Ezel Dizisinden Sözler - Ezel Dizisi Sözleri - Ramiz Dayı Özlü Sözler - Ezel Dizisinden Sözler - Ezel Dizisi Replikleri
Ezel dizisinin felsefi sözleriyle ünlü Ramiz Dayısı'nın o güzel sözleri ve diyalogları sizlerle....
Hayatın kuralı bu yeğen. Ne kadar uzağa gidersen git başladığın yere dönersin sonunda.
Ne kadar değişirsen değiş, Nerede mutlu olduysan hep oraya çevirirsin kafanı
Ağaç ta, sen ve ben gibi nefes alması lazım.Yakın çatarsan onları nefes alamaz.
* Ailen olmadan kolay hedefsin düşmanlarına.
* Aileden biri ayrıldığında, yüzünü unutsan da, sesi kalır seninle. Yinede devam eder seninle konuşmaya.
* Aileden biri bıraktığında seni ya da sen bıraktığında aileni, karanlıkta hala çağırırsınız birbirinizi.
* Bir babanın çaresizliği, çaresizliklerin en korkuncudur.
* Baba ile çocuk, birbirine emanettir Tanrı'dan.
* O benim kanım değil, canım.
* Bir yankı Durmadan yalnızsınız.
En karanlık gününde
En çaresiz anında
Kendini ortaya atıyorsan eğer
En umutsuz anında
Kendin için değil
Çocukların için
Kendini çare diye sunuyorsan eğer
Yüreğinde çocuğunun sevgisini tutan
Asıl çaresizlik derdin devasız olması değil, birini iyi edecek şeyin diğerinin kadehine zehir olmasıdır.
En iyi soygunlar girerken değil çıkarken bozulur yeğen. Haydutlar öyle iyi planlar ki girmeyi nasıl çıkacaklarını unuturlar. Çıkacaksan hemen çıkacaksın yeğen yoksa çekerler yoksa seni içeri...
Güvercinin boynundaki o kırmızımtırak tüyler vardır ya, bir kere taktı mı güvercin o tasmayı boynuna başka birisini sevemezmiş, ama bazen fazla sevgiden güvercinler birbirlerini de öldürürlermiş, birbirlerinin gırtlağını deşerlermiş fazla sevgiden, o yüzden o kızıl tasmaya da güvercin gerdanlığı derlermiş.
Bazen insan başkasının ruhunu ararken kendi ruhunu teslim eder başkasına.
HESAPLAŞMAK
* Sen kendin için yalvarırsın, ben sevdiklerim için.
* Her şey kurşun olur sıkarsın kendi içine, Sevdiğini öldüren herkes bilir bunu
* Sen adamlarına öldürmeyi öğrettin, ben ise ölmeyi.
* İnsan bir gün gırtlaklayacağı tavuğu sevmeye kalkarsa, aç kalır!
* Oyunun sonunda her yol, ayrı bir sondur.
* Oyunun sonuna geldiğinde, çoktan tükenmiştir gidecek olduğun yerlerin.
* Yapacak bir şey kalmayınca, hiçbir şey yapmamak en iyisi.
* Hesap görmek, hesap etmekten zordur yeğenim.
* Sana çekilen her bıçağın kınında, cevabını bilmediğin bir soru onun içindedir.
* Bu sona nasıl geldim diye soruyorsan; kendine sorduğun ilk soruyu hatırlayacaksın!
* Her cevap bir bilinmeyene çıkar.
* Bir ihtimal daha var. O da ölmek mi dersin? Söyle canım! Ne dersin?
* Artık bir şeyi seçemem. Her yerde olmalısın.
* Döktüğüm kanla akıp gitse her şey, bir vuruşta sonuna varılsa işin,
* Bir anda bu dünyayı olsun kazanıversen, zaman denizinin bir kumsalı olan bu dünyayı.
* Öbür dünyayı gözden çıkarır insan. Ama bu işlerin daha burada görülüyor hesabı.
* Verdiğimiz kanlı dersi alan, gelip bize veriyor aldığı dersi.
