YaLnızLık serenatı

Son güncelleme: 09.08.2006 16:56
  • dün akşam yine meyhanedeydim
    ikonunu aradım yüzünün
    baktığını göremeyen bakışlarla.
    bardağımdan sızan içki damlasında,
    oturduğum iskemlenin gıcırtısında,
    gramofonda çalan taş plakların
    bu izbe meyhanenin duvarlarına
    çarparak yiten şarkılarında
    sesini duymak istedim.

    veremlilerin yüzünün rengi gibi
    solgun bakışlı
    kırık duvar lambalarında
    gözlerinin ışığını aradım.

    şarap ve tütün kokan bu salaş meyhanede
    senin kokunu aradım hep.
    saçlarıma
    ve bir tufanın öfkesine dokunan
    sıcaklığını aradım.

    yoktun.
    üzerime devrilen masaların,
    başımdan aşağı dökülen şarabın,
    işkilli sarhoş kahkahalarının
    ve kulaklarımı parçalayan
    cızırtılı nikbin şarkıların üstüne basarak
    firar ettim sokaklara.
    seni bulamadığım herşeyi
    teslim ettim sarhoşluğun biadına

    yakama yapışan inatçı bir öksürük
    güzelliğini bozamıyor havanın
    inatla yaktığım sigaramın
    ve kibritlerin ateşine rağmen
    sokaklar karanlık.
    irili ufaklı parke taşları,
    ahmak ıslatan yağmurları,
    kirli beyaz yüzüyle sokak lambaları
    apartmanların köşe başları
    ve caddelerdeki ıssızlık
    bana hep seni hatırlatıyor.
    rüzgarların uğultusu,
    denizde dalgaların çağıltısı,
    suyun gümüşi yüzünde dans eden yakamozlar,
    Arnavut kaldırımları,
    ve papatyalar
    bana kokunu,
    sesini getiriyorlar.
    sen ise nerelerdesin kimbilir.
    sigaram bitmiş,
    şarabım,
    umudum,
    bütün renkler, bütün mevsimler
    ve param;
    onlarla beraber ben de bitmişim.

    şimdi sarhoş, esrik
    şuursuzca yürüyorum,
    karanlıktan korkuyorum.
    gülüşlerince aydınlık bir yer arıyorum
    karşıma ilk çıkan dükkanın camlarını kırıyorum,
    parketmiş arabaları tekmeliyorum,
    avazım çıktığınca bağırıyorum,
    caddelere işiyorum,
    boşalan şarap şişesini yere vuruyorum,
    titriyorum,
    üşüyorum,
    biliyorum.
    gözlerimi zorlayan yaşlar süzüldükçe
    yanaklarıma asit yağmurları yağıyor
    düşmemeye çalışıyorum geceye
    kahkahalarla gülüyorum
    yıldızlardan yansıyan
    bıçaklanmış gölgeme.

    mağazaların neon ışıklarıyla süslü
    gülüşünce aydınlık
    caddeye çıkıyorum.
    ve bizim şarkımız olmayan bir şarkıyı
    bağıra bağıra söylüyorum
    tabanlarıma aşina yolları aşarak
    yoksul evime dönüyorum.
    kapıyı açan yalnızlığımın dudaklarından öperek
    ve çizgili pijamalarımı giyerek
    ve yastığın birini yere indirerek
    yatağıma giriyorum
    ve seni düşünerek kapatıyorum gözlerimi.
    eskiden de böyle yapardım,
    hep seni düşünerek uyur
    seni düşünerek uyanırdım.
    ama bu gece;
    seni düşünerek uyuyacağım,
    yarın
    seni düşünmeden uyanacağım.
    ve karşıma çıkan ilk eskiciye
    sana ait ne varsa
    yok bahasına satacağım.

    Gürkal Gençay
    13.Kasım.1982-İstanbul
#25.07.2006 16:11 0 0 0
  • Ellerine saglik paylasimin icin tskler
#09.08.2006 16:56 0 0 0