İsimsiz olan gemi;duchess of york 1893

Son güncelleme: 04.02.2011 11:33
  • Devasa bir 19.yy gemisi batma yeri olan kalkan da dalgıclar icin büyülü bir fırsat uyandırıyor.Word magazin editörü olan MARK ELLEN,dayanılması imkansız olan bu gizemli cazibeyi bulanlardan biridir.

    noimage

    dört bin yıldır gemiler kalkan kayalıklarına çarpmaktadır.bu deniz yatağı geçmişten bu yana bu uzak Türk köyüne kadar uzanmiş olan ticaret kannalarının kalıntılarıyla doludur ve hepside aynı kaderi paylaşmıştır:büyük bir fırtınayla sürüklenmiş ve yüzeyin sadce 4.5 meter aşagısında olan kayanın sırtına çarpmıştır.Ve haala bütün olayı görebilirsiniz;çapaları,demir dümenleri,5.yy la kadar eski olan gemilerin muteşem yön verme parçalarını.En önemlisi,amforaları,1700'lere kadar zeytin yağı ve sarap taşımak icin kullandıları buyuk aletleri görebilirsiniz.bunlar heryerdedir.dalgıclarımızdan birisi 25 metre derinlikte yunanlara ait çift kulplu bir sürahi buldu ve başının üzerinde bir FA Kupası gibi salladı ve biz hepimiz çok güldük neredeyse baslıklarımız düsecekti.bir catlaktan kimbilir en son dokunanı yüzlerce yılı aşmıs olan bir kalıntıyı buldugunuzu ve ona dokundugunuzu düşünmek muhtesem birseydir.bu eski gemiler 1950 yılında 27 metre derinlikte yukarda bir gemiden kendilerine hava pompa edilen metal kasklı macera için dalan sünger dalışçıları tarafından keşfedilmiştir.Geminin düğümlü demir işlerine resmi guruplar tarfından bakılmakta ve motoru kayaya carptıgında cıkan patlamadan dolayı okadar zarar görmüş ki,kazadan ziyade daha cok parcalara ayrılmıs bir plato kayası bütününe benziyor.

    noimage
    1994 te kalkan dalış eğitmenlerinden olan Fatih Tunalı,90 yaşında olan ve cocukken 1916'da bir fırtına sırasında denizden 3 mil ilerde kulakları sağır edecek bir patlama ve havaya yükselen bir alev topu gördüğünü söyleyen yaşlı bir köylü ile konusma şansı bulmustur.Kıyıya vuran bazı mürettebatların ölü bedenleri küçük bir seremoni ile tepelere gömüldü.Herhangi bir gemi bulma yeri olmadğı icin Fatih kazanın sadece geminin bölünmesinden olduğunu buldu ve o bölgeyi çevreleyen alanı didik didik etmeye başladı ve o bölgede dik bir kayayanın içine doğru açılmış muhtemelen büyük bir gemi çarpması nedeniyle oluşmuş büyük bir oyuk buldu.O onu takip 45 metre takip etti ve hiç unutamayacağı bir manzara gördü.

    'Ben o kadar heyecanlandım ki suyun alntında bağırıyordum'dedi bana.Başta hiç isim yoktu ama onu alıp suyun yüzüne cıkardığında üzerine kelimelerle 'Duchess of york-Hull 1893'işlendiğini farketti.Bu yüzden gizem iyice derinleşti.Bir zaman için bu iki kazanın parçaları aynı gemiye ait olduğu zannedildi,buda bu yüzeysel kazanın gözden kaçan kısmıydı ama şimdi çanın denize patlama nedeniyle fırlatıldığına ve daha küçük bir gemiye ait olduğuna inanılmaktadır.buda Lloyd'un sigortacıları tarafından belirlenmiştir.Ve bu kayıtlarda 1.dünya savaşında ki kaybolan 'Duchess of york'diye bilinir.

    Burada daha derindeki kazanın bütünüyle bambaşka bir şey olduğu ima edilmektedir.Özel Türk hava kuvvetlerinden son kanıtlar, 1950 lerin sonunda motor arızası nedeniyle bir kayaya çarparak batan ,kömür ve krom madeni taşıyan bir Türk kargo gemisi olan SAKARYA 'NIN paslı kalıntıları olduğunu gösteriyor.

    Birkaç kabin ve birçok makine güverteden kopmuştu ve vuruş esnasında ayrılmış gibi görünmesine rağmen arka kısmı hiçbir zaman bulunamadı ve 20 metre kavislerle sürüklenerek 300 metre aşağıda başka bir kayaya çarptığı düşünülmekte ve hiçbir scuba dalışçının böyle muhteşem bir manzarayı görgü tanıklığı etme şansı olmayacak.

    noimage
    Lunar peyzajı

    Sakarkya için dalmak cesaretsizlere göre bir şey değildir.çapalı zinciri 12 metre aşağı atarsın ve daha sonra etrafı saçaklı yabani otlarla çevrili ve yüzü ay peyzaj gibi süslü sarp kayalığa doğru uzanan mor ve yeşil kayalıkların arasından geçersin.

    Kraterlerinde koyu turuncu denizyıldızı ve ince beyaz borulardan filizlenen dağ laleleri bulunur ve onları geçtiğinde kokteyl şemsiyesi gibi bükülürler.Burada bütün panaroma nefes alma olayının -20 metre aşağıdayken doğru kelime olup olmadığıdır.Sağ tarafının üzerinde kayalar,bir dağ sırası ve küçük mor balık sürüleriyle oluşmuş taştan yapılmış yaratık heykelciklerinin bir kukla şovu gibidir.Metre uzunluğundaki turkuaz deniz görüntüsüne doğru tuna parıltıları ve gruplar halinde iskarmoz balığı avlayan büyük gümüş tuna balıkları görürsünüz.bu balıklar kuyruklarını yarım daire çevirirler ve panik içinde olan mavi balıkçık sürülerinin içine fırlarlar.

    Ve çok nadiren yeşil bir kaplumbağa vardır veya kötü başlı dokunmaya çalışan yaratıklar vardır.Transparan pembe ince zarından başka birşeyi olmayan cansız deniz anası arkanızda yüzer.En iyi manzara ise uçan bir kırlangıcın sade görüntüsüdür ve 15 cm uzunluğundaki kayabalığı çok yakınına gelseniz dahi hala aynı yerinde durur ve daha sonra göğüs boşluğundaki o mavi renkle çevrilmiş büyük kanatlarını açar bir kelebek misali sıyrılır gider.Dikey bir kayadan aşağı anlaşılması imkansız dipsiz bir karanlığa doğru sürüklenirsiniz ve daha sonra 50 metrelik bir yüzüşten sonra denisin tavanı görünmeye başalar ama tekrar aşağı baktığnızda hiçbirşey gözükmez.

    3o metre dalarsınız ama ne aşağıda ne de yukarıda hiçbirşey görmezsiniz.Odaklanacak bir şey olmadığında hava kabarcıklarınızın nasıl yukarı doğru ardı ardına çıktığını görmek muhteşemdir.Geniş bir su duvarında huzursuz sezişlerinizin hafifçe uzaklaşması çok garip olsa gerek.45 metre de azot narkozu sizin duyarlılığınızla oyun oynayabilir,ve bana görede bu doğrudur.

    Arkadaşımın nefes kabarcığı civadan yapılmış bir deniz anası gibi titreyen büyük bir baloncuğa dönüştü ve bir balonda kendi yansıyan görüntünü gördüğünde ona direk söyleyip elindeki işe konsantire olmak muhtemelen yapılacak en iyi şeydir.

    noimage
#04.02.2011 11:32 0 0 0
  • Ağır çekim

    Ve işte burada, bu devasa demir kargo gemisinin kavis bölümü ,kenarına dolanmış uyuyan balıklarla doludur.50 metre aşağı kayıyorsunuz ve tahtadan yapılmış güverteyi inceliyorsunuz ve ordaki metal bir çerçeveye bağlanmış yumşak tahta tabelayı görebilirsiniz.Geminin içinde binlerce ton kömür,ufalanmış topaklar halinde cevherler ve toprağın dışında kalmış büyük kazıklar vardır.şu söylenmek zorundadır:Duchess of sunlight'ın bulunduğu yer haala güneş ışınları tarafından aydınlatılmakta ve sıcak ve insan çeken bir yönü vardır,Sakarya'nın ise yeşil ve mavi alacakaranlığında hareketsiz soğuk ve oldukça sakin bir görünümü vardır.

    Yukarı çıktıkça,hız botlarının sesini duyabilir ve hareketliliği hissedebilirsiniz.Aşağıda ise,aldığınız nefesin ekosunun ve baloncuklarının sesini duyabiliriniz.60 metrede ölü gibi bir durgunluk var,ve sadce kum kaplı hayalet gemi ve birkaç balık sürüsü etrafta dolaşır.pas ve çürüklerin dışında,sanki dün kaza olmuş gibidir herşey oraya 50 yıl önce düşmesine rağmen.Geminin aşağı doru kayaların üzerine yavaş çekimde batışını ve etrafının soyuluşunu,bölümlerinin parçalanışını ve kaynatma tanklarının suyun battığı yerden 100 metre uzağa fırlayışını hayal edebilirsiniz.Metal direklerden biri geminin yanında büyük bir sigara borusu uzanır ve kabloları haala bağlıdır.Tekne kayalığa vurduğu yerde çirkin büyük bir kesik gibi duruyor.Teknenin dışı sanki bir yarık gibidir;ne çeşit bir etki bir sardalye kutusu kalınlığndaki 5 cm lik bir demiri soyabilir?

    Burası çok derin bir yerdir.Elleriniz beyaz ve sanki saatlerce duştaymışsınız gibi buruşuk gözüküyor.Büyük çapayı geçtiğinizde,kaldırma aletinin haala kavise bağlıdır,hacminizi incelersiniz ve 3 dakikada 20 kalıp yaptığınızı görürsünüz.Ve çok önemli olan yavaş geri dönüş için 140 solun yeterli olup olmadığını merak edersiniz.Rahatsızlık veren bir tortu bulut tabakasının içinde gemide duran 3 dalışçı arkadaşınızı görmek için baktığınızda mod orayı aydınlatır.Onlar kendi aralarında BSAC da hiçbir zaman göremeyeceğiniz şekile özel işaretlerle iletişim kuruyorlar.Onlardan 2 tanesi hayali ıslık çalıyorlar ve biriside neşeli bir selam veriyor.Onlar bizi SAKARYA gemisine yöneltiyorlar.
    noimage
#04.02.2011 11:32 0 0 0
  • Çözülmeyen sır

    Çıkışı çok görkemlidir.Yolun her inçinde su daha sıcak daha açık,hava tüketimi daha azdır ve incelemek için mutlaka şaşırtıcı bir enkaz vardır.Gemi omurgasına kadar kopuk suyolunu takip edersiniz ve geminin paslı tabaklarını ve topaklar halindeki metal işi parçalarını görürsünüz.

    Ve işi biraz daha karıştıracak olursak bütün bu enkazların arasında büyük ihtimalle Duchess of York'tan fırlamış olan üç inçlik bükülmüş buhar tesisatını görürüz.Son bir bakış için dönersiniz ve bu büyük korku gemisinin herşeyini,güvertesinden aşağıya sarkan saçaklı yabani otları,ve tarih öncesi zamandan kalma hayvan iskeletleri gibi yan bölümlerindeki kırıkları gördüğünüzde şaşıracaksınız.Gemilerin kimliklerinin sırrı tamamen çözümlenmeli ve biz gerçeklerden fazla uzakta olamayız.

    1916'da Gallipoli'ye doğru yol almış fırtınadan uzaklaşmak için Kalkan limanına gelmiş içi kömür dolu yük gemisi olan Duchess of York,kendisini 78 yıl içinde patlama sesi ta kıyıdan duyulan gemi olarak tarihe yazdırmıştır.

    Ve aynı zamanda aşırı kömür ve kurşun yüklenmesi sonucu sürüklenerek kayalıklara çarpıp sonra yavaşça batan bir kaya midyesini andıran mezar misali yerde sessizce duran SAKARYA'nın resmini çekebilirsiniz.Hiç bir geminin tekrardan bulunamadığı gerçeği fevkaladedir,ve aşağı inip onları ve daha fazlasını görebilirsiniz.Kalkan'a gelin ve bu gizemli aydınlığı izleyin.Bizim yaptığımız gibi en kısa zamanda oraya gidin ve kendiniz için çok güzel bir yer edineceksiniz
#04.02.2011 11:33 0 0 0