"Sakın gevşemeyiniz karamsarlığa kapılmayınız; eğer mümin iseniz üstün gelecek olan taraf sizlersiniz" (Al-i İmran: 139)
"Uğradığınız zayıflıktan dolayı gevşemeyin. Başınıza gelen musibetlerden ve kaçırdığınız fırsatlar yüzünden üzülmeyin. Üstün olan sizsiniz.
Herşeyden önce akide üstündür; çünkü, siz sadece Allah'a secde edersiniz. Onlarsa, O'nun yarattıkları şeylerin kimine ya da bazısına secde ederler Hayat metodunuz üstündür; çünkü siz Allah'ın gösterdiği metoda göre hareket ediyorsunuz. Onlarsa Allah'ın yarattıkları insanların hazırladığı metoda uymaktadırlar. Üstlendiğiniz rol üstündür; çünkü siz, bütün insanlığın önderliğini elinizde bulunduruyorsunuz, topyekün insanlığın öncülerisiniz. Onlarsa metodtan uzaklaşmış ve yoldan sapmışlardır.
Yeryüzündeki konumunuz üstündür; Çünkü Allah'ın size vadettiği yeryüzünün mirası sizindir, onlarsa yokluğa ve unutulmaya yuvarlanıp gideceklerdir. Şayet gerçek müminlerseniz, üstün olan sizsiniz. Gerçekten inanıyorsanız, gevşemeyin, üzülmeyin! Cihad, imtihan ve arınmadan sonra sonucun sizin olması için yaralar almanız ve yaralanmanız yüce Allah'ın bir kanunudur." (Fi Zilal-il Kur'an / Seyyid Kutub)
"(Ey mü'minler!) Gevşemeyin, üzülmeyin. Eğer mü'min iseniz en üstün sizsiniz. " (Al-i İmran: 139)
"Ey mü'minler! Başınıza gelen imtihan, musibet, acı ve kaybettiğiniz şeylerden dolayı sakın gevşemeyin, zaafa düşmeyin ve üzülmeyin. Şayet gerçek iman sahipleri iseniz, her zaman kafirlerden üstün olduğunuzu bilin. İman ve akide bakımından onlardan çok üstünsünüz. Çünkü sizler, yalnız Allah'a ibadet eder, yalnız Allah'ın kanunlarına uyarsınız. Fakat kafirler, Allah'ın yarattığı varlıklara ibadet eder ve o varlıkların koymuş olduğu kanunlarla hayatlarına yön verirler.
Ey mü'minler! siz üstünsünüz. Çünkü sizler insanlara hidayeti gösteren, onları hem dünya hem de ahirette mutlu edecek sistem ve inanca çağıran kimselersiniz. Halbuki kafirler Allah'ın hidayet yolundan uzakta, sapıklık içindedirler. İşte onlar hayvanlardan daha aşağı seviyededirler.
Ey mü'minler! Sizler, Allah'ın gösterdiği yola tabi oldukça ve bu konuda hiçbir taviz vermedikçe, kıyamete kadar kafirlerden hep üstün olacaksınız. Bu, hem dünyada hem de ahirette böyle olacaktır.
Sizler gerçekten mü'min iseniz, iman edenlerle münafıkları ayırt etmek için, imtihan olarak başlarınıza gelen musibet ve yenilgilerden dolayı zaafa düşmeyin. Kaybettiklerinizden dolayı üzülmeyin. Bu Allah'ın değişmez bir kanunudur. Eğer sabrederseniz sonunda zafer sizin olacaktır."
Bu ayet, Allah (c.c)'nun mü'minlere, mü'minlerin her zaman kafirlerden üstün olacaklarını ve ileride zafere ulaşacaklarını bildiren açık bir müjdesidir."
Üstünlük Ve Zafer Müjdesi Kimler İçindir?
"Allah (c.c) bu ayette, mü'minlerin kafirlerden, her zaman üstün olduğunu bildirmektedir. Fakat, zamanımızda İslam alemi denilen insanlara bakıldığında, sayıları çok fazla olmasına rağmen, kafirlerle mukayese edildiklerinde her bakımdan geri kaldıkları, kafirlerin askeri olmak gibi aşağı bir seviyeye düştükleri veya kafirlerin fikri ve iktisadi işgali altında bulundukları görülmektedir. Öyleyse, ayetteki müslümanların üstünlüğü nerededir?"
"Aslında Kur'an'ı Kerim ve sahih sünnetlerde bu sorunun cevabı açık olarak verilmiştir.
Zamanımızdaki müslüman ve İslam alemi denilen ülkeler, Kur'an ve sünnete göre değerlendirildiğinde, onlarda "İslam" isminden başka, İslami hiçbir şey olmadığı açıkça görülür.
İslam devletleri diye adlandırılan bu devletler, Kur'an ve sünneti bir kenara atarak, kafirlerden ithal edilen beşer ürünü kanunları hayatlarına uygulamaktadırlar. Kur'an ve sünnetten ise, ancak kendi menfaatlerine uygun olan ve kendilerine zarar vermeyen bazı hükümleri almışlardır. Bu devletlerde yaşayan halklar da, bu sapık yöneticilerine tabi olmuşlardır.
İşte! Allah (c.c)'nun, kendilerine üstünlük ve zafer vadettiği kişiler bunlar değildir. Çünkü bunlar, Allah'ın Kur' an ve sünnette tarif ettiği müslüman ve mü'min kimseler değildirler.
Üstünlük ve zafer ancak, gerçekten Kur'an ve sünnete iman edip bağlananlarındır. Bu, kıyamete kadar değişmez bir kaidedir.
Allah (c.c) gerçek mü'minlerin başlarına onları imtihan etmek için bir takım musibet ve eziyetler verebilir. Ancak, gerçek mü'min başına gelen eziyet ve musibetlere sabrederse, bunun ardından muhakkak zafere ulaşacaktır.
Zamanımızda, sayıları bir milyarı bulan, kendilerine müslüman ismini veren insanlar veya devletler, İslam konusunda ölçü olamazlar. Çünkü ister fert ister devlet olsun, Kur'an ve sünneti her yönüyle hayatlarına tatbik etmeyen kimselerin islamından söz edilemez." (Davetçinin Tefsiri / Şeyh Dr. Seyfuddin eL-Muvahhid)