peygamber aşıklarına her gün bir şiir

Son güncelleme: 20.05.2009 14:20
  • O GECE SENDİN GELEN

    ARŞIN KUBBELERİNDE ADI NURLA YAZILAN
    İSMİ SEMADA AHMED YERDE MUHAMMED OLAN
    YEDİ KATLI GÖKLERDE ,HAK CEMALİNİ BULAN
    EVVEL-AHİR YOLCUSU YA HAZRETİ MUHAMMED
    SAĞNAK NUR YAĞMURLARI,İNERKEN YEDİ KATTAN
    O GECE SENDİN GELEN,EZEL KADAR UZAKTAN,
    MELEKLER ,HER ZERREYE,MÜJDE VERİRKEN HAKTAN
    O GECE SENDİN GELEN YA HAZRETİ MUHAMMED
    GÜNEŞLER,O GECENİN NURUNA SECDE EDERKEN
    YILDIZLAR,MEŞK,İÇİNDE,KAİNAT VECD EDERKEN,
    BÜTÜN HAMD-Ü SENALAR YÜCE RABBE GİDERKEN
    O GECE,SENDİN GELEN,YA HAZRETİ MUHAMMED
    KABEDE ŞİRK TAŞLARI,PUTLAR YERE DÖNERKEN
    CEHALET BAYRAKLARI BİRER BİRER İNERKEN
    BİN YILLIK KÜFÜR ATEŞİ EBEDİYEN SÖNERKEN
    O GECE, SENDİN GELEN YA HAZRETİ MUHAMMED
    O GECE SAVE GÖLÜ MUCİZEYLE KURURKEN
    KİSRA SARAYLARINDA SÜTUNLAR SAVRULURKEN
    ARZDAN AŞRA,ALEMLER RAHMETİNİ BULURKEN
    O GECEİSENDİN GELEN YA HAZRETİ MUHAMMED
    SANKİ DOĞUM KUNDAĞI ,AK BULUTLA ÖRÜLEN
    DOĞAR DOĞMAZ ALLAHA SECDE EMRİ VERİLEN
    ALNINDA ALEMLERE RAHMET TACI GÖRÜLEN
    KAİNAT EFENDİSİ, YA HAZRETİ MUHAMMED
    SEN Kİ,GÜZEL HUYLARIN,AHLAKIN MEŞALESİ
    SABIR DORUKLARINDA,BEŞERİN EN YÜCESİ
    SENİN CENNET MEKANIN FAKİRLERİN HANESİ
    GÖNÜLLER HAZİNESİ YA HAZRETİ MUHAMMED
    SANA ŞAHİT SONSUZLAR EZELDEN BERİ HER AN
    SANA ŞAHİT AYETLER HER ZERRE VE MEKAN
    SENDEN UZAK KALMAYA NASIL DAYANIR Kİ CAN
    SEN,HER CANDA,CANANSIN YA HAZRETİ MUHAMMED
    MİRAÇ GECESİ BİRBİR AÇILIYORKEN GÖKLER
    SENİ SELAMLARKEN HER KATTA PEYGAMBERLER
    ÖYLE BİR AN GELDİKİ DURDU BÜTÜN MELEKLER
    HAKKA YALNIZ YÜRÜDÜN YA HAZRETİ MUHAMMED
    GÖNÜL GÖZÜ GÖRMEYEN,CAN GÖZÜNÜ NEYLESİN
    DÜNYADA DÖNMEYEN DİL,MAHŞERDE NE SÖYLESİN
    MEVLA BÜTÜN BEŞERİ ÜMMETİMDEN EYLESİN
    SANCAĞININ ALTINDA YA HAZRETİ MUHAMMED
    HAK İLE KUL VUSLATI O İLAHİ DÜĞÜNDE
    HİÇ KİMSEDEN KİMSEYE FAYDA OLMAYAN GÜNDE
    HASATLARI HAS TARTAN, O TERAZİ ÖNÜNDE
    NOKSANLARIM BAĞIŞLAT YA HAZRETİ MUHAMMED
    BİLİRİZ Kİ HÜKMÜ YOK BU DÜNYA NİMETİNİN
    GÖNÜLDÜR SERMAYESİ AHİRET SERVETİNİN
    SANA SALAT VE SELAM GÖNDEREN ÜMMETİNİN
    CENNETLER ŞAHİDİ OL YA HAZRETİ MUHAMMED
#14.03.2006 06:46 0 0 0
  • "Efendim, Müjdecim,

    Kurtarıcım, Peygamberim!

    Sana Uymayan Ölçü

    Hayat Olsa Teperim"

    N. F. Kısakürek
#14.03.2006 20:43 0 0 0
  • MİRAÇ

    Kapatın gözlerinizi

    Ve karanlığı seyredin.

    İşte böyle bir gece.

