Aşk; deniz üzerinde salınan bir geminin dümeninin ucunda sallanmak iken, sevgi aynı geminin dümenini otomatik kaptana bırakıp güvertede güneşlenmektir...
Salınırken; her an, düşeriz korkusu, rotayı bulamayız endişeleri ile dümene hakimiyet duyguları ile gerilir, gerer, heyecan yaratır yaşarız. Elleriniz dümene, gözleriniz denize yumuşak yumuşak dokunurken, güneşte hafiften gezinirken tende, elleriniz dümenden, gözleriniz denizden yana düşüpte rota belli oluncaya kadar aşk çarpar.
Güneş ; güvertede sizi yakarken, gemi sıcak kumlardan serin sulara doğru yol almaya başlamış olduğundan, rota da belli olduğundan, deniz durulur, masmavi olur, gökyüzü gözlerde hapsolur, güneş tende yol alır bu da aşkın sevgiye yolu olur..
***
Bir dip not; benim aşık olma sürem çok uzundur, kolay aşık olmam, olmuşsam da dümenin ucunda sallanmam ama bir güzelleşirim, yüzüm gözüm bir açılır...
Gözlerimin taaa içi bir güler, bir güler ..
***
Aşk ; belki sürekli olarak hareket hali, işte üst-başa daha özen göstermeler, dolaptan ne bulduysam giymelerin yerini, yarın ne giyinsem telaşının alması, biraraya gelinince zamanın hızlı akması, konuşulanlardan çok daha fazla zevk alınılması, başkası söylese " hadi be amma saçmalamış diyebileceğiniz şeylerin " aşık olduğunuz biri söylediğinde " hımm doğru söylemiş " diyebilme halleri, ellerini-kollarını nerede tutacağını bilememe durumu, sürekli belki bir sakarlık hali, başkalarının yanında bülbülken, aşık olduğun kişinin yanında dilsiz olma halleri.
Sürekli konuşsa da dinlesem durumu, elele -gözgöze-dizdize olma halleri için halden hale girme durumları,akılda, yürekte, ayaklarda havada olma durumu. Kendini çıplak hissetme durumu, ya da üzerindeki tüm eklentili savunma, gardını alma, kendini koruma gizleme hallerinin istensede istenmesede üzerinden kalkması hali, eldivensiz olma durumu, balıklara birlikte yem atma, yaşlıları daha çok sevme, çocukları daha fazla koruma durumu vs vs..
Aşk aslında kendine karşı olma durumu olduğu kadar, kendine başkaldırma halleridir ve eğer bu başkaldırı yine kendiniz tarafından bastırılmazsa, kendinde , benliğinde, bedeninde duru devrimler yaratma hali.
Değişim ve gelişim kısmına gelince ; istensede istenmese de dışarıda bizi çevreleyen bir hayat var, gün içinde farklı alanlarda farklı olay ve olgular, insanlar ile iletişiyor, etkileşiyoruz, dolaysıyle birşekilde değişiyor, gelişiyor, etkiliyoruz ( bu birey olma anlamındadır , bireyin gelişimi anlamıda ) ve o malum kişi aşkınız da keza öyle.
Bir araya gelindiğinde birşeyler paylaşılıyorken , taraflar birbirlerinin çevrelerinden nasıl etkilendiği, etkileştiğini bunu birbirlerine aktarırlarken, birbirlerini dinlemezlerse DUYMAZLARSA hep kendi tellerinden çalar , empati kuramazlarsa, sonraki paylaşımlarda DUYMAMA üzerine kurulu olacağından, birsüre sonra birbirlerine karşı sağır ve dilsiz olacaklardır.
Çünkü gerçekte o gün fark ettikleri "duymamazlık "üzerine gidebilmiş olsalar, sonrakilerde birbirlerini " duyabilmek "üzere düşünmüş olunacak, dolayısıyle ya birbirlerini daha iyi dinleyebilen iki birey olduklarını farketmiş olacaklar ya da yine tüm çabalara rağmen "dinleme"nin de ötesinde kişisel, fikirsel, kültürel farklılıkların olduğunu görüp, ya yine yolları ayıracaklar ya da birbirlerini dinlediklerinde görecekler ki zihinsel, fikirsel,duygusal, kültürel çok ortak noktaları var ve birarada kalacaklar.
Bu "dinleme" ve "dinletebilme" durumu önemlidir. Bir ikinci önemli mevzuu daha başlarken ortak zevklerin olması, ne bileyim mesela aynı müzikleri dinlemekten zevk almak, aynı yerlere birlikte gitmekten zevk almak, aynı yemeklerden zevk almak, aynı konuşmalardan zevk alabilmek, hiç değil ise asgaride bu anlamda ortak paydalarda olabilmek Bunlar önemli
Ama ne yapıyor insanoğlu şöyle yaşıyor ve düşünüyor ;
1- Çevrenin öğrettiği, çevreden öğrenip kendini koşulladığı istek ve talepler, özlem ve arzular var .
2- Kendi içinde gerçekte istedikleri, özlem ve arzuları var.
Ve bu ikisi arasında çok ciddi uçurumlar yaşayan insanlar var , böyle olunca da birincisine göre tercih yapınca ikincisini mutlu edemiyor. İkincisinden yana tercih yapınca birincisini ikna edemiyor. Kendisinin iki tarafıyla çatışıyor sürekli ve mutlu olamıyor
Özette bu birinci ve ikincisini belirleyen de sonuçta sizi siz yapan değerleriniz ve kültürel birikiminiz ve bunlarla ilişkileri kurma ve algılama şekliniz ile orantılı
Benim bu anlamdaki iki duygum arasında bir çatışma yok mesela, ben ne istediğimi, ne ile mutlu, ne ile mutsuz olacağımı bilirim.
Zor biriyim özette ve standart hiçbirşey benim istek ve arzularım içinde olmadı ve sanırım bundan da sonra olmaz.
Yaa aşk ne biliyor musun ; aşkının kaşık tutuşundan, kravatını bağlayış şekline, saçındaki her bir ak telin nerede, ne zaman açıldığına varıncaya kadar olan bir sürü gereksiz ayrıntıyı o kişide sevme ve karışma halidir . O zaman taraflar birbirlerini dinliyor ve dönüştürüyorlar.
Yaa aşk ne biliyor musun ; aşkının kaşık tutuşundan, kravatını bağlayış şekline, saçındaki her bir ak telin nerede, ne zaman açıldığına varıncaya kadar olan bir sürü gereksiz ayrıntıyı o kişide sevme ve karışma halidir . O zaman taraflar birbirlerini dinliyor ve dönüştürüyorlar.