Türk Dil Kurumu

Son güncelleme: 11.11.2010 22:18
  • Türk Dil Kurumunun TanımıTürkçenin gelişmesi, özleşmesi, bilimsel ve teknik gereksinmeleri karşılayacak bilimsel çalışmalar yapılması amacıyla oluşturulmuş kurum.

    Türk Dil Kurumunu Hazırlayıcı DönemOsmanlılar döneminde yazı diliyle konuşma dilinin birbirinden apayrı düzlemlerde gelişmesi, yönetim ile halkın iletişim olanaklarını oldukça sınırlamıştı. Tanzimat döneminin özellikle halkçı aydın yazarları (Ali Suavi, Ahmet Vefik Paşa, Ahmet Mithat Efendi) "herkesin anlayabileceği bir dille" yazmayı ilke edinmişlerdi, ikinci Meşrutiyetten sonra Genç Kalemler dergisi bu işi örgütlü ve daha bilinçli olarak ele almış, Ziya Gökalp de Türkçülük ideolojisinin bir bölümünü özleşmeye ayırmıştı ("Dilde Türkçülük"). Arap kökenli Osmanlı alfabesinin kimi sakıncaları Tanzimat dönemi aydınları tarafından tartışıldı. İbrahim Şinasi, EbüzziyaTevfik, Şemsettin Sami bu alfabenin kimi yönlerini (sözgelimi, bazı harflere kimi özel işaretler konması) değiştirmeye çalıştılarsa da, bu yazının sakıncalarını tümüyle kaldıramadılar. Latin harflerine dayanan bir alfabenin kullanılması, zaman zaman gündeme getirilmiş konulardan biri oldu. Azeri yazarı Mirza Fethi Ali Ahundzade, İstanbul'a gelerek Encümen-i Daniş'e Arap alfabesinin onarımı konusunda bir tasarı sundu, ama İslam yapıtlarının unutulmasına yol açar gerekçesiyle kabul edilmedi. Tanzimat aydınlarından Ali Suavi'nin Latin kökenli alfabenin benimsenmesi gerektiğini savunması, Hüseyin Cahit Yalçın, Abdullah Cevdet ve Celal Nuri' nin Latin kökenli Türk alfabesi tezini ileri sürmeleri, ilgi uyandıran ama sonuçsuz kalan girişimler oldu. Dil ve alfabe konusu Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü de yakından ilgilendirdi.

    1926'da kurulan Dil Encümeni, Anadolu ağızlarından derleme yapmaya başladı. Basında Osmanlı alfabesini savunanlar ile Latin kökenli alfabeyi gerekli görenler arasında bir tartışma başlatıldı. Konu Meclis konuşmalarına kadar yansımıştı. Dü Encümeni iki kola bölünmüş, biri yazı, öbürü de dilbilgisi üstünde incelemeler yapıyordu. Dil Encümeni'nin raporuna dayanarak Atatürk 9 Ağustos 1928 gecesi, İstanbul'daki Sarayburnu Parkı'nda düzenlenmiş olan bir şenlikte halka Latin kökenli Türk alfabesini tanıttı. Yeni harfler yasayla da kabul edildikten (3 Kasım 1928) sonra Türkiye'nin her yanında açılan kurslarda halka öğretilmeye başlandı. Sıra iyi bir dilbilgisinin, iyi bir sözlüğün hazırlanmasına ve yazım kurallarının saptanmasına gelmişti. Çalışmalar sonucunda 25 000 sözcüklü birimli Lügati hazırlanıp basıldı (1928); bu sözlük 1941'e kadar devlet dairelerinde ve okullarda kullanıldı.


