sahte gülücükler astım yüzüme
içimin hüzünbaz yanlarını üstüme örtmek için
ayaklarıma dolanan acılardan
sekerek kaçmaya çalışıyorum
emeklemekten yürümeyi unutuyorum
yüreğimi topluyorum
serdiğim ayaklar altından
ve hiç beni görmüyorum kahve gözlerinde
yüzün hazan gözlerin sonbahar rengi
bütün zaman gitmeleri kalmalardan çıkarıyor
elde hüzün kalıyor
ne kadar ben yoksa o kadar sen vardı içimde
tek varlığım tek yokluğum
her şarkıyıyüreğine olan mesafelerimi anlatması için uc uca ekledim
tam geldim tuttum dedim yüreğinden derken
hep baştaki son müzik çaldı
ama olmuş yüreğine duyuramadığım senfonilerim
bir rüzgarda yol bulup kulaklarına nakarat olup yerleşiyor
ben hep keskin harfleri ellerime batırıyorum
beni yaralaya yaralaya
ölmüş bir şehre
şehrin denizine
en kalabalık caddesine
karşılaşma ihtimalimizin olmayacağı şehir
bir ara yürüdüğümüz cadde oturduğumuz cafe
beklediğin kaldırım beklettiğim durak
hepsi üç harf içine ne kadar da sığmış
artık
tekbirliyorum
kefenliyorum
avutuyorum
adrese teslim sözlerimin
ulaşmayan mektupları yığılmış yüreğime
teslimiyetsizliğim vazife olmayan sözler kurmaktı
rehin alınmış zaman içinde
yaşanan gün mazi olan anıları günceme adın ile kazıdım
yazdığım her harf kan doğruyor her bir şiire
senden gelen bir söz yıktı tesellilerimi
kalemimden dökülen kanlarla erken sandığım vakitte
geç kalınmışlığın yasını tuttum
bir kelimen batıyor bedenime
şiirlerim intihara kalkışıyor
dökülen kanda boğuluyorum
herkes düşlerine uzanırken sevdiği ile
ben nefret edildiğimin zılgıtını tutuyorum
sensizliği öğreniyorum
unutuluyorum
çekip gittiğin bende birşey yok
şairliğim
karşıma bir daha çıkmayacak biri için sözler biriktirmek
kim duyacak kim görecek beni
ve sen
teşekkür etmeden gideceksin
gelişin kadar şen olmadı gidişin
ve sen
sen den sonrakilere benden hiçbir şey bırakmadın
başkalarını seversin diyorsun
oysa hiç bilmiyorsun
ben bu aşkla sahur yaptım
her gece sana uyanarak
bir ben kaldım
bir ben
koca yılın ocak ayında
hiç bu kadar acımadım içime
bir insanın içi bu kadar acır mı
kaybettim artık
intiharlar büyüttüm
idam sehpam
yazdığım şiirler
sana çok şey bırakmadım
sadece ayaklarım altında olan kağıttan kuleleri ateşe vermek düştü
en çok sevenler en iyi ölürdü
boğazıma
sana söyleyemediğim tüm kelimeleri birbirine çatarak
ilmek ördüm
bu kaçıncı ölümüm bilmiyorum
kulaklarım çınlıyor
sen mi anıyorsun
yoksa ölümler yine beni mi çağırıyor
bekle
en güzel intiharlar kuşanıyorum
senide içime alarak
bütün sevenlerin sevdiklerine duydukları duyumsamaları
bu gök kubbenin altında bırakarak
hiç bir helal edilmeyen hakki alarak
sana beni terk ediyorum
saate bile aldırma
gecenin en aydınlık anında infazımı kendim üstleneceğim
ben hep kendimi yazdım
olmayan sana
hiç bir satır arasında yoksun
ve acıtmıyor sevmiyorum deyişlerin
sözler anlamsız olur
çünkü
ölüler için
gözlerimi kaparım
infazı bir saate tanıklık ederim
gözlerimi kaparım
kahve gözlerine gömerim