Türkoloji

Son güncelleme: 11.11.2010 21:56
  • Türkoloji Nedir - Türkolojinin Tanımı - Türkiye'de Türkoloji Çalışmaları - Türklük BilimDar anlamda Türk dilleri araştırmalarım kapsayan bilim dalı; geniş anlamdaysa dünya Türklerinin tarihleri, coğrafyaları, dilleri, kültürleri, vb. konuları kapsayan bilim dalı (türkiyat, türklükbilim de denir).


    Türk Dünyasındaki İlk Türkoloji ÇalışmalarıTürk dünyasında türkoloji kapsamında değerlendirilebilecek ilk çalışmalar oldukça eskilere gider. XI. yy'da Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lugat-it-Türk (Türk Dilleri Sözlüğü) adlı ansiklopedik sözlüğüyle Araplara Türk dilini öğretmeye çalışırken, Türk dünyayasıyla ilgili tarih, coğrafya, folklor vb. konulara ilişkin ilgi çekici bilgiler vermiştir. Ebu Havyan, İbn Mühenna gibi dilciler Mısır kıpçakçası üstünde durmuşlar; Ali Şir Nevai Muhakemet-ül-Lugateyn (İki Dilin Karşılaştırılması) adlı yapıtında Türk dilinin bilim ve sanatta farsçaya üstün olduğunu savunmuş; tarihçi Ebülgazi Bahadır Han Şecere-i Türk adlı yapıtıyla XV. -XVII. yy'lar arasındaki kabileler ve hanları hakkında bilgi vermiştir. Bergamalı Kadri de Müyessiretül-Ulum adlı yapıtında, XV. yy. türkçesinin yapışım, özelliklerini saptamaya çalışmıştır.



    Batıda Ve Doğuda Türkoloji ÇalışmalarıTürkolojinin bir bilim dalı olarak kurulması, gelişmesi Batı'da gerçekleşmiştir. Avrupalı bilim adamları Doğu dünyasının yanı sıra, Doğu ile Batı arasında bir köprü görevi yapan Osmanlı Türkleriyle yakından ilgilenmek gereğini duymuşlardır. Bunda Osmanlı Türkleriyle Avrupa devletleri arasında XIV. yy'da başlayan ilişkiler belirleyici olmuştur. Batılı bilim adamlarının Türk dünyasına ilişkin çalışmaları XVIII. yy'a kadar genellikle doğubilim (şarkiyat) çerçevesinde yer almıştır, ilk türkoloji kürsüsü 1795'te Paris'te Ecole des Langues Orientales'de (Doğu Dilleri Okulu) kurulmuş, türkolojiye de yer veren ilk doğubilimciler kongresi 1873'te Paris'te toplanmıştır. Daha sonraki tarihlerde Avrupa'nın çeşitli üniversitelerinde doğubilim ve türkoloji çalışmalarının yürütüldüğü enstitüler açılmış, birtakım bilimsel kurum ve dernekler oluşturulmuş, buralarda yapılan bilimsel araştırmalar, bilim çevrelerine iletilmek üzere birtakım dergilerde yayımlanmıştır.Avrupalı doğubilimci ve türkologların çalışmaları özellikle İsveç kralı Kari XII'nin teğmenlerinden Johann von Strahlenberg'in Sibirya'da sürgünde bulunduğu sırada Orhon Yazıtları 'nı bulmasıyla büyük bir canlılık kazanmıştır. Strahlenberg, bu konudaki çalışmalarıyla Ural-Altay okulunun kurucusu olmuştur. Fin bilgini M.A. Castren, 1838-1849 yılları arasında Sibirya'nın kuzey bölgelerinde bilimsel inceleme ve araştırmalar yapmış, Sibirya dilleri ile koybalca ve karagasça üstünde durmuştur. Danimarkalı türkolog Vilhelm Thomsen, Orhon Yazıtlan'ndaki alfabeyi çözmüş, bunun eski bir Türk yazısı olduğunu saptamıştır (1893). Rus türkoloğu W. Radloff da yazıtların alfabesini bu tarihlerde çözmüştür. Türk dilleri üstünde çalışan yabancı bilim adamları, bir yandan türkçenin kökeni üstünde durmuşlar, öte yandan da Türk dillerinin sınıflandırılması konusunda öneriler getirmeye çalışmışlardır. Bu bilim adamları arasında A.N. Samoyloviç, S.E. Malov, N.A. Baskakov, J. Benzing, K.H. Menges'in adları özellikle anılabilir. Türkoloji çalışmaları bugün pek çok yabancı ülkede, enstitü, üniversitede bölüm, kürsü halinde sürdürülmektedir. A.B.D., S.S.C.B., Federal Almanya, Macaristan, İtalya, Yugoslavya, Polonya ve öbür yabancı ülkelerde türkoloji çalışmaları yapan enstitü ve bölümler, kitap ya da dergilerde bunları yayımlamakta, bilimsel toplantılar düzenlemektedirler. Türkoloji çalışmaları günümüzde özellikle S.S.C.B'nde yoğun bir biçimde sürdürülmektedir. Bunda S.S.C.B'nin içinde birçok özerk Türk cumhuriyetinin bulunması rol oynamaktadır. Türkoloji çalışmalarında Türk dillerine ilişkin dilbilgisi kitapları ön sırayı almaktadır. Sözgelimi, A.N. Kononov, Türkiye türkçesinin ve özbekçenin; J. Deny, Osmanlı türkçesinin; N. Poppe, Altay dillerinin grameri konusunda kitaplar yayımlamışlardır. Bu arada karşılaştırmalı Türk dilleri grameri hazırlayanlardan da söz edilmelidir.Türk Dillerine ilişkin sözlükler de türkolojinin ana hedeflerinden biridir. Bunlar arasında W. Radloff, A. Wambery, M. Rasânen, G. Clauson, K.K. Yudahin, N.İ. Aşmarin, W. Redhouse, E.K. Pekarskiy, vb'nin sözlükleri anılabilir. En eski türkçe metinler ile Türk dillerinin klasikleri sayılan temel yapıtlar üstünde de yabancı türkologların çalışmalarını görmekteyiz. Sözgelimi, uygurca yazmalar üstünde W. Bang, A. von le Coq, F.K. Müller, A. von Gabain çalışmış, Dede Korkut Kitabı'ra E. Rossi, Kutadgu Bilig'i W. Radloff yayımlamıştır. Kimi yabancı türkologlar da lehçebilim (diyalektoloji) üstünde durmuşlar, Türk lehçelerinden çeşitli metinler derleyip bilimsel çalışmalar yapmışlardır (W. Radloff, T. Kowalski, vb.).



