Yaptığı özel haberlerle bilinen Odatv'ye dünkü yapılan "Ergenekon" baskınının tartışmaları devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Taraf gazetesi yazarı Rasim Ozan'la evlenen Nagehan Alçı bugünkü yazısında Odatv'yi tetikçilikle suçladı.
İşte Alçı'nın o yazısı...
Karanlık oda
Uzun zamandır insanları hedef gösteren, Ergenekon ve Balyoz davalarını sulandırmak için manipülasyon yapan, kamuoyunu tahrik etmeye çalışan, adeta tetikçilik yapan bir internet sitesi göğsünü gere gere yayın yapıyor, üstelik hatırı sayılır bir kısım medya tarafından da övgü üzerine övgü alıyordu. Dün bir de baktım, bu sitenin hazırlandığı işyerinde polis Ergenekon soruşturması kapsamında arama yapıyor, sitenin sahibi ve yöneticilerini gözaltına alıyor.
Adam gibi muhalefet yapsın
Bu gelişme üzerine hayretler içinde izlediğim bir süreç başladı. Yok efendim, muhalefet susturuluyormuş, bu gidişle hükümete ters kimseyi bırakmayacaklarmış, zaten sırada Soner Yalçın'ın olacağını Mustafa Balbay biliyormuş vs vs... Yahu tetikçiliğin, hedef göstermenin, manipülasyonun ismi ne zamandan beri muhalefet oldu? Şayet Soner Yalçın ve sitesi adam gibi muhalefet yapıyorsa o zaman o sitede neden aslında pek yakından tanıdığımız isimler hep takma adlarla yazıyorlar? Yoksa yalan haber ve iftiralar üzerine kurulu haberler ve yorumların arkasında kimse adı ve sanıyla durmayı göze alamıyor mu?
Yerim dar
Bazı medya ve koskoca CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'in, üstelik Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun da desteğiyle, korumak adına 'muhalefet susturuluyor' diye haykırdığı şu Oda TV'nin neler yazdığına bir bakalım isterseniz... Bugün o sitenin soruşturulmasını özgürlüklere ket vurmak olarak görenlerin muhalefetten ne anladıklarını bir görelim... Yerim dar olduğu için maalesef birkaç örnek verebiliyorum. Yoksa arkadaşlarda daha aşağıdaki gibi çok vukuat var...
Dezenformasyon ve çamur at..
1) Kasım 2010: 'Türkiye'nin gündemini sarsacağız' iddiasıyla ortaya bir haber atıyor Oda TV. MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın kardeşinin Fethullah Gülen'in danışmanı olduğunu iddia ediyor. 'Teyit etmekte çok zorlandığımız bilgilere göre' diye ilginç bir notla! Sonra ne oluyor, tahmin edin? Haber kısa süre içinde yalanlanıyor. Geriye hedef gösterme, dezenformasyon ve çamur at izi kalsın mantığıyla etiketlenen önemli bir müsteşar bırakarak...
2) Yine 2010. Taş atayım da ortalık bulansın haberlerine bir örnek daha: 'İşte Abdullah Gül'ün Anayasa Mahkemesi'ne atadığı yobaz üye' başlığıyla verilen haberde Gül'ün, sakallı bir yobazı, üstelik hukukçu bile olmayan bir kişiyi Anayasa Mahkemesi'ne üye olarak atadığı ileri sürülüyor. Atanan isim Alparslan Altan... Ancak Altan'ın fotoğrafı olarak sakallı Alpaslan Kuytul'un fotoğrafı kullanılmış. Bilinmez bir sebeple karışmış herhalde fotoğraflar! Çarpıtmayı görüyor musunuz?
Kürt düşmanlığı
Oda TV'nin haber mantığı ile ilgili yalnızca iki küçük örnek bunlar. Bir de Soner Yalçın'ın diğer işleri var... Konsept danışmanı ve yapımcılığını yaptığı Sağır Oda ve Kurtlar Vadisi'nde nasıl bir Yahudi düşmanlığı nasıl bir Kürt düşmanlığı, nasıl bir Hıristiyan düşmanlığı yapıldığı ne korkunç hurafelerin kafalara yerleştirilmeye çalışıldığı ortada. Bu dizilerin her bölümünde işlenmiş nefret suçları var. Kitaplarına hiç girmiyorum bile...
