laleler şehri istnbul - lale festivali - yılda bir kez değil her gün lale - evde nasıl lale yetiştirilir
İstanbul'da lale devri başladı
İstanbul'da yine bir lale festivali başladı! Parklar, bahçeler, cadde kenarları, balkonlarda rengarenk laleler açtı. Peki lalelerin açmasına en çok sevinenler kimler sizce? Adı Lale olan kadınlar olabilir mi? Herkes seviniyor ama onların daha çok sevindiği muhakkak! Oyuncu Lale Mansur'un dediği gibi ne de olsa bu nazenin çiçekler onların reklamını yapıyor.
Güneş yüzünü gösterdi. Erik ve badem ağaçları çiçeğe durdu. Sümbüllerin kokusu yayıldı havaya. Yer yer kırkikindi yağmurları düşüyor toprağa... Çocuklar da çıkmış sokağa; kimi saklambaç oynuyor kimi seksek... Yaşasın, nazlana nazlana olsa da bahar geldi sonunda. Peki bu ne demek oluyor? Demek oluyor ki; bu ve bundan sonraki haftalarda İstanbul'da lale zamanı... Sarı, turuncu, mor, narçiçeği, hareli kırmızı, yavruağzı ve daha birbirinden çok renkte ve türde laleler açtı sokaklarda. Evde durmamalı; çıkıp dolaşmalı, lalelerle gelen baharın ve İstanbul manzarasının tadını çıkarmalı.
Hatta şu sıralar şehir dışı gezisi düşünenler rotayı İstanbul'a kırsın. Ama durun! Yola çıkmadan haberimizi okuyun. Çünkü laleleri temaşa edebileceğiniz güzergahlardan, lalelerin yetiştiği tarlalara kadar pek çok şey yazdık. Emirgan Korusu'nda şehri süzen laleleri, Silivri Seymen Köyü'nde lale yetiştirmek için makine yaptıran Necmettin amcayı anlattık mesela. Bu güzelliği balkonuna taşımak isteyenler olur diye de evde lale yetiştirmenin püf noktalarını öğrendik. En güzeli ise adı Lale olanlara, "Söyleyin Allah aşkına, lale sevilecek bir çiçek mi?" diye sorduk. Kısacası altıncısı yapılan İstanbul Lale Festivali'ne binaen, kiminin ekmek kapısı kiminin de göz sefası olan, bu nadide nisan çiçeğinin bu kez hayatımızdaki yerini ele aldık...
Yılda bir kez değil her gün "Lale"
Lale deyince aklımıza hep çiçekler geliyor. Fakat bir de adı 'Lale' olanlar var. Onlara, "Laleleri seviyor musunuz?" diye sorduk. Lale yetiştirip yetiştirmediklerini öğrenmeye çalıştık.
Oyuncu Lale Mansur onlardan biri. Lalelerin en yoğun olduğu parkta, Emirgan Korusu'nda buluştuk. Konu laleleri sevip sevmediğine gelince, "Baştan söyleyeyim; ben kokulu çiçekleri severim. Sümbülü, hanımelini mesela." dedi ve ekledi: "Lale benim reklamımı yapıyor o kadar." Neden adının Lale olduğunu ise çok kısa özetledi: "Yıldız olacakmış, Lale olmuş." Bu güzel sohbetten akılda kalan bir başka şey ise Lale Mansur'un, çiçeklerle arasının iyi olmasına rağmen lale yetiştirmek için fırsat bulamaması. Ama kararlı, önümüzdeki yıllarda evinin bahçesine laleler ekecek, hem de küçüklerinden... Lale Mansur'un, pek çok insanın fuzuli masraf olarak gördüğü İstanbul'da lale ekimi konusundaki düşünceleri şöyle: Paralar başka şeylere gideceğine, gözümüzü şenlendirecek çiçeklere dönüşsün!
Lale Manço ise Mansur'un aksine laleleri çok sevdiğini söylüyor. Onları zarif ve dekoratif buluyor. Hatta laleden bir dövme bile yaptırmayı düşünüyor. Lalelerle ilgili hatırında canlanan en önemli anı Barış Manço'nun "7'den 77'ye" programında, Hollanda'nın meşhur lale bahçesi KKokkenhof'da onu konuşturması...
Hakemlik yapan Lale Orta da adını çok sevenlerden. Çünkü lalenin yaşamında hüzünlü bir hatırası var. Hayatta olmayan anne ve babasını hatırlatıyor ona. Bu yüzden muhakkak evinde lale yetiştiriyor. İsminin neden Lale olduğunu şöyle anlatıyor: "Naif, hüzünlü bir bebekmişim. Annem babam da lalenin beni anlattığını düşünerek vermişler adımı." "Lalelerle ilgili bir hatıranız var mı?" sorusuna 2008'de Emirgan Korusu'nda Lale Festivali için açılan 'Lalelerden bir lale' sergisindeki 12 başarılı kadından biri olarak gösterilmesi olarak anlatıyor.
Her şey 6 yıl önce başladı...