    Mekkede bir gece

    Yorgunluk havada

    Gariplik suda

    Simsiyah bir sessizlik

    Uyku bile uykuda.

    Kâbenin hatîm kısmında

    Yanı üzre yatan biri var

    Yıl hüzün yılı

    Ebu Talib yok

    Yıl hüzün yılı

    Vefakâr eş

    Haticetül kübrâ yok.

    Kâbenin hatîm kısmında

    Yanı üzre yatan biri var

    Teselli arayan kalp

    Hüzünle çarpan kalp

    Onun kalbi.

    Ve ayak sesleri

    Yıldızlar ışıldıyor.

    Bu ayak sesleri göklerden

    Yol veriyor yıldızlar.

    Semâdan inenler var.

    İzin verseydi Allah

    Kâinat inerdi yere

    Çünkü kâbenin hatîm kısmında yatan

    Sultân-ı levlâktır.

    Habîb-i zîşândır o

    Nur-u hüdadır.

    Merhamet ufkunun nazlı güneşi

    Kainatın biricik çiçeğidir o.

    İzin verseydi allah

    Âlemler inerdi yere

    Oysa emir yalnız cebraile

    Ve yalnız cebrail iner yere

    Kalk ya rasulallah

    Semada melekler seni bekler

    Taifte taşlanan yüzüne hasret

    Alaya alınan sözüne hasret

    Seni bekler melekler.

    Yer yüzünde vefa yok mu?

    Seni teselli edecek birini mi arıyor kalbin.

    Sevdiklerin bir bir uçuyor mu elinden?

    Davetini hafife mı aldılar?

    Üzülme ve aç gözlerini

    Öteler bekliyor seni

    Bu gece kainat adını anacak,

    Aç gözlerini ki alemler nazarına kanacak.

    Burak, senin için uçacak.

    Aç gözlerini ya habiballah

    Bu gecenin adına isra diyecek allah.

    Ey yedi kat sema aç kapılarını,

    Ve haber ver hasretle bekleyen peygamberlere

    Deki hazreti Ademe;

    Cennetin kapısına adı yazılan

    İsminin hatrına af istediğin

    Salih oğul geliyor.

    Söyle İsaya:

    Kuytu köşelerde

    Havarilerinle Allaha sığınırken,

    Bir adım ötedeymiş gibi kokusunu aldığın

    Ve insanlığa gelişini müjdelediğin

    Ahmet geliyor.

    Yusufa, İdrise, Haruna söyle

    Musaya deki:

    Vasıflarına hayran olup da

    Ümmetinden olmak istediğin

    Salih kardeş geliyor.

    Müjde ver İbrahim Peygambere:

    Dua dua yalvarıp

    Gelmesini istediğin oğul geliyor

    Aç kapılarını ey yedi kat sema

    Bu gelen Muhammed Mustafa

    Cebrail yol gösterir

    Ve yürür sultanlar sultanı

    Bu nasıl bir yürüyüştür.

    Bu nasıl bir eda?

    İnci inci ter mübarek alınlarında

    Baştan ayağa edep var

    Attığı her adımda.

    Sultanım,

    Cennetler gösterilirken o gece

    Ümmetini hayal ettin mi cennette?

    Cehennemin alevleri selamlarken seni,

    Gözyaşlarını gördü mü Cebrail?

    Ümmetim dedin mi?

    Sen unutmazsın bizi bunda kuşku yok

    Tahiyyat duası haber verdi bize

    Sen bizi hiçbir yerde

    Hiçbir zaman unutmadın

    İnşallah biz de seni unutanlardan olmayız.

    Allah seni unutturmasın bize.

    Bir söz sultanının dediği gibi

    Eğer günahlarımızdan dolayı girersek cehenneme

    Ve Allah biran olsun açarsa ufkumuzu

    Talaal bedru aleyna diyeceğiz.

    Miraç gecesi

    Yürüdü rasulullah

    Cebrail önde

    Bir gece yürüyüşüyle

    Yürüdüler& Yükseldiler.

    Yükseldikçe yükseldiler.

    Cebrail durdu birden,

    Ya rasulallah, benimle buraya kadar.

    Efendimiz niçin diye sordu

    Burası sidre-i müntehadır

    Bir adım daha atarsam, yanarım, kavrulurum.

    Allah rasulu, sordular:

    Nasıl gidilir sidre-i müntehada?

    Cibril-i emin cevap verdi:

    Aşkla!

    Aşkla gidilir ya rasulallah

    Aşkla gidilir ya habiballah

    Aşkla gidilir ya nebiyyallah

    Yürü sultanım yol senindir!

    Aşk vadisinde mühür senin.

    Söz senindir hal senindir.

    Muhabbetin adı sensin.