Reha Muhtar da yazmıştı
Bakın benim yukarıdaki örneklerle anlatmak istediklerimi 'Atatürkçü' kimliğiyle bilinen ünlü gazeteci ve televizyoncu Reha Muhtar ağustos ayında Vatan'daki köşesinde nasıl anlatmış: 'Türk basınında insanları ve söylediklerini itibarsızlaştırmak için yalanı, riyakarlığı, pespayeliği ve haysiyetsizce saldırıyı haber adı altında yapan Soner Yalçın diye bir kişi var. Sitesinde beğenmediği, çıkarlarına uymadığı, çatıştığı ve sindirmek istediği insanları yalan haberlerle çamur atarak susturuyor ve sesini çıkartamaz hale getiriyor.'
Büyük bir gaflet içerisindesiniz
Bu tabloya bakarak hala Oda TV ve Yalçın'ın soruşturulmasını 'muhalefeti susturmak' olarak değerlendirenlere ve Yalçın'ın suç olan eylemlerini övüp ona adeta biat eden arkadaşlarına sesleniyorum: Siz ya derin bir uyku ya da büyük bir gaflet içerisindesiniz! Unutmayın ki suç olan bir fiili övmek de aynı şekilde suçtur.
Kimlerin tetikçilik yaptığı ortada.Taraf gazetesini tuvalet kağıtı olarak dahi kullanmanızı önermem.Bu devlete bu millete bu dine iğnenin uıcu kadar iyi rüya görürse taraf gazetesi Allah beni kahrfetsin,itin kopuğun köşe kaptığı gazeteden ne beklenir.Tarihinize örf ve ananelerinize bu kadar yabancılaşmayın.Bırakın ASKERE BOK ATANLAR KENDİ BİSLİKLERİNDE BOĞULSUNLAR.
bu haberi yapanda ancak taraf gazetesiyle bir bağlantısı olan birisi olabilir..
yalan-dolan-iftira ve PROVAKETÖR lük hususunda süper bir kariyer yapmış bir yayın organı vede kadrosu
Biliyorsunuz geçen cuma günü Balyoz davasından aralarında iki eski kuvvet komutanı olmak üzere toplam163 asker hakkında tutuklama kararı verildi. Ne kadarı muvazzaf, ne kadarı emekli, ne kadarı amiral ve general, hangi seviyede komutanlar oldukları basınımızda geniş şekilde tartışıldığı için bu konuya girmiyorum. Fakat dikkatinizi çekmek isterim görevdeki amiral ve generallerin yüzde onu tutuklanmış durumda.
Nedir bu dava? Türk Silahlı Kuvvetlerinin tasfiye operasyonudur. Sizi temin ederim, bu davada adı geçen tüm muvazzafları kısa süre içinde mahkum edelim ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılış işlemlerini yapalım. Yeterli olur mu? Hayır. Hatta şu anda mevcut 310 civarında olan amiral ve generallerin hepsini emekli edelim ve alttan gelecek genç subaylarla dolduralım. Bu da yeterli olur mu? Asla. İstenen onunda ötesindedir.
Ne diyor sözde akademik unvanlı beyefendi? TSK'yı Yeniçeri Ocağı gibi tasfiye etmeli yerine Nizam-ı Cedit gibi yeni bir yapılanmaya gidilmeli. Demek ki esas yapıyı değiştiremez ve dönüştüremez isen, ne kadar komutanı karalayarak, iftira atarak, uydurma kanıtlarla yargılayarak sistem dışına atarsan at, arkadan yine aynı nitelikte komutanlar gelmekte. Hele bu baş belası Harp Okulları yok mu, onları da ele geçirmek farz.
Herkes biliyor ki, bu davalar hukuki değil siyasidir. Onlar bile inanmıyor bu davaların hukuki olduğuna. Bu nedenle karşı fikirleri, mantıklı savunmaları duymak bile istemiyor, sinirleniyor ve zıvanadan çıkıyorlar. Yalancının en kötü tarafı nedir biliyor musunuz? Söylediklerini başkalarına inandıramaması değil, başkalarının söylediklerine bir türlü inanamamasıdır. Bu nedenle yurtsever ve kahraman askerlerimizin söylediklerine bir türlü inanamıyorlar.
