Yani diyorum ki kelimelerim omuz omuza vermişler
hiç tanımadığım bir halkın oyununu icra etmekte
ki icra memurları ağzımın kenarına dayanalı bir kış geçmiş
haberin yok, terso'luktan ananem altın dişini açık arttırmaya çıkarmış
açıktan kimse arttırmayınca dişi ağzında kalmış
şimdi dişinin oyuğunda y i r m i d ö r t a y a r bir açlık
ben zaten çoktan ayar olmuşum düşük faizle geri ödenen hayatlara
haberin yok
faiz düşükse, kim becermişse faizi kürtajını da o yapsın
kalan sağlar kimsenin umurunda değil
senin bundan hiç haberin yok!
hepimiz politik kadavralardık
ara sıra kalbimizin çarpıntısı her ne kadar hayat belirtisi olarak lanse edilse de
mütemadiyen hiçbir biyoloji kitabında, eşeyli üreyecek kadar
enerjimizin olduğuna değinilmeyecekti
sığır tenyalarının üstünde büyük ve geniş arazilerde çarpışırken
insanın kalın bağırsağına oturan geçmiş günler
rektal tuşe ile tıp tarafından yeni bir kadere tayin edilirken
muhtemelen bu da hiçbir coğrafya kitabında yazmayacak
haberin yoktu
ben seni bir kadını sever gibi sevmedim
çürümeye yüz tutmuş, ellisi tutmamış bir yanı hâlâ canlı
ve diri şekilde her uyanışımda
sözlerini vahiy gibi belleyip, halka açılırken
ki o halka genişledikçe genişleyip
kapanması imkânsız bir çember olduğunda
her yerden ablukaya alınmışımdır, ardışık o.... ç...Ları
gözlerinle beni tehdit ederken
senin dışında kalsam da, hiçbir kümenin elemanını rahat uyutmamışımdır
elmalar öldü armutlar tecrit odasında
ve bütün şiirler vurun emrinden sonra okunmakta
parola; omurilik soğanı!
aklen ve fiilen iç savaş başlamıştır!
iç çamaşırlarını toparla!
yani diyorum ki senin özneliğin benim delirmemle gayet
yakından ilgili
her ne kadar gizli özne olduğunda kendini daha güvende hissetsen de
benim öpülmedik bir kulağımın ardı kalmıştı
ki sen oraya kadınlığınla yaklaşıp öpünce
mecburen
ikimizde tehlikedeyiz
devir darbe devri olsa da
senin darbeye dayanıklı bir elbisen vardı hiçbir kuvveti affetmeyen
evet ar damarım çatlamıştır ve bütün ahlak polisleri tutuklanmıştır
hadi beni adam et!
tabi senin haberin yok
ben ananemle yakar top oynarken
annem araya girmeseydi
bütün şehir çoktan alev içinde olacaktı
gerçekten şanslı bir çocukluktu benimkisi
toprak sahada çift kale maçta attığım o son gol yanmasaydı
külleri bile yeterdi sana hatta bana
şimdi bütün kaleler bitap
namlularda gizlenmiş bütün ofsaytlar
ve ceza sahasında tek ayak üstünde bekleyen forvetler yorgun
bu maç yeni başladı ne bitmesi
tabi malum yine senin haberin yok!
yani diyorum ki aruz ölçüsüne uygun düşmüş olabilir
vücut ölçülerin
bu neyi değiştirir ki
her şiir biraz içince her yola uyar
bana kafiyeli kafiyeli öyle bakma
hadi hadi sen de bilirsin
her kadın içinde hafifte olsa alkol içerir
nikotin meydanında izmarit gibi söndürürlerken beni
sana son sözüm
çok aşıktım hatırlamıyorum
yani diyorum ki
ölmüşlerin ruhuna değsin, ölümüm
siyah gözlerin toprağa verirken beni
maalesef maç bitiminde kimseyle kefen değiştiremiyorsun
sembolik yani!