Hayalleme

Son güncelleme:
  • HAYALLEME


    akşam,
    kül rengi kollarını açarak
    gecenin canevine yol alıyordu.
    sahiller,
    ıssızlığın sokaklarında kaybolurken;
    deniz,
    kadife tenli bir ayışığı ile
    yıkanıyordu.
    gözlerin,
    dudakların,
    avuçlarımı yakarcasına sıcak
    yanakların,
    başın.
    bütün bu güzelliklerin
    tanrısal titizlenmelerle
    yüzüne işlendiği başın,
    omuzumun üzerinde,
    bir kedi sıcaklığında;
    suskunduk.
    bakışlarımız,
    yakamozda yıkanan
    ayışığı altında erirken
    savmıştık bütün kötülükleri
    tarihin izbe kovuklarına,
    sevdalıydık ölesiye,
    hürdük,
    ve ateş çemberinde bile acıların
    mutluyduk.
    birden fesleğen kokulu yağmurlar indi
    gecenin çatısına,
    ortalık anne koktu
    toprak çatlarken kurumuşluğunda,
    ve ağaçların
    yangın yeriyken kökleri
    susuzluğunda,
    kuraklık çeşitlenip çeşitlenip
    dünyanın yakasına yapışıyordu.
    ve tabiat,
    bütün sevecenliğiyle bana,
    seni armağan ediyordu.
    bütün tanrılar
    kıskançlıkla bakıyordu bana,
    ve gökkuşağı renginde çiçekler,
    ayağının bastığı yerlerde açıyordu.
    alıp götürmüştü,
    kokun gibi güzel yağmur
    denizin tüm hırçınlığını.
    ve suskunluğunda dans ediyordu
    bütün ışıklar.
    rüzgar tenimize değiyordu,
    gözlerinin bebeklerinde gönençli
    pırıltılar dans ediyordu.
    ..ve çok uzaklarda
    tanrılar ağlıyordu.
    ayışığı emzirmiş yağmur damlaları
    yavaşça saçlarını okşayarak,
    bin bir renk yansıması altında
    yanaklarına süzülüyordu.
    içimde bir çocuk,
    senin olduğun yere
    düşe kalka koşuyordu,
    ve ölürcesine seviyordu.
    ve pembesini kırmızıya yayan
    yanakların
    büyüleyici güzelliğinle
    ışıl ışıl yanıyordu.
    çocuk;
    içimdeki,
    ölürcesine seviyordu.
    bağrıma ok ok saplanan
    kirpiklerinin ucunda
    buluşan su damlacıkları,
    çiçeği dalına zorlayan
    badem ağaçları gibi
    gözlerini süslüyordu.
    gözlerin denizleri,
    gözlerin sensizliğimle boş,
    sensizliğimle anlamsız bedenimi,
    ve çocuğun büyüttüğü hayalleri...
    sıcaklığın,
    kulaç kulaç gövdeme yayılırken,
    büyülenmiş gibi
    huşu içinde seyrediyordum seni.
    aynı;
    yağmur ve ayışığı gibi,
    çocukla anne gibi,
    su gibi,
    dostane ve davetkardı bakışların.
    ama,
    eğilip de öpmeye kıyamıyordum
    dudaklarını, gözlerini,
    ve o harika güzelliğini...
    büyü bozulacak diye korkuyordum!


    GÜRKAL GENÇAY
    30.HAZİRAN.2000.CUMA-İSTANBUL
0 0 0
  • yüreğine sağlık dostum çok güzel
0 0 0
  • Paylaşımınız için teşekkür ederim.
    Sağlıcakla kalınız.

0 0 0
  • ben teşekkürederim arkadaşlar..
0 0 0