Dead Rising 2 Oyun İncelemesi - Dead Rising 2 Oyunu Hakkında
Ölülerin Dirilişi
Zombi temalı oyunlar dediğimizde aklımıza ilk gelen firma tabi ki Capcom'dur. Resident Evil serisi ile oyun dünyasına damgasını vuran Japon devinin Racoon City'de başlattığı zombi istilası hala devam ediyor. Tabi firmanın zombi konseptine sahip tek oyunu Resident Evil değil. 2006 yılında sessiz sedasız Xbox 360'a özel olarak piyasaya çıkan Dead Rising, George A. Romero'nun filmlerinden esinlenmiş izlenimi veriyordu. Zombiler tarafından çevrilmiş bir süper markette mahsur kalan insanlar konsepti başka nereden gelebilirdi ki?
Keiji Inafune'nin (kendisini Mega Man, Onimusha ve Lost Planet'tan tanıyoruz) yarattığı Dead Rising, 2006 yılında piyasaya çıkarak 2 milyon gibi çok iyi bir satış rakamına ulaşmıştı. Daha Xbox 360 yeterince yaygınlaşmadan oyunun bu kadar satması sanırım Capcom için de sürpriz olmuştur, çünkü günümüzde bile favori oyunlar bu rakama kolay ulaşamıyor. Daha sonra 2009'da Nintendo Wii ekranlarında gördüğümüz oyun, bir çok oyuncunun gönlünde iyi bir yer edinmişti. Doğal olarak da Capcom beğenilen serinin devamını duyurmazlık yapmadı. Eğer zombilerle dolu bir cehennemden kurtulmayı özlediyseniz Dead Rising 2 karşınızda. Peki Capcom bu oyunda ne kadar başarılı olabildi?
İlk olarak oyunumuzun geliştiricisinde bir değişiklik görüyoruz. İlk Dead Rising oyunu Capcom'a bağlı Production Studio 1 tarafından geliştirilmişti. Dead Rising 2 ise Batılı bir firma olan Blue Castle Games tarafından geliştiriliyor. Capcom'un bu geliştiriciyi kısa bir süre önce satın aldığını belirtelim, yani oyun bir bakıma yine Capcom tarafından yapılıyor. İlk oyun, Colorado-Willamette'deki bir alış-veriş merkezine giden gazeteci Frank West'in öyküsünü konu ediniyordu. Dead Rising 2'de ise eski bir motocross şampiyonu olan Chuck Greene başrolde. Bir süre önceki bir saldırıda Chuck, eşini zombiye dönüştüğü için kaybetmiştir. Üstelik eşi küçük kızları Katey'i de kolundan ısırmıştır. Kızının zombiye dönüşmesine engel olmak için Chuck mutlaka "Zombrex" adlı ilacı bulmak zorundadır. Bunun için de Fortune City'de düzenlenen Terror is Reality adındaki şova katılıp para kazanmak ve bu ilacı satın almak zorundadır.
Fortune City, zombi istilası sonucu yok olan Las Vegas'ın küllerinden doğmuştur ve şimdi burada zombileri para, ün ve spor için öldüren insanların yarıştığı Terror is Reality programı önplandadır. Tyron King tarafından düzenlenen bu yarışma adeta karnaval havasında. Havai fişeklerin patladığı, türlü ışık oyunlarının yapıldığı bu programda doğru dürüst para bile kazanamayan Chuck'a başına bir de komplo kurulur ve mücadelemiz başlar.
Zombilerin serbest kalmasından sorumlu tutulan Chuck, kendisine kurulan komployu ortaya çıkarmak ve bir yandan da kızı Katey'e her 24 saatte bir "Zombrex" bulmak zorundadır. Oyunumuz da bu aşamada başlıyor. Katey ile sığınağa giren Chuck, buradan dışarı çıkıp görevleri yapmaya başlıyor. Bir taraftan her yanı saran zombilere karşı mücadele eden kahramanımız, diğer yandan insanlara ve boss'lara karşı da mücadele veriyor. Oyuna başladığınızda elinize geçirdiğiniz sopa, demir, kova, bıçak hatta lazer kılıcı gibi onlarca yakın dövüş silahı ile düşmanlarınızı kolaylıkla öldürebilirsiniz. Bunun yanı sıra tabanca, shotgun gibi uzun menzilli silahlar da emrinizde. Silahların çeşitliliği konusunda kafanızda şüphe olmasın, geliştirici firma bu konuda çok cömert davranmış. Tabi bunlar çevreye dağılmış durumda ve onları bulmanız gerekiyor; genellikle de şans eseri karşınıza çıkıyorlar.