* Doğruluğun şaşmaz eli bize sunuyor, içine zehir döktüğümüz kupa
En iyi soygunlar girerken değil çıkarken bozulur yeğen. Haydutlar öyle iyi planlar ki girmeyi nasıl çıkacaklarını unuturlar. Çıkacaksan hemen çıkacaksın yeğen yoksa çekerler yoksa seni içeri...
Güvercinin boynundaki o kırmızımtırak tüyler vardır ya, bir kere taktı mı güvercin o tasmayı boynuna başka birisini sevemezmiş, ama bazen fazla sevgiden güvercinler birbirlerini de öldürürlermiş, birbirlerinin gırtlağını deşerlermiş fazla sevgiden, o yüzden o kızıl tasmaya da güvercin gerdanlığı derlermiş.
Madem bu kadar çok sevdiniz birbirinizi bakalım kim takacak o gerdanlığı boynuna... Madem ikiniz de hasmımsınız artık geldik sınavın son sorusuna. Biriniz ölürse diğeriniz sağ çıkacak buradan, bakalım kim daha çok seviyor diğerini... Kim takacak o gerdanlığı boynuna...
Sen ha sen! Görmeyeli çok büyümüşsün eski dost çok! Ben görmeyeli yaşlandım, ufaldım. Ben içerde hüküm giyerken sen dışarıda hüküm sürdün. Gerçi ben kötü girdim içeri ama içerde insanı anladım. Sen iyi çocuktun. İyi çocuktun da iyice insanlıktan çıkmışsın. Tamam ben sana kötülük ettim ama şimdi sen baştan aşağıya kötülük olmuşsun. Yani diyeceğim o ki şimdi sen güçlüsün, gençsin, vurup bana beni yere yıkarsın, dua et ki o iş orda bitsin. Çünkü iş orda bitmezse vurup beni yıkamazsan yere boyuna posuna gelmişine geçmişine bakmam bu işi ben başlattım, bitirmeden bırakmam. Bitirmeden bırakmam.
Her yanım yanım acıyor, gençliğime, halime şu mavi gök mavi deniz uçan kuş işe giden insanlar ipimi çeken cellat on gün on gün...
Öyle Durursan Kolay Hedef Olursun.
Durursan Senin Başlattığın Olaylar,
Gelir Seni Bulur.
Mızrak Gibi Saplanır Kalbine
Unutma Yeğen...
Tek Başına Değilsin !
Tek Başına Kalırsan;
Sen Kendin Değil, Kendi Celladın Olursun Ancak.
Sırası Değil Yeğen !
Kanma Onlara...
Hangi İsminle Çağırırsa Çağırsınlar Seni.
Çağırdıkları Yere Gidersen...
Dönsende Oradan, Kendin Dönemezsin Yeğen...!
Cevabını bulamadığın her sorudan korkacaksın.
Sana çekilen her bıçağın kınında,
Cevabını bilmediğin başka bir soru gizlidir çünkü.
Bazen yeğen işleri yoluna koymak için sıkmayacaksın yumruğunu, açacaksın avucunu avucundakileri savuracaksın havaya. Bekleyeceksin, bekleyeceksin sana geri gelmelerini.
Bir şey yapmadan önce eğer yaparsan sana ne yapacağımı bir düşün önce.
Oysa herkes öldürür sevdiğini,
Kulak verin bu dediklerime,
Kimi bir bakışı ile yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözler ile...
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle.
Korkaklar öpücükle öldürür...
Yürekliler kılıç darbeleriyle.
Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimi yaşlıyken.
Şehvetli ellerle boğar kimi
Kimi altından ellerle
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur
Kimi yeterince sevmez kimi fazla sever
Kimi satar; kimi de satın alır
Kimi gözyaşı döker öldürürken
Kimi kılı kıpırdamadan
Çünkü herkes öldürür sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez.
Bu gün bi köprünün tam ortasında durdum, aşağıda alevler, arkamda melek, önümde şeytan, ikisi de aynı soruyu sordu... Kimsin sen, kimin tarafındasın...
Aşk mı intikam mı, mahkum mu, cellat mı... hep ikisinden birini seçmen istendi... Ama hep bir üçüncü şık var... O da ateşe atlamak...