Biliyoruz ki, balyoz davası da, Dreyfus ve Rosenbergler gibi siyasi motifli diğer davalarla daha şimdiden dünya hukuk tarihinde hak ettikleri yeri alacaktır. Ne mutlu bu davanın taraflarına, bunun gururu hem onlara hem de çocuklarına yeter de artar bile!
Nedir bu balyoz davasının kanıtları? Malum ve emperyalizme taraf bir gazete tarafından tetiklenen bu dava, imzasız ihbar mektupları, e-postalar, sanal planlar, sahte CD'ler, iftira ve karalamalar içeriyor. Darbe planı olduğu söylenen Balyoz'un basılı ve imzalı bir nüshası bile yok. Ne var? Dijital yani sayısal veriler. Savunma tarafı ne diyor? Bunlar seminerden sonra kes yapıştır olarak üretilmiş. Gerçektende incelediğinizde, bu planları üretenlerin gerek askeri, gerekse tarih birikimleri ve entelektüel kapasitelerinin çok düşük olduğu görülüyor.
Merak ediyorum '' Altın nesil bu mu? '' Var mı bilim adamınız? Var mı sanatçınız? Ama kardeşlerine tuzak kuran, emperyalizme uşaklık eden ve yurtsever kahramanları arkadan bıçaklayan çakma bir nesil yetiştirdiniz. Kutlarım!
Bilmem biliyor musunuz? Balyoz'un denizcilerle ilgili olan planın adı da Suga. Bu uydurma planda bilirkişi raporları ile tespit edilmiş, zamanlama, askeri yazım kuralları, yönergelere uyum ve teknik açılardan somut yanlışlıklar ve tutarsızlıklar içeren 85 adet usul ve format, 26 adet zaman ve mekan olmak üzere 111 hata bulunmuş.
Zaman konusundaki hataların birisine örnek; Sözde planın tarihi 2003 olmasına rağmen bu tarihten 2,3 ve 6 yıl sonra olacaklar bile buraya yazmışlar. İlahi bir güçleri olsa gerek.
Mutlaka medyada da izlemişinizdir. İmzasız ihbar mektupları üzerine arazide yapılan patlayıcı madde ve cephane aramasını. Dozerlerle, iş makineleri ile koruyucu kıyafet giymeden yapıyorlar. Malumunuz patlayıcı madde koruyucu kıyafet giyilerek bir arkeolog titizliğinde yapılır. Yoksa siz yerini ve patlamayacağını biliyor musunuz?
Örnekleri arttırmak mümkün fakat daha fazla uzatmadan şu sonuca varabiliriz. Bu davalar başından itibaren bir hukuk vahşetidir. Soruşturmanın gizliliği ilkesi ve masuniyet karinesi ayaklar altına alınmıştır.
Ne demeli 163 Atatürkçü, yurtsever, amiral, general ve subayın tutuklanmasına? Ne farkı var İngiliz işgali altındaki İstanbul'da tutuklanan vatansever subaylardan.
Başbakanımız ve hükümetimiz ne yapıyor? Bir hiç. Parmağını kıpırdatmıyor. Ne farkı var o zaman sizin Damat Ferit ve Fransız Vichy Hükümetinden. Onlar hiç olmaz ise işgal altındaydılar, ya siz? Eğer emperyalizm tarafından gizli işgal altındaysanız, bilin ki bizde sizin yanınızda oluruz. Yeter ki açıkça ifade edin.
Türk Silahlı Kuvvetlerin moral ve motivasyonu çok kötü durumda. Sonu gelmeyen sahte davalar ile oyalanmakta, yıpratılmakta ve demoralize edilmektedir. Kim sorumlu? Anayasamızın 117.maddesi '' Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı bakanlar kurulu sorumludur '' diyor. Bu kadar komutan tutuklu iken ve sizin döneminizde başarı ile gerçekleştirilen bu saldırılar altında TSK'nın ne kadar hazır olduğunu düşünüyorsunuz? Siz sevgili yurttaşlarım elinizi vicdanınıza koyun. Nasıl TSK'nın durumu? Abartıyor muyum?
Türk Silahlı Kuvvetlerini ve Türkiye Cumhuriyetinin diğer kurumlarını ele geçirmek ve dönüştürmek amaçlı saldırılar ve karalamaların nasıl yapıldığını biliyorsunuz. Sayın Hanefi Avcı bizlere anlattı. Sonra başına ne geldi? 40 yıllık sağcı sol örgüt kurmaktan tutuklandı.
