Şimdi daha iyi anlıyorum,
Bir bebeğin küçücük bir arzusu için attığı çığlığı
Ve yerine gelmeyen bir isteğin göz yaşlarına dönüşmesini
Ya da neden ilk anne demeyi öğrendiğini..
Her köprüden atlayanın atlama nedenini,
Belki de atlayıştan hemen sonrasını
Ama dönüşü olmayan pişmanlığını
Ve haykırışını atlayışla ölüm arasındaki saniyelerinde
Ve ölümünü.
Ya da ölmedikleri zaman sevinçlerini anlıyorum..
Daha iyi anlıyorum bir çiçekle insan arasındaki ilişkiyi,
Bazen küskünlükleri
Bazense aşk düğümlerini çözdüğünü umutsuzlukların.
Ve anlıyorum artık insanların şiirlere sığdıramadıkları,
Şarkılara sığdıramadıklarını,
İşleri bitince nasıl bir köşeye fırlattıklarını..
Sıcak bir sevginin sıcak bir temasa,
Büyük bir yüreğin küçük bir dokunuşa,
Bir ömrün bir geceye değişilmeyeceğini anlıyorum.
Aşkla sevgi arasındaki farkı anlıyorum mesela.
Şimdi anlıyorum silah seslerinin havai fişek gösterisi olmadığını
Boşa giden mermileri, hedefi, tetiğe basanı anlıyorum.
Amaç gibi, gaye gibi, onun için var olmayı anlıyorum.
Uğruna savaşmayı anlıyorum..
Körpe bir kızın istemediği zoraki ilişkisini
Her akşam yatağa girmeden uyuşturucu alışını
Ve çığlıklarını anlıyorum
Her akşam tecavüze uğrayışını
Ve ölümünü yobaz adamın kıskançlığından.
Ya da sevdiğinin çaresizliğini anlıyorum ve çaresiz isyan yumruklarını duvarlara,
Şimdi daha iyi anlıyorum bir karıncanın sabrını,
Yılanın tehlikesini, kuşların göçünü ve aslanın gücünü
Ve inan daha iyi anlıyorum
Bir cırcır böceğinin yedi seneden sonra
Kalan kısacık ömründe bir dişi bulabilmek için yaptığı çığırtkanlığını