Patolojik Bunaltı

Son güncelleme: 09.11.2010 13:05
  • Hastalık derecesinde patolojik bunaltı
    İnsan bilinçli yada bilinçdışı olarak birdizi savunma süreci başlatarak, bunaltıyı kendi denge ve uyumuna göre algılar. Bu naltı belirtileri bu durumun nedeniyle karşılaştırılamayacak kadar şiddetliyse ve savunma mekanizması yetersiz kalan kişi bu belirtileri denetlemeyi başara mazsa bunaltı nevrozundan söz edilir. Bunaltı nevrozu en basit, en az karma şık nevroz türüdür. Ama bunaltı nevro zu tanısının konabilmesi için önce bü tün öbür bunaltı nedenlerinin araştırılıp elenmesi gerekir.
    Bunaltı nevrozunun görüldüğü in sanların çoğunda bazı ortak kişilik özelliklerine rastlanır. Bunlar genellikle bu naltıya eğilimli, çocukluk ve ergenlik çağlan güvensizlik içinde geçmiş, aile den gelen korkulan bulunan kişilerdir. Bunaltıda kişilik yapısı çok önemlidir; bunda kalıtsal öğeler kadar özellikle an ne babanın yeterince eğitici olmadığı durumlarda büyüme çağında edinilmiş davranış biçimlerinin de belirleyici etki si vardır.
    Kişilik özelliği olarak bunaltıya yat kınlık bütün bunaltı nevrozu hastaların da açıkça görülür.
    Bazı psikanaliz okulları bunaltının olası nedenleri arasında doğum travma sının da önemli bir yer tuttuğunu savunur. Hatta bazı araştırmacılara göre do ğum anı, özellikle ailesel yatkınlığı olan bireylerde ciddi sonuçlara yol açan psikolojik bir şok yaratabilir. Doğum travmasının yaşam boyu üstesinden ge linemez ve Freud’a göre doğum anı, bi reyin ilk bunaltı deneyimidir.
    Bunaltının öznel ruhsal belirtileri
    Korku
    iç sıkıntısı
    Gerginlik
    Tehlike beklentisiyle duyulan korku
    Aşırı kaygı ve aşırı uyanıklık
    Sabırsızlık ve huzursuzluk (yerinde duramama)
    Çabuk yorulma
    Dikkatin çabuk dağılması
    Bellek bozuklukları
    Uykusuzluk
    Belirtileri
    Bunaltı nevrozu çeşitli biçimlerde orta ya çıkabilir. Belli bir durumda, belirti nesnelerle karşılaşıldığında ya da hiçbir görünür neden olmadan belirebilir. Bu tür nevroz belirtilerinin sıklığı, şiddet ve özellikleri kişilik yapısına bağlı ola rak bireyden bireye değişir.
    Bunaltı nevrozunda bedensel (soma tik) ve ruhsal (psikolojik) kökenli ol mak üzere iki ayrı türden belirtilere rastlanır. Belirti ne kadar özgül, yani sı nırlan belirgin ve kesin ise o kadar bü yük bir olasılıkla organik kökenlidir. Buna karşılık dağınık ve betimlenme, güç belirtilerin ruhsal kaynaklı olduğu düşünülür.
    Bunaltı duygusal düzeyde korku. güvensizlik, huzursuzluk, hafif uyarıla ra aşırı yanıt verme ve saldırganlık gitgide belirtilerle ortaya çıkar. Düşünsel dü zeyde hasta mantık yürütme ve dikkati ni yoğunlaştırmada güçlük çeker. Be densel bozukluklar arasında ise baş dönmesi gibi sinir sistemini ilgilendiren belirtilere, deriyle ilgili olarak avuç içi, ayak tabanı ve koltukaltı terlemeleriyle solgunluk ya da ani yüz kızarmasına, kalp atışlarının hızlanması gibi kalpdamar sistemi bulgularına, sindirim sisteminde mide bulantısı, ishal,, kabızlık gibi yakınmalara, kas sisteminde hare ket düzensizliklerine, ayrıca sık idrara çıkma gibi boşaltım sistemi belirtilerine rastlanır.
    Utangaç ve güvensiz kişilik yapısıy la bağlantılı olarak geceleri kâbus gör me, idrar kaçırma ve tik biçiminde bo zukluklar ortaya çıkabilir. Bunaltının kronikleşmiş olduğu kişilerde ise genel likle uyuma zorluğu, derin uyuyamama ve kâbus görmeden başlayarak ruhsal kaynaklı bedensel (psikosomatik) hasta lıklara kadar varabilen belirtiler görü lür.
    Bu olgularda bunaltının uyarıcı işaret vermek biçimindeki işlevsel yararı, artık kalmamıştır. Kişi akılla bağdaşmayan amaçsız işler yapmaya başlar. Ayrıca ölüm ve delirme korkularıyla besle nen derin bir kaygı içindedir.
    Bunaltı krizlerinin özellikleri
    Bunaltı krizi, gündüz ya da gece gelebi len, birkaç dakikadan birkaç saate kadar, hatta bazen daha fazla sürebilen, aynı gün ve gece içinde yineleyebilen nöbettir. Titreme, terleme ve ağlamayla birlikte hastada şiddetli panik görülür. Bazen bunlara görsel varsayımlar (halüsinasyon) ve ani ölüm korkusu da eşlik eder. Göğüs kafesinde sıkışma duygu suyla birlikte “hava açlığı” belirir. Hasta sık soluk almaya başlar. Sonunda kanda kalsiyum düzeyi düşer ve parmaklarda, ellerde ve ağız çevresinde duyarlılık be lirir. Kas gerginliğine bağlı ağrılarla, ka fa arkası ve alında duyulan inatçı baş ağrılarına sık rastlanır. Baş ağrısı akşa ma doğru artarak bütün başa yayılır. Ki şinin metabolizma ve sinir sistemiyle il gili yapısal yatkınlıkları dışında bu bozuklukları ortaya çıkaran etkenler ikiye ayrılabilir. Bunlardan dış etkenler aile ve toplum kökenlidir. Kişinin aile çevresinde ve toplum içinde yaşadığı çok olumsuz ve acı veren deneyimler bunal tının başlıca dış etkenlerini oluşturur.
    iç etkenler ise ruhsal çatışmalardan kaynaklanır. Doyucuru biçimde çözülemeyen ya da durdurulamayan ruhsal ça tışmalar, kişide sevgisiz kalma, öz dene timini yitirme, ekonomik çökme (iflas) gibi çok çeşitli korkulara neden olur.
    Ayırıcı tanı
    Bunaltı hem bedensel, hem de ruhsal ni telikli birçok hastalıkla kanştırılabilir. Dolayısıyla ayırıcı tanı bütün bu olası lıkların araştırılmasını gerektirir. Vücudun herhangi sistemini ilgilendiren ra hatsızlık belirtilerinin nedenleri ayrıntılı incelemeler yapılarak ortaya çıkarılma lıdır. Yukarıdaki açıklama anımsanacak olursa şiddetli panikle birlikte görülen bunaltı krizi belirtileri önemli ölçüde miyokart enfarktüsünü taklit edebilir.
    Ayrıca ruhsal çöküntü (depresyon) sendromu da belirgin bir bunaltıyla ortaya çıkabilir.
    Tedavi
    Bunaltı nevrozunun temeline inen teda vi ile bunaltı krizi tedavisi arasında ay rım yapmak gerekir.
    Bunaltının öznel fiziksel belirtileri
    İstemsiz kas hareketleri
    Terleme
    Ağız kuruması
    Titreme
    Çarpıntı
    Göğüste sıkışma
    Hava açlığı
    Baş dönmesi ve “dağılma”
    duygusu
    Bedensel yorgunluk
    Bulantı
    “Boğaz düğümlenmesi”
    İştahsızlık
    Sindirim sistemi bozuklukları
    Sık sık idrara çıkma
    Gerginliğe bağlı baş ağrısı
    Çeşitli fiziksel hastalık belirtileri
    Bunaltı Çözücü İlaçlar: Öneriler ve Önlemler
    Bunaltı çözücü ilaçlar miyasteni (kas zayıflığı) hastalığında kesinlikle kullanılmamalıdır.
    Kronik solunum yetmezliği olanlarda çok dikkatle kullanılmalıdır. Yaşlılarda karaciğer ve böbrek yetmezliği tehlikesi nedeniyle düşük dozlar da verilmelidir. Yaşlı hastada yüksek dozlar zihin karışıklığının artmasına ve beyin ödemine yol açabilir.
    İlacın görece yüksek dozlarda verildiği durumlarda fiziksel ve ruhsal bağımlılığın gelişip gelişmediği sık aralıklarla kontrol edilmelidir. Bunaltı çözücü ilaçlar cinsel dürtülerin zayıflamasına yol açabilir. Bunaltı nın öncelikle cinsel sorunlardan kaynaklandığı durumlarda kullanılmaları uygun değildir.
    Yatıştırıcılar kan yoluyla anne adayından bebeğe geçtiği için gebelikte kullanılmaları sakıncalıdır.
    Ruhsal çöküntü olgularında yalnızca bunaltı çözücülerin kullanılması doğru değildir.
#09.11.2010 13:05 0 0 0