Tğm. Mehmet Ali Çelebi'ni cep telefonuna poliste sehven teröristlerin telefonlarını yüklediler. İstanbul Baro Başkanı zevken diyor ben ise kasten diyorum. Donanmada bulunanlar ne? Var mı ıslak imzalı bir belge? Yine dijital yani sayısal suç unsurları. Ben size açıkça ifade edeyim bunun adı Dijital Terördür.
Balyoz ve diğer sözde planlar, istenmeyen komutan ve subayları tasfiye etmek ve Türk Silahlı Kuvvetlerini topyekun olarak dönüştürme operasyonunun bir parçası olarak malum yerlerde hazırlanmış ve servis edilmiştir. Ayrıca yargılama sırasında görülen eksiklikler ve tutarsızlıklar ise yeni sanal belgeler olarak uzantılar vasıtası ile ilgili yerlere konmakta ve operasyonlar yapılmaktadır.
Bu arada dikkatinizi çekiyor mu bu denizcilerin fazlalığı. Her taşın altından bunlar çıkıyor. Bakınız sadece Türkiye'de değil tüm dünyada sosyolojik ve psikolojik olarak silahlı kuvvetlerin en demokrat, liberal, akılcı, bilim egemen kafalı, sorgulayıcı, hesap verici ve ilerici kesimini oluştururlar.
Sahip olduğu harp silah ve araçları, eğitimi, teşkilatı, kadrosu ile dış tehdide ve çevre denizlerde ülkemizin hak ve çıkarlarını korumaya yönelik yapıları nedeniyle Deniz kuvvetleri bir darbede ihtiyaç duyulmayan bir kuvvettir. Ama şunu söylemek mümkün, nitelikleri nedeniyle dönüştürülmesi en zor kuvvettir.
Bütün muhalifleri topluyorlar. En son satılık olmayan kalemlerden Sayın Soner Yalçın ve arkadaşlarının başına gelenleri biliyorsunuz. Bunun adı sanırım ileri demokrasi doğru bir deyişle ileri faşizmdir.
Faşizmle mücadele omuz omuza verilir. Aksi taktirde bu faşizm herkesi tek tek teslim alır. Sıranın size gelmesini beklemeyin. Hani söz vermişlerdi dokunulmazlığın kaldırılması için, anımsadınız mı? Emin olun zamanı gelince bu sözlerini yerine getirecekler ve siyasetçiler de dahil olmak üzere tüm muhalifleri susturacaklardır.
Bu videodaki söylenenler zaten ergenekon davası başlama aşamasında da gündeme geldi. İspat etsinlerde aklansınlar o zaman. Her söyleyen doğru söylüyor diye bir kaide yok.. Ortada bir iddia var.Eğer gerçeklten dedikleri gibiyse ispat etsinlerde davada bitsin aklansınlar ne bekliyorlar sizce?
İçeri alınanların suçu sabitmiki kendilerini aklama ihtiyacı hissetsinler.Mehmet Ali Çelebi davasında yapılan usulsüzlükler ispat edilmesine rağmen gereği yerine getirilmedi.Benim anlayamadığım askerle ilgili bir iddia ortaya atıldığı zaman neden belirli bir grup kömü bulmuş gibi salya sümük saldırıyor.Tamam suçlu olan varsa sonuna kadar çezasını çeksin.Ama henüz hiç birşey kesin değilken ömrünü Türk milletine hizmete atamış koca koca generaller neden çete üyesi gibi lanse ediliyor.Veya başka bir deyişle ömrünü PKK ile mücadelede geçirmiş generaller ve alt rutbeli subaylar neden özellikle günah keçisi seçiliyor.Neden delil olarak kabul edilen ihbar mektupları genelde hep yurt dışından ve isimsiz gönderiliyor.Aslında herşey ortada fakat ya birileri anlatmakta zorlanıyor,yada birileri anlamamakta inat ediyor.Arkadaşlar ne oluyorsa bize oluyor haberiniz olsun,bize derken kendisini bu ülkenin vatandaşı görenlerden bahsediyorum.Türkiyede ne kadar ateist varsa terör yandaşı varsa kendisinin ermeni olmasına rağmen kürt kimliği ile ortaya çıkmış ne kadar liboş entel dantel varsa askere ve Türk milletine yükleniyor,işin acı tarafı Türk milletinin bir mensubu olduğu için gurur duyduğunu iddaa eden kardeşlerimizde onlara çanak tutuyor.Yazık oluyor bin yıllık kardeşliğimize.
ordu bizim ordumuz vatan bizim vatanımız ordunun içinde bazi çürük elmalar varsa onlar temizleniyorsada bundan kimse rahatsiz olmasin tsk dahada güçlenecektir !!!!