    Varlıkların tadı sensin

    Yürü ve selamını ilet

    Gözü yaşlı ümmetinin

    Sensiz bunca yetimin

    İlet selamını

    Ahir zamanın ahını

    Yüceler yücesine ilet

    Sultanım

    Sen dönerken miraçtan

    İlahi hediyelerle

    Bizim için miraç olan

    Beş vakit namazla,

    Bakara suresinin son iki ayetiyle

    Ve şirke düşmeyenin affedilebileceği müjdesiyle

    Dönerken sen miraçtan

    Biz ahir zamandan

    Ebu Bekir edasıyla bakıyoruz sana

    O söylediyse doğrudur

    Rasulullah söylediyse doğrudur.

    Ve bir ayetin sıcaklğı sarıyor

    Kainatin kalbini:

    Her türlü noksanlıktan münezzeh olan allah

    Kulunu geceleyin mescid-i haramdan alıp,

    Kendisine bir takım ayetler gösterelim diye

    Etrafını mübarek kıldığımız

    Mescid-i aksaya götürdü.

    Çünkü, işiten ve bilen odur.

    Şimdi açın gözlerinizi

    Ve mîrâca hazırlanın

    Dursun Ali Erzincanlı
#16.03.2006 08:46 0 0 0
  • Beni Yalnız Bırakma



    Gönlüm gözüm Senin ile açılır,
    Geçilmezler Senin ile geçilir,
    Adın anılınca nurlar saçılır;

    Doğ rûhuma beni hasretle yakma!
    Hak aşkına kulun yalnız bırakma!

    Ben bir kapıkulu, Sen de Sultansın,
    Yolda kalmışlara Haktan emansın,
    Ben bir cesed isem, Sen onda cansın;

    Doğ ruhuma beni hasretle yakma!
    Dost aşkına kulun yalnız bırakma!

    Âşıklar ararlar Seni her yerde,
    Dudağın şerbeti dermandır derde...
    Ben bir dertli isem dermanım nerde?

    Doğ rûhuma beni hasretle yakma!
    Hak aşkına kulun yalnız bırakma!

    Bir yüzü karayım pek çok vebâlim,
    Düşe-kalka, kalmadı hiç mecâlim...
    Bilmem ki ötede ne olur hâlim...?

    Doğ rûhuma beni hasretle yakma!
    Hak aşkına kulun yalnız bırakma!

    Bir zaman mevsimler bütün bahardı,
    Korkarım o günler bir bir karardı...
    Merhamet! Yollarım bir sarpa sardı...

    Doğ rûhuma beni hasretle yakma!
    Dost aşkına kulun yalnız bırakma!

    Fethullah Gülen
#17.03.2006 08:45 0 0 0
  • Gelseydin



    Sevgili!
    Ümmü Mektum gibi
    Seni görmeden sana sesleniyoruz
    Alıp verdiğin nefesi duyar gibi
    Sanki açınca gözlerimizi
    Seni görecekmişiz gibi
    Sana sesleniyoruz.
    Senin huzurunda ses yükselmez.
    Edeple konuşulur; edeple susulur.
    Hele biz ki bu kapının dilencileri,
    El açıp beklemekten başka
    Bize bir şey düşmezdi ama
    Şu araya giren yıllar olmasa
    Medinene uzak yollar olmasa
    İsmin anılınca yürek yanmasa
    Kapında beklemekten başka
    Bize bir şey düşmezdi.
    Bekliyoruz Sultânım!
    Rüyada olsa bile
    Belki teşrif edersin diye
    Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.
    Seni bekliyoruz.
    Gelseydin,
    Bizim için cennet olurdu gelişin.
    Gelseydin,
    Saadetli asrından gönderdiğin selâmını,
    'Kardeşlerim' deyişini
    Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün.
    Gelseydin,
    Dolaşsaydın sofralarımızı,
    Bir tabak fazla görecektin,
    Bir bardak, bir kaşık fazla...
    Ve sofrada bir yer boş,
    Baş köşe! ..
    Ola ki Sen(A.S.M.) lutfeder gelirsin diye.
    Gelseydin,
    Dolaşsaydın gecelerimizi,
    O 'Kutlu Doğum' gecelerini,
    Anneler görecektin.
    Yeni doğmuşsun gibi,
    Yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi,
    Mışıl mışıl uyuyasın diye
    Seni sabahlara kadar
    Hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin.
    Sevgili!
    Gelseydin,
    Medine-i Münevvere'den dünyaya yayılan Ashabın gibi,
    Eyyüb Sultan gibi,
    Kab bin Malik gibi,
    Bir fecir vaktinde,
    Henüz yirmisinde yirmi beşinde,
    Bırakarak yurtlarını ocaklarını,
    Hedeflerine ilahi rızayı koyan,
    Arkalarına bakmayı ar sayan,
    Yiğitler görecektin.
    Onlar senin yiğidin,
    Elleri, o öpülesi elleri,
    Kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken,
    Senin köyünün hayaliyle ısındılar.
    Gelseydin,
    Gecenin zifiri karanlığında,
    Uykunun en tatlı aralığında,
    Rabiatül Adeviyye gibi Rabbiyle başbaşa
    Gençler görecektin.
    Gözyaşı dökerken günahlarına,
    Veysel Karani'den istediğin gibi,
    İnsanlığa dua eden gençler görecektin.
    Gelseydin,
    Asr-ı saadet gibi olmasa da,
    Koklanmaya değer güllerimiz vardı.
    Yine senin ikliminde yetişen.
    Ama sen gelseydin,
    Dikenler bile gül kokardı EFENDİM(A.S.M.) ! ! !
    Seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek...
    Hz.Vahşi gibi...
    Hani sen Hane-i Saadet'ten Mescid-i Nebevi'ye giderken
    Aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı.
    Seni mescidin önünde bekleyen Ashabı'nınsa
    Bakışları yerdeydi.
    Edepten göz göze gelmezlerdi.
    Sende(A.S.M.) tebessüle nazar ederdin.
    Mütebessim çehreni bir Ebu Bekir(R.A.) görürdü,
    Bir de Ömer(R.A.) ...
    Şimdi okununca Ezan-ı Muhammedi
    Pencerelerde, kapı önlerinde,
    Seni(A.S.M.) bekleyen nemli gözler var.
    Gelseydin,
    Ve yürüyüp geçseydin önümüzden,
    Gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.
    Sevgili!
    Hakiki aşıkların sana doğru uçarken
    Bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti.
    Dünya güzelliğiyle kollarını açarken
    Bize düşen el açıp kapında beklemekti.
    Sevgili!
    Bekliyoruz! ...