Öyle Bir Döngüdür ki Hayat,
Sevdiklerinle Yer Değiştirir Durur.
Çaresiz Hep Oynarsın, Aynı Oyunu...
Bir Kere Olan Herşey, Olmaya Devam Eder.
Bir Kere Kaçtın mı Herşeyden ?
Aynı Ayak İzlerine Basarak Kaçarsın Sürekli
Bastıkça Büyür Geçmişin Ayak İzleri,
Arkanda Bıraktıkça Ansızın Önüne Çıkarlar.
Kendi Ayak İzlerini Takip Edip Dönemezsin Geçmişe
Ama Yeterince Beklersen Eğer,
Geçmiş Eninde Sonunda Dönecektir Sana Geri
Geçmişi Değiştiremesende...
Çağırabilirsin Ama Kendine
Oyunu Bi Kere Kaybettiysen Eğer,
Silemezsin Kayıplarını.
Ama Yeterli Bedeli Ödediysen Eğer
Herşeyini Kaybettiğin O Masaya,
Birgün Oturabilirsin Yeniden.
Mesele ölmek değil dost bildiğin en güvendiğin adamın eliyle ölmekmiş mesele...
Herkez gerçeği aradığını söyler, Herkez gerçeğin onu kurtarmasını bekler ama seni özgür bırakan gerçeğin değil sonunda kavuştuğun yüzüdür sevdiğinin...
Gerçeği yine de öğrenmek için yalanlardan örülü bir ipe tutunmak ne korkunçtur...
En karanlık gününde en çaresiz anında kendini ortaya atıyorsan eğer en umutsuz anında kendin için değil çocukların için kendini çare diye sunuyorsan eğer, yüreğinde çocuğunun sevgisini tutan hiç kimse çaresiz değildir. Tüm kapılar üstüne kitlenmiş de olsa birinin kalbinde yer tutan hiç kimse tutsak değildir kendi kafesi...ne... Çaresizlik; aradığın çarenin belki tam önünde olması ama onu bulacak vaktin olmamasıdır çaresizlik. Çaresizlik; cevapsız kurak bir ıssızlık değildir. Dışarıda devam edecek hayattır asıl engel... Asıl engel sana geçit vermeyen seni umursamayan seni yutan hayattır asıl engel.
İyi niyetli kurbağa akrebe yardım eder. Akıntının ortasında kurbağa sırtında korkunç bir acı hisseder... İkisi de akıntının içine doğru sürüklenirken kurbağa sorar akrebe: "Niye yaptın akrep kardeş? Bak şimdi ikimiz de öleceğiz." Akrep döner ve şöyle der: "napayım benim huyum bu."
Öyle bir şey oldu ki biz ne olduğunu anlamadan yerlere savrulduk. Ben de o zaman öğrendim; ikinci hayat ilkinde ihanete uğramak değil, ilkine ihanet etmekmiş.
Kendi kanını kendi elleriyle kurutan bir adamım. İşte ben böyle bir adamım. Ömer benim de oğlum o benim son oğlum. Ben ne Allah'ım ne de Azrail. Ne alabilirim oğlunun canını ne de geri verebilirim sana. Yapamam.
İnanıyorum söylediğini candan söylediğine. Ama bugünkü karar yarın bozulur çok kez. Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak en çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak. Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak en çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak. Madem ki bu dünya bile yok olacak bir gün, sevginin bitmesine insan neden üzülsün. Aşk mı kaderi kovalar kader mi aşkı daha kimseler
Senin yerinden oynatamadığın taşlar var yeğen, ama benim yok!
İki arkadaş çaresi yok biri ölecek
Çünkü yalnızlık ilk gelene keser bileti
Çünkü pusudaki canavar
Tek bir isim fısıldar kulağına, EZEL...
Ailenden biri öldügünde o kalir disarida
Mezarina sen girersin onun yerine
Seven herkes bilir bunu
Ailenden biri öldügünde
Söylemedigin her sey kursun olur
Durmadan sikarsin kendi içine
Sevdigini kendi elleriyle öldüren herkes bilir bunu
Bir aileyi hep birlikte tutmak istesen de
Zamani geldiginde ne kadar istesen de
Tutamazsin gitmesi gerekeni
Çünkü, ne kadar siki da sarilsan hayata
Ailen olmadan yaninda
Kolay hedefsin düsmanlarina
Hayat sürdükçe karar vermek zorlasir.