Bu silahların yanı sıra oyunda kendi silahımızı da tasarlayabiliyoruz ki bu özellik ilk oyunda yoktu. Örneğin biraz çivi ve bir sopa ile "çivili sopa" yapıp düşmanlarımızı kolayca öldürebiliyoruz. Bunun gibi onlarca kombinasyon da emrinizde oluyor. Üstelik düşmanlarımızı kendi yaptığımız silahlarla öldürdüğümüzde fazladan PP (Prestige Points) ile ödüllendiriliyoruz. PP ise karakterimizi geliştirmemiz için toplamamız gereken puanlar oluyor. Oyundaki Level sistemi sayesinde Chuck'ı geliştirebiliyor ve yeni silahlar kullanmasını sağlayabiliyoruz.
Chuck Greene'i geliştirmeden oyunu bitirmek pek de kolay değil, çünkü oyuna başladığınızda karakterimizin çok yavaş hareket ettiğini, silahları-eşyaları yakın mesafeye fırlattığını veya enerjisinin çabuk tükendiğini ve eşya stoğunun az olduğunu fark edeceksiniz. Bir süre sonra çevreden yediğiniz yiyeceklerin enerjinizi doldurmasının yetmediğini ve zombileri kolaylıkla öldüremediğinizin farkına varınca PP'nin değerini anlayacaksınız. Düşmanları öldürdükçe artan PP'yi aynı zamanda çevredeki masum insanları sığınaklara götürerek veya yan görevleri yaparak da arttırabilirsiniz.
Karakterinizin özelliklerini de menüdeki Status bölümüne girip öğrenebilirsiniz. Şunu asla unutmayın, Chuck'ı ne kadar geliştirirseniz oyuna o kadar çok bağlanacaksınız; çünkü karakterinizi geliştirmek demek daha hızlı hareket edeceğiniz anlamına geliyor. Oyunu bitirmek için 72 saatinizin (oyunun saatine göre 72 saat) olduğunu ve her görevi belli bir süre içinde yapmak zorunda olduğunuzu söylersem, sanırım neden Chuck'ın özelliklerini geliştirmenin önemli olduğunu daha iyi anlatabilirim. Bu süre sınırlaması bazı oyuncuları çok rahatsız ediyor. Açıkçası ben bu sınırlamanın iyi mi kötü mü olduğuna bir türlü karar veremedim, çünkü zaman sınırlaması sinirinizi olduğu kadar adrenalininizi de arttırıyor.
Fortune City'i Zombilere Dar Etmek
Zaman sınırlaması nedeniyle hızlı hareket ederken mekan geçişlerinde bol bol karşılaşacağınız yüklemeler eminim hiç hoşunuza gitmeyecektir. Belli bölgeler arası geçişlerdeki bu yüklemeler yüzünden oyunun hızı kesiliyor. İlk oyuna göre büyük gelişim gösteren grafikler nedeniyle bu kadar yüklemenin olması gerçekten sinir bozucu. Oyunda karakter tasarımlardan, çevre tasarımlarına kadar her şey çok yumuşak ve kaliteli görünüyor. Karakter tasarımlarına daha çok özen gösterilebilirmiş, ama çevre tasarımını çok beğendiğimi söylemeliyim. Bazen aynı yerlerde dönsek de bu nedenle sıkılmıyorsunuz, fakat açık alanlarda uzakta kalan yerler blur efekti ile kapatılması kapalı bir mekandaymış hissi veriyor. Açıkçası bu efekt beni çok rahatsız etti. Yine de aynı ekranda 7.000 zombinin görülebildiğini (ki bu sayı ilk oyunda 600'dü) göz önüne alırsak görsellerdeki gelişimi başarılı saymalıyız.
Zombileri öldürürken kafalarını koparabilir, hatta onları ortadan 2'ye ayırabilirsiniz. Chuck ile bir zombi grubunun arasına dalıp toplu inzaf yapınca üzerinin kanlarla kaplandığını görmek oldukça güzel. Ayrıca Chuck'ın kıyafetlerini de tamamen değiştirebilirsiniz ve bu kıyafetler ara sahnelerde de onun üstünde kalıyor. Çevrede parçalayabileceğiniz kumar makineleri, reklam tabelaları gibi şeylerin de olduğunu düşünürsek oyun görsel ve teknik bakımdan geçer not alıyor.