    :: Dursun Ali ERZİNCANLI::..
    cevapla | alıntı | sil | move | düzenle | Yapışkan| kilitle
    + Hızlı Cevap Yaz

    Not: Board Kodları ve Smiley Butonları gösterilmemesine rağmen, Hala kullanılabilir.


    Cevapla:GELSEYD0N
    Tarih:03/09/2005 16:14 Gön.:NuraOzlem Statü:Kullanıcı IP: 82.172.210.198
    Pop: 1
    İlgili

    Mesaj: 114



    Bu guzel siiri bizimle paylastigin icin Allah senden razi olsun ablam!!!
    --------------------------------------------------------------------------------
    Ben sözlerimle Muhammed(sav)ı övmedim.
    Fakat Onunla sözlerimi methettim. (Hassan b. Sabit)
    cevapla | alıntı | sil | düzenle
    + Hızlı Cevap Yaz

    Not: Board Kodları ve Smiley Butonları gösterilmemesine rağmen, Hala kullanılabilir.


    Cevapla:GELSEYD0N
    Tarih:05/09/2005 11:49 Gön.:YOLCU Statü:Kullanıcı IP: 85.101.29.53
    Pop: 0
    Coşkulu

    Mesaj: 245



    Allah(c.c.) Razı Olsun İnşallah...


    Dualarınızı Eksik Etmeyin İnşallah...



    40 Yasındasın....

    Rahmetini umarak
    Günahkar bir dille;
    Allah Azze ve Celle

    Ya Rasulallah,
    Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,
    Kalbimizden seyrediyoruz seni.

    İşte
    Bir yaşındasın,
    Beni Sa'd yurdundasın
    Sana süt anne olmadı kadınlar
    Bu yüzden dargın bulutlar
    Bir damla yağmur indirmiyor
    Kıtlık hüküm sürüyor Beni Sa'd yurdunda
    Minicik bir bulut var gökyüzünde
    Sana aşık...
    Ayrılmıyor başucundan
    Ve insanlar yağmur duasında...
    Hz.Halime kucağına alıyor seni
    Yeryüzünde bir gölgelik...Seni güneşten korumak için
    Oysa minicik bulut gökyüzünde
    Sana meftun, sana kilitli...
    Ve dua eden rahibin kucağındasın
    Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip
    Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da
    Ama sen unutmuyorsun
    Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun
    O minicik bulut ilişiyor bakışlarına
    Büyüyor, büyüyor...
    Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
    Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
    Çoğusu bilmiyor seni...

