Yusuf'ta şiirleşen güzellik muhabbet düşürdü bir faninin kalbine. Bu muhabbet gömleğini yırttırdı Yusuf'un.
Bir Yakub'un muhabbeti parçalattı gömleğini bir Züleyha'nın.
Gömlek yırtıldıkça Yusuf güzelleşti. Çünkü güzelliği hayasından kopan nurdu.
Yusuf haya perdelerini örmek için girdi zindana.
Zindan ona merdiven oldu ve yükseltti hem maşukuna hem makamına.
Ve nefsinin külleri arasından Züleyha haya kapısını çaldı.
Kırışık yüzüyle gittiği kapıdan hayanın nuruyla güzelleşmiş olarak çıkıverdi.
Yırtılan gömlek Yusuf'tan Züleyha'ya geçti.
Edep mertebelerini koşarak çıkanlar nasılda güzelleşiverdiler öyle.
Ne oldu şimdi Yusuf'un emaneti, Züleyha'nın gençlik iksiri hayaya.
Yırtılan gömlekler ne için yırtılıyor artık? Yoksa bizde Züleyha gibi kapattığında ilahının gözlerini kimseler görmez mi sanırız?
Kaç Yusuf kaldı aramızda zindana talip hayası için.
Kaç Züleyha kaldı aramızda tövbelerin en güzeli ile kırklanan. Ve Yusuf'a eş olmaya namzet.
Bu zamanlarda Yusuf kuyuya düştü artık. Bir kervan bekleniyor onu kuyudan çıkaracak.
Yusuf kuyuya düşeli değişti haya kokumuz. Gömlekler bırak yırtılmayı üzerimizde eğreti durur oldu.
Züleyha tekrar yaşlandı ve güzelliğini kaybetti artık. Bir Yusuf bekleniyor Züleyha'ya tövbe ettirecek.
Yusuf kuyuya düşeli Züleyhalar unuttu haya dokularını. Anlamları değişti hayanın, tövbenin ve Yusuf'a olan muhabbetin.
Her şey bir flört cenderesinde öğütülüp gitti. Aşk masalları fazla sulandırdı kafamızı.
Yusuf ve Züleyha gerimizde kaldı, yönümüz ters istikamete uzandı.
Her şey kuyudaki Yusuf'un tekrar çıkması ile başlayacak.
Yusuf sultan olacak gönül sarayımızda.
Züleyha aşık olacak ve tövbe kapılarını zorlayacak parçalarcasına.
Haya güneşi aydınlattığında yüzleri; işte o zaman ayın on dördü gibi parlayacaklar.