Lale, İstanbul için çok önemli. III. Ahmet devrinde, payitahtın en gözde çiçeği. Kaynaklar 16. yüzyılda sadece İstanbul'da 2 bine yakın lale çeşidinin yetiştirildiğini yazıyor. Yetiştirilmekle de kalınmıyor, mimariden edebiyata, çiniden kumaşa birçok şey lale desenleriyle bezeniyor. Saray ve konaklarda lalezarlar oluşturuluyor; lale için yazılan şiir ve nesirler lalenamelerde toplanıyor. Bu yüzden devrin padişahı III. Ahmed, lalelerin sultanı olarak anılıyor. Fakat bu hal uzun sürmüyor. 1562 tarihinde İstanbul'a gelen Flaman bir tüccara lale soğanı hediye edilmesi, lalenin kaderi için yeni bir dönemi başlatıyor. Takvimler 17. yüzyılı gösterdiğinde, lale artık Avrupalılar tarafından yetiştiriliyor. Osmanlı'da ise durum kötü; çünkü lale soğanları kısırlaştırıldığı (!) için açmıyor. 18. yüzyıldan sonra Osmanlı için bu fasıl kapanıyor. Laleler sadece şiirlerde kullanılan bir imge oluyor.
Bu duruma daha fazla göz yummak istemeyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi 6 yıl önce kolları sıvadı ve İstanbul'u sevgilisine kavuşturdu. Parkları, bahçeleri ve cadde kenarlarını lalelerle donattı. Üstelik her yıl nisan ayını da "Uluslararası İstanbul Lale Festivali" olarak ilan etti. Şimdi bu güzelliği çıkarmanın zamanı. Bir servet harcanarak dikilen 62 türde 11 milyon 500 bin adet lalenin her biri açtı.
Nerelerde görebilirsiniz?
Emirgan Korusu: Lale denilince ilk akla gelen yerlerden biri Emirgan Korusu. İstanbul'da ekilen her laleyi burada görmek mümkün.
Büyük Çamlıca: Çamlıca Tepesi de gezilecek yerlerden. Anadolu yakasında oturanlar için iyi bir alternatif. Özellikle gün doğumu ve batımında laleler müthiş bir görsel ziyafet sunuyor.
Hidiv Korusu: Yeşilin çok canlı olduğu bu bağ da lalenin ev sahiplerinden. Hatta halk arasında lalezar olarak anılıyor. Korudaki Hidiv Kasrı ise lalelere bakarak çay içmek için harika bir mekân.
Soğanlı Bitkiler Parkı: Zeytinburnu sahil yolundaki park, adeta bir lale cenneti. Buraya sadece laleleri görmek için gelebilirsiniz.
Sultanahmet Parkı: Sultanahmet Meydanı ve Topkapı Sarayı da mutlaka uğranması gereken yerler.
***
Kimler yetiştiriyor?
Lalelerin kimler tarafından yetiştirildiğine gelince; soluğu Silivri'nin Seymen köyünde almalı. Çünkü Seymen, İstanbul için lale yetiştiren köylerden biri. 2008 yılında Büyükşehir Belediyesi'nin teklifi ile bu işin öncüsü eski Muhtar Necmettin Eren'in de içlerinde olduğu 13 kişi; buğday, ayçiçeği, patates ektikleri tarlalara lale soğanlarını ekmişler. Şimdi ise kendi deyimleriyle: "Keyifleri gıcırında." Hem iyi para kazanıyor hem de artık ekecekleri lale soğanlarını yetiştirebiliyorlar.
Yaptıkları işin öneminin farkındalar. Hedefleri Hollanda'nın lale pazarını ele geçirmek. "Lale bizim çiçeğimizdi. Yine bizim olmalı. Hollanda lalesi olarak değil de İstanbul lalesi olarak satılmalı." diyorlar. Hatta bunun için Necmettin Eren, Büyükşehir Belediyesi ile birlikte Hollanda'ya gitmiş. Döndüğünde ise ilk işi orada gördüklerini uygulamak olmuş. Necmettin Bey, "Adamlar çok ileride. Biz laleyi koca koca tarlalara elle, onlar bilgisayarlı makinelerle ekiyor. Sulamayı bile yine bu yolla yapıyorlar."diyor ve ekliyor: "Bu yüzden, çözüm yolu aradım. İleri teknolojide olmasa bile orada gördüğüm makineyi, paraya kıyıp mühendise yaptırdım."
Necmettin Bey, sadece ekim makinesi yapmakla kalmamış. Mühendise yaptırdığı makine tutunca toplama işlemi için de bir makine çizdirmiş. Ekim ve biçim işleri şimdi bu makinelerle yapılıyor. Köyü siz de ziyaret edebilirsiniz.
Evde nasıl yetişir?
Lale soğanını sonbahar ya da kış başında toprak donmadan dikmeniz gerekiyor. En ideal dikim zamanı soğuk iklime sahip yerlerde ekim, kasım, aralık; ılıman iklimlerde kasım ve ocak. Lale soğanlarını, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 2-18 Nisan arasında düzenlediği festival boyunca kurmuş olduğu lale satış noktalarından alabilirsiniz. Saksıda 10 cm derinliğinde toprağın altına gömmeniz yeterli.