Hangi aile?
Hangi aile önemli senin için?
Sana ne ögrettim kizim aile ile ilgili.
Önce ailen sakin birakma sana ne yaparlarsa yapsinlar.
Sonra ailene güven baskasina degil.
Zamani geldiginde yaninda dur onlarin.
Sen güçlüsün onlar muhtaç.
Sakin unutma bu dedigimi.
Bir de sakin unutma ölüm Allah'in emri.
Bizi sev ama bize ölesiye baglanma.
Bize ölesiye baglanma ama bizi sev.
Ailenden biri ayrildiginda
Yüzünü unutsan bile sesi kalir seninle.
Yine de devam eder seninle konusmaya.
Ailenden biri biraktiginda seni ya da
Sen onu birakip gittiginde karanlikta
Çagirirsiniz birbirinizi.
Ailenden biri bugün ölecek çaresi yok.
Tek bir soru kaldi geri de kim?[/Font]
hiç izlmedim desem yeri var bu diziyide sözleride pek bilmem
ama şu Acundaki kazanan Sefa yapıyodu taklit papucumun kabadayısı diye
öyle büyük büyük konuşanlar sonra büyük büyük yutmak zorunda kalıyorlar aykırı sözlere her zaman karşıyım , dayıda ölmüş galiba dizide tam bilmiyorum da
Üçünüz Ramiz Karaeski ile baş edebileceğinizi mi zannediyorsunuz? Çok hoşsunuz ha.
Amma büyütmüş bu adamı herkesgözünde, alt tarafı bi adam değimli ya.
Alt tarafı bi adam değil. Ramiz Karaeski kendi çocuklarını öldürten bir adam. Üç oğlu vardı. Selim, Uğur, Ali Temel. Üçünün de tek suçu hapse giren babalarını dinlememekti. Çocuklarının suçu babalarının yolundan gitmekti. Cezaları aynı gün ölüm oldu. Yani yanlışınız var alt tarafı bir adam değil Ramiz Karaeski, bir canavar.
Bizi hafife alma kandıralı. Bizim çok iyi yaptığımız bir şey var bu hayatta. İnsanların zayıf yönlerini çok kolay bulup çıkartırız ortaya.
Çocuklarının ölümünden sonra dayı bir kapandı bir daha çıkmadı odasından. O zamanlar çok güvenirdi bana. İkinci adamıydım ben onun. Baştan başlıyoruz dedi bana.
Beş adam kalsın gerisini tasfiye et. Bana birini bul bizden olmasın. Kirlenmemiş olsun, temiz biri olsun ama dedi.
Dayı bir plan yapmıştı. O anlattı istediği adamı bende ona Ömer'i getirdim.
Çocuklarının ölümünden sonra dayı bir mektup aldı. Sonrada kendisi bir mektup yazdı. İsim yoktu ama ne hesap yaptıysa o mektuptan sonra başladı plan yapmaya.
Bir baba ne yaparsa yapsın evladı ona kırılır, kızar ama asla küsemez ona, affeder. Ama sen yapmadın Mümtaz amca. Hayattayken yalnız bıraktın oğlunu. Sen emanetine hıyanet ettin mümtaz amca. Oğlundu o senin.
Ne istiyorsun benden Eyşan?
Oğlunun emanetini korumanı. Sen kendi emanetini korumadın, oğlunun emanetini koru o zaman. Can Ömer'in oğlu. Can senin torunun Mümtaz amca, ömerden emanet. Bırakıp gidecek misin şimdi onu?
Sen bir kere baba diyemeden giderse baban seni kim iyileştirecek Ömer.
Dayı hedef gösterir sadece sana. Hokus pokusu bırak bi kenara budur koduğumun ihtiyarının bütün oyunu.
Ö ile başlıyo mer ile bitiyor arasında da şöyle bir cümle var intikamını almaya gelmiş.