    Altı yaşındasın
    Medine-i Münevvere yolundasın
    Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen
    Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında
    Sonra yolda, Ebva'da öksüzlük karşılıyor seni
    Mekke'ye annesiz giriyorsun
    Abdulmuttalip bir başka seviyor seni
    Ebu Talip bir başka seviyor

    Ya Rasulallah
    Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında
    Onlar anne deyince sen yere mi bakardın
    Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva'ya
    Kaç gece anne diye hıçkırdın
    Efendim!
    Senin yerine de anne dedik annemize
    Senin yerine de baba dedik

    Yirmi beş yaşındasın
    Ve bambaşkasın
    Kimse sana denk değil
    Şefkat yayıyor kokun
    Güven veriyor sesin
    Sen Muhammed-ül Emin' sin

    Otuz üç yaşındasın
    Dalga dalga rahmet var

    Otuz beş yaşındasın
    Hadi gel bekletme yar
    İniltiler çalıyor kapısını göklerin
    Hadi gel bekletme yar
    Sinesi çatlayacak Rasul bekleyenlerin...
    Hadi gel ey Yâr!
    Nurdağına davet var

    İşte
    Kırk yaşındasın
    Hira Nur dağındasın
    Cibril iniyor göklerden
    Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor
    Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan ' Ah! ' sın
    Karanlık gecelerimize sabahsın
    Sen Nebiyullahsın
    Sen Habibullahsın
    Sen Rasulullahsın

    Niye incittilerki seni sultanım
    Niye işkence yaptılarki sana
    Ebu Talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar
    Himayesiz kaldın diye mi
    Kabe'deki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne
    ' Amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin ' diyişin
    Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza
    Başına pislikler saçılıyor
    Başlar feda o mübarek başına
    Nasipsizler sana bakıp nasıl da gülüyorlar
    Biri koşuyor Mekke sokaklarından sana doğru
    Biri koşuyor ama sanki yere inmiş Arş-ı Âla
    ' Bu koşan kimdir ' diye bir soru dolaşıyor boşlukta
    Bu koşan kim?
    Ve cevap veriyor biri:
    Muhammed' in kızı Fatımatüz-Zehra
    Velilerin anası...
    Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın
    Sana yeryüzünde en çok benzeyen
    Gülmesi sen, ağlaması sen
    ' Ağlama kızım ' diyişin geliyor aklımıza
    Niye çıkardılar ki yurdundan seni
    Himayesiz kaldın diye mi
    Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni
    Seni yetim bulup barındıranı
    Seni alemlere rahmet kılanı
    Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun
    Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun
    'Seni bizim elimizden kim kurtaracak' diyorlardı
    Sen,
    Sen ' Allah! ' diyordun
    Allah Azze ve Celle
    Semayı haşyet kaplıyordu
    Sen ' Allah! ' diyordun
    Arş-ı Âla titriyordu
    Bedir' de ' Allah! ' diyordun
    Üç bin melek iniyordu alaca atlarda
    Yüz yirmi beş bin sahabi:
    ' Anam babam sana feda olsun ' diyordu

    Ya Rasulallah
    Medine-i Münevvere sokaklarında yürüyordun
    Neccar Oğulları'nın küçük kızları seni görünce
    Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi
    ' Beni seviyor musunuz ' diye sormuştun onlara
    ' Seni çok seviyoruz Ya Habiballah ' demişlerdi
    Sen de:
    ' Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum' demiştin
    Bu gün yaşayan gençler var
    Neccar Oğulları'nın kızları diğil belki
    Ama seni onlar da çok seviyor
    Gözyaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar
    Senden başka kimseleri yok
    Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun

    Altmış üç yaşındasın
    Refik-i Âla duasındasın
    Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmuştu
    Kenarları beyazdı
    Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın
    Ve mübarek ellerini dizine vurarak:
    ' Görüyor musunuz ne kadar güzel ' demiştin
    Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti:
    ' Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah, onu bana ver '
    Niye istemişti ki senden sevdiğini bile bile
    İstendiğinde katiyyen ' hayır ' demediğini bile bile
    ' Peki ' dedin o zata
    Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin
    Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı
    Aynı cübbeden yine yine diktiler
    Ama giyinmek nasip olmadı
    Haberler uçurmuştun Ebu Hureyre' nin diliyle:
    ' Benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne evladımız olsaydı diyecekler '
    Ve Hz. Enes ile paylaşmıştın özlemini
    ' Beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim'

    Sultanım!
    Ey Medine minberinde ' ümmeti, ümmeti ' diye hüznü giyen sevgili
    Ey Mekke mihrabında alemler hesabına ' Allah! ' diyen sevgili
    Bize lütfu ilahi bahşedilen kapına diz çöktük, bey' at ettik
    Rabbinden bize ne getirdi isen amenna
    Duyduk, itaat ettik

    Ya Rasulallah
    Sen hâlâ kırk yaşındasın
    Ve hâlâ ümmetinin başındasın...