Grafikleri genel olarak başarılı saymamız gerekse de kontroller ve yapay zeka konusunda ciddi sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Öncelikle çevrede kurtarılmayı bekleyen veya sizden bir isteği olan insanların yapay zekası pek iyi değil. Bazen zombilere yem olmamaları konusunda hiç bir şey yapamıyorsunuz. Kimisi zombilerden kaçmak yerine onlara vurayım derken aralarında kalıp ölüyor. Bunu bir tarafa bıraksak bile sorunlar bitmiyor. Örneğin kurtarmaya çalıştığınız kişi zombi güruhunun arasında kaldı, o kişi kurtarayım diye zombilere vururken ister istemez ona da vuruyorsunuz. Bu defa hem enerjisi azalıyor hem de size saldırıyor. Ayrıca diyelim elinde shotgun olan birisini kurtarıp ilerliyorsunuz, o kişinin zombilere ateş edeyim derken size de ateş etmesi sabrın sınırlarını zorlamanıza neden oluyor. Malesef Blue Castle Games yapay zeka konusunda pek de iyi bir iş çıkaramamış.
Oyunun multiplayer modunda ise bu tür kontrol sorunları ile pek karşılaşmıyorsunuz. Dev topların içine girip belli noktalara çarpmak, geyik kafası giyip zombileri fırlatmak gibi bazı görevleri yaparken yapay zeka için pek de endişelenmeniz gerekmiyor. Yine de burada atmosferin senaryo modundaki kadar sağlam olduğunu söyleyemeyeceğim. Bu tür oyunlar bir süre sonra sizi sıkabiliyor, fakat online co-op modu seçerek bir arkadaşınızla zombi pataklamanın çok zevkli olduğunu söyleyebilirim. Bir görevi arkadaşınızla birlikte (eğer uyumlu birisiyse) bitirmek tek başınıza oynamaktan daha eğlenceli. Tedirgin edici müzikler eşliğinde zombilerle dolu bir cehennemden birlikte kurtulma düşüncesi neden Capcom'un aklına ilk oyunda da gelmedi ki? Müzikler demişken seslendirmeler konusunda ilk oyundan daha iyi bi iş çıkarılmış. İlk oyunda biraz sırıtan seslendirmeler, 2. oyunda film izliyormuş hissini veriyor. Chuck'ın bağırması, parçalanma sesleri gibi şeyler ise ilk oyundaki gibi kalitesini korumuş. Aslında o koşuşturmacanın içinde müziklermiş, seslermiş pek de umursadığınız söylenemez.
Capcom, Dead Rising 2'yi Batılı bir firmaya yaptıracağını açıkladığında ilk oyunun başarısının yakalanabilmesi konusunda açıkçası biraz endişelenmiştim. Yine de bu endişelerim boşunaymış. Blue Castle Games genel olarak iyi bir iş çıkarmış. Başarılı grafikler, karakter gelişimi, silah tasarımı gibi önemli yenilikler oyuna eklenmiş. Tabi bu önemli değişiklerin yanı sıra sadece 3 kayıt slotumuzun bulunması, kayıt noktalarının sayısının sınırlı olması gibi sinir edici etkenler de hala oyunda duruyor. Sırf kayıt sistemi nedeniyle oyunu oynamak istemezseniz şaşırmam. Eğer zombi istilası konseptine yakın ilginiz varsa, bu oyunu zaten kaçırmayacaksınızıdır. Ortalamanın üzerinde, bazı yönleri can sıkıcı olsa da genel olarak eğlenceli bir oyun arayanlar ise Dead Rising 2'ye göz atabilirler. Ben çok nadiren ve sadece 1. sınıf oyunları oynuyorum diyorsanız bu oyun iyi bir seçim olmayabilir. Dead Rising 2 her şeye rağmen kendine has oyun yapısı ile dikkat çekici bir yapım.
Eğer çok seçici değilseniz denemenizi tavsiye ederim.
Zombiler Kimi zaman korkunç bir lanetin, kimi zaman ilginç deneylerin, kimi zaman ise ölümcül bir enfeksiyonun ürünü olarak tasarlanırlar. Ölüme çok yakın, ama bir o kadar da uzak olan bu canlılar, acılarını içgüdüleriyle törpülemeyi, umarsızca hırıltılar çıkararak gezinmeyi sever. Aslında sevdikleri bir şey yok, amaçları da yok. Biraz beyin istiyorlar o kadar, ama bunu nereye kadar sürdürecekler ki? Ya da şöyle diyelim: Nereye kadar amaçsızca var olacaklar? İnsanlar tarafından korkuyla bahsedilen bu varlıklar, ya insanların birer eğlence aracı halini alırsa? Neden olmasın?
