Ne demektir özgürlük? Hepimizin kendimize göre bir özgürlük tanımı var ve o tanım özgürlük çabamızın ve isteklerimizin sınırlarını belirler. İsyankâr olanımız da var, yumuşak bir mücadele içinde olanımız da Ama sonuçta hepimiz aynı şeyi istiyoruz, özgür olmayı.. Öyle değil mi? Bugüne kadar özgürlük mücadelenizin hangi aşamasına ulaştığınızı merak ediyor musunuz? Benim ki de soru mu? Tabi ki ediyorsunuz. Hadi hep beraber düşünelim.
Pek çok kavram kadınlarla somutlanır. Özgürlük de bunlardan biri. Kadınlarımız bugün istedikleri gibi özgür değiller ve özgürlüklerini nasıl kazanacakları ile ilgili birçok rivayet de mevcuttur. Ayrıca herkesin özgürlükten ne anladığı da tartışmalık bir konudur. Bu da, özgürlüğün toplumumuzda karşılık bulup bulamayacağı ya da nasıl karşılık bulacağı konusunda bize çok önemli ipuçları vermektedir. Nasıl mı? Kadına yönelik şiddete sürekli son verilmesini istesek de bunlar söylemlerin ötesine geçememiştir. Töreyle, namus gerekçesiyle, cinnet mazeretleriyle kadınlarımızın kanları oluk gibi akmaya devam etmektedir. Bu yetmiyormuş gibi kadınlarımızın özgürlüğünü dert eden bazı güçler, "kızı boş bırakırsan, ya davulcuya, ya zurnacıya gider" yorumunu kendilerine siper edinerek, kahvelerdeki "erkek" muhabbetlerinin kaynağını oluşturmuşlardır. Oğlan çocukların "göster bakalım amcalara" tezahüratlarıyla, kız çocuklarının "bacaklarını kapayarak otur" telkinleriyle büyüdüğü bu toplumda yaşayan kadınlarımıza "alın size özgürlük veriyoruz, ancak örtündüğünüz müddetçe özgürsünüz" demek ne büyük bir tersliktir. Hava karardıktan sonra sokakta gezemeyen kadınlarımıza gündüzler de dar gelmektedir. Tacizin, tecavüzün gecesi gündüzü olmuyor maalesef. Böylesi bir durumda kadınların özgürlüğünü telaffuz etmek bile çarpıklık olmuyor mu? Aslında sürekli beyan ediyorum. Siyasi ve politik polemiklere girmek istemiyorum. Kadın özgürlüğünün bu yanını burada kesmek istiyorum.
Ben özgürlüğü biraz daha soyut yönüyle paylaşmak istiyorum aslında. Bir kadının yürek özgürlüğünden bahsetmek istiyorum. Yürek sever, özgürce sever. Her nasıl gerçek sevginin bir nedeni bulunamazsa, gerçek özgürlük kavramı da nedensizdir. Gerçek özgürlüğü, hiçbir kelime ifade etmeye yeterli değildir. İnsan, yüreğine sevinç ve coşku veren bir müzikte duygularını, annesinin kollarında iken hissettiği sıcaklığı tam ifade edebilir mi? Bana göre gerçek özgürlük yüce bir kavramdır. Ruhu yaşayan ve hisseden özgürlüğü de o anda yaşar. Bu nedenle, dünya üzerinde herhangi bir özgürlük aranmamalıdır.
Özgürlüğü ne olursa olsun, ruhta aramak, onu bulmak ve onu günlük yaşamda yaşamak gerek. "Ben", "benim", "kendim" gibi kelimeler ve ifadeler, diğer tüm insanlardan, dünyadan, canlılardan insanı ayıran en önemli duvarlardan birkaçıdır. Bu duvarları, fiziksel, düşünsel ve duygusal boyutta yıkmak için başta bu kelimelere ve diğer bencil hiçbir şeye bağlanılmamalıdır. Gelin çağımızı kadın çağı yapalım, onun için uğraşalım. Bu, kadın özgürlüğünün büyük önemi olduğunu vurgular bize. İnsan, gerçek özgürlüğün eksikliğini, sadece ruhunda değil, günlük hayatın içinde her konuda hisseder. Kadın kendi ruhuna da, topluma da, dünyaya hatta ilan ettiğimiz yeniçağa da destek verip, özgürlük meşalesini herkes için, kendi başına yakabilecek güçtedir. Peki, o zaman ne yapmalıyız hanımlar!... Önce ruhsallaşacağız sonra da güçlenip özgürleşeceğiz. Hadi bakalım.. Yolumuz açık olsun...