    Dursun Ali Erzincanlı
    --------------------------------------------------------------------------------
#19.03.2006 09:41 0 0 0
  • ablam emeğine sağlık tüylerim diken diken olduuuu
#19.03.2006 12:58 0 0 0
  • Güllere vurgunum

    Güllere vurgunum güllere sevdalı,
    Bana güller derin kırmızı güller verin
    Kan rengi hüzünlü şehit edalı,
    Bana güller derin kırmızı güller verin

    Güller ağlar bana bu derdi güller anlar
    Bana güllerimi güllerimi verin

    Gül yüzlü şehadet gülleri derin,
    Gül kokulu yâre, yâre gönderin
    Ölsem ölsem yine dirilsem derim,
    Bana güller derin kırmızı güller verin

    Güller ağlar bana bu derdi güller anlar
    Bana güllerimi güllerimi verin

    Gün olur yaprağı düşer güllerin,
    Bu can ten evinden çıkar giderim
    Sevdam güle döner ben de gülerim,
    Bana güller derin kırmızı güller verin

    Güller ağlar bana bu derdi güller anlar
    Bana güllerimi güllerimi verin

    Mustafa Demirci
#21.03.2006 09:54 0 0 0
  • Sen Varsın

    Gönül tezgahında şiir dokudum
    İplik iplik nakışında sen varsın
    Aşk yolunun kanununu okudum
    Madde madde yokuşunda sen varsın

    Fikir vadisinden bir ırmak geçer
    Eğilir selviler suyundan içer
    Bağrında ay doğar zambaklar açar
    Sessiz sessiz akışında sen varsın

    Öz suyusun hayat denen şişenin
    Nedenisin keder ile neşenin
    Sevda cephesinde şehit düşenin
    Donuk donuk bakışında sen varsın

    Hep senin renginde görünür bahar
    Yaprakta yeşilin gülde kokun var
    Yama yama kalbimdeki yaralar
    Sıra sıra dikişinde sen varsın

    Gidip de yorulma çok uzaklara
    Sen; seni gel benim içimde ara...
    Umut güneşimin mor bulutlara
    Girip girip çıkışında sen varsın
#23.03.2006 08:58 0 0 0
  • emeklerinize paylaşan yüreğinize sağlık.teşekkürler
#24.03.2006 08:33 0 0 0
  • Güllere vurgunum

    Güllere vurgunum güllere sevdalı,
    Bana güller derin kırmızı güller verin
    Kan rengi hüzünlü şehit edalı,
    Bana güller derin kırmızı güller verin

    Güller ağlar bana bu derdi güller anlar
    Bana güllerimi güllerimi verin

    Gül yüzlü şehadet gülleri derin,
    Gül kokulu yâre, yâre gönderin
    Ölsem ölsem yine dirilsem derim,
    Bana güller derin kırmızı güller verin

    Güller ağlar bana bu derdi güller anlar
    Bana güllerimi güllerimi verin

    Gün olur yaprağı düşer güllerin,
    Bu can ten evinden çıkar giderim
    Sevdam güle döner ben de gülerim,
    Bana güller derin kırmızı güller verin

    Güller ağlar bana bu derdi güller anlar
    Bana güllerimi güllerimi verin

    Mustafa Demirci
#24.03.2006 08:59 0 0 0
  • Kalksam ve Dirilsem



    Gecenin karanlığında hep yanımda olsan
    Mücadelen ve kıyamın rehberim olsa
    Mekkenin ortasında kabenin yanında
    Rahmani hareketin bir eri olsam

    Ben kalksam ve dirilsem imanımla yücelsem
    İçimdeki benliği tek tek eritsem

    Issız çöl gecesinde ardından gitsem
    İzini bulsam yanında bir an otursam
    Ayağının tozuna yüzümü sürsem
    Sürsem sürsem erisem arşa yükselsem

    Ebu Bekrin aşkını duysam kalbimde

    Beynimi kemiren şirkten kurtulsam
    Hicreti kendime yoldaş edinsem
    Mağaranın eşiğinde güvercin olsam


    EŞREF ZİYA
#26.03.2006 11:04 0 0 0
  • ablaların gülü prensesi bu güzel paylasımından dolayı allah(c.c) razı olsun
#29.03.2006 06:13 0 0 0
  • MUHAMMED'İN YAKARMASI

    Gerçi saklandığı yere, pek yüce olan
    girince, o bir bakışta tanınan melek
    dimdik, görkemli ve parıltılar salan;
    yalvardı, bütün iddialardan vazgeçerek,

    İzin verilsin diye gezgin kalmasına
    eskisi gibi, dalgın tacir olarak yani;
    okumuşluğu yoktu, -fazla gelirdi ona,
    bilginlere de, görmek sözün böylesini.
#04.04.2006 11:02 0 0 0
  • Efendime gidiyorum



