Duygusal > Kurula Islak Kirpiklerini

    Bir aynasın sen
    kırık dökük
    her parçası bir anıyı gösteren
    her parçası bin acıyı

    Bilirim seninde esmiş garipsi gönlünde
    tiril tiril, bahar bahar sevdalar...
    senin de sevdaların ilkbaharda başlayıp,
    sonbaharda bitmiş
    esince hoyrat rüzgarlar
    sevenlerin terkedip gitmiş

    Oturmuş bir duvar dibine
    başı eğik, gözü yaşlı
    bakarsın öyle boynu bükük
    sen ki, garipsin
    toprağa benzer yüreğin
    gelen çiğnemiş, geçen çiğnemiş
    bir rüzgar kırmış dalını
    bir acı
    bahçe bilmemiş...
    Kimbilir umudun nerde?
    hangi sevdaya vurgun yüreğin?
    gönlünde hangi yangının izi var?
    nereden gelip,nereye gidiyorsun?
    soramam
    bükme boynunu öyle garip
    dayanamam...

    Gönlünde sevda sıyrıkları
    yüreğinde oklar
    bakarsın öyle garip
    bir serce ürkekliğinde bakışların
    bakışların ki,
    derin ucurumlarda yalnız bırakılmış bir çiçek
    bir ince sızıdır sızar aynalara her baktığında

    .../
    Acılar çalsa da kapını
    kanatsa da yaralarını ihanetler
    yağmalanmış bir ömrün atlasında
    kimsesiz de kalsa yüreğin
    olmasa da,kendi kollarından başka
    yüreğini saran.
    ağlama
    utandırma gözyaşlarını...

    Bilirim yüreklere de kar yağar
    yangınlar içinde de olsa üşür insan bazan
    sızlar ihanetin açtığı her yara
    ihanet görmüşse sevdiklerinden...
    Bir kor gibi yaksada içini ihanet
    bırak bir köşede kalsın yüreğinin acısı
    gözlerinin hüznü bir gecede kalsın
    yorgun bir yolcuda olsa umut,
    mavi düşler taşısın rüyalarına bırak...
    Dokunma yaralarına
    bırak kanasın kanadığınca...
    al sana bir avuç güneş
    ısınsın yaralı yüreğin.
    kurula ıslak kirpiklerini...

    Ürperip dursa da yüreğinde hüznün rüzgarları
    kırılma, küsme
    yılma, yıkılma, kahrolma
    öten bir kuştur umut, en karanlık gecelerde bile...
    al sana bir avuç umut
    sarıl sarılabildiğince yaşama
    ağlama
    utandırma gözyaşlarını...

    Bir eskiciye bırakıp yüreğinin acısını...
    sevinçler yükleyip yüreğinin terkisine
    ardına bakmadan al başını git bu şehirden...

    Nuri CAN
    Oturmuş bir duvar dibine
    başı eğik, gözü yaşlı
    bakarsın öyle boynu bükük
    sen ki, garipsin
    toprağa benzer yüreğin
    gelen çiğnemiş, geçen çiğnemiş
    bir rüzgar kırmış dalını
    bir acı
    bahçe bilmemiş...
    Kimbilir umudun nerde?
    hangi sevdaya vurgun yüreğin?
    gönlünde hangi yangının izi var?
    nereden gelip,nereye gidiyorsun?
    soramam
    bükme boynunu öyle garip
    dayanamam...

    Gönlünde sevda sıyrıkları
    yüreğinde oklar
    bakarsın öyle garip
    bir serce ürkekliğinde bakışların
    bakışların ki,
    derin ucurumlarda yalnız bırakılmış bir çiçek
    bir ince sızıdır sızar aynalara her baktığında



    çok güzeldi emeğine sağlık