Annelerin Ardından Diyemediklerimiz

Son güncelleme: 30.09.2010 08:16
  • Halen sıcak mı dizin? Türkü tadar mı gülüşlerin yine? Kimlerle konuşursun,duyar mı seni ağabeylerim? Siyatiğin ve sağ böğründeki sancı yine acıtır mı seni? Sahi babam nasıl anne?



    Çok zaman oldu anne,çok zaman
    Son martı kesip çığlığını kulağımdaki
    Son türkü sustuğundan beri
    Çok zaman
    Geçti
    O bile geçti
    vefasızım !!
    Bir sen geçmedin benden
    Televizyonlarda siyah-beyaz filmler oynadığı zamandı anne,senin izlerken ağladığın, sevdadan daha çok gurbete dair Neden alıştırırdın kendini bu kadar gurbete? Bilir miydin bir gün uçup gider güvercinlerim,şahinlerim birer birer
    Önce ben terk ettim seni
    Evlat tadar mıydı mektuplarım benimde?
    Unuttuğumda,
    Yazamadığımda /yalan anne, bağışla zamanım vardı oysa ve ben yazmazdım sığınıp senin anne sabrının gölgesine/
    'Oğul tadında mektuplar yazamadıysam sana' Böyle bir söz geçer Şafak Türküsünde
    Oğul tadında yetişemedim bağışla Bir avcı vurdu şahinini avlanmak isterken av oldu anne ve tutsak,ve köle ve aklı başından alındı
    deli divane
    Bilirim kızmadın bana asla Özledin,hasretimi çektin,yandın Göz yaşlarınla dindirdin yangınlarını yinede bir söz demedin
    ***
    Ağlar mıydın?
    Açıp eski mektuplarımı yeniden koklar mıydın?
    Kaç postacı geçip gitti önünden penceremizin?
    Kaç postacı gelişinde umut bağladın anne?
    Kaç postacı çalmadan geçtiğin de kapını
    Kaç umuduna kerpeten atıldı?
    Telefonlardaki ses ben olmadığımda
    Bayat bir ekmek olup dikildim mi boğazına?
    Bir su gibi içti mi resmimi gözlerin?
    Kaç kez bana HAYIRSIZ! ! ! demedin
    / diyemedin anne?
    Önce ben gittim senden,yangınlara attım yüreğini Acımazsın sanmıştım, üzüntün geçer diye kandırmıştım kendimi
    Önce ben,
    Gözyaşlarında
    Kağıttan bir gemide,
    Doldurup yelkenini acılarınla
    Önce beni
    Bağışla
    Ben seni anlamıştım, o anne olduğunda; vefasızım ve kokladığında yavrumuzu , saçının tek teline dünyalar yakılası olanımızı
    /Sen benim saçımın teli için kaç dünya yakardın?
    Kaç ahiret anne? /
    İşte o zaman beni senden kopardığı yerim acıdı,
    Sızladı
    Kanadı anne
    Kokladığında yavrumuzu


    Hıdrellez çiçekleri toplamıştık kızımla ve sana geldik günler aşırı yollardan habersiz,sürpriz olsun diyeydi
    Bir Pazar sabahı kapını çalacaktım ve bırakıp kapına ufaklığı, ağaçların arkasına saklanacaktımTanır mıydın acaba? Sana benzetiyorlar, ben senin çocukluğunu görmedim ki sen kendini hiç gördün mü anne?
    Sana geldik sana benzeyenimle,Pazar sabahını sevince boğmak için O güzel bahçen tarumar,ot bürümüştü her yanı ve o sarmaşık alıp yürümüştü duvar boyunca kapın kilitli,pencerende içeriyi saklayan solgun tüller ve ölüp gitmişti sardunyaların



    Geciktim,kusura bakma, ama bilki en güzel çiçeği getirdim sana
    Hep merak ederdin anne, hep sorardın rengini, yapraklarını Kime benziyor? derdin ÇİÇEKLER KİME BENZER ANNE?
    Sen yoktun,
    Bir daha hiç olmayacaktın
    Oysa ben dinginleşmiştim,
    Durulmuştum
    Vurgun ve bela gelip duruşlar saklamıştım sana
    Vurgun ve bela gelip duruşlar ' KUTLU OL DİYE ANNE '
    Geldim
    Sen susuyorsun,ben üşüyorum
    Göremedim, ellerini öpemedim
    Gidiyorum anne, bir avuç verir misin toprağından? KOKUNU ÖZLEDİM ANNE


    alıntı
#30.09.2010 08:16 0 0 0