Ben hep kendimi öldürdüm.
Her gece aynı saatte düşünce bu şehrin tenha sokaklarına gölgem
Ceketimin iç cebinde sakladığım paslı makası sıkıca kavrayıp sapladıkça göğsüne asil sevdalarımın;
Ben hep kendimi öldürdüm.
Ben hep kendimi öldürdüm.
Terkettikçe kendimi bu ıssız karanlıklarda
Adandıkça çoktan dost hanesinden çıkmış isimlere
Defterimden seçip seçip yeniden.
Kendimden başka herkesi defalarca bağışladıkça.
Yeniden hep yeniden yepyeniden acıdıkça;
Ve doymadıkça ısrarla adına sevmek dediğim bu intiharlara;
Ve direndikçe anlamsızca ömrümün kalan taraflarını incelikle isteyen
Gözlerine çocuksu hilesiz çıkarsız savunmasız bir sevdayı iliştirip
Kapıma gelen bir acemi sevdalıya;
Bu küflenmiş acıya da aşk gibi hızla alıştıkça;
Gözlerim ağlamanın büyüsüne bedenim bu ölümcül raksın ritimlerine ayak uydurdukça;
Ve aşağıladıkça içimde kolay kazanılmış zaferleri mutlu biten gündelik öyküleri
Huzurlu bahar resimlerini ve hüznün içinden geçmediği tüm şiirleri;
Ben hep kendimi öldürdüm.
Ben hep kendimi öldürdüm.
Yüreğim yenilenmedikçe baharda içimden halka halka çürüdüm.
Bu fırtınalar için yaratılmış kasırgalar için hayata hazırlanmış güçlü dallarım
Sırf yeterince inanmadığımdan
Sırf bu sessizliğe olan sonsuz düşmanlığımdan
Sırf sıradan olmaya koyduğum garip tavırdan
Toprağa çevirdiler yüzlerini çaresiz günden güne usuldan.
Şimdi yeniden güneşe uzanmaya çalışınca anlıyorum
Tutulan kaslarımın eğilen dallarımın dönüşsüz bir yolda ilerlediğini.
Yalnızca denemediğimden neleri göze alabilirim;
Hiç bilemediğimi.
Şimdi yaşama tutunmaya karar verince fark ediyorum.
İçimdeki çocuğu yıllarca yalnız bıraktım.
Kendimi atıp tüm savaşlarımda ortaya anlamsızca hasarlar aldım.
Çok kanlı çok yananlı yıllar geçirip bir yığın yanlışı içime gömdüm.
Zafer kazanmak için silahımı her dolduruşumda her basışımda tetiğine sözcüklerin;
Ben hep kendimi öldürdüm.
Ben hep kendimi öldürdüm.
Varsayımlar üzerine sevdalar kurdukça
Korkaklığımdan uzakta yürekler seçtikçe
Geçmişimin tek bir anına dahi dokunulmasına tahammülsüz olan bencil yanımdan ve yaklaşan herkesi
Yaktıkça kendi kapılarımda yalnız bıraktıkça tuzaklarımda boğdukça
Ve dönüp arkama bakmaksızın hep aynı kişiye hep aynı zamana hep aynı çıkmaza geri döndükçe
Kendi kendimi kanatırken suçüstü yakaladım.
En çok kendimden yana yaralar edindim.
Herkesin hayatından öfkeyi ayıklarken
Kendi gözlerimde nefreti gördüm;
Ben hep kendimi öldürdüm.
Ben hep kendimi öldürdüm.
Şizofren sevdalarımdan sıyrılmayı reddedip elimde kalan tek şeye ;
Sadakate sığındım.
An geldi kimi kiminle aldattığım kime ısrarla sadık kaldığım bile karıştı.
En büyük ihaneti kendime ettim.
En büyük yalanı da içime söyledim sanırım.
Kendimi bu yüzden hiç affetmedim.
İnatla sevgi; dedikçe bu saplantılara içimin odalarından dışa kovuldum.
Sevmeyi de adamakıllı sevilmeyi de (bir otobüs koltuğunda unutur gibi şemsiyemi ) hatırlamadığım bir yerinde geçmişin unuttum.
Alışmaya çalıştım bu yüreksiz halime.
Düşlerimden bile zamansız kovuldum.
En iyi bildiğim şeyi yaptım böyle zamanlarda.
Yaralarımın kabuklarını kaldırıp en azından kandan resimler çizdim.
Karşısına geçip tuallerimin yüzümü geceye kanarken gördüm.
Cinayet sandığım bu cinnet anlarında ben hep kendimi öldürdüm.
İçimdeki çocuğu yıllarca yalnız bıraktım.
Kendimi atıp tüm savaşlarımda ortaya anlamsızca hasarlar aldım.
Çok kanlı çok yananlı yıllar geçirip bir yığın yanlışı içime gömdüm.
Zafer kazanmak için silahımı her dolduruşumda her basışımda tetiğine sözcüklerin;
Ben hep kendimi öldürdüm.
Ben hep kendimi öldürdüm.
Varsayımlar üzerine sevdalar kurdukça
Korkaklığımdan uzakta yürekler seçtikçe
Geçmişimin tek bir anına dahi dokunulmasına tahammülsüz olan bencil yanımdan ve yaklaşan herkesi