Türk siyasetinin sade bugün için değil çok partili demokrasiye geçtiğimiz günden bu yana yaşadığı ikilemin nedeni "Değişim"in mimarlığını merkezsağın veya "Milliyetçi- Muhafazakâr" partilerin üstlenmesidir.
Hem "Kurucu" hem "Tek Parti" hem de "Değişim"in simgesi olan CHP, faşist bir ideolojiden sosyal demokrat bir yapıya dönüşme sürecinde, ne yazık ki genlerindeki alt bilgileri yenileyememiştir. "Cumhuriyet Muhafızlığı" rolünün benimsenmesi sonucu yeni, çağdaş, dünyalı olan her gelişmeye karşı reaksiyoner tutum sergilemek ve çoğulcu demokrasi ile çok sesliliğin getirdiği her gelişmeye "Rejim tehlikede" söylemi ile karşı çıkmak, CHP'nin ana siyaset çizgisini oluşturmuştur.
Sosyal adaletsizliğin, işsizliğin, yoksulluğun giderilmesi için en fazla ihtiyaç duyulan şeyin "Sermaye" olduğu bilinirken, özelleştirmelere karşı çıkılmış, yabancı sermaye arayışlarına "Kapitülasyon özlemi" olarak bakılmıştır.
Kaybedilen her genel seçimin ertesinde seçilmişlere karşı atanmışların yanında yer alınmıştır.
Son dönemde olanlar...
Son dönemleri hatırlamak bile bu tabloyu doğrulamaya yeter.
Avrupa Birliği ile tam uyum hedefi CHP'nin siyasi hedefleri arasında değildir.
AK Parti'nin "Kürt Açılımı"na karşı CHP yönetimi Güneydoğu'ya Et-Balık Kurumu götürme projesi ile çıkılmamış mıdır?
28 Şubat 1997'deki post-modern darbesine CHP'nin verdiği destek ve o zamanki Genel Başkan Deniz Baykal'ın "Silahlı kuvvetler de sivil toplum örgütüdür" doğrultusundaki yaklaşımları, bu partinin barajın altında kalması ile sonuçlanmıştır.
Buna rağmen CHP daha sonra hem 27 Nisan e-muhtırasına destek vermiş, hem de AK Parti'nin kapatılması girişimini elini ovuşturarak izlemiş, hem de Ergenekon'un avukatı olmayı siyasi konum olarak benimsemiştir.
Şimdi de CHP Anayasa referandumuna dönük "Hayır" kampanyasında MHP ile aynı saftadır.
Bir gecede bin yıllık alfabeyi değiştirebilen eski CHP'nin bugünkü kadroları, şimdi daha özgürlükçü bir içerik taşıyan Anayasa değişikliğine "Hayır" demeyi siyasetin gereği olarak benimsemektedirler.
Hamamcı Ülfet olayı
Avupa'ya (Veya Batı'ya) uyum için en büyük paketi Atatürk'ün CHP'si açmıştı.
Bir de bugünün "Hayır"cı CHP'sini düşünün.
Hep rahmetli Turan Güneş'i hatırlıyorum.
Güneş "CHP Hamamcı Ülfet gibidir" derdi.
Ahmet Rasim'in "Hamamcı Ülfet"ini okuyanlar hatırlar.
Konağın evlatlığı Ülfet çocukluğundan başlayarak hemen her gün hanımlarla hamama gider.
Derken Ülfet'i evlendirirler.
Ama düğün gecesi damadı bırakıp hamama kaçar.
Çünkü Ülfet "Hamamcı" olmuştur.
Turan Güneş de "CHP dönüm noktalarında demokrasiyi bırakıp, devletçiliğe kaçar" derdi.
Sonuç ortada...
Türkiye'de değişimin mimarları Menderes, Demirel, Özal oldu geçmişte.
Bugün de demokratikleşmenin, sivilleşmenin ve dünyaya açılmanın bayrağı Erdoğan'ın ve AK Parti'nin elinde.
satılmış taraflı yazarların fikirlerini yazsan ne olur yazmasan ne olur ne yazacakki bu yazar zaten..bunun fikri satılmış kendine özgü değil arkadaşım...
senin yazdığın yazarlar da kendi taraflarından bakarlar ve yazarlar Mehmet Barlas'ta öyle
tutup kişiye hakaret edercesine sen satılmıştır dersen işte o zaman kimin ne olduğu belli olur
dediğim gibi sadece düşünceler çatışsın insanlar insanlığından çıkmasın
ben kızmadım
ama sen yazar fikrini yazdı diye fikirleri satılmıştır diyorsun illa evet diyen bir köşe yazarının fikirlerini satışa çıkarmasımı gerekiyor
hoşuna gitmeyen bir yazıya yorum yapmak zorunda değilsin zaten
evet maalesef öle canım sen bir araştır gözün kapalı gitme öle bence yanlış anlama gözü kapalı derken ben çok haber izlerim çokta kitap karıştırırım haber programları vs az çok kimin haklı kimin haksız olduğunuda çözecek yaştayım.sana sölenmiş bir lafım yok yani...
merak etme bende öyle olduğum için evet diyeceğim
düne kadar 27 nisan e muhtırasını ı destekleyen bugün Akp ile ortak yapılmış bir e muhtıradır diyenlere inat
tabi ki de öyle bişey olamaz kimse kimsenin fikrini değiştiremez ve buna hakkı yok zaten yanlış anlama bu senin içindeğil bazıları öylede o yüzden herkesin vereceğe karara hükmetmeye çalışıyor nedense
önemli olan düşüncelere ve fikirlere saygı duymak
yazar bu eleştirisini yapmasi gayet doğal chpyi eleştirince chplilerin cıkıpta onu vatan hayini satılmış ilan etmesi tahammülsüzlüktür,konumuza gelincede evet chp bu tahammülsüzlükleri bırakıp,millet vatan için cani gönülden calişma yaparsa!ve bunu bizim milletimize ispatlarsa olur. yoksa aynı zihniyette gider,kendilerini vatani çok seven karşilarındakinide,vatan haini ilan ettikçe ,yerinde sayan bi parti olarak kalmaya devam edecektir,buda benim fikrim,tahammül edemeyenler varsa bilemem! ama fikirlerimize sert eleştiri olmasin yeter....
CHP kılıçdaroğlu ile yeni bir döneme girmiştir, yıllardır ekonomi anlamda Türkiye ye hiçbirşey vermeyen yaptığı tek şey polemikler üreten bir başbakana dersini verecek karakterde bir şahsiyettir. Geçmişi temiz lekesizdir ve bu gunde söyledikleri hiçbirşeyde gaflet yoktur. Gerçekleri söylerken bazılarının canı yanabilir ama gerçekler acıdır.