Korku filmlerini çok severim. İlla korkmam gerekmiyor, konsepti hissetmem yeterli, hatta istediği kadar klişe ve yaşanacaklar daha en baştan belli olsun. Yine de sever, izlerim. Öyle ki bir dönem gece kuşağı yayınlarında sürekli korku filmleri verilirdi, bunlar arasında favorilerim tabii ki zombili olanlardı. George A. Romero'nun Dawn of the Dead'ine ayrı parantez açmak gerekir. Bir alışveriş merkezindeki hayatta kalma mücadelesini anlatan film, sonraki dönemlerde farklı yapımlara da ilham kaynağı olmuştu. Bu konseptin bire bir aynısı, bir defasında örümcekli olarak çekilmişti örneğin.
Oyun olarak baktığımızda ise, ilk Dead Rising geliyor akıllara. Her taraf zombilerle çevrili, bir grup insan, devasa bir alışveriş merkezi ve başlayan yaşam mücadelesi. X360 platformuna hazırlanan bu oyun, eski klişelerin bazı yeni özelliklerle birleştirilerek nasıl da eğlenceli hale gelebileceğini başarılı bir şekilde gösteriyordu. Şimdi de Dead Rising 2'de, zombilerin canlarına okumaya devam ediyoruz. İlk oyundan 5 yıl sonrasında yani.
Eğlencenin ve zombilerin merkezi Fortune City
Vegas, son dönem oyunlarda fazlasıyla tercih edilmeye başlanan şehirlerden biri halini aldı. Oyunumuzda da bu şehri, orijinalinden biraz daha farklı tasarımda ve Fortune City ismiyle görüyoruz. Yayımlanan tanıtım filminde, mutlu bir çiftin bu şehirdeki bir tam günü özet halinde gösteriliyordu. Şehrin güzel sokaklarında gezebilir, kafelerde keyif yapabilir, sinemaya gidebilir ya da şansınızı denemek için oyun salonlarına uğrayabilirsiniz. Hava karardığında ise, farklı eğlence alternatifleriyle de karşılaşabilirsiniz; mesela Terror Is Reality.
Hava kararınca Fortune City'de heyecan bastırıyor. Binlerce kişi tribünlerde, milyonlarcası da televizyonlarının başında Terror Is Reality'yi izliyor. Bu organizasyon, açlıkla boğuşan zombilerin arasına korkusuz motosiklet sürücülerini salıyor. Her sürücünün silahları var ve belirlenen süre çerçevesinde en fazla zombiyi öldürerek birinci olmaya çalışıyorlar. Her şey büyük ödül ve şöhret için, ama tabii ki ölmemek kaydıyla. Yoksa bir de bakmışız ki, bir önceki programda sürücü olarak görev alan kişi, sonraki programda kurban edilen zombilerden biri olmuş.
Dead Rising 2'de Chuck ismindeki motor sürücüsünü yönetiyoruz. İşinin ehli ve karizmatik yapısıyla dikkat çeken kahramanımız, bu işten pek hoşnut değil, ama yapmak zorunda. Küçük kızı Katey, hasta ve enfeksiyon kaptığı için her 24 saatte bir ilaç almalı. Zombrex adındaki bu ilaç, pek de kolay bulunmuyor. Dolayısıyla elde edebilmek için sayısız zombinin arasında mekik dokuyacağız, hem de defalarca.
Chuck'ın çıktığı son gösterinin ardından bazı şeyler ters gitmeye başlıyor. Gösteri sırasında kızını odaya gönderen kahramanımız, bu karışıklıklar üzerine endişeye kapılıyor ve bir an önce ona ulaşmak için aceleci davranıyor. Gördükleri, gerçekten endişe verici unsurlar. Gösteri için kapalı bir bölgede tutulan zombiler, her ne olduysa serbest kalmıştır ve etraftakilere saldırarak yeni bir salgın başlatmak üzeredir. Kısa sürede hemen herkes zombiye dönüşüyor, geride kalan az sayıdaki kişi de güvenli bir bölge bularak buraya saklanıyor. Neyse ki Katey'nin durumu iyi, ama nereye kadar iyi olabilir? İlaç alması gerekiyor, ama Chuck'ın elinde hiç ilaç kalmadı O halde yola düşme vaktidir.
Kızım olmadan asla
Dead Rising 2'deki ilk amacımız, bir adet Zombrex ilacı bulmak. Katey'nin her 24 saatte bir kez bu ilacı alması gerekiyor. Ne eksik, ne de fazla. Bu sebeple güvenli bölgeden uzaklaşarak, zombilerle dolu mekânlara adım atıyoruz. Hâlâ hayatta kalmış tek tük insanlar görebiliyoruz. Bunları kurtarabiliriz, ama bu bize zaman kaybı olarak yansıyacaktır. Oysa ki zaman bizim için çok önemli ve aceleci davranmalıyız. Her tarafımız renkli ışıklarla, çeşitli dükkanlarla, kullanılabilir araçlarla ve tabii ki zombilerle dolu. Bu tip unsurlar, bizi yoldan alı koyucu, zaman kaybettirici unsurlar. Zombilerle uğraşırken vakit kaybedebilirsiniz, ama zombilerle uğraşarak rahatlıkla gelişim puanları da elde edebilirsiniz.
Her yer kaos ortamını andırıyor. Bu durumdan faydalanmak isteyenler de var haliyle. Yüzü maskeli hırsızlar, fırsat bu fırsat diyerek boş kalan tüm dükkânları yağmalamak için harekete geçiyor. Pek dost canlısı değiller, o yüzden dikkat etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda bu yağmalama işlemlerini biz de yapabiliriz. Öncelikle ilk görevi yerine getirelim, detaylara sonrasında göz atarız. İlacı bulup, kızımıza verdikten sonra, Dead Rising 2'deki asıl amacımız ortaya çıkıyor; yani ismimizi temize çıkarmak.
Yaşanan olaylar, haber kanalları aracılığıyla tüm dünyaya yayılıyor ve insanlar haberdar ediliyor. Peki, zombiler nasıl oldu da serbest kaldı? Bunun cevabı için de bir güvenlik kaydı kaseti yayımlanıyor. Görüntülerdeki kişi, adamımız Chuck. Aslında o değil, ancak onun kostümlerini giyen biri, zombileri serbest bırakıyor ve kâbusun baş mimarı oluyor. Doğal olarak suçlu duruma düşen kahramanımız Chuck ise, bu lekeden kurtulmak ve ismini temize çıkarmak için asıl mücadelesine başlıyor.
Dead Rising 2'de zaman önemli. Ne kadar vakit kaybederseniz, sizin için o kadar kötü. Zira birkaç gün içinde şehre askeri bir müdahale söz konusu. Bu olmadan işlerimizi halletmeliyiz. Zaman sürekli işliyor ve haberdar olarak hareket etmek için de devamlı T tuşuna basarak kol saatimize göz atabiliyoruz. Harita detayları ve görevlerimiz için de M tuşuna basmak yeterli.
Nedir, ne kullanılması gerekir?
Karşımızda zombi faktörü var. Bilindik hatlarıyla hantal ve salak yaratıklar, ama topluca saldırdıklarında, kısacası ortalarında kaldığınızda işiniz çok zor. Bunun için devamlı hareket halinde olmak en iyisi. Onlarla uğraşmanın, onlara zarar vermenin bizim yararımıza olduğunu söylemiştim. Biraz bu konuyu açalım. Zombilere türlü türlü saldırılar düzenleyebiliriz. Oyun, bunun için mükemmel bir sistem oluşturmuş. Çevredeki hemen her objeyi silah olarak kullanabiliyor ve kombine ederek daha etkili saldırılar düzenleyebiliyoruz. Nasıl mı?
Bir adet kürek, iki tane de elektrikli testere buldunuz diyelim. Küreğin bir ucuna bir testere, diğer ucuna da diğer testereyi yerleştirebilir, koşar halde tüm zombileri ikiye bölebilirsiniz. Bu sadece bir örnek. Bu tarz geliştirmeleri yapmak için haritalarda özel odalar bulunuyor ve bunlar size özellikle gösteriliyor. Başka neler var dediğinizi duyar gibiyim? Su tabancası, süpürge sopası, çöp bidonu, saksı, yazar kasa, çamaşır askılığı, oyuncak bir ayı, su sebili ve daha aklınıza gelebilecek birçok objeyi oyunda silah olarak kullanabiliyoruz. Bu gerçekten inanılmaz eğlenceli bir savaş sistemi çıkarmış ortaya.
Dahası da var. Oyuncak bir dinazor kafasını alarak bir zombinin başına geçirebilirsiniz. Üzerlerine benzin dökerek onları yakabilir, tekerlekli sandalyeyi üzerlerine sürebilir, hatta kendi karakterinizin kafasına bir geyik başı geçirerek düşmanlarınıza kafa atabilirsiniz. İlginç, etkili ve bir o kadar da eğlenceli saldırı yöntemlerimiz var.
Zombilerle ilgilendikçe puan elde ediyoruz. Bu puanlar gelişmemizi sağlıyor ve sağlık, direnç gibi yüzdelerimiz artarak daha dayanıklı hale geliyor. Ayrıca çevrede bazen motosiklet, spor araba gibi araçlar görebiliyoruz ve bunları pat diye hemen kullanamıyoruz. Biraz vakit geçmesi gerekli, ama bu zaman dilimini olabildiğince eğlenceli geçirmek de bizim elimizde. Dead Rising 2, gerçekten eğlence ve çeşitlilik anlamında çok iyi bir oyun.
Bir dükkana girdim ve etrafı gezmeye başladım. İstediğimiz elbiseyi giyebilmek mükemmel olmuş. Beğendiğimiz gözlük ve şapkaları da alabiliyoruz, en güzel yönü ise, bunların hepsi bedava. O kadar fazla çeşit var ki, bir an oyunu bırakıp sadece bu tarz şeylerle ilgilenesi geliyor insanın. Bir Kızılderili heykelinin elinden ok ve yayını aldım, biraz daha ilerde de bir kaykay buldum. Zombilerin içinde kaya kaya, ok ata ata süzüldüm. Her zombi oyununda korkmak zorundayız diye bir kaide yok ya.
Oyunun grafikleri gayet iyi. Çevre ve karakter tasarımları başarılı. Yapımcılar, kan konusunda da eli bonkör davranmış, orası burası kopan zombilerden tonla kan fışkırıyor etrafa. Öyle ki adamımızın üzeri bile kan revan içinde kalabiliyor. İlk oyunda aynı ekranda 800 kadar zombi görünüyorken, yeni oyunumuzda bu seviye binlerle ifade ediliyor. Tabii ki karakter sayısının artması, bazen performans düşüşlerine sebebiyet verebiliyor. Öte yandan Dead Rising 2'de çok fazla yükleme ekranı kullanılmış. Açıkçası sürekli oyundan kopuyor olmak, atmosferi fena baltalıyor.
Karakterlerin seslendirmeleri başarılı. Endişe, umursamazlık ve ciddiyet iyi yansıtılmış. Özellikle Chuck'ın kalıbına uygun, tok bir ses tonu var. Q'ya basarak etrafa seslenmesini sağlayabiliyoruz. Böylelikle normal insanlar var mı, yok mu anlayabiliyoruz. Chuck'ın etrafa seslenirken ağzının hareket etmemesi ise, basit kaçmış. Diğer işitseller de kötü değil, ama müzikler pek de kendisini belli etmiyor bana göre. Gelelim kontrollere. Dead Rising, orijinalinde bir konsol oyunuydu. Dolayısıyla devamında da konsol temeli korunarak PC'ye gelebilirdi. Neyse ki yapımcılar kolaya kaçmamış. Oyunun kontrolleri çok kolay ve hiç zorluk çıkarmıyor.
Her yanı detaylarla dolu senaryo modunu tek kişi oynadıktan sonra, sıra co-op moduna geliyor. Windows Live bağlantısı sayesinde Internet üzerinden diğer oyuncularla iş birliği yapabileceğiniz oyun deneyimlerine sahip olabiliyorsunuz. Diğer bir online mod da Terror in Realty. Senaryoda her şeyin sorumlusu olan bu yarışma programına, diğer oyunculara meydan okumak için katılabiliyorsunuz.
Sonuç olarak Dead Rising 2'yi çok beğendim ve kesinlikle bir defa oynanılıp, köşeye atılacak tarzda oyun değil. Zira her oyun deneyiminizde size farklı tecrübeler sunabiliyor. Çünkü çok fazla çeşit imkânı var. Sadece sürekli silah modifiye edip, zombi kesmek için bile oynayabilirsiniz. Bazı minik detayları da atlamayın. Mesela Chuck'ın kızı Katey, el konsolunda Mega Man oynuyor. Ayrıca, Fortune City'nin tanıtım filminde mutlu bir çift vardı ya hani, maalesef onları oyunda zombiye dönüşmüş halde gördüm. Beysbol sopasıyla dövmek çok zevkliydi, ne yalan söyleyeyim