    Aldım elime başımı

    Efendime gidiyorum

    Akıtarak gözyaşımı

    Efendime gidiyorum



    Ağlıyorum coşa coşa

    Dere tepe aşa aşa

    Hiç durmadan koşa koşa

    Efendime gidiyorum



    Hasretlik yaktı bağrımı

    İlaç dindirmez ağrımı

    Ele duyurup çağrımı

    Efendime gidiyorum



    İtikat etmem fallara

    Tahammülüm yok yıllara

    Göz yaşı döküp yollara

    Efendime gidiyorum



    Yollar uzun, günler kısa

    Çekmiyorum hiçbir tasa

    Sıcak kuma basa basa

    Efendime gidiyorum



    Dışım soğuk, içim volkan

    Görüşmeye var mı imkan

    Belalara olur kalkan

    Efendime gidiyorum



    Sular gelmiyor kurnama

    Hasretlik tüttü burnuma

    Taşlar bağlayıp karnıma

    Efendime gidiyorum



    Benlik putunu yıkmadan

    Basamak bile çıkmadan

    Rezil halime bakmadan

    Efendime gidiyorum.
#04.04.2006 11:11 0 0 0
  • Muhammedi çok özledim
    Ciğerlerim pare, pare
    Şol canımdan çok istedim
    Yollar, götür beni yâre

    Günüm gecem selâvattır
    Ne huzurdur, ne rahattır
    İstediğim şefâattır.
    Yâr Muhammed, cana çare.

    Irmak olsam, yâre aksam
    Ravzasına, nasıl baksam
    Şol gönlümü, bile yaksam
    Kapanmıyor, canda yare.

    Ümmetinim, şerefim çok
    Gelmelere dermanım yok
    Bir hasret ki, saplandı ok
    Sırat üzre, düştüm nare.

    Derdim elbet, Kabe ve Hac
    Muhammede aşkım ilaç
    Hasretinden düştüm bîlaç
    Çöllerdeyim, hem avare.

    Hak aşkına ömür versem
    Muhammedi bir kez görsem
    Eşiğinde bile ölsem,
    Yalvar, yakar, ben bîçare.

    Aşk var ise, Sen sebebi
    Habibullah, en son nebi
    Selindeyim, coştu debi
    Şefâat kıl, sitemkâre.
#04.04.2006 11:13 0 0 0
  • Sen ki; bastığın alelade bir toprağı

    Kıskanılacak bir makama yüceltirsin

    Sen ki; hutbede üzerine çıktığın bir kütüğü,

    Terk ettiğinde ağlatacak kadar inceltirsin.

    Sen ki; münkir olsa da baktığın yüzü,

    Ashap edecek kadar seversin.

    Sen ki; terleyip eza görmeyesin diye,

    Bulut olup başında gezilecek güzelsin.

    Sen ki; Miraç'ta Cebrail'in çizgisini

    Aşıp geçecek kadar habipsin.

    Sen ki; yalnız bizlere değil,

    On sekiz bin aleme rahmetsin.....
#05.04.2006 09:17 0 0 0
  • SANA HAYRANDIR EFENDIM

    Rûhum sana âşık, sana hayrandır Efendim,
    Bir ben değil, âlem sana kurbandır Efendim.

    Ecrâm ü felek, Levh u Kalem, mest-i nigâhın,
    Dîdârına âşık Ulu Yezdândır Efendim.

    Mahşerde nebîler bile senden medet ister,
    Rahmet, diyen âlemlere, Rahmandır Efendim.

    Kıtmîrinim ey Şâh-ı Rusül, koğma kapından,
    Asilere lütfun, yüce fermândır Efendim..

    Ta Arşa çıkar her gece âşıkların âhı,
    Medheyleyen ahlâkın, Kur'ân'dır Efendim.

    Aşkınla buhurdan gibi tütmekde bu kalbim,
    Sensiz bana cennet bile hicrandır Efendim...

    Dağ kalbime bir lâhzacık ey Nur-i dilârâ,
    Nûrun ki; gönül derdime dermandır Efendim...

    Ulvî de senin bağrı yanık âşık-ı zârın,
    Feryâdı bütün âteş-i sûzandır Efendim...
#14.04.2006 09:51 0 0 0
  • çok dolu birisisin sahabeler.
#17.08.2007 16:20 0 0 0

  • Ya Rasulallah,
    Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,
    Kalbimizden seyrediyoruz seni.

    İşte
    Bir yaşındasın,
    Beni Sa'd yurdundasın
    Sana süt anne olmadı kadınlar
    Bu yüzden dargın bulutlar
    Bir damla yağmur indirmiyor
    Kıtlık hüküm sürüyor Beni Sa'd yurdunda
    Minicik bir bulut var gökyüzünde
    Sana aşık...
    Ayrılmıyor başucundan
    Ve insanlar yağmur duasında...
    Hz.Halime kucağına alıyor seni
    Yeryüzünde bir gölgelik...Seni güneşten korumak için
    Oysa minicik bulut gökyüzünde
    Sana meftun, sana kilitli...
    Ve dua eden rahibin kucağındasın
    Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip
    Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da
    Ama sen unutmuyorsun
    Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun
    O minicik bulut ilişiyor bakışlarına
    Büyüyor, büyüyor...
    Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
    Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
    Çoğusu bilmiyor seni...

