Mesnevi'den Hz Yusuf'a Sunulan Armağan

Son güncelleme: 07.09.2010 01:06
  • Hz Yusufa Sunulan Armagan - Hz Yusuf - Mesnevi Hakkında - Mesnevi Nedir - Hz Yusufun Aldıgı Hediye Nedir

    HZ. YUSUF'A SUNULAN ARMAĞAN

    (Mesnevî Cilt 1 beyit nu: 3155-3200)

    Çok uzak yerlerden kalbi sevgi ve şefkatle dolu bir dost Hz. Yusuf'a misafir oldu. Çocukluktan beri birbirlerini tanırlardı. Misafir Hz. Yusuf'a kardeşlerinin yaptıkları cefaları onların hasetlerini hatırlattı. Hz. Yusuf "O tecelli kaza-yı ilahî icabıydı. Bizim Hakk'ın kaza ve kaderinden şikâyetimiz yok" dedi.

    Dostu Hz. Yusuf'a "Zindanda ve kuyuda ne haldeydin?" diye sordu. Yusuf (as) şöyle cevap verdi: "Ayın bedir halinden hilal haline gelmesi gibiydim." Görmez misin? Ay önce görünmez sonra hilâl olur da iki büklüm bir halde görünür fakat sonunda yine gökte bedir haline gelmez mi?

    Hz. Yusuf başından geçenleri anlattıktan sonra "Dostum söyle bakalım bize ne armağan getirdin? Hadi getir bakalım armağanını" deyince misafir bu istekten utanıp âdeta figan ederek

    "Sana getirmek için ne kadar armağan aradıysam hiçbir şeyi beğenmedim sana lâyık görmedim. Sende olmayan ne var ki ve senin neye ihtiyacın olabilir ki? Tane büyüklüğündeki bir altın kırıntısını alıp da bir madene bir damlayı alıp da denize nasıl götürebilirim? Senin benzeri olmayan güzelliğinden başka bu Mısır ülkesi ambarında her çeşit tohum vardır. Sana münevver bir kalp gibi tozsuz lekesiz parlak bir ayna sunmayı münasip gördüm. Ey güneş gibi gökyüzünün nuru olan güzel Yusuf! Ona baktıkça kendi güzel yüzünü görürsün ve kendinden bulunan güzelliği görerek hayran olasın. Ey gözümün nuru sana ayna getirdim ona bakıp yüzünü gördükçe beni de hatırlarsın" dedi.

    Misafir bunları söyledikten sonra koynundan aynayı çıkarıp Hz. Yusuf'a sundu.



    AÇIKLAMALAR



    1- Hak Şerleri Hayr Eyler

    Hz. Yusuf'un hilal'den bedir'e dönüşmesi ile kastedilen onun kuyudan ve ardından zindandan çıkıp Mızır'a vezir olması ve Peygamber olmasıdır.

    Kendi günahının cezası olarak değil de hasbelkader çeşitli belalara uğrayan mümin kadere imanı sabırla Allah'a tevekkül etmesi sayesinde şer gibi gördüğü hadiselerin hayırlara vesile olduğunu müşahede edecektir. Nitekim Yusuf (as) kardeşleri tarafından kuyuya atılmasaydı bulunup satılıp nihayet Mısır sarayına giremeyecekti. Sarayda iken zindana atılmasaydı kralın rüyasını yorumlayıp veziri olamayacaktı.

    Hz. Mevlana diyor ki:

    "Buğdayı toprak altına atarlar sonra ondan başaklar bağlarlar.

    O buğdayı tekrar değirmen taşı altında ezerler o vakit kıymeti artar çünkü can artıran ekmek olur.

    Onu tekrar dişlerle çiğneyip ezerler o zaman da akıl anlayış ve hayat olur"



    2- Dünyada Ahiret İçin Hazırlık Yapmak

    Hz. Mevlana diyor ki:

    "Ey yiğit! Dostu görmeye eli boş gitmek değirmene buğdaysız gitmeye benzer. Yüce Allah bile mahşer günü halka "Haşir (Kıyamet) günü için armağanınız nerede? Kendinize gelin! Kıyamet günü için ne armağanınız var ne getirdiniz? Yoksa tekrar dönüp geleceğinizi ummuyor muydunuz size bugünün vaadi bâtıl gibi mi göründü?" der.

    Yemeyi uyumayı biraz azalt da O'nunla görüşmek için bir armağan götür. Geceleri az uyuyanlardan seher çağlarında istiğfar edenlerden ol."

    Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

    "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes yarına ne hazırladığına baksın. Allah'tan korkun çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (59/Haşr suresi 18. ayet)

    "(Ey müminler! Ahiret için) azık edinin. Bilin ki azığın en hayırlısı takvâdır. Ey akıl sahipleri! Benden (emirlerime muhalefetten) sakının." (2/Bakara suresi 197. ayet)

    "Dünya ahiretin tarlasıdır (Dünyada neyi ekersen ahirette onu biçersin)" denilmiştir.



    3- Gönlü Allah'a Temiz ve Parlak Sunmak

    Hikayedeki misafirden maksad Hak yolun yolcusudur. Yusuf'tan murad da Cenab-ı Hak'tır. Ayna ise ilahi tecellileri yansıtan kalbdir. (Tahirü'l-Mevlevi Mesnevi Şerhi Cilt 3 s. 1481)

    • Yüce Allah her insanın bedenine ruh vermektedir.

    • Ölüm neticesinde "Küllü şey'in yerciu ilâ aslihi" (Her şey aslına rücu eder) kaidesince beden toprağa ruh ise geldiği kaynak olan Allah'a döner.

    • Her insan Allah'a ruhunu/kalbini sunacaktır. Kalp ruhun merkezini ifade ettiği için hatta bazen ruh ile kalp eşanlamlı kullanıldığı için ruhun Allah'a sunulması demek aynı zamanda kalbin Allah'a sunulması demektir.

    Nitekim Fihi Ma Fih'te Hz. Mevlana aynı hikayenin sonunda şöyle demektedir:

    "Yüce Allah'ta olmayan ne vardır ve O'nun neye ihtiyacı olabilir? Allah'ın huzuruna onda kendisini müşahede etmesi için parlak bir gönül götürmelidir. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: "Allah sizin sûretlerinize ve yaptığınız işlere değil ancak gönüllerinize bakar." (trc. Meliha Anbarcıoğlu s. 285)

    • Yüce Allah her insandan sunacağı kalbin temiz ve parlak olmasını istemektedir.

    Kur'an-ı Kerim'de "Kıyamet öyle bir gündür ki o gün ne malın ne evladın faydası olur. Ancak kalb-i selîm ile Allah'ın huzuruna çıkabilenler kazanır." (26/Şuara suresi 88-89. ayetler) buyurulmuştur. Ayetteki selîm kelimesi 'tertemiz' 'her lekeden arınmış' 'mânen sıhhatli' demektir.

    Peygamber Efendimiz (sav) de "Allah'ım senden kalb-i selîm isterim" (Tirmizi Deavat 23) şeklinde dua etmiştir.

    Peygamberimiz "Allah sizin şekillerinize ve suretlerinize değil kalplerinize ve amellerinize bakar." (Müslim Birr 34) buyurarak Yüce Allah'ın ahirette kişinin kalp temizliğine ve parlaklığına bakacağına dikkat çekmiştir.

    • Yüce Allah kişinin kalbine baktığında kendi Cemâlini kendi güzelliğini görmek istemektedir. Çünkü Peygamber Efendimizin de bildirdiği gibi "Allah Cemîl'dir Cemâl'i sever." (Müslim İman 147)

    • Kalbin yaratıcısı ve sahibi olan Yüce Allah o kalp aynasının nasıl kirlendiğini ve nasıl temiz tutulabileceğini bildirmiştir. Buna göre; insanların kalp temizliğini sağlayabilmesi Kitabullah'a ve Resulullah'a uymakla; iman ibadet zikir salih ameller ve güzel ahlakla mümkündür.

    Örneğin Hz. Peygamber "Her şeyin cilası vardır. Kalbin cilası da Allah'ı zikretmektir." (Beyhaki Şuabü'l-iman cilt 1 s. 396 nu: 522) buyurmuştur.

    İlahi yasaklar haramlar ise kalbi kirleticidir. Nitekim Peygamberimiz şöyle bildirmiştir: "Kul bir günah işlediği zaman kalbine siyah bir nokta yani kara bir leke vurulur. Şayet pişman olur tevbe ve istiğfar ederse kalbi cilalanır parlar." (Tirmizi Tefsir
#06.09.2010 23:16 0 0 0
  • Allah ' ım acziyetimden , duamdan, huzuruna geldiğimde Sende olmayan şeyle Senin huzurunda durmaktan gayri ne isteğim olabilir ki :(
#07.09.2010 01:06 0 0 0