laz fıkrası - laz esprileriEski zamanda iki Laz bir hana gitmişler. Tam ahırda atlarını bağlayacakken asabi olanı diğerine :
-Bak atlar konusunda ben çok hassasım. Atların karışmasından nefret ederim; onun için bu akşam atlarımıza bir işaret koyalım yarın karışmasın.
-Peki madem öyle istiyorsun ?
-O zaman ben, benim atın kuyruğunu kesiyorum, böylece yarın karışmaz.
Laz dediğini yapmış ve atının kuyruğunu kesmiş. Lazlar dinlenmek için hana giderken o esnada üst katta saman devşirmekte olan fırlama hancı bunları duymuş ve adilik olsun diye hemen aşağıya inerek diğer atın kuyruğunu da kesmiş.
Sabah iki atın da kuyruğunun kesik olduğunu görülünce hır çıkmış, biraz itiş kakış olmuş. Işlerinden geri kalmamak için fazla uzatmamışlar ve birer ata binerek yola koyulmuş Lazlar. Akşam döndüklerinde ise asabi olanı bu kez daha asabi bir vaziyette :
-Bak bu sabah olanları biliyorsun. Bu akşam ben yine atıma işaret koyacağım ve atımın bir kulağını keseceğim. Yarın sabah karışmam, ona göre. Laz dediğini yapmış ve yine o esnada üst katta olan hancı, bunlar gittikten sonra diğer atın da kulağını kesmiş.
Ertesi sabah daha büyük kavga çıkmış ve yumruklar konuşmuş; fakat daha fazla işten uzak kalmamak için birer ata binmişler ve işlerinin yolunu tutmuşlar.
Akşam döndüklerinde bu kez asabi Laz bıçağını göstererek Bak seni uyarıyorum, yarın kan dökülür ona göre. Bu aksam ben benim atın yelesini ve öbür kulağını kesiyorum.
Tabi bunlar gittikten sonra üst kattaki hancı yine öbür atın kulağını ve yelesini uçurmuş. Ertesi sabah hakikaten kan dökülmüş ve Lazlar birbirlerine bıçak çekmişler. Bir süre sonra aldıkları birer bıçak darbesi ile yerlere serilen Lazlardan asabi olmayanı isyan etmiş :
-Yeter ulan, üç gündür at için kavga edip duruyoruz ! Siyahına sen bin, beyazına da ben bineyim işte !