Deniz balıkları yaşadıkları suyun derinliğine bağlı olarak iki gruba ayrılır. Su yüzeyine yakın yaşayanlara Pelajik veya yüzey balığı, deniz dibine yakın ve dipte yaşayanlara dip balığı denir. Örneğin ringa, sardalye, hamsi, orkinos ve uskumru yüzey balıklarıdır. Morina, mezgit, berlam ve bütün yassı balıklar da dip balıkları arasında yer almaktadır.
Ticari balıkçılığın esası Gırgır denilen balıkçı gemileri ile ağla avlanmaya dayanır ve balığın özelliğine, yaşadığı suyun derinliğine göre değişik ağlar kullanılır. Deniz dibinin engebeli olmadığı yerlerde kumluk ve hafif çamurlu bölgelerde dip balıkları genellikle dip trolüyle avlanır. Trol teknesinin denize bırakarak sürüklediği trol ağı deniz dibini tarayarak yolunun üzerindeki balıkları toplar. Huni biçiminde büyük bir torbaya benzeyen trol ağının yaklaşık 30 metre genişliğindeki ağzını açık tutmak için ağın üst kısmına mantarlar ve alt kısmınada ağırlık olarak kurşun kullanılır ve ayrıca her iki yanına demir profiller içerisine monte edilmiş tahta levhalar yerleştirilir. Kapı denen bu tahta levhalar da çelik kablolarla trol teknesinin her iki yanına bağlanır. Av sırasında trol ağı 1 ile 2 saat kadar dipte sürüklenir, bu sırada teknenin hızı 1 mil kadar olup sonra bir vinç yardımıyla çekilir ve içindeki balıklar tekneye boşaltıldıktan sonra yeniden denize bırakılır. Yakalanan balıklar temizlenip yıkandıktan sonra, bozulmamaları için kasalara yerleştirilir ve teknenin ambarında buzların arasına gömülerek saklanırlar. Bazı büyük ve gelişmiş trol teknelerinde balıklar temizlendikten sonra özel şok soğutma sistemleri ile dondurulur. 150 grostona kadar balık taşıyabilen bu büyük tekneler günlerce denizde kalıp avlanabilirler. Ancak zamanımızda bu uygulama günlük balık avlanması haline dönmüştür. Çünkü tüm kıyılarımızda limanların var olması bu balık ticaretini günlük satış şekline dönüştürmüştür.
Bazı dip balıklarının yakalanmasında uygulanan başka bir yöntem de parakete'dir. Parakete, üzerinde aralıklı olarak yerleştirilmiş 1.000 ve 2000'e yakın yemli iğne bulunan, birkaç kilometre uzunluğunda kalın bir misinadır (olta ipi). Deniz dibine bırakılan paraketenin yeri şamandıralarla belirlenir. Yakalanan balıkların alınması ve iğnelerin yeniden yemlenmesi için parakete 24 saatte bir denizden çekilir. Orkinos gibi bazı yüzey balıklarının avlanmasında da şamandıralara bağlanan su üstü paraketeleri kullanılır. Bu pareketeler ile Kalkan balıkları fevkalade bir şekilde avlanırlar.Paraketelerin dibe inmesini sağlamak maksadiyle aralarda ağırlıklar da kullanılmaktadır.
Dip balıklarının yakalanmasında çok kullanılan avlanma araçlarından biri de çevirme ağlaradır. Balığın yoğun olduğu bölge ağlarla çevrilir, sonra balıklar ağın torba biçimindeki bölümüne doğru sürülür.
Yüzey balıklarının avlanmasında en çok gırgır ve orta su trolü denen iki yöntem uygulanır. Gırgır avında, yeri belirlenen balık sürüsünün etrafı daire şeklinde Gırgır ağları ile çevrilir. Daha sonra ağın alt bölümündeki halatlar çekilerek ağzı bir torba gibi büzülüp kapatılır.Ağın dibe inmesini sağlayan kurşunların yanı sıra,üst kısmındada ağın su yüzeyinde kalması içi sarı veya beyaz renkte mantarlar kullanılır. Bir vinç yardımıyla gırgır teknesine çekilen ağın içindeki balıklar büyük kepçelerle ya da fişpomp denilen pompalarla pompalanarak tekneye alınır. Orta su trolünde, dip trolündekinden daha büyük bir ağ balıkların bulunduğu derinliğe bırakılır ve bir ya da iki tekneyle çekilir.
Deniz balıkçılığındaki en eski yöntemlerden biri de dalyan'dır. İlkçağlardan beri uygulanan bu yöntemde, kıyıya yakın yerlerde uzun direklere bağlı ağla çevrili dikdörtgen şeklinde havuzlar oluşturulur. Yakın yıllara kadar İstanbul'da Fenerbahçe ,Filburnu,Büyükdere,Adalar ve Beykoz gibi pek çok yerde dalyanlar kurulurdu. Karadeniz ile Akdeniz arasındaki göç sırasında İstanbul Boğazı'ndan geçen balıkların azalmasından sonra dalyan balıkçılığı önemini yitirmiştir.
Palamut, lüfer, uskumru, istavrit gibi bazı balıkların avlanmasında galsama ağı (düz ağ) kullanılır. Genellikle 1 kilometre ya da daha uzun olan bu ağların delikleri (gözleri)avlanacak balıkların türlerine göre küçüktür. Galsama ağları bir perde gibi asılı duracak biçimde denize bırakılır. Bunun için ya demir atılarak ağın bir ucu dibe tutturulur ya da motorla çekilerek su yüzeyinde sürüklenir. Ağa doğru hızla yüzen balıkların başı ağın deliklerinden geçer, ama solungaçları (eski terimiyle galsamaları) takıldığı için balık kendini geri çekemez. Balıkları almak için, tekneye çekilen ağı silkelemek gerekir. Çıkmayan balıklar ise kafalarından sıkıca tutularak ağın gözünden çıkarılabilirler...
Orkinos, uskumru, lüfer gibi bazı balıklar suda parıldayan herhangi bir şeyi yem sanarak üstüne atlar. Bu tür balıkları avlamak için ucunda üçlü iğneler bulunan ve biçimi küçük bir balığı andıran parlak metal kaşıklar kullanılır.
Dip balıklarının bulunduğu bölgeler sonar veya dikey balık bulucu cihazlar gibi yankı alıcı aygıtlarla belirlenir. Bu aygıtlar, gönderdikleri sesin deniz dibine ya da bir balık sürüsüne çarparak yankılanması için geçen süreyi ölçerek derinliği ve balıkların yerini belirleyebilir. Bulanık olmayan sularda yüzeye yakın geçen balık sürüleri uçaktan veya reislerin tecrübeleri ile de saptanabilir.Kaynak:nurideniz