Bizi biz yapan cinsel organlarımız mıdır, hormonlarımız mı, hislerimiz, düşlerimiz mi, yoksa toplum mudur? Biz biyolojik olarak mı böyle yaratıldık yoksa doğar doğmaz pembe ve maviden oluşan battaniyelerle simgelenen kalıplara mı sığdırılmaya çalışıldık? Neden düşünmüyoruz, neden araştırmıyor, neden felsefeden kaçıyoruz?
Çok uzak değil, kadınların toplumda birey sayılması bile 70-80 yıl öncesine dayanıyor. Ve 30 yıl önce insanlar bilime, psikolojiye kadınları da katmak istedi, kadınları araştırmak, öğrenmek istedi. 15 yıl önce ise araştırmacılar cevaplar buldu bazı sorularına. Ne hormonları suçlayabildiler farklılıklar için, ne de doğuştan içinde bulunduğumuz bedenleri, organları, beyni...Tek önemli faktör; toplum! Biz yarattık bütün bu iş bölümlerini,görevleri,kuralları...Ve her şeyi adil bir şekilde yoluna koymak ta bizim elimizde...
Eğer çözümün bir parçası değilsen,o zaman sorunun bir parçasısın demektir!
Kadınlar ne ister?
Bu soruyu sorup durmuş yıllardır filozoflarımız ve bilim adamlarımız. Ne yazıktır ki bir cevap bulamadan gözü açık gidivermiş her biri öbür diyara. Kadınlar ne mi ister? Kadınlar değerli olduklarını hissetmek isterler ve bunu söylemekten de çekinirler. Çünkü aklından geçeni söylemeye utanır hale getirildiler. En dobra nitelikte kadın bile aklından geçenin ancak % 60 ını söylüyordur. Çünkü kadın susturulmuştur, yüreği incitmekten, incinmekten korkar. İlgiyi kaybetmekten korkar ve zamanla gereksiz konuşmaya başlamıştır kadın. Kadının söyledikleri istediğinden çok istediğine giden yolları anlatır.
En başından bakalım olaya isterseniz.Tarihe' Erkeklerin bedensel korunum nitelikleriyle yerleşik hayata geçildikten sonra kendilerini kral,imparator,Tanrı'ya yakın ilanlarıyla kadın ikinci plana itildi. Ne kadar değer verilip yüceltildiği dönemler olsa bile bir kere alıkoyulmuştu büyüklük mevkilerinden. Zamanla erkeklerin kendileriyle böbürlenmeleri daha çok dışa vurdu. Erkek te biliyordu tek yaşanmayacağını, çünkü hayat iki kişilikti, öyle yaratılmıştı. Kadına olan muhtaçlığını örtmek istercesine böbürlenmesi arttı. Kadın kadar hassas ve ince düşünemiyordu. Kadınların gözü yüksek mevkilerde değildi, savaşmadı o yüzden. Kadın da insanoğlu elbette ki.Yetinmedi ilgiye ve sevgiye olan açlığını daima vurguladı ve hisstti.
Belki ezildi, yeri geldi bedensel farklılıklarından dolayı dayak ta yedi kadın ama yüreği kapanmadı, bir güzel söze boyun eğiverdi. Derinlerde sevgi yoksunluğunu çok hisseden kadın ise para istedi, zenginlik, gösteriş istedi.Yüreğinin kanıtlamaya çalıştığını ise erkekler hiç anlayamadı. Kadın insanlığa kanıt göstermek istiyordu. "Değerliyim,değerim biliniyor,bunlara layık görüldüm" dercesine göstermek,herkese ilan etmek istiyordu.
Yeri geldi sözü söz sayılmadı, yeri geldi sadece bedeni kullanıldı; yüreği incindi, sevgisiz kaldı kadın. Kadınlar ne ister diye sorup duruyorlar, belki kadınlar bile sordu yeri gelip kendilerine. Çünkü düşünmesinin bile yasaklandığı dönemleri gördü kadın. İlgi istedi,değerli olduğunu hissetmek istedi, saygı istedi. Kadının gözü hiçbir zamanerkekten ileri olmak değildi.
Tek isteği birey sayılmaktı!