    Türk Dili Tetkik Cemiyeti Ve Türk Dil KurumuYazı Devrimi gerçekleştirildikten sonra artık çok yönlü dil çalışmalarına geçilebilirdi. Atatürk tarafından görevlendirilen dört milletvekili (Samih Rıfat, Ruşen Eşref, Celal Sahir,Yakup Kadri), İçişleri Bakanlığı'na bir dilekçe ile "Türk dili hakkında tetkikat ve neşriyatta bulunmak maksadıyla ve merkezi Ankara'da Halkevi binasındaki dairede olmak üzere Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla ilmi bir cemiyet" kurmak üzere başvurdular. Böylece 12 Temmuz 1932'de Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulmuş oldu. Türkçenin çeşitli sorunlarının tartışılması için 26 Eylül 1932'de Dolmabahçe Sarayı'nda Birinci Türk Dili Kurultayı düzenlendi. Bu kurultayda cemiyetin ana tüzüğü hazırlanarak, çalışma programı saptandı. Halit Fahri'nin (Ozansoy) önergesiyle 26 Eylül'ün kurum üyeleri arasında "Dil Bayramı" olarak kutlanması kararlaştırıldı. Bu dönemde kurumun başlıca yayını Osmanlıcadan Türkçeye Söz Karşılıkları Tarama Dergisi oldu. Burada osmanlıcadan türkçeye söz karşılıkları yalnız Türkiye türkçesinden, Anadolu ağızlarından, Azeri ve Türkmen türkçeleri gibi türkçenin Oğuz dalından değil, Kuzeybatı (Kıpçak), Güneydoğu (Çağatay), Kuzeydoğu (Altay) kollarından da toplanmıştı. Yazarların bu dergiden seçip yazdığı karşılıklar yeni bir düzensizlik yarattı. 18-23 Ağustos 1934'te gene Atatürk'ün huzurunda Dolmabahçe Sarayı'nda İkinci Dil Kurultayı toplandı. Kurultay kararıyla cemiyetin adı Türk Dili Araştırma Kurumu'na çevrildi. Tarama Dergisi'nin yarattığı karışıklık (1935, 1936, iki cilt) ile büyük ölçüde giderildi. Kurumun çıkardığı Türk Dili dergisi aracılığıyla da kimi bilim dallarına ilişkin terimler işlendi. Üçüncü Türk Dil Kurultayı gene Atatürk'ün katılmasıyla 24-31 Ağustos 1936'da Dolmabahçe Sarayı'nda ünlü yabancı türkologların katılmasıyla yapıldı. Atatürk bu kurultaya Avusturyalı dilci Hermann F. Kvergitch'in "Türk Dillerinde Kimi Öğelerin Psikolojisi" başlıklı yazısından esinlenerek oluşturduğu Güneş-Dil teorisini sundu (bu kurama göre insanoğlu bilinçli bir yaratık olunca, onu en çok ilgilendiren, etkileyen Güneş olmuştur; Güneş kavramını anlatan ilk ses işaretinin de en kolay çıkan bir ses olmak üzere a a (ağ) biçiminde çok anlamlı bir söz olması gerekir. İlk sözcüğün gelişmesiyle sayısız kavramlar ve sözcükler doğmuştur. Böylece dil aileleri türemiştir). Gene bu kurultayda Türk Dili Araştırma Kurumu'nun adı Türk Dil Kurumu'na çevrildi. Türk Dil Kurumu, çalışmalarını sürdürerek, türkçeyi yapısındaki yabancı dil öğelerinden arındırmaya çalıştı; bu konularda hazırlanan bilimsel çalışmalar kamuoyuna sunuldu. Ayrıca, Batı dillerinden giren yeni sözcük ve terimlere de karşılıklar bulundu. (Kurumun hazırlayıp yayımladığı bilim terimleri sözlüklerinin sayısı 100'ün üzerindedir.) Türk Dil Kurumu'nun yayın çalışmaları da ilgiyle karşılandı. Divanü Lugat-it-Türk, Kutadgu Bilig, Orhon Yazıtları, Dede Korkut Kitabı gibi Türk dilinin temel yapıtları türkçede yayımlandı, tarihi ve çağdaş Türk lehçeleriyle ilgili olarak yabancı türkologların hazırladıkları sözlükler türkçeye kazandırıldı. Türkçenin dilbilgisine ilişkin olarak çeşitli kitaplar yazdırıldı.

    Atatürk Kültür Dil Ve Tarih Yüksek Kurumu11 Ağustos 1983 tarih ve 2876 sayılı yasayla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu oluşturuldu; Türk Dil ve Türk Tarih Kurumları, amacı "Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak ye yayınlar yapmak" olan bu kuruma bağlandı. Aynı yasada, yeni bir biçime kavuşturulan Türk Dil Kurumu' nun amacı da şöyle belirtildi: "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında hakkı olan değere yaraşır yüksekliğe eriştirmek." Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'na bağlı olan Türk Dil Kurumu'nun bugün 40 üyesi vardır. Tüzel kişiliğe sahip olan Türk Dil Kurumu' nun ayrı bir bütçesi bulunmaktadır. Kurum, Türk Dili dergisinin yayımını sürdürmektedir.



    alıntı
#11.11.2010 22:18 0 0 0