Osmanlı zamanında, Diyarbakır köylerinden bir delikanlıyı ailesi okusun adam olsun niyetiyle İstanbul'a tahsile yollamış.
Delikanlı, o zamanki adı Mekteb-i Kuzat olan Hukuk fakültesine girmiş ve oradan mezun olmuş.
...
Köyüne dönecek, tek vasıta var; at veya eşşek. Bir eşek satın alıp yola koyulmuş.
Günlerce yol aldıktan sonra bir gün iyice yorulunca bir ağacın gölgesine sığınmış.
Birkaç saat uykudan sonra bakmış ki, hayvanı yok.
Derken karşıdan bir çoban çıkagelmiş. Çobandan hayvanı soracak ama şu kadar tahsilden, terbiyeden sonra
"hemşerim, eşeğimi şu ağaca bağlamıştım. Ben uyurken yularını çözüp kaçmış, onu gördün mü?" diye soramaz ya.
Kendine yakışır bir dille başlamış derdini anlatmaya