    Altı yaşındasın
    Medine-i Münevvere yolundasın
    Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen
    Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında
    Sonra yolda, Ebva'da öksüzlük karşılıyor seni
    Mekke'ye annesiz giriyorsun
    Abdulmuttalip bir başka seviyor seni
    Ebu Talip bir başka seviyor

    Ya Rasulallah
    Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında
    Onlar anne deyince sen yere mi bakardın
    Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva'ya
    Kaç gece anne diye hıçkırdın
    Efendim!
    Senin yerine de anne dedik annemize
    Senin yerine de baba dedik

    Yirmi beş yaşındasın
    Ve bambaşkasın
    Kimse sana denk değil
    Şefkat yayıyor kokun
    Güven veriyor sesin
    Sen Muhammed-ül Emin' sin

    Otuz üç yaşındasın
    Dalga dalga rahmet var

    Otuz beş yaşındasın
    Hadi gel bekletme yar
    İniltiler çalıyor kapısını göklerin
    Hadi gel bekletme yar
    Sinesi çatlayacak Rasul bekleyenlerin...
    Hadi gel ey Yâr!
    Nurdağına davet var

    İşte
    Kırk yaşındasın
    Hira Nur dağındasın
    Cibril iniyor göklerden
    Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor
    Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan " Ah! " sın
    Karanlık gecelerimize sabahsın
    Sen Nebiyullahsın
    Sen Habibullahsın
    Sen Rasulullahsın

    Niye incittilerki seni sultanım
    Niye işkence yaptılarki sana
    Ebu Talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar
    Himayesiz kaldın diye mi
    Kabe'deki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne
    " Amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin " diyişin
    Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza
    Başına pislikler saçılıyor
    Başlar feda o mübarek başına
    Nasipsizler sana bakıp nasıl da gülüyorlar
    Biri koşuyor Mekke sokaklarından sana doğru
    Biri koşuyor ama sanki yere inmiş Arş-ı Âla
    " Bu koşan kimdir " diye bir soru dolaşıyor boşlukta
    Bu koşan kim?
    Ve cevap veriyor biri:
    Muhammed' in kızı Fatımatüz-Zehra
    Velilerin anası...
    Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın
    Sana yeryüzünde en çok benzeyen
    Gülmesi sen, ağlaması sen
    " Ağlama kızım " diyişin geliyor aklımıza
    Niye çıkardılar ki yurdundan seni
    Himayesiz kaldın diye mi
    Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni
    Seni yetim bulup barındıranı
    Seni alemlere rahmet kılanı
    Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun
    Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun
    "Seni bizim elimizden kim kurtaracak" diyorlardı
    Sen,
    Sen " Allah! " diyordun
    Allah Azze ve Celle
    Semayı haşyet kaplıyordu
    Sen " Allah! " diyordun
    Arş-ı Âla titriyordu
    Bedir' de " Allah! " diyordun
    Üç bin melek iniyordu alaca atlarda
    Yüz yirmi beş bin sahabi :
    " Anam babam sana feda olsun " diyordu

    Ya Rasulallah
    Medine-i Münevvere sokaklarında yürüyordun
    Neccar Oğulları'nın küçük kızları seni görünce
    Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi
    " Beni seviyor musunuz " diye sormuştun onlara
    " Seni çok seviyoruz Ya Habiballah " demişlerdi
    Sen de:
    " Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum" demiştin
    Bu gün yaşayan gençler var
    Neccar Oğulları'nın kızları diğil belki
    Ama seni onlar da çok seviyor
    Gözyaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar
    Senden başka kimseleri yok
    Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun

    Altmış üç yaşındasın
    Refik-i Âla duasındasın
    Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmuştu
    Kenarları beyazdı
    Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın
    Ve mübarek ellerini dizine vurarak :
    " Görüyor musunuz ne kadar güzel " demiştin
    Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti :
    " Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah, onu bana ver "
    Niye istemişti ki senden sevdiğini bile bile
    İstendiğinde katiyyen " hayır " demediğini bile bile
    " Peki " dedin o zata
    Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin
    Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı
    Aynı cübbeden yine yine diktiler
    Ama giyinmek nasip olmadı
    Haberler uçurmuştun Ebu Hureyre' nin diliyle :
    " Benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne evladımız olsaydı diyecekler "
    Ve Hz. Enes ile paylaşmıştın özlemini
    " Beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim"

    Sultanım!
    Ey Medine minberinde " ümmeti, ümmeti " diye hüznü giyen sevgili
    Ey Mekke mihrabında alemler hesabına " Allah! " diyen sevgili
    Bize lütfu ilahi bahşedilen kapına diz çöktük, bey' at ettik
    Rabbinden bize ne getirdi isen amenna
    Duyduk, itaat ettik

    Ya Rasulallah
    Sen hâlâ kırk yaşındasın
    Ve hâlâ ümmetinin başındasın... ALINTIDIR
#20.05.2009 14:20 0 0 0