ölümümün bilmem kaçıncı yıldönümü bugün
İsabetli susuşlar sonunda yine ağladım bana,
bize ,
bizden kalan yaşanmışlıklara...
Dile verdim kelimeleri ,
Kana döktüm nefreti...
;
Yaralandım sonra,
Sığ yalnızlıklar arasında ,tükenmez kalem ruhlu aşklarda yaktım varlığımın esaretini....
Sebep dedim geceye ...
Sus dedi;
"Çığlık at, isyan et , inlet sokakları
yinede açığa kavuşturamazsın bu cinayeti..."
...
Kafiyesine aşık olmuş bir şiir karmaşasıydı benimkisi
Nakaratlandıkça isyanlar daha da bulandım karanlıklarda...
Anlatmak istedikçe içimdeki kendıme gelişii yeniden cesetlendim sanki
Ağladım ,dara kaldım ,yoldan saptım...
Öncesinde küçük hikayelerim vardı,
zamanı ölçüyordum ben gibi duran boş masalarda.
Şimdi sustum ,susuştum yalnızlığımın bedeli en ağır yanlarında...
;
Ölümümün bilmem kaçıncı yüzyılı bugün
Dağınığım biraz
Gerçek diye kandırılmış zamanlarda, masal sorgulu hayata yalvarıyorum his tüketimi bol adımla...
...
Hiçbir ruha sadık değilim bugun
Leylayı öldürüyor mecnunu kaçırıyorum dağ başlarına
Eter kokusu yayıyorum aşka
Can veriyor içimde ters kapanmış coğrafyalar...
;
Biraz geceyim bugun çocuk
Güneş gibi bakma bana...