Kimsesiz sokakların düşlerine terk edildim şimdilerde
Yaşanmışlıkların hüzün dolu bakışları gözlerimin içine dikilmiş...
Ölü toprağı serpilmiş çocuk parklarında elinde kırık bir bebekle dolaşıyor yalnızlık
Keskin ve kesif bir koku eşliğinde merasimlerini yapıyor mezar taşları ruhuma...
Ölü doğan çocukları, kimsesizliğe terk eden cani bir anne yüreği var içimde
Kitap sayfalarına eşlik eden sözcüklerin gizli hecelerine karalıyorum kendimi
Bir sayfanın diğer sayfaya yapışması gibi arada kalıyorum...
Saklıyorum ölümsüz düşüncelerimi ölülerin yuvarlandığı yokuşlardan
Kavanoz dipli gözlüklerimdeki kiri siliyorum tenime... Yılların yorgunluğunu atıyorum üzerine...
Dökülüyor kirpiklerimden senden kalan tortular, elimin tersiyle siliyorum alnımı.
Düzünü sana saklıyorum en güzel tokadı atabilmek için ruhuna, kaçtığın gerçeği görebilesin diye...
Yaraladığın yazgılara inat yaşıyor bedenim toprak altında
Bir gün gelip vereceğin ölüm öpücüğünü bekliyor dudak altımda saklanan hücrelerim
Toprağın bol olsun deyip geçiyorsun her defasında
Elbet varacaksın bir gün farkıma...