Yasin Suresi - Yasin Suresi ve esrarı - Yasin suresinin önemi
Hazreti Fahr-i Alem Efendimiz: "Yâsîn, okunduğu şey içindir." diye buyurmuştur. Meşrû herhangi bir arzu ve murâdı olan kimse, bu maksatla 3 veyâ 7 gün, yatsıdan sonra veyâ fecir zamanında 41 kere yasın suresı okur veyâ okutursa, çok kısa zamanda matlup ve murâdına erişir. Bunu bir kişi de okuyabilir, üç-dört kişi toplanarak da okuyabilir. Bu sûre-i şerîfe, iki tarafı kesen bir kılıçtır.
Bu sûre-i şerîfe, şimdiye kadar binlerce değil, milyonlarca Müslüman tarafından tecrübe edilmiş ve murâdlarına kavuşmuşlardır.
Fecir zamanında yapılan dualar ve okunan Kur'an'lar, başka zamanlarda yapılan dua ve münâcâtlardan daha çabuk tesîr eder. Zîrâ Cenâb- Hak, Kelâm-ı Kadîm'inde şöyle buyurur:
Şurasını hatırlatmayı faydadan hali görmediğim için yazmadan geçemeyeceğim. Nâil olunamayacak bir şeyi istemek, âdet-i ilâhiyeye mugâyir olduğu için istenmemelidir. Olacak şeyleri istemek, halinle mütenâsip ricada bulunmak hem edep ve terbiye icâbıdır, hem de arzu ve talebin husûlüne vesiledir. Yapılan duaların daha oturduğu yerden kalkmadan meydana gelmesini istemek de doğru değildir. İnsan, âcul yaratılmıştır. Halbuki Cenab-ı Hak, hiçbir emrinin infâzında acele etmez. Zira her şeyi tedrici tekâmüle tâbi kılmıştır. Bir tohum, toprağa atılır atılmaz hemen çıkmaz. Bazen 15 günde, bazen 40 günde çıkar. Murâd ve arzum olmadı diyeküfür ve inkâr yoluna sapanlar, daima zarar görmüşlerdir.
Cenab-ı Hak, kendisine açılan bir avucu hiçbir zaman boş çevirmez. Fakat istenilen şey, olabilir kisenin aleyhinedir. Senin duanın yerine başka bir taraftan ihsânda bulunur. Bizim hayır zannettiğimiz şey, şer; şer zannettiğimiz şey de hayır olabilir.Bunu yalnız, gizli ve âşikâreyi hakkıyla bilen Zât bilir.
Bu bahse son vermeden evvel Peygamber Efendimiz'in bir hadis-i şerifini zikredeceğim: "Her şeyin bir kalbi vardır. Kur'an'ın kalbi de
yasın suresı 'dir."
Yâsîn Sûresi'ni vird edinen bir fakîr, herhalde zengin olur. Hasta ise iyi olur. Aç ise doyar. Susuz ise kanar. Bekarsa evlenir. Kederli ise ferâha çıkar. Yolcu ise selametle menziline, maksuduna erişir. Mahpus ise hâlâs olur. Malı çalınmış kimse okursa çalınmış malına kavuşur.
Yâsin'in kalbi, سَلاَمٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَحِيمْمٍ : Selâmun gavlen min rabbin rahîm âyet-i kerîmesidir. Bu âyet-i kerîmeye meflûc bir kimse, adedi olan 818 kere bir bardak suya her gün okuyup üfleyerek içerse, ksıa zamanda hastalığından hâlâs olur (kurtulur). Bu âyet-i kerîme, kibrit-i ahmer'dir. Yani ALTIN YAPAN MADDE. Vird edinen kimse, her türlü maddî ve mânevî, ruhânî ve sârî hastalıklardan emin olur. Utanacağı ve sıkılacağı bir hâle giriftâr olmaz. Düşmanları kendisine zarar veremediği gibi, iyilikleri de dokunur. Bu âyet-i kerîmeyi hasta olan veyâ rûhânî bir hastalığa bir kimse, kendisi için okuyamazsa başkası tarafından bir bardak suya 818 defa okunup üflenerek içirmek ve buna 7 gün veya daha fazla devam etmek suretiyle şifa bulur.
Yâsîn Sûresi'ni okumasını bilen kimse, bu âyet-i kerîmeyi okumaya başlamadan evvel Yâsîn'e başlayıp bu âyete geldiği vakit 818 kere tekrar ederek devam edip sûreyi bitirirse, beklenen faydacı tâcil etmiş olur.
Çok müessirve milyonlarca Müslüman tarafından denenmiş, muvaffakiyete varılmış olan bir âyet-i kerîme; son derece serî tesîr eden, selamete erdiren bir inayet-i ilâhidir.
Herhangi bir maksat ve ricası olan bir kimse, Cenab-ı Hakk'ın mutlak kabul buyuracağını vaad buyurduğu ve Hazreti Yunus'Un duası olan
لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine'z-zâlimîn. "Senden başka mâbud-u bihak, bir ilah yoktur. Her noksan vasıftan münezzehsin. Berîsin. Ben, nefsime zulüm etmişlerdenim." (Enbiya Sûresi, 87. âyet) manasına gelen bu âyet-i kerîmeyi vird edinen, giderken, gelirken, yatarken, gezerken, her nerede olursa olsun okuyan kimse, en çok 20 gün içinde bulunduğu maddî, mânevî her türlü sıkıntıdan kurtulur. Hasta ise iyiliğe döner. Her nereye teveccüh etse, hüsn-ü kabul görür. İşleri intizama girer. Ticareti artar. Düşmanları dost olur. Sözü dinlenir.
39. Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym
40. Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabikun nehar ve
küllün fı felekiy yesbehun
41. Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun
42. Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun
43. Ve in neşe' nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun
44. İlla rahmetem minna ve metaan ila hıyn
45. Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm
türhamun
46. Ve ma te'tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridıyn
47. Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu
lilleziyne amenu e nut'ımü mel lev yeşaüllahü at'amehu in entüm illa fı dalalim mübın
48. Ve yekulune meta hazel va'dü in küntüm sadikıyn
49. Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te'huzühüm vehüm yehıssımun
50. Fela yestetıy'une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun
51. Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun
52. Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina haza ma veader rahmanü
ve sadekal murselun
56. Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun
57. Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun
58. Selamün kavlem mir rabbir rahıym
59. Vemtazül yevme eyyühel mücrimun
60. Elem a'hed ileyküm ya benı ademe el la ta'büdüş şeytan innehu leküm
adüvvüm mübiyn
61. Ve enı'büduni haza sıratum müstekıym
62. Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra efelem tekunu ta'kılun
63. Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun
64. Islevhel yevme bima küntüm tekfürun
65. El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü
ercülühüm bima kanu yeksibun
66. Velev neşaü letamesna ala a'yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun
67. Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve
la yarciun
68. Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk efela ya'kılun
69. Ve ma alemnahüş şı'ra ve ma yembeğıy leh in hüve illa zikruv ve
kur'anüm mübiyn
70. Li yünzira men kane hayyave ve yehıkkal kavlü alel kafirın
71. E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en'amen
fehüm leha malikun
72. Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye'külun
73. Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib efela yeşkürun
74. Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun
75. La yestetıy'une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun
76. Fela yahzünke kavlühüm inna na'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun
77. Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın
78. Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah kale mey yuhyil ızame ve hiye
ramım
79. Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah ve hüve bi külli halkın alım
80. Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun
81. Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka
mislehüm bela ve hüvel hallakul alım
82. İnnema emruhu iza erade şey'en ey yekule lehu kün fe yekun
83. Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey'iv ve ileyhi türceun
Yasin süresi Türkçe Anlamı - Yasin süresi türkçe meali
1 - Yâsîn.
2-3 - Ey Muhammed! Hikmetli Kur'ân'a andolsun ki, sen risâlet görevi
4 - Dosdoğru bir yol üzerindesin.
5-6 - Babaları korkutulmamış ve kendileri de gafil olan bir kavmi, çok güçlü ve çok merhametli olan Allah'ın indirdiği (Kur'ân) ile korkutasın.
7 - Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler.
8 - Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.
9 - Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.
10 - Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.
11 - Sen ancak Kur'ân'a tabi olan ve görünmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan kimseyi sakındırırsın. İşte onu bir bağışlanma ve çok şerefli bir mükafatla müjdele.
12 - Gerçekten biz ölüleri diriltiriz, onların önceden yapıp gönderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Zaten biz her şeyi açık bir kütükte, bir "imam-ı mübin"de (ana kitapta, yani Levh-i mahfuzda) sayıp tesbit etmişizdir.
13 - Sen onlara, o şehir halkını örnek ver. Hani oraya peygamberler gelmişti.
14 - Hani biz onlara iki peygamber göndermiştik, fakat onlar ikisini de yalanlamışlardı. Biz de (onları) üçüncü bir peygamberle destekledik. Onlara: "Şüphesiz ki biz size gönderilmiş elçileriz." dediler.
15 - Onlar da: "Siz bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz, hem Rahman olan Allah, hiçbir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." dediler.
16 - Peygamberler dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz."
17 - "Bize düşen de sadece apaçık tebliğdir."
18 - Onlar dediler ki: "Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur."
19 - Peygamberler de şöyle cevap verdiler: "Sizin uğursuzluğunuz beraberinizdedir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz israfı âdet etmiş bir kavimsiniz."
20 - O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve: "Ey kavmim! Uyun o elçilere!"
21 - "Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir."
22 - "Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmişim beni yaratana? Hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz."
23 - "Hiç ben O'ndan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer O Rahman, bana bir zarar dileyecek olsa, onların şefaati benden yana hiçbir şeye yaramaz ve onlar beni kurtaramazlar."
24 - "Şüphesiz ki ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum."
25 - "Şüphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni."
26 - (Sonra ona) "haydi gir cennete!" denildi. O da dedi ki: "Ne olurdu kavmim bilseydi!"
27 - "Rabbimin beni bağışladığını ve beni kendilerine ikram edilen kullarından kıldığını."
28 - Biz arkasından kavminin üzerine bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.
29 - Sadece bir gürültü oldu, onlar da hemen sönüverdiler.
30 - Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
31 - Görmediler mi ki, kendilerinden önce nice kuşakları helak etmişiz. Onlar artık kendilerine dönüp gelmiyorlar.
32 - Onların hepsi toplanıp, sadece bizim huzurumuza getirilmişlerdir.
33 - Hem bir delildir onlara ölü toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar.
34 - Biz orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler yaptık. İçlerinde pınarlardan sular fışkırttık.
35 - (Bunu), Onun ürününden ve kendi elleriyle yaptıklarından yesinler diye (yaptık). Hâlâ şükretmeyecekler mi?
36 - Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ın şanı ne yücedir.
37 - Gece de onlara bir delildir. Biz ondan gündüzü soyar çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar.
38 - Güneş de bir delildir ki kendi yolunda akıp gidiyor. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.
39 - Ay'a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) dönmüştür.
40 - Ne güneşin aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçebilir; onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler.
41 - Onlar için bir delil de bizim, onların neslini dolu bir gemide taşımamızdır.
42 - Yine kendileri için onun gibi binecek şeyler yaratmamızdır.
43 - Eğer dilesek onları boğarız da o zaman ne onların feryadına yetişen bulunur, ne de onlar kurtarılır.
44 - Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.
45 - Durum böyle iken onlara: "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden korkun ki size rahmet edilsin" denildiği zaman,
46 - Ve kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet geldiği zaman mutlaka ondan yüz çevirirler.
47 - Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın" dendiği zaman, o kâfirler, müminler için: "Allah'ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?" dediler.
48 - Yine onlar: "Eğer doğru söylüyorsanız bu (kıyamet) vaadi ne zaman?" diyorlar.
49 - Onlar sadece bir tek çığlığa bakıyorlar, bir çığlık ki, onlar çekişip dururken kendilerini yakalayıverir.
50 - O zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine de dönemezler.
51 - Sûr'a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar.
52 - Onlar: "Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân'ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler" derler.
53 - Başka değil, sadece bir tek çığlık olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir.
54 - Artık bugün hiç kimseye zerre kadar zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.
55 - Gerçekten cennetlik olanlar bugün bir meşguliyet içinde zevk etmektedirler.
56 - Kendileri ve eşleri gölgelerde koltuklar üzerine kurulmuşlardır.
57 - Onlara orada bir meyve vardır. İsteyecekleri her şey onlarındır.
58 - (Onlara) Rahîm olan Rab'den "selâm" sözü vardır.
59 - Ey günahkârlar! Bugün siz bir tarafa ayrılın.
60-61 - "Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)
62 - Böyle iken o sizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz?
63 - İşte bu size vaad edilen cehennemdir.
64 - Bugün yaslanın ona bakalım inkâr ettiğiniz için.
65 - Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayakları da şahitlik eder.
66 - Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler?
67 - Yine dileseydik oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de geri dönebilirlerdi.
68 - Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak, yaratılışta onu (güç ve kuvvetini alarak) tersine çeviriyoruz. Hâlâ akıllanmayacaklar mı?
69 - Biz ona şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da... O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.
70 - (Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.
71 - Şunu da görmediler mi: Biz onlar için kudretimizin meydana getirdiklerinden birtakım hayvanlar yaratmışız da onlara sahip bulunuyorlar.
72 - Onları, kendilerinin hizmetine vermişiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.
73 - Onlarda daha birçok menfaatleri ve türlü içecekleri de var. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
74 - Onlar, Allah'tan başka birtakım ilâhlar edindiler. Güya yardım olunacaklar.
75 - Onların, onlara yardıma güçleri yetmez. Kendileri ise onlar için bazı askerlerdir.
76 - O halde onların sözleri seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz, dışlarını da.
77 - İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçık bir hasım kesildi?
78 - Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: "Kim diriltecekmiş o çürümüş kemikleri?" dedi.
79 - De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmayı bilir."
80 - Size o yeşil ağaçtan bir ateş yapan O'dur. Şimdi siz ondan tutuşturmaktasınız.
81 - Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kâdir değil midir? Elbette kâdirdir. Çünkü o her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.
82 - O'nun emri, bir şeyi dileyince ona sadece "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.
83 - O halde her şeyin mülkü ve tasarrufu (hükümranlığı) elinde bulunan Allah'ın şanı ne yücedir. Siz de yalnız O'na döndürüleceksiniz.