Ruhumun Medeni Halini Değiştirdim

Son güncelleme: 10.06.2010 09:22
  • Nazan Kutlu Gülek - güzaltı


    Bakmayın Anadolu'nun içinde, ülkenin tam ortasında olduğuna Tıpkı doğunun öksüz şehirleri gibi kalbi kırıktır Ankara'nın. Ne vakit uğrasam, acıyla büyüyen bir çocuk gibi gelir bana bu gariban şehir. Hep "keşke daha fazla büyümese acısı" diye geçiririm içimden, o gri çehresine bakıp.

    İşte yine, hüznümün başkentindeyim. Ortak bir dilimiz var bu şehirle, artık eminim. Kalbimizin kırıklığının yarattığı dil! Ve ben büyüdükçe tıpkı onun gibi, acının yüzölçümünü büyüttüm bunca zaman. Şair diyor ya, "insan yaşadığı şehre benzer", artık burada yaşamıyor görünüyorum ama, ruhum hala Ankara'da sokakta dolaşan, küçük, kirli suratlı kız çocuğu galiba.

    Gün Pazartesi, ay Mayıs Hiçbir zaman iliklerinize kadar hissedemediğiniz bir bahar uğramış yine Ankara'ya. Gururlu ama yorgun bir devrimci gibi adımlıyorum Sakarya'yı, kepenklerini yeni açmaya başlayan çiçekçilerin sokağında. Bir gülümseme kırılıyor dudaklarımın kenarında, tezgaha çıkan ilk papatya demetine baktığımda. "Böyledir sanırım, devrimciler hep yorgundur değil mi dostum!" diyorum papatyaya. Ölü olduğunu unutmuş, O da bana gülümsüyor aynı kırıklıkla.

    Gideceğim adresi bildiğim halde, köşedeki simitçiye soruyorum yolu. Kendim ve papatya sesinden başka bir sese ihtiyaç duyuyorum. Bezgin bir sesle tarif ediyor simitçi adresi. Belki de, günlerden beri içimde tuttuğum o cümleyi ilk simitçiye söylemeliyim.
    "DOSTUM!..RUHUMUN MEDENİ HALİNİ DEĞİŞTİRDİM. YALNIZLIĞIMI SİLDİM. "

    Vazgeçiyorum Biraz daha tutmak istiyorum kelimelerimi içimde.

    Evet Uğramaktan hiç hoşlanmadığım, buz gibi duvarları, içinde mutsuz yüzlerle hayata kızgın memurların doluştuğu devlet kurumunun kapısından girerken, kederden yüzü siyaha dönmüş, orta yaşlı, esmerliğine inat sarıya boyadığı saçlarla bana bakan o kadına söylemek istiyorum o sihirli cümlemi! Sanki onu da mutlu eder, yüzünün siyahlığı seyrelir belki diye düşünüyorum.

    Sıra bana geldiğinde, kimliğim değişiyor!Hayat değişiyor!Sanırım Ankara değişiyor! Öksüzlerin şenliği başlıyor Anakara'nın karnında
    Ama kadının siyahlığı açılmıyor beklediğim gibi. Ona "iyi bir gün" yerine "iyi bir hayat diliyorum size" deyip, kaçar gibi çıkıyorum soğuk duvarlı binadan

    Hemen eve dönmek istemiyorum. Biraz yürümek, dinlenmek ve kendime şiir yazmak istiyorum. Evet evet! Yanlış duymadınız, kendime şiir yazmak istiyorum!

    Şimdiye kadar sakladığım, zümrüt rengi birkaç kelime arıyorum içimde. Dünyanın en güzel mısralarını hediye etmek istiyorum kendime. Birden hiç olmadığı kadar yakın ve sırdaş hissediyorum tanrıyı kendime. Sıcak bir el gibi değiyor omuzlarıma rüzgar. Sanırım şiirimi tanrıyla konuştuktan sonra yazacağım.

    "Biliyorsundur tanrım ama, ben yine de söyleyeyim. Çok korkuyorum Hiç korkmadığım kadar korkuyorum kalbimin kırılmasından, canımın yanmasından. Lütfen! Bu kez barışık ol benimle Hayatını birine emanet eder gibi, sana aşkımı emanet etmek istiyorum. Ona sahip çık, koruyup kolla, büyüt olur mu? Aniden geldiği gibi, aniden gitmesine izin verme! Ya da gidecekse birgün , mutlaka bir bağbozumu zamanı gitmesini sağla ne olur! Ancak o mevsimde biten bir aşka dayanabilir küçük kalbim. Tıpkı dalından kopan üzüm salkımları gibi, ancak o zaman bereketli ağlayabilirim. Ancak o zaman canımın acısı baş edilebilir olur. Söz ver bana!Aşk benden gidecekse, şiir gibi bir Eylül de, bağbozumu zamanı gitsin!"

    Güvenli bir eve, çocuğunu bırakmış anne gibi dönüyorum, ruhu ruhuma eş olmuş kocamın yanına. Benim içimin coğrafyasını bildiği için, anlıyor yüzümdeki dingin duruşu. Sanırım o da tanrıyla konuşmuş, benziyor yüzlerimiz, kalplerimiz gibi birbirine. Artık yoldaşız, hayat arkadaşıyız ve sevdalıyız.

    Toprak yeşil, gök maviyi kızıla boyamış! Ak bir denizdeyim. Gözlerimde bal rengi bir umut, aynaya bakar gibi ufka bakıyorum. Güzel bir film izler gibi izliyorum güneşin denize gömülüşünü. O filmin başrol oyuncusuyum artık. Ödülüm AŞK. Bu film, insan var oldukça bitmeyecek biliyorum.

    Ey Sevgilim!
    Tüm renkleri unuttum, eflatun bir güneş yuttum!
    Nefesim ebruli
    Naneli bir rüzgar öpüyor alnımdan
    Hayat savaşının madalyasız kahramanları üşüşüyor elime,
    Elim yanıyor
    Ak bir denize değiyor parmak uçlarım
    Akdeniz yanıyor
    Havada buram buram aşk
    İçimde bir çocuk çığlık çığlığa saklambaç oynuyor
    Önüm arkam sağım solum SEN
#10.06.2010 09:22 0 0 0