Makro sana katılıyorum,sadece askeriyenin içerisinde değil mülkiyenin içerisindede mevcut çürük elmalar ayıklanmalı.Suç işleyen cezasını çekmeli kimsenin yaptığı yanına kar kalmamalı.Ama bu benim fikrime ve dünya görüşüme ters deyipte elimizde bulunan gücü kullanarak onu boğmamalıyız.Unutmayalım Türkiyede iktidarlar değişir,her iktidar kendi dünya görüşünde olmayanları topyekün suçluymuşlar gibi kamu oyuna lanse ederse toplumumuzda çatışmalar tükenmez.
Bugün ne hikmetse ABD de ODA tv baskını için endişe içerisinde olduğunu söyledi. Şimdi anlıyorum içimizdeki sözde amerika düşmanlarını.. Meğerse ABD ile aynı fikirde olabiliyorlarmış
ABD, bu ülkede her defasında ferdi-düşünce ve basın özgürlüğünden bahseden, ama nedense bunları sadece kendi işine geldiği gibi kullanan vede gören AKP yi eleştirmiş ayıpmı etmiş yani..
bu ülkede artık AKP yi eleştiren,ergenekoncu diye hapsi boyluyor,bir gazeteci nasıl darbe yapar???
bu ülkede hükümet eleştirmek artık TABU haline gelmişse NERDE BU DEMOKRASİ???
TÜRKOĞLU
Zaten bu ülkede bir siz vatanseversiniz...
Sevgili Türkoğlu,sanırım tartışma kültürü henüz sende gelişmemiş.Vatanını seven herkes vatanseverdir.Bu vatanı sevmek hiçbir siyasi partinin tekelindede değildir.Ama memleketi bir çift kadın memesine satarım diyen gazeteci bozuntularının yorumlarını bu sayfalara taşıyarak vatan severlik olmaz.Ülkemin altı milim milim oyulurken bu oyulmaların müsebbipleri ile aynı fikirde olmam mümkün değil.Şahsınıza karşı veya sitedeki başka arkadaşların şahsına karşı kesinlikle yorum yazamam yazmamda mümkün değildir.Ben genelleme yaparım her zaman.Sağcısı solcusu alevisi sünnisi benim için fark etmez,önce insan derim herzaman.Laz,cerkez,kürt,boşnak,abaza ,gürcü diyede ayırım yapmam,ben bunların tamamını Türk üst kimliği ile tanırım.Bu vatanı sevmek için hiçbir siyasi görüşe hiçbir etnik kimliğe ihtiyaç yoktur.Emekli general Engin ALAN ,MHP ye üye olmuştur,fakat ne gariptirki Engin ALAN paşa APOyu kenyadan getirdiği günün yıl dönümünde göz altına alınıyor,neden,çünkü yakında seçim var ve kürt halkının oylarına ihtiyacı var hükümetin.Ne diyecek başbakan,ey kürt halkı bakın sizin liderinizi göz altına alanlar,dağdaki değerli vatanseverlere, Kürt halkının gerillalarına kan kusturan asker bozuntularını9 içeri tıkıyorum.Siz yeterki isteyin,vereceğiniz her oy taviz olarak size dönecektir.
Maalesef değerli kardeşim,olay bu ama sizlerde fark edeceksiniz gerçekleri ama eğer farketmek isterseniz.
Helal olsun ABD ye ki herşeyi kensisinin talimatı ile yapılmasına rağmen sizlere bu sözleri söyletebiliyor.
Hiç kişiselleştirme olur mu ya.. Siz yaparmısınız böyle bir şey aşk olsun .......
Tartışmayı çamur atma,kişisel haklara saldırarak yapanlardan öğrenecek değiliz. Bu ülke çakma vatanseverler yüzünden bu halde.. APO nun yakalanma mevzuuna gelince.. Apoyu Türkiyenin kucağına atan ABD o zamanlar kimin iktidara gelmesi için çalşıyordu acaba?