    Batı'daki türkolojiye ilişkin yayınlar arasında Philologiae Turcicae Fundamenta 'nın (2 cilt; 1959-1964) özel bir yeri vardır: Bu yayının birinci cildinde Türk dillerinin gramer yapısı, ikinci cildinde de Türk halklarının edebiyatları tarihsel gelişimleriyle birlikte derli toplu anlatılmıştır (3. cilt Türk tarihine ayrılmış, ancak bugüne değin yayımlanmamıştır).


    Türkiye'de Türkoloji ÇalışmalarıTürkiye'de türkolojinin bir bilim dalı olarak örgütlenmesi cumhuriyetten sonra olmuştur. Türkiye'de Batılı anlamda türkoloji biliminin kurucusu Mehmet Fuat Köprülü'dür. 1924'te İstanbul Üniversitesi'ne bağlı olarak kurulan Türkiyat Enstitüsü ve bu enstitünün çıkardığı Türkiyat Mecmuası, Türkiye'de türkoloji çalışmalarına yön vermesi bakımından önemlidir. 1932'de Atatürk'ün önderliğinde kurulan Türk Dil Kurumu, özellikle Türkiye türkçesinin özleşmesi ve zenginleştirilmesi konusundaki çalışmalarda büyük rol oynamış, ayrıca türkoloji çalışmalarının merkezi durumuna gelmiştir (bilimsel kurultaylar düzenleyen Türk Dil Kurumu'nun Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten adlı bir süreli yayını da vardır; Bkz. ). Günümüzde Türkiye'nin hemen bütün üniversitelerinde türkoloji bölümü bulunmaktadır. Bu bölümlerde öğretimin yanı sıra Türk dili tarihi, eski ve yeni Türk lehçeleri, Anadolu lehçeleri, dilbilgisi, kökenbilim (etimoloji) araştırmaları gibi konularda bilimsel araştırma ve incelemeler yapılmakta, bunlar dergiler ya da kitaplar aracılığıyla bilim dünyasına sunulmaktadır. Türkiye'de, Türk dili tarihi alanındaki çalışmalarda (R.R. Arat, A. Caferoğlu, S. Çağatay, H. Eren, vb'nin çalışmaları) Türk dillerinin tarihsel gelişimi, bu gelişme sürecindeki yapısal değişiklikler, Türk dillerinin sınıflandırılması, dünya dilleriyle olan bağıntıları incelenmiş, daha çok eski Türk lehçelerine ilişkin temel yapıtlarm dil ve kültür tarihi açısından araştırılmasına ağırlık verilmiştir (O.Ş. Gökyay, M. Ergin, F. Timurtaş, A.N. Tarlan, A. Karahan.vb.). Türkiye'de lehçebilim çalışmaları daha çok yöre ağızlarından metinler derlemesi biçimindedir.

    Bazı türkologlar derledikleri metinler üstünde dil çalışmaları da yapmaktadırlar (lehçebilim çalışmaları arasında İ.Refet, H. Zübeyr Koşay,A.Caferoğlu, Ö.A. Aksoy, Z. Korkmaz'ınkiler anılabilir).


    Türkiye'de dilbilgisi çalışmaları özellikle Türkiye türkçesi üstünde yoğunlaştırılmıştır Genellikle Batılı dilbilgisi yöntemleri örnek alınarak hazırlanan dilbilgisi kitaplarında, özellikle terim birliğinin sağlanamaması, dilin kimi inceleme alanlarının (sözgelimi, anlambilim) bu tür çalışmalara alınmaması dikkati çekmektedir (Türk dilbilgisi üstünde çalışanlar arasında A.C. Emre, T. Banguoğlu, M. Ergin, T.N. Gencan, V. Hatipoğlu, özellikle anılabilir; anlambilim üstündeki çalışmalarıyla da D. Aksan ilgi çekmektedir). Sözlük çalışmaları arasında da T.D.K'nın yayımladığı Tarama Sözlüğü ile Derleme Sözlüğü, türkoloji çalışmalarının temel başvuru kitapları olarak gösterüebilir.



    alıntı
#11.11.2010 21:56 0 0 0