardıma geldiklerinde "Yahu komşu su yüzünden öleceksin, bırak şu su takıntısını" dedikçe itiraz etti ve ölümünün sudan olmasından korktuğunu söyledi. Günler geçti ve bu şahıs, sonunda susuzluktan ve hastalıktan öldü. Aynı rüyadaki yaşlı zatın söylediği gibi ölüm sebebi su olmuştu
Aynı bu hikâyede olduğu gibi çocuklarda merak duygusu aşırı tetiklenirse o takdirde çocuklarda davranış bozuklukları da gelişebilir.
Çok uzaklarda bir yıldız hareketinden korkar, endişe eder, bu yıldızın dünyaya çarpacağı hezeyanına kapılabilir, anne-babasının tartışmalarını merak eden çocuk, anne-babasının birbirini vuracağını, öldüreceğini zannedebilir, okulda arkadaşının çantasında ne olduğunu merak eden çocuk arkadaşının çantasını kurcalayabilir.
Yukarıdaki örnekte olduğu gibi, eğer merak duygusu aşırı tetiklenir fakat çocuğun ruhu güçlendirilmez ise, o zaman o merak hissi çocukta birtakım davranış bozukluklarına sebep olur ki yukarıda da söylediğimiz gibi bu davranış bozukluklarının başında, korku nöbetleri gelir, takıntılar oluşur veya kaygı düzeyi yüksek bir çocuk halini alabilir.
Çocuk terbiyesinde yapılması gereken şey, çocukta denge unsurunu gözetmektir. Çocuğa verilmesi gerekenler bir denge içerisinde verilirse bir sorun oluşmayacaktır.