şehir kuytusunda toplarken tüm çirkinliğini
ben gece gibi örtünüyorum gözlerine
ve öldün!
öldüğün yazılarımdan
düşücek iki kelimelik yarınlar...
gidiyorum
ahiret yazgısı suallerin gölgesinde
ve
susuyorum
iki dudağın birbirine değişinde...
bir masal gibi
bak dinle...
ben
seni ençok sevdiğim yerinden öpüyorum.../alnından...
ki
alnının coğrafyasına bıraktığım bir mezar(dı) dudaklarım......
bilirsin
zamanı sevmezdim
bundandır saatlere düşman kalışım...
yitik şiirlerin algısında
dönerken ney eşliğinde semazenler
ve dolgun dudaklarıyla
şiirlerini okurken küçük periler
ben
çoktan
gitmiş olacağım bu aşk-ı heyezan piyesinden...
sonsuz kere diyorum sevgilim sonsuz kere...
bıraktığım yeminlerin